• Yalancının mumu müfettiş raporuna kadar yanarmış!
  • ABD Başkanı Trump’ın istediği papaz Büyükada Splendid Palas’daki CIA toplantısında!
  • Adalar Belediyesine soruyoruz belgelerden “Hangisi gerçek”
  • FETÖ Belediyeler İmamı Erkan KARAARSLAN’ın Adalar Belediyesi’ndeki İşbirlikçileri!
  • Yassıada için skandal iddialar!

logo

25 Temmuz 2017

Alper Fıratlı: Müzik hayatımda hep vardı!..

Alper’in her albümünde sadık bir dinleyici kitlesi var. ”İçimdeki Kış” şarkısının klibinde, eşiyle birlikte kamera karşısına geçti. Evinin salonunda çok özel konserlere imza atıp, hedeflerinin bitmediğini belirtti…

Merhaba Alper öncelikle nasılsın, bize biraz kendinden bahseder misin?

Merhabalar, çok iyiyim, keyifler yerinde teşekkür ederim. Kısaca özetleyeyim; 84 Ankara doğumluyum, üniversite dahil öğrenim hayatım boyunca da burada yaşadım. Bilkent Bilgisayar Mühendisliği’nden mezun olup İstanbul’a yerleştim. Profesyonel Müzik hayatımın yanında aktif olarak mühendisliğe, dövme sanatçılığına, amatör olarak da blog yazarlığına devam ediyorum. 7 yıllık çok güzel bir evliliğim var (tahtaya vuruyor). Hikayenin gerisi diğer sorulara kalsın (Gülüyor).

Müzik yolculuğundaki serüvenin nasıl başladı?
Aslında kendimi bildim bileli hayatımda müzik hep az çok vardı. Daha çok küçükken kardeşim ve kuzenimle kurduğumuz hayali müzik grubumuzla eve gelen misafirlere playback konserler verirdik. İlkokulda koro ve yine misafirlere verilen solo konserler ile devam eden kariyerim (gülüyor) ortaokulda kurduğumuz ilk gerçek müzik grubumuzla yeni bir ivme kazandı. İlk kez mikrofon, stüdyo, yüksek ses gibi harika şeyleri keşfettikten sonra bir daha da bırakamadım. Lise boyunca müzik bayağı havalı olmamı sağladı açıkçası. Üniversite boyunca Ankara’nın çeşitli güzel mekanlarında düzenli programlar ile yarı amatör devam etti müzik hayatım. 2000’li yıllarda Ankara’da olup canlı müzik seven okurlara belki gruplar aşina gelecektir; Echoes, Hair ve Rocks’n adlı gruplarımla rock düzenlemeleri çalıyorduk. Ankara kaliteli amatör rock müzik grupları bakımından maden gibidir. Hala öyle mi emin değilim, çok takip etmiyorum son yıllarda. Üniversite sonrası çalışmak için İstanbul’a yerleştikten sonra hemen kendime bir iki rock grubu bulup kaldığım yerden devam ettim. O sıralar müzik hayatımı tamamen değiştiren Temas grubu ile tanıştım. Hem kendi bestelerini çalan, hem yayınlanmış albümleri olan, hem de harika insanlardan oluşan profesyonel bir müzik grubu ufkumu tamamen açtı. İki albüm, sayısız konser ve geçen 6 yılın sonrasında tamamen kendi duygularımı anlatan kendi parçalarımı yayınlamayı denemeye karar verdim. Böylece içinde “Tutmayın Beni” ve “O Malum Meyve” adlı parçalarımın olduğu ilk maksi single albümümü 2015 yılında çıkararak solo kariyerine başladım. Müzikal anlamda güzel geçen bir yılın ardından bu kez “İçimdeki Kış” adlı parçamı single olarak yayınladım…

”İçimdeki kış ” single çalışmanız nasıl başladı? Kimlerle çalıştınız? Hangi isimler teşekkürü hak etti?
Aslında parçayı besteleyeli birkaç yıl oluyor. Elimde daha yayınlanmamış birçok parçam var. Geçtiğimiz yıl Yalçın Birol’un hazırladığı ve sunduğu B!P Akustik programında İçimdeki Kış’ı da içeren birkaç parçamı akustik olarak çaldık. Sonrasında özellikle bu parçaya çok yoğun ve güzel tepkiler gelince bir sonraki single için bu parça üzerinde çalışmaya karar verdik. Parçanın prodüktörlüğünü Ümit Kuzer’e emanet ettik, ki bununla ne kadar iyi yaptığımızı ilk düzenlemeyi dinleyince anladım. Güzel olan bir parçayı sıradışı bir hale getirdi. O yüzden kesinlikle teşekkürden fazlasını hak ediyor. Mastering koltuğunda da yine çok değerli bir isim Martin Spencer oturuyor.

 

”İçimdeki kış” singleniz dinleyiciden nasıl tepkiler alıyor? Geri dönüşlerden memnun musunuz?
Dediğim gibi parça akustik haliyle bile hali hazırda çok güzel tepkiler alıyordu. Ama sonrasında Ümit Kuzer düzenlemesi ve Deniz Topluoğlu yönetmenliğinde Londra’da çektiğimiz klip de birleşince gerçekten içime çok çok sinen, gururla benim diyebileceğim bir işin geri dönüşleri de aynı orantıda keyif verici oluyor elbette

Bir mesleğin daha var. Aynı zamanda mühendissiniz! Sahne dışında mesleğinize devam ediyor musunuz?
Aslında müzik dışında iki mesleğim var diyebilirim. Evet bir taraftan uluslararası bir telekomunikasyon firmasında bilgisayar mühendisi olarak çalışıyorum. Bu yıl 9. Yılımı doldurdum. Bir taraftan da dövme sanatçılığı yapıyorum. Bu iş benim için daha çok yeni olsa da yıllardır yapıyormuş gibi keyif alarak yapıyorum.

”İçimdeki kış” şarkısının klip hikayesini anlatır mısınız? Basında eşiniz Ekin Fıratlı’nın yer aldığı yazıyordu.
Parça doğasından dolayı biraz kasvetli ve fazla değişken bir havayı barındırıyordu. O yüzden aklımıza klibi, aynı havayı taşıyan ama eşimle en sevdiğimiz şehirlerden olan Londra’da çekmek geldi. Biraz da macera hevesiyle, bundan önceki kliplerimin de yönetmeni ve aynı zamanda çok yakın arkadaşımız olan Deniz Topluoğlu ile birlikte 3 kişilik (ben, eşim Ekin ve Deniz) bir ekiple yola koyulduk. Dört gün süren, kah teknik ekip, kah oyuncu olduğumuz ve çok eğlendiğimiz çekim sürecinin ardından harika bir iş çıkardığımızı söyleyebilirim.

”İçimdeki kış” singlenizin diğer albümlerden farkı nedir?
Benim kendi albümlerimi başka albümlerle kıyaslamam pek doğru olmaz sanırım, bunun takdirini dinleyicilere bırakmak lazım, ama şunu söyleyebilirim; Albümlerimde bestesinden sözüne, klibinden albüm tasarımına kadar, elimden geldiği sürece her şeyi kendim yapmaya, veya yapan kişi ile birlikte oturup olabildiğince kendi duygularımı ve fikirlerimi yansıtmaya özen gösteriyorum. Bu yüzden sonuna kadar samimi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

”Tutmayın Beni” şarkınızın klibinde ”Hacivat-Karagöz” konseptli bir klip çalışmasına imza attınız! Müzik kanallarının dikkatini çekmeyi başarabildiniz mi?
Bu klibe başlarken ki asıl hedefimiz, piyasadaki diğer işlere benzemeyen, farklı ve sıradışı bir iş olması idi. Bunu başardığımızı düşünüyorum.Müzik kanalları için de sıradışı geleceğini tahmin ediyorduk. Buna rağmen birkaç ulusal ve yerel müzik kanalında yayına girdik. Ama asıl dikkati ve beğeniyi, bizim de beklediğimiz gibi, sosyal medya ve internet üzerinden aldık…

Yeni projelerin hazırlığı başladı mı? Mesela 10-12 şarkılık solo albüm gelecek mi?
Kesinlikle, arka planda üretmeye her zaman devam. Bir aksilik olmazsa yıl sonu gibi bir albüm yayınlamayı planlıyoruz.

 

Sezen Aksu’nun ”Sorma” şarkısına yaptığınız düzenleme dinleyicinin beğenisini kazandı! Bu tarz alternatif çalışmaların devamı gelecek mi?
Teşekkürler öncelikle. Grubumla, bilindik ve sevilen, ama öncelikle kendi çok sevdiğimiz, parçaları Alper Fıratlı tarzı yorumlayarak çalmayı çok seviyoruz. Konserlerimizde de bu tip parçalara çok yer veriyoruz.

Evinizde akustik konserler veriyorsunuz. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?
Herhalde mühendis tarafımdan kaynaklanan, teknolojiyi müziğimde de kullanma isteğimden doğan bir fikir. Normal bir konserimizde kapasite, mekanın büyüklüğü ile sınırlı. Ayrıca sürekli İstanbul veya büyük şehirler dışına çıkma imkanı da yok. Bu şekilde verdiğimiz akustik konserlerle hem kapasite, hem uzaklık sınırımız yok. İlk seferinde bir deneme olarak çok amatörce verdiğimiz online konser beklediğimizden çok fazla dikkat çekince yenilerini vermeye, hatta daha iyi imkanlarda vermeye karar verdik. Kendi evimin salonundan bütün dünyaya…

Aydilge, Burcu Tatlıses, Funda, Ayşegül İnci gibi isimlerin konuk olduğu konserlerin yeni konukları kimler olacak?
Bundan sonraki her konserimizde de bu böyle devam edecek, sonraki bir iki konser için isimler de belli, ama işin sürprizi bozulmasın, söylemeyeyim şimdi…

Ankara’dan İstanbul’a uzanan bir hayat hikâyeniz var! İstanbul’a gelirken kimlere güvendiniz? Hedeflerinizi gerçekleştire bildiğinize inanıyor musunuz?
Açıkçası kendim, eşim (o zamanlar kız arkadaşımdı) ve işleri batırırsam geri döneceğimde beni her zaman kollayacak ailem dışında güvendiğim kimse olmadı. Çocukluktan beri büyüyünce İstanbul’da yaşamayı kafama koymuştum. İlk hayalim ve hedefimi de buraya taşınarak gerçekleştirmiş oldum. Aslında bu sürecin başlangıcında da şanslıydım. İşimi bulup İstanbul’a öyle taşındım. Sürünmedim yani hiç! Hedefleri gerçekleştirme konusunda da, kendime her zaman küçük, uygulanabilir ve aynı zamanda beni hayallerime doğru yaklaştıracak hedefler koyarım. İstanbul’a taşınmak gibi… Çünkü hem bu şekilde kolayca hayal kırıklığına uğramıyorum, hem de hayallerime ulaşsam bile hayatım orada bitmiyor. Yaşamımız bir süreç ve bu sürecin en büyük hedefi mutlu olmak. Bir yere ulaşmak değil… O yüzden genel olarak evet, şimdiye kadar ki hedeflerimi gerçekleştirdim, ama hedeflerim asla bitmeyecek.

Hangi enstüremanları çalabiliyorsunuz?
İlk single için Akordeon ve akustik gitar çaldım. Konserlerimde yine akordeonu, farklı zamanlarda klasik, akustik veya elektrik gitarımı çalıyorum. Ayrıca farklı parçalarda renk vermesi için, harmonica, flüt, kazoo, ukulele, farklı perküsyon enstrumanları da çalıyorum. En son favorim de theremin! Daha önce de söylediğim gibi elimden geldiğince her işi kendim yapmaya çalışıyorum. Hiçbir enstrumanda virtüöz olduğumu iddia etmem elbette, ama çok keyif aldığımı söyleyebilirim.

Bir şarkının hit olacağını anlamak mümkün mü?
Çok açık konuşacağım, bende o işin formülü yok. Olsa farklı bir yerde olurdum sanırım. Ben kendi içime sinen, kendi duygularımı kendime en yakın şekilde ifade eden besteler yapıyorum. Bu sayede kemik ve sadık bir dinleyici kitlesi edindim, ama parçalarım hit olmadı. Bu bağlamda, olsa iyi olur mu kötü olur mu emin de değilim açıkçası.

Müzik adına neler yapmak istiyorsun? Şu an yapmak istediklerinin neresindesin?
Genel olarak yapmak istediğim; duygularımı, düşüncelerimi ve hayallerimi en rahat ifade edebildiğim müziğimi insanlara ulaştırabilmek. Her türlü plan, hedef ve adım, bu istek doğrultusunda oluyor. Hedefim çok somut olmadığı için ne kadar yol aldığım konusunda da somut bir tespit yapamam sanırım. Ama şöyle bir ilerlemeden bahsedebiliriz; hala solo olarak “profesyonel” anlamda bu sektörde tecrübeli ve eski sayılmam. Bu süre zarfında ürettiklerim ve sunduklarımla en azından sektör içindeki değerli insanlara ismimi duyurabildiğime ve ufak ama sadık bir dinleyici kitlesi yarattığıma inanıyorum.

Piyasada kalıcı olacağınıza inanıyor musunuz?
Ürettikçe “piyasada” kalacağımı biliyorum. Hayatımın üçte ikisini müzikle içli dışlı geçirdiğimi düşünürsek bundan sonra müzikten ve üretmekten vazgeçeceğimi hiç sanmıyorum. Sonuçta dediğim gibi, müzik benim kendimi anlatmam için en basit tabiriyle bir araç. Öyleyse, evet piyasada kalıcı olacağımı düşünüyorum (Gülüyor).

Müzikte prensiplerin var mı? Ya da bu tarzda asla söylemem dediğiniz şarkılar?
Tarz konusunda öyle katı kurallarım yok. İnsanların hisleri ve beğenileri zamanla çok değişebiliyor. Evet şu an dinlemekten ve icra etmekten o kadar keyif almayacağım tarzlar elbette var, ama bir süre sonra belki onlardan da keyif almaya başlayabilirim. O yüzden isim vermeye gerek yok bence.

Yerli yabancı olarak kimleri dinliyorsunuz?
Benim parçalarım biraz daha pop müziğe yakın olsa da, rock kökenli bir müzisyenim. İlk, Queen dinleyerek başladım rock müziğe yakınlaşmaya. Bende yeri çok ayrıdır o yüzden. Ortaokul yıllarımdan beri değişmeyen hayranlığım; Led Zeppelin, Pink Floyd, Beatles, Deep Purple, David Bowie vs. gibi 70’lerin klasik ve hard rock grupları… Türkiye’de de idolüm Barış Manço… Ve yine elbette onun çağdaşlarını dinlemeyi seviyorum. Ayrıca Türk pop müziğinin 80’ler ve 90’lardaki temsilcilerini dinlemekten büyük keyif alıyorum. Başı elbette Sezen Aksu çekiyor.  Ayrıca yeni nesil (belki benim de içlerine dahil olduğum) “Indie” grupları dinlemek bu aralar çok hoşuma gidiyor.

Cover yapmak istediğiniz şarkı var mı?
Konserlerimizde kendi tarzımıza yakın yaptığımız düzenlemelerle bol bol cover parçalar çalıyoruz. Eğer albüme koymaktan bahsediyorsanız, evet bir sonrakinde bir veya iki tane eklemeyi planlıyoruz, ama şimdiden söylemeyelim, sürpriz kalsın bu da.

Türk pop müziğini nasıl görüyorsunuz? Şarkılar çabuk eskiyor, çok çalışmak sürekli üretmek mi gerekiyor? Ne yapmalı ayakta kalmak için?
Şarkıların çabuk eskimesi konusuna hem katılıyorum, hem katılmıyorum. Çabuk eskiyen pop parçalar zaten çoğunlukla o maksatla yapılmış parçalar oluyor. Yaz dönemini boş geçmemek veya yeni sezona başlamadan kendi ismini basında birkaç yerde göstermek gibi maksatlarla çıkarılmış parçaların sonu bu şekilde oluyor. Gerçek duyguları taşıyan eserler kalıcı oluyor. Bunu kimseyi suçlamak veya parçaları küçümsemek için söylemiyorum. Gündemin aynı gün içinde değiştiği, uzun vadeli planların zor yapıldığı günümüz şartlarında bunu anlayabiliyorum. Kendi adıma, daha önce de dediğim gibi, ürettiğim sürece varım… Benim ayakta kalma planım bu…

Müzik dünyasında radyocuların ne gibi bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz? Radyocular şarkıcılara mı şarkıya mı öncelikle önem veriyor?
Teknoloji radyonun önemini veya dinlenirliliğini biraz düşürmüş olsa da biz müzisyenler için hala çok çok önemli bir platform. Maalesef, radyocular için çoğunlukla şarkıdan önce şarkıcılar, şarkıcıdan önce de o şarkıcının magazinel durumu daha etkili oluyor bir şarkıyı “beğenmeleri” ve programlarında paylaşabilmelari için. Elbette bunu tüm radyocular için söylemiyorum. Yeniyi ve güzeli tanıtmayı, insanlarla paylaşmayı ilke edinmiş birçok radyocu var. İyi ki hala varlar…

Müzik piyasasındaki cinsel ayrımcılık hakkında ne düşünüyorsunuz?
Maalesef, kadınlar her platformda olduğu gibi müzik piyasasında ve daha genelleyecek olursak  iş dünyasında da erkeklerden 1-0 geride başlıyorlar. Kültürel olarak kadının toplumdaki yeri ve kendilerine dayatılan öncelikler yüzünden hedeflerine; başta erkekler, sonra çoktan bu kültürel tabuya boyun eğmiş, bunları kendi dokunulmazları sanan diğer kadınlar tarafından kültürel, cinsel, ticari taciz fırtınasına karşı yürümek zorunda kalıyorlar. Diğer her sektörde olduğu gibi, müzik sektöründe de bir yerlere bileğinin hakkıyla gelebilmiş tüm kadınlara bu yüzden hayranlık duyuyorum.

 

Düet yapmak istediğiniz bir isim var mı? Kimle bir düet yapmak istersiniz ve neden o kişi?
“Umarım bir gün” diyebileceğim, gözümü kırpmadan sayabileceğim 20 veya 30 isim var aklımda… Hem seslerine, hem önceden yaptıkları çalışmalara hayran olduğumdan dolayı… O kadar ismi buraya yazmaktansa hiçbirini yazmayayım. İleride belki bir ikisiyle çalışma fırsatı bulurum.

 

Hayatında müzik dışında neler var?
Önceki sorularda da biraz değindiğim gibi, müzik dışında aktif olarak hem bilgisayar mühendisliği, hem de dövme sanatçılığı yapıyorum. Bunun dışında  blog sitesi b.ktanseyler.com da zaman zaman rüyalarla ilgili yazılar yazıyorum. Resim yapmayı , eski yeşilçam filmleri izlemeyi, eşimle ve arkadaşlarımla vakit geçirmeyi, evcil hayvanlarımı, bilgisayar oyunlarını çok seviyorum.

 

Birçok ses yarışmaları oldu, yarışmalar hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Açıkçası bu yarışmaların kazananı; birinci olan veya kendini gösterebilen yarışmacılar değil, yarışmanın organizatörleri ve yayınlayan kanal oluyor. Uzun yıllardır bu yarışmalar var. Ama bizim sayabileceğimiz, o yarışma sayesinde ünlü olan ve öyle kalabilmiş, unutulup gitmemiş şarkıcıların sayısı bir elin parmaklarını geçmez.

 

İç dünyanızı nasıl dışa vuruyorsunuz?
Öncelikle şarkılarım, sonra resimlerim, yazılarım, dış görünüşüm, vücudumdaki dövmeler… İç dünyamı dışa vurabileceğim çok alan var (Gülüyor).

Eşinizi kıskanır mısınız?
Hayır, kıskanmam. Kendime güvendiğimden değil, eşime sonsuz güvendiğimden…

 

Piyasada birçok yeni şarkıcı var sizi diğerlerinden ayıran özellik nedir? İnsanlar sizi neden dinlemeli?

Beni şu yüzden dinlemelisiniz demek biraz egoist olur sanırım. Dediğim gibi, beni bir müzisyen olarak farklı kılan şeyler, beni bir insan olarak diğer insanlardan farklı kılan şeylerle aynı. Yansıttığım duyguları düşünceleri paylaşan insanlar, müziğimi sevecektir.Bu arada deneyen pişman olmaz bence (Gülüyor).

MURAT FIRAT

Etiketler: »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

2+3 = ?