• Yalancının mumu müfettiş raporuna kadar yanarmış!
  • ABD Başkanı Trump’ın istediği papaz Büyükada Splendid Palas’daki CIA toplantısında!
  • Adalar Belediyesine soruyoruz belgelerden “Hangisi gerçek”
  • FETÖ Belediyeler İmamı Erkan KARAARSLAN’ın Adalar Belediyesi’ndeki İşbirlikçileri!
  • Yassıada için skandal iddialar!

logo

26 Şubat 2017

Büyükadalı Lawrence!!!

Adalar İlçesi’nde kamuoyunun yakından takip etmiş oldukları konuları, haberleri 2 ayda bir yazılı olarak çıktığımız Ada Gazetesi’nden ve Adalar ilçesindeki yine güncel haberleri anında yayınladığımız internet gazeteciliğimizden  yayınlamakta ve Adalar İlçesi’nde mahalli gazete olarak sürdürmekteyiz.

Büyükadalı Lawrence!!!

Nasıl  ki Yerel yönetimler demokrasinin ilk basamağıysa yerel yönetimler içindeki kendini yönetenlerin hatalarını, başarılarını, başarısızlıklarını ancak Ada Gazetesi gibi yerel basından doğrudan doğruya daha yakından öğrenme şansına sahip olmaktadırlar.

Gazetmizin yapmış olduğu bir nevi otokontrol sistemi şeklindeki bilirkişi tasdikli haberlerinden normal şartlarda tek amacı halka hizmet vermek olan kurumlar için bulunmaz nimet olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Gazetemiz bunun pek çok örneğini haber olarak yapmasına rağmen Adalar Belediyesini ilgilendiren  haberler doğrultusunda gerekli soruşturmaların yapılmaması, belediye bünyesindeki müfettişlik birimini haberin doğruluğu/yanlışlığı konusunda araştırma yaptırılmaması, gazetemizin elinde daha başka delillerin olup olmadığının tarafımıza sorulmaması ve haberimizde sorulan sorulara cevap verilmemesi, haber için belediyenin  tekzip hakkını dahi kullanamaması, haber için gazetemize menfi/müspet müracaat edilmemesi , maalesef yaptığımız haberin virgülüne kadar doğru olduğunu göstermektedir.

Aslında yukarıda sıraladıklarımız Adalar Belediyesinin ne korkunç halde olduğunun da kanıtıdır. Bir kamu kuruluşunda işlerin ne şekilde yürüdüğünün/ne uğruna yapılan işlerin görmezden gelindiğinin ve yapılan illegal işleri ortaya çıkartan gazetemize karşı neden bu kadar öfkeli olduklarının da  izahıdır.

Gazetemize karşı nasıl bu kadar öfkeli olmasınlar ki?

Adalar Belediyesi, zengin işadamlarına / ceo’lara / holdinglere / büyük otel sahiplerine / turizm adı altında denize bitişik devasa otellerin yapılmasına göz yumarken Adalar’daki sade vatandaşın akan damının tamir edilmesine, evinin içine rutubet girmemesi için yapılan dış cephe boyasına, ufacık balkonun tamir edilirken 15 cm büyümesine, eski eser evindeki ahşap doğramasını PVC doğrama yapmasına, evinin içini boyamasına bile büyük para cezaları kesip daha sonra da savcılığa suç duyurusunda bulunup azami hadden mahkumiyet cezaları almalarını sağladıklarına şahit olmuştuk.

 

Adalar Belediyesinin bu iki uç arasındaki davranışı  çifte standart bile değildir. Çünkü, yapılan illegal işler bile aynı ölçüde değildir. Zengin işadamları/ceo’ları/holdingler/büyük otel sahipleri “deveyi havudu ile yutup” korkunç rantlar sağlar iken, sade vatandaşın derdi ise rant değil akan çatısını onarmak “hayatını idame ettirmeye” çalışmaktır. Sade vatandaşın akan damı veya yaşamı için elzem imar işini imara aykırı işlere sokup anında ceza kesip YAPI TATİL TUTANAĞI tutulmakta iken sıra ensesi kalın otel sahiplerine geldiğinde belediye denetleme mekanizmasının çalışmamasının aklımıza gelen tek sebebi vardır. Başka izahı mümkün makul açıklaması da yoktur.

Yerel mahalli gazetelerin olmadığı ilçelerde yaşayanların  ise kendini yöneten kişilerin yasalara aykırı iş ve işlemlerini öğrenme şansına çoğu zaman çok büyük yolsuzluk olmadıktan sonra öğrenmeleri mümkün olamamaktadır. Gazetemiz gibi bağımsız yerel basına bu anlamda çok büyük görev düşmekte ve elimizden geldiğince bu sorumluluğun bilinci ile bu görevi tarafsızlık ve hassasiyet ile ifa etmeye çalışmaktayız.

Yerel yönetimler nasıl demokrasinin ilk basamağı ve çekirdeği ise, gazetemiz gibi yerel basın da demokrasinin sağlıklı işlemesi göreviyle yükümlü, basın içinde basının özü, çekirdeği olduğu bilinmeli ve o şekilde davranılmalıyken bilirkişi destekli yaptığımız haberler ile ilgili olarak Adalar belediyesi başkanınca genellikle nasıl yaparız da Ada Gazetesi hakkında bir suç duyurusu ile bu gazeteyi sustururuz hesabı yapıldığı duyumlarını almaktayız.

Yerel basın olarak gazetemizin ilkeli, tarafsız, objektif yayınları  ile hem yerel yönetimin üzerinde kamunun gözü, kulağı olduğu, hemde yerel yönetimlerin kendine çeki düzen vermesi açısından da bir uyarıcı faktör olmakta kıssadan hisse çıkararak hatalarından dönmek için fırsat tanımakta ayrıca ülke basınına malzeme sağlamakta, onlara da yardımcı olmakta iken gazetemize ve şahsıma karşı haberlere konu olan kişiler/şahıslar/holding sahiplerini/otel sahiplerinin zoraki bir suç duyurusu içine sokulduklarına şahit olmaktayız.

Bilindiği üzere Ada Gazetesi’nde çıkan teknik konular  çoğu kereler müsait oldukları zamanlarda gönüllü bilirkişilere incelettirilmekte ve onlar tarafından  yorumlanarak haberin sıfır hata ile yayınlanmasını ve ilçede yaşayanların anlayacağı şekle getirilmesini sağlarken kurumun hatası varsa yapan memurların belediye yöneticilerin uyarılarak  kurum için yapılan  hatadan dönmek için fırsat yaratılmakta, düzeltilmesi halinde Sayıştay incelemesinde imzası olan memurlara oluşan kamu zararının  ödettirilmesinin önüne geçilmesi gibi pek çok fayda sağladığımız muhakkaktır. Tabii haberden kamu adına pay çıkartana!

Gazetemizin  haberlerini oluşturan en temel unsur her daim kamu yararı olmuştur.

Gazetemizdeki yayınlanan haberlerin hazırlanmasında ve sunulmasında halkın haber alma ve bilgi edinme hakkına meşruiyet kazandıran “kamu yararı” gözetilmemiş, bunun yerine ticari kaygılar, sübjektif ve konjonktürel etkiler ön plana çıkmışsa; haberin temel öğesi olan “kamu yararı” yok sayılmış demektir. Buda gazetemizde asla söz konusu olmamıştır. Habere konu olan bazı olaylarda, habere konu olan kişi ve ticari işletmelerin kişilik haklarına saldırıda bulunulmuş gibi en iyi savunma saldırıdır psikolojisi içerisinde gazetemizi ve gıyabımda şahsımı şikayet etseler de yaptığımız haberlerin içeriği, doğruluğu, ulusal basındaki benzer haberleri, habere konu olan kişilerin savcılık iddialarının kabul edilerek tutuklanması ve cezaevine konulmuş olmaları ile  şikayetçi kişilerin haklarının, isimlerinin veya marka değerlerinin karalandığı iddiaları, kamunun haklarının yanında  tartışılmaz/önemsiz halde olduğu aşikardır. Yani kamu yararı olan bir haberde üstelik o kamu yararı vatanın parçalanmaz bütünlüğü ise kişilerin ve ticari teşekküllerin  kişilik hakları olsa bile önemsiz bir teferruat olarak kalır.

Gazetemizde  yapmış olduğum haberlerin tümündeki ana tema  haberin verilmesinde kamu yararı bulunması olmuştur. Kamu yararı yoksa gazeteci için “haber verme hakkından söz edilemez.” sözünü düstur edinmiş olduğumuzdan yaptığımız haberlerin tümü kamunun ilgisini çekecek nitelik taşımasını ön planda tutulmuştur. Dolayısıyla yapılan haberin Kamuyu ilgilendirmediği yada kamuyu ilgilendiriyor ama bizimde ismimizi karalıyor iddialarına verilecek cevabımız şikayete konu yazımızda sorduğumuz sorulardır.

Bu sorulara ne otel sahibi kişilerin cevap vererek haberin düzeltilmesi talepleri olmuş nede Adalar Belediyesi’nce tarafımıza bir cevap gönderilmiştir. Adalar Belediyesine dilekçe ile sorduğumuz sorulara dahi kanunen dilekçeye cevap verilme zorunluluğu olmasına rağmen cevap verilmemiştir ki yazılarımızda sorduğumuz sorulara cevap verilsin.

Bu tip şikayetler ile Adalar İlçesi’nde yapılan tüm illegal işleri tek yazılı yayınlayan yayın organı olan Ada Gazetesi susturulmak, gerçeklerin peşinde koşan yazılı yayın ve internet gazetemizin üzerinde savcılık şikayetleri ile bir tür hukuksal vesayet kurmaya çaba gösterdikleri için mevcut avukatları yetmemiş olacak ki Adalar Belediyesine 3. Avukat alınmasına karar verdiklerini açmış oldukları hizmet ihalesinden öğrenmiş bulunmaktayız.

Adalar’da ilk belediye örgütü 1868’de Yedinci Daire-i Belediye adıyla kurulmuştur. İdari yönden, 1908’de, Meşrutiyet’in ilanından sonra mutasarrıflık olan Adalar’a Emin Paşa ilk mutasarrıf olarak tayin edilmiştir. 1984’e kadar İstanbul Belediyesine bağlı bir şube müdürlüğü iken 1984’ten bu yana İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde bağımsız bir belediye olarak hizmet etmekte olup Atilla Aytaç başkanlığına kadar tek bir avukat ile tüm hukuksal işleri takip edilmişti.

Atilla Aytaç şu sıralar 3 avukat ile hukuk işlerini yürütmeye çalışması Adalar belediyesinin ilçede yaşayanlar ile ne derece kavga içersinde olduğunun da göstergesi olmaktadır. Bir belediyeye biri kadrolu diğeri sözleşmeli 2 avukat var iken 3. Avukat ihtiyacı neden doğar?

1 Kasım 2015 genel seçimlerinde kayıtlı seçmen sayısı 12.005 olan Adalar İlçesinde belediyenin kimler ile sorunu olurda Hukuk İşlerinde 3 tane avukat çalıştırmak zorunda kalınır. Adalar Belediyesi mahkemelik olacağı kişiler doğal olarak ilçede yaşayan oy kullanan adalılar olacaktır. Adalar Belediyesi 33 yıldır tek avukat ile idare edilebilirken şimdilerde belediyeye 3 adet avukat çalıştırıldığına göre Belediyenin ilçede yaşayanlar ile sorununun büyük olduğu anlaşılıyor.

Kadıköy İlçesinde 440.000 kayıtlı seçmen 30.500 bina çoğu 5 kattan fazla olmak üzere (her bina da en az 20 daire olduğu hesabı ile) bulunurken Kadıköy belediyesinde 7 adet avukat ile belediye hizmet işleri sürüdürüldüğü ancak Adalar İlçesine kayıtlı 12.000 seçmene karşılık Adalar belediyesinde 3 adet avukat çalıştırılmasının oranlamasının bile yapılamadığı görülmektedir. Eğer ki; Adalar belediyesindeki seçmen sayısına denk gelen avukat sayısı ile Kadıköy belediyesindeki seçmen sayılarının kıyas yapılması ile çalıştırılacak avukat sayıları tespit edilecek olsa kurulacak doğru orantı ile 12.000 seçmen sayısına göre 3 avukat çalıştırılıyorsa 440.000 seçmenin oluşturacağı yüke karşı  Kadıköy belediyesinde çalışması gereken avukat  sayısı 110 olmalıydı. Peki Kadıköy belediyesinde çalışan avukat sayısı kaç biliyor musunuz? Sadece 7

Nedir peki Adalar Belediyesinde hukuksal sorun yoğunluğu ?

Bu avukatlar ARKAS, SANKO, LİDO TERRACE gibi holding sahiplerinin açılan davaları için alınmadığı bellidir. Sözü geçen firmalar için yapılan soruşturmalara müdahil olarak katılmazlar bile. Ama söz konusu Adalar belediyesinde eski dönem ihalelerinden dolayı adalı memurların yargılanmasına gelince aynı belediye avukatları müdahil olarak katılır ve memurların beraat etmelerini sağlayacak bilirkişi raporuna itiraz edip  memurların beraat etmesinin önüne geçerler.

Sayın adalılar çok hazin bir belediye fotoğrafı ile karşı karşıyayız. Düşünün ki; Belediyede aralarında şu an müdür olan 10 kişiye yakın personel yapılan bir ihale işlemi yüzünden yargılanıyorlar. Suçları ihale mevzuatını tam bilmemek. Bilmedikleri için yanlış yaptıkları bir işlemden dolayı savcılığa suç duyurusu yapılıyor. İki yıldır yargı karşısına çıkartılıyorlar.

Şimdi Adalar belediye başkanına soruyorum?

Mademki bu memurların yargısı sırasında avukatlarından birini davaya müdahil olarak katıp memurların lehlerine verilen bilirkişi raporuna itiraz edip  çıkacak beraat kararının önüne geçiyorsun o vakit yargılanan tüm memurları kızağa çekmeniz gerekmez miydi! Yok kızakta değilse neden beraat kararı çıkacak bilirkişi raporuna itiraz edersiniz?

Aldığın 3 tane avukatı memurları karalamak için mi aldınız?

Yargılanan memurları ihale mevzuatını öğrenmeleri için seminerlere gönderdiniz mi?

Yaşar Kıroğlu ile Hulusi Şenocak’ı uçak ile gönderdiğiniz Belek’teki 4 gece 5 gün hafta sonu tatilli 5 yıldızlı Havva ile Adem otelde ayrı ayrı odalarda ağırlattığınız gibi seminerlere gönderip ihale bilgilerini geliştirdiniz mi?

Hiçbir eğitim verdirmediğiniz memurların ceza almaları için elinden gelen her şeyi hesapta kamu menfaati adına yaparken,  ihale mevzuatı ile ilgisi olmayacak, ihale komisyonlarında bulunmayacak alakasız kişileri de ihale seminerlerine göndermenin nasıl bir kamu menfaati olduğunu açıklayabilir misiniz?

Aslında KAMU ZARARINI gönderdiğiniz bu alakasız kişilerden dolayı bizzat belediye başkanı olarak siz yapmış olmuyor musunuz?

Yargılanan memurlarınıza karşı vicdanen rahatsızlık duymuyor musunuz?

Adem ile Havva oteldeki semineri Erkan Karaaslan’ın verdiği ama ödemelerini belediye olarak sizin  yaptığınız  doğru mudur?

Erkan Karaaslan’a  belediyenizden danışmanlık adı altında ne kadar para ödenmiştir?

Ulusal basında Erkan Karaaslan ile ilintili olduğu söylenen  Litera, Bekad, E Yöntem firmaları belediyenizde ne kadar iş yapmış ve ne kadar hak ediş bedelleri ödenmiştir?

Aldığınız avukatlar belediyenize açılacak davalar için hazırlık olsun diye mi alınmıştır yoksa belediyenizin Adalar’da oy kullanan vatandaşlar ile bu kadar yoğun hukusal davaları vardır da ondan mı alınmıştır ?

Adalar belediyesi 33 adet avukat da almış olsa gerçekleri değiştiremez. Güneş avukat ile sıvanmayacağı gibi güneşin ışıkları yapılan hukuksuzlukların kalın zifir örtüsünü aydınlatıp kaldıracak ve illa adalet gecikse de yerini bulacaktır diye düşünüyoruz.

Büyükadalı Lawrence!!!

Adalar Kamuoyunun dikkatlerini  sade vatandaşın damına, balkonuna, penceresine, kapısına çekerken otel ve holding sahipleri ile ulu orta pervasızca nerede ise kol kola resimler çektirmekten dahi çekinmemekteler ve imara aykırı uygulamalar yapmalarına müsaade etmekten eski eserlerin asıl ilk orijinal hallerinin yağma edilerek apayrı yeni bir görüntülü eski eser tabiri gidip yeni eser haline gelen yapı ile tarihi eserin orijinal halinin  gelecek kuşaklara aktarılmasının önüne geçmektedirler.

Evet sizlerinde tahmin ettiğiniz üzere gazetemizi Siplendid Palace oteli sahipleri olan Hamamcıoğlu ailesi, marka isimlerinin karalandığı bahis ile savcılığa şikayet etmişlerdir. Cevabımız gerekli makamlara verilmiştir.

Bilindiği üzere 15 Temmuz kalkışma günü Türkiye’mizde verdiğimiz şehitlerin sayısı 240 kişidir. Ama şu ana kadar 100.000’ne yakın FETÖ ile ilişkili olduğu tespit edilen memurlar görevden el çektirilmiş olup büyük kısmı da tutuklanmıştır.

Türkiye bir uçurumun eşiğinden dönmüş ama Hamamcıoğlu ailesinin ismi karalanıyormuş. Yani bu işte isteyerek/istemeyerek zerre kadar suçunuz yok ya birde isminizin karalandığı kaldı öyle mi? Hamamcıoğlu ailesine tek tavsiyem otellerini işletirken olmazsa olmaz kurallara neden uymamış olduklarını önce kendi kendilerine bir sormaları sonrada adli makamlara cevap vermeleridir. Niye CIA ajanlarının kendi otellerinde kümeleştiklerinin sorgusunu yapmalarıdır. Bu bir tesadüfse niye hep bu tesadüfler Siplendid Palace oteline denk geldiğini sorgulamalarıdır.

 

Otellerinin tarihlerini internet zaman tünelinden incelemelerini, incelediklerinde İngilizlerin bayraklarının kapılarının her iki yanında asılı olduklarının öfkesini yıllar sonra milliyetçi Türkler duyar iken kendilerinin neden rahatsız olmadıklarını sorgulamalarıdır.

Kişilerin nüfus kağıtlarında TC yazmasının Türk milliyetçisi olması demek olmadığını, çoğu PKK’/FETÖ terör örgütü üyesinin de aynı nüfus kağıtlarını kullanmasından bilmekteyiz. İnşallah çıkan kanun ile hakiki Türk milliyetçileri için bu utanç verici olaydan da kurtaracaktır.

Hamamcıoğlu ailesine tavsiyemiz şudur ki, her şey para, pul, mal, mülk değildir. Bu ülkenin değerleri yanında sizlerin mal varlığı, havudu ile yuttuğunuz devenin kulak tüyü kadar bile değildir. Oteliniz için yaptığımız haberlerin sonuna kadar arkasındayız. Açılacak davalarda iddialarımızın her birisini tek tek kanıtlayamayacak olsak habere konu etmezdik.

Siplendid Palas isimli otelinizde yapılan tarihi kıyımı öğrenmek için illa bilirkişi destekli yazımızı, içindeki uygulama projesi ile otelinizin son halinin kıyaslanmasının ve farklılıklarının bu şekilde proje üzerinden tespitinin yapılmasına bile gerek yoktur.

Büyükadalı Lawrence!!!

İnternetten Siplendid Palas otelinin internetteki zaman tüneline girildiğinde otelin ilk yapıldığı 1908 yılındaki ön cepheden çekilmiş fotoğrafı ile yine aynı zaman tünelindeki 2000 yılında ön ve yan cephelerden çekilmiş fotoğrafları dahi kıyaslanması, yan yana getirilip mukayese edilmesinde bile tarihi eserin dış cephesindeki farklılıklar/değişimler anında belli olmaktadır. Zaman tüneli içinde bulunan 1908 yılındaki ön cepheden çekilmiş resmin çatısındaki iki soğan kubbesi arasında bulunan ahşap parapet ile yine ön cephenin çatı kotundaki sağ ve sol köşe başlarına denk gelen kısımlarda soğan çatı kubbesinin daha minyatür sivri 2 adet süslemeleri bulunmakta iken, 2000’li yıllardaki otel resimlerine bakıldığında bu 2 adet süslemenin ve parapetin (yaklaşık 70 cm yüksekliğinde 10 mt uzunluğunda)  bulunmadığı hemen göze çarpmaktadır. Halbuki, tarihi eser bir binanın en anlamsız yada gereksiz gözüken bir süslemesi/ayrıntısı restorasyon çalışmasında işlevsiz /mantıksız olduğu gerekçesi ile yapılmaması söz konusu asla olamaz. Yada tarihi eserin ilk halinde veya projesinde olmayan bir pencerenin daha sonra restorasyon sırasında yapılmış olması da mümkün değildir. Yapılırsa eğer yaptıran/göz yuman tarihi eseri bozmaktan çok ağır para cezasına çarptırılırken ayrıca da hapis cezası ile yargılanır muhtemelen de mahkumiyet cezası alır.

Peki otelin 1908 yılındaki ilk hali ile şu andaki mevcut hali arasında ciddi farklar mevzubahis iken ve İmar aykırılıkları suçlarında zaman aşımı olmadığı bilinirken  ne demeye kişilik hakları, isim karalama iddiaları ile hakkımda şikayet yapmakta olduğunuzda enteresandır. Anlaşılan o ki her tür dayanaktan yoksun bu şikayetinizi Atilla Aytaç zoru ile metazori yapmış olduğunuz anlaşılmaktadır.

Siplendit Palace otelin değişikliğe uğradığı ve zaman içerisinde belediyelerin bu değişikliklere şimdi ki mevcut belediye başkanları gibi göz ardı ettikleri bariz  bellidir. Bunun için bir sanat tarihçisi, restaratör, mimar, mühendis olmaya gerek yoktur. İki resim yan yana konup öncelikle dış cephelerindeki farkların olup olmadığına dikkatlice bakmak ve fark varsa ki vardır eski esere müdahale edildiğinin tespiti yapılmış demektir. Otelin eski ve yeni resimleri ile orijinal projeleri mevcut iken otelin değişiklik yapılmadı iddiaları gülünçtür. Bu basit tespitlere ve bina arka cephesindeki kabul edilmez cephe değişiklikleri ve yeni mahal oluşturmak için cumbaların zemin kotuna kadar indirilmiş olmasının tarihi eser bina ile şekilsel, hacimsel değişiklikler yapıldığının aslının değiştirildiğinin ispatıdır.  Sonuç olarak eğer ki koruma kurulunca bu değişikliklerin yapılma onayı verilmişse kurul yetkisini aşmış demektir ki kurulda onayı verenler de Adalar belediyesindekiler gibi tarihi katliama ört bas etmek adına onay vermişler suç işlemişler demektir.

Büyükadalı Lawrence!!!

Zaman tünelindeki resimlerde İngiliz işgal kuvvetlerinin Siplendid Palas otelini karargah olarak kullandıkları ve kapı girişinin iki yanında kendi ülkelerinin bayraklarını asmış oldukları görülmektedir. Siplendid Palas otelinin zaman tünelinde kartpostal resimlerinde soğan kubbelerin minarelerinde Türk bayrakları asılı gözükürken aslında bu minarelerde hiç Türk bayrağının asılmamış olması, Türk bayraklı tek bir fotoğrafının bile bulunmaması, minarelerinde neyin sembolü olduğunu anlaşılamayan flamaların bulunduğu Türk bayraklarının ise ancak 15 Temmuz’dan sonra işgal kuvvetlerinin 1919 yılındaki resimlerinde olduğu gibi giriş kapısının her iki yanına asılmış olması ile ne mesaj verilmeye çalışıldığını anlamakta bile zorluk çektik. Çok değişik yorumlara ve manalara çekilebilecek bayrak tespitlerin maalesef yıllar içindeki resimlerde görülememesi ama 15 Temmuz’dan sonra kapı girişlerinin sağına ve soluna bir anda Türk bayraklarının asılmış olmasını gazetemizde doğal olarak eleştirdik.

Büyükadalı Lawrence!!!

Ulusumuzun egemenliğinin ve özgürlüğünün  simgesi olan bayrağımızın otelin meşhur kurşun kaplı soğan kubbeleri üzerinde yer almış olan tek bir kare fotoğrafının yapıldığı yıldan beri sadece çizim şeklindeki kartpostallarda görünüyor olması  bir gazetecinin atlayacağı husus olamaz. Çünkü Siplendid Palas oteli isteyerek/istemeyerek olsa da  darbe günü darbenin tam merkezinde bir misyondaydı. Gazeteci olarak bu karmaşıklığı doğal olarak araştırıp en doğru şekli ile gazeteye taşımış olmamız yine kamu menfaati gözetilerek haber yapma amacını taşımaktadır.

Şu an ailenin 3. Nesilleri tarafından yönetilen Siplendid Palas otelin sahipleri olan Hamamcıoğu ailesine Türk milliyetçiliği ve ulusumuzun birlik beraberlik sembolü olan bayrağımızı 15 Temmuz darbe kalkışmasıyla alakalarının olmadığını göstermek adına kapılarına asacaklarına her yıl  resmi bayramlarında otellerinin bayrak direklerinde yada kubbelerindeki ne olduğu belirsiz flamaların yerine göndere çekilmesi gerekmez miydi?

Bu ülkede para kazanıp ta bu ülkenin milliyetçi değerlerine önem göstermeyenlerin daha sonra haklılarmış gibi isimlerinin karalandığı iddiaları ile şikayetçi olmaları da pişkinliklerini göstermiştir.

Yüce Türk Devletimizin Kültür Bakanlığından Ada Gazetesi olarak talebimiz şudur ki; Maalesef  15 Temmuz kalkışmasının merkezi durumunda kalan Siplendid Palas otelinin kamulaştırılarak 15 Temmuz Şehitler Müzesi yapılması ile bir daha asla “tarih tekerrür eder” lafının aktörleri arasında olmamasının sağlanmasıdır.

Teşbihte hata olmaz ama gözüken odur ki 15 Temmuz darbe girişiminde Büyükada Siplendid Palas otel sanki Büyükadalı LAWRENCE olmuştur.

Şükrü Abanoz

İLGİLİ HABERLER

“SPLENDİD PALAS” Çırpınışı!!!

Splendid Palas açıklamalı resimler

Atilla Aytaç’ın Ruhsatsız Yapı Açılımı! “SPLENDİD PALAS”

Büyükada Splendid Palas’daki toplantıya suç duyurusu!

Etiketler: » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

3+9 = ?
#

Büyükadalı Lawrence!!!” için 18 Yorum

  1. RESUL CAN : diyor ki:

    adalet bir gün herkese lazım olacak
    er yada geç haklı olan kazanacak
    haksız olanlar adalet önünde hesap verecek
    önümüz bahar çiçekler yeniden açacak…

  2. Ayla Solmaz : diyor ki:

    Ben Arabistanlı Lawrence’ yi filiminden iyi bilirim ama onun Büyükadalı versiyonu mu çıktı.Yani Prens adalarımız ne hale geldi. Tarihteki en meşhur hainlerle eş tutuluyorsa bittiğimizin resmidir. İstermisiniz Prens Adaları artık LAWRENCE Adaları olarak anılmaya başlansın. Maazallah düşünmesi bile kötü. Peki Büyükadalı Lawrens şimdi Siplendid Palace içinmi benzetiliyor. Madem öyle onlarda İngiliz ajanımı. Peki devlet neden bir şey yapmıyor. Adaları İngiliz ajanları sarmış darbe günü amca oğulları Amerikan ajanları otele doluşmuş. Otel sahipleri dedelerinden alışıklar İngilizlere. Zaten işgal zamanlarıda İngiliz bayrakları kapılarında hep dalgalanmış.Allah bilir dedeleride o devirde İngilizlerin işgalinde iyiki geldiniz bizleri Türklerin elinden kurtardınız diye yalakalık edip işlerini sürdürmüşlerdir bir güzel. Nede olsa paranın sermayenin milliyeti yoktur felsefesi Türk miliiyetçiliğinin yerini almış. Belkide dedelerinin kanlarında da bir karışıklık olabilir. Belki de aslen İngilizlerdir. Aslında Türkiye de otelleri için işgal vaziyetinde olduklarını kabul ediyorlardır. Belkide İngilizler geldiğinde yaşasın bizleri kurtardınız esaretten demişlerdir artık rahatlıkla İngiliz bayrağını yani bayrağımızı asabileceğiz demişlerdir. Ayol ne bileyim işte bir sürü teori üretilebilinir ama bu otel sahipleri İngilizlerin emmi oğulları Amerikan ajanlarını otellerinde 2 gün boyunca emniyete bildirmeyip bir nevi saklama yaptılarsa kanlarında kesin bir şey var demektir. Bunu adli makamların iyice araştırması gerekir . Eğer öyle isede başlık cuk oturmuş. Büyükadalı LAWRENCE. Bencede bu otel kamulaştırılıp şehitlere armağan edilecek müze olması şart. Haydi imza toplamaya başlayalım. Büyükadamızdan atalım bu LAWRENCE’leri

  3. Filmine gitmiştim bu denyonun.
    Konusu şöyleydi;İngiliz Lawrence hem bir bilim adamı ve hem de İngiliz devleti için çalışan bir ajandır. Bu çift kimlikli hayatı ona ajanlık hayatında büyük kolaylıklar sağlamaktadır.Bu özelliğini çok iyi bilen İngiliz İstihbarat Müdürlüğü Lawrence’ı uzman olduğu Arapların yanına gönderir. Bedeviler, Lawrence’ın ve İngilizlerin Osmanlı’ya karşı savaşma teklifini hemen kabul edecek ve aldığı desteğe sımsıkı sarılacaktır. Amacı Osmanlı’dan hoşnut olmayan aşiretleri de kendi safına çekerek Osmanlı askerlerine saldırmaktır. Binlerce Türk askerinin ölümüne sebep olur. Amacına ulaşsa da Lawrence, savaştan sonra Araplara verdiği tek bir Arap devleti sözünü tutmadığını ve bunun yerine onlarca Arap devletinin kurulduğunu görecek, Ait olduğu İngilizlerin, Arapları nasıl kandırdığını ve kendi amacı için kullandıktan sonra nasıl onları bölüp kaderine terk ettiğini görecektir.Nah işte aynen böyle bir fırıldak ibneydi bu göt herif. Binlerce Türk askerinin ölümüne arabistandaki Osmanlı topraklarının kaybedilişine neden olan hangi orospudan çıktığı babasının kim olduğu belli olmayan bir İngiliz ajanıydı. Şimdilerde Türkiyede pek çoğu elini kolunu sallaya sallaya gezer durur. Normaldir 15 Temmuz hain darbe girişiminde bir taneside Büyükada’ya düşmüş anlaşılan

  4. Saadet Paksoy : diyor ki:

    13/10/2014 Cumhurbaşkanımız R.T.E ne demiş
    ‘MODERN LAWRANCE’LAR VAR’
    Konuşmasında Arabistanlı Lawrence örneğini veren Erdoğan şunları söyledi;

    ‘Yüzyıl önce egemen güçlerden çil çil altın alarak şuursuzca Osmanlı’ya isyan edenler, bu coğrafyaya en büyü ihaneti yapanlar vardır. Bunlar bugün de var. Yüzyıl önce Arap çöllerinde Osmanlı’yı yıkmak için ajanlar vardı bugün de var. Lawrance arap görünümlü bir İngilizdi. Şu anda ajanlar bir hain olarak kendi halkları içinden çıkabiliyor. Din adamı, hizmet eri görünümünde, gazeteci görünümünde yeni Lawrance’ların bölgeyi ateşe atmak için çabaladığını görüyoruz demiş.
    Bunu geleceğin Başkanı ulu önderimiz R.T.E diyorsa doğrudur . Nah işte bir taneside Büyükadada Sayın Başkanım. Nolur bu melun Oteli hemen kamulaştırıp bu aileyide Büyükadadan memleketleri İngiltereye gönderin başkanım.

  5. Bırakın Lavrenceyide siz Adalar belediyesine bakın. Belediye değilmiki bu otelin her tür imar yasasına aykırı bina değişikliklerine göz yuman. O vakit bu lavrenceler önce belediyedekileri s.t.n almışlar. Sonra istedikleri gibi at koşturmuşlar Adada. Resimlere bakarsan hamamcıoğlu zatı karşında esas duruşa geçirmiş Belediye Başkanını talimat veriyor. Belediyenin başkanı yardımcıları meclis üyeleri can kulağı ile talimatını dinliyor hamacıolu zatının. İşte Reisicumhurun dediği burada gerçekleşiyor. Tek tek bu adamlar devlet adamlarını s.t.n alıyorki adamlar hazırolda saygı ile hamacıoğlunu dinliyor. Utanç verici olay. Resimlerle belgeleriyle ifşa etmiş gazete . teşekkürler bize bunların gerçek yüzlerini gösterdiğiniz için. İyiki varsınız.

  6. Üçün biri avukat
    Belediye üçüncü avukatı almış hee. Yani 33 yıldır tek avukat ile yürütülen Belediye bir anda 3 tane avukat ile yürütülüyorsa bu başkan aklını peynir ekmek ile mi yedi diye düşünmemek elde değil. Acaba 2 tanesi bir tane etmiyor diyemi üçüncüyü aldı. Yani üç tanesi birleşirse ancak bir tane mi ediyorda ondan mı üçledi. Yoksa üçün biri mi oldu. Ne alakaysa üçün biri ikisi neyse derdi neymi belediyeye herkes davamı açıyormuşta yetişememiş 2 avukat üçüncüyü almış. Yoksa gazeteyimi şikayet ettirecekmiş. Yani pazartesi Salı birisi Çarşamba Perşembe ikincisi Cuma günü namzadan sonra üçüncüsü mü çalışacakmış yoksa hep beraber üç avukat birden mi duruşmalara el ele tutuşup gideceklermiş acep. Ne güzel kardeş kardeş duruşmalara girerler . Ama başkan bilmiyormu acep nerde çokluk orda bokluk lafını. Yani bu çokluktan hayır çıkmazda ne çıkar Atilla Başkana sormak lazım ne odluda avukatlara sarıldın böyle diye.

  7. Marsak diyor ki : diyor ki:

    Kardeşim selef. Adaların en önemli sorunu imar biliyon demi. Hani senin başına ne gelirse ordan gelir popon açılırsa imardan açılır sonra zırt genç kızlıktan ablalığa geçersin bir anda. İmar müdürlüğünde kaç tane mimarın var hele hele kaç tane mühendisin var bir bakacen sonra imara mimar mühendis takviyesi yapacağına avukat alacan. Ama sen diyorsan bir tane mühendis bir tane mimar bana yeter gerisi yaptığım yasa dışı işler için beni savunacak avukata ihtiyaç var diyorsan o zaman başka. Birde şöyle düşün yaptığın kanunlara aykırı işleri ört bas etmen için avukat sayısını arttıracağına bu işleri yapmayıversen olmaz mı? Yok avanta para tatlı geliyor demi. Banada öyle gelmişti sende haklısın. O vakit avukat almaya devam et. Ama senin yaptığın illegal işlere 3 tanede yetmez devam et almaya.

  8. Memurlar : diyor ki:

    Bizim ne suçumuz var anlayamadık vallahi. Biz memur oldukta her yıl değişen K.İ.K tüm yönetmeliklerini bilmek zorundamıyız. Sanki İhale mevzuatı ile ilgili bir eğitim verdirdiler. Sanki seminerlere gönderdiler. İşte ne güzel Adagazetesi yazmış Yaşar Kıroğlu başkan yardımcısı ve Hulusi Şenocakı eğitim için 5 gün 5 yıldızlı otelde 5 numara yatıp kalkıp tatile eğitim adı altında gönderdiniz ikiside firar etti belediyeden ayrıldı gitti. Bizler hala burada çalışıyoruz. Onları göndereceğine ihale komisyonlarına girenleri gönderin sonra kardeşim sizleri eğitime bile gönderdim böyle hatalar yapmayacaktınız de. Yok böyle bir şey. Dertleri müteahhit simge inşaatı sıkıştırmak bizleride piyon olarak kullanıp beraat almamızı önlemek için bolca aldıkları avukatları davalara müdahil olarak sokup beraat çıkacak karara itiraz ettiriyor bu başkan ya. Kardeşim madem beraat çıkacak karara itiraz ettiriyorsan bu memurların kesin suçlu olduğundan eminsin demektir. Madem eminsin niye Belediyede halen çalıştırıp kendi kendine tezat durumlara sokarsın. Çalıştırıyorsan adamların suçsuz olduğuna eminsinde niye itiraz ettirip adamların pisikolojilerini bozarsın. Sen nasıl başkansın?
    Çalışan memurlarını harcamaya çalışan başkan aynı memurlardan nasıl görev bekler ne kafadasın başkan. Kafan iyimi,bulutlumu yoksa antibiyotik yada baka bir hap içtin de kafan mı güzel yoksa her akşam nasılsa adadaki lokantalar bedava kör kütük sarhoş mu oluyorsun.

    • Gercek bir adali : diyor ki:

      Sayin Ayla Solmaz,
      Tarihimizi hic ama hic bilmiyorsunuz ne yazik ki. Splendid Oteli isgal altinda karargah degil, hastane olarak kullanilmis ve Rusya’dan gelen beyaz Rus ailelerine verilmistir. Kazim pasa otelin ugradigi tahribati ve zarureti gidermek icin tum mal varligini satmak zorunda kalmis ama isgal sonrasi Oteli kurtarmistir. Sayin Mustafa Kemal Ataturk’u de defalarca misafir etmis, olan milliyetci, durust, vergisini son kurusuna kadar odeyen, otele hicbir tahribat yapmamis bir aileye neden bu sekilde saldirildigina pek neden veremistim ki yazinin sonunda anladim. Meger bina da gozu varmis Sukru beyin. Bir aileye, bir binaya kac degisik suclama yapilabilir ki?? Iftiranin da bir boyutu var, utanma kalmamis hicbirinizde. Sukru beye gelince yakindir ikinci kubbenin iptali istemesi. ya da ucuncu bir kubbe ekletmeye calismasi. O kadar gozunu hirs burumus.
      Otelde kalanlar konusuna gelince, otellerin kalan misafirleri hakkinda konusmasi kanunlar ile yasaklanmistir ama Sukru bey Polis den her turlu bilgiye ulasabilir. Tabi isine gelirse!! Eski resimlerin ustune isimler konarak gazetecilik yapilmaz. magazincilik yapilir.

      • Ayla Solmaz : diyor ki:

        Sayın Gerçek adalı (sahiden gerçek adalımısınız ? Hiç zannetmiyorum ya neyse)
        Tarihi bilmek için internetten sadece otelin yayınladığı yazılara bakmayacaksınız. O yazdıklarınızı Siplendid Palace otelinin kendi yayını olan YÜZYILLIK HİKAYELER Splendid Palace 1908 sitesinden alıntı yapmışsınız. Siteyi düzenleyen,bilgileri düzenleyen Siplendid Palace sahipleri Hamamcıoğlu ailesi. Kendin pişir kendin ye sitelerinden tarihi öğrenemezsiniz gerçek adalı beyefendi. Ancak yemek tarifleri ile sizin tabiriniz ile en güzel nerde eğlenilir gibi tezgah magazin haberleri öğrenilir. Size tavsiyem o otelin hazırladığı siteden çıkın internette başka sitelere girin görün bakın tarihimizi öğrenin. Çanakkale işgal kuvvetlerinin başı olan İngilizlerin siplendid Place karargah olarak kullandıklarını ama otel sahiplerinin bu gerçeği sitelerinde saklamak için hastane olarak kullanıldığını yazarak otellerinin 15 temmuzda darbenin merkezi olduğunun saklanması gibi o tarihlerde de işgalin tam merkezi olduğunu saklama çabalarıdır. İşgal sonrası oteli de dediğiniz gibi Kazım Paşa değil Mustafa Kemal Paşa kurtarmıştır. Oda Kurtuluş savaşımız ile olmuştur sayın adalı beyefendi. Sonrası mı Gelen ağam giden Paşam diyerek kazana tarafa yalakalı yaparak Atamızı otele davet etmeler ve Cumhuriyet balosunun düzenlenmesi adına Atamız geldi isede bununda reklamını yapmak darbe sonrası kapılara bayrak asmak ile aynı mantıkta olmuş besbelli. Gerçek adalı diyemiyorum gerçek adalılar adalarının tarihini böyle güdümlü hazırlanan sitelerden öğrenmezler. Araştırır öğrenirler. Hastane olarak kullanılan otelin kapısına niye İngiliz bayrağı asılıp İngiliz askerleri nöbet tutuyor. Diğer fotoğraflarda ise ambulans,sedye ,doktor,hemşire,hasta usta vs gözükmüyor. Hele hele Rusyada gelen rusun beyazı falan resimlerde hiç yok. Gelen rus aileleri ağırlayacak yermi kalmamış dönemin 5 yıldızlı oteline konmuş. Alakası yok. İngiliz işgal kuvvetlerinin karargahı olarak kullanıldığını internetteki tarafsız kaynaklardan öğrenebilirsiniz. Kolaya kaçıp otelin sitesine girmeyin. Onlar ayıplarını biliyor hikaye yazıyorlar. Allah bilir Hamamcıoğlunun bundan 100 sene sonraki otel sitesinde 15 temmuz 2016 yılı için Amerikadan 40 tane akrabamız torunumuzun doğum gününü kutlamak için otele geldiler diye yazar darbenin merkezi olduklarının başka şekilde gizlemeye çalışırlar. En büyük deliller resimler. O resimleri sitesine koymasadı da hikayeyi öyle anlatsalardı belki. Ama şimdi sizin hikayenize inanana şaşarım. Otele tahribat yapılmadı diyorsan artık nasıl yapılıp yapılmadığını adagazetesinden iyice öğrendik. Otelin sitesindeki fotoları kıyasladığımızda değişiklik hemen görülüyorda sizin ordan bakıncamı gözükmüyor yoksa gözlük numaranızmı değişti. Kaldıki çok teknik olduğu için raporları çok okumadan o kırmızı çizgileri takip edince değişiklikler anlaşılıyor adalı beyefendi. İkinci tavsiyem gözlük numaranıza baktırınız. Beyefendi diyorum ama hanfendiyseniz eğer bir ara bir kahve içerek birbirimizin yanlışlarını aydınlatabiliriz. Ne dersiniz? Sahi vergisini son kuruşuna kadar ödediğini nerden biliyorsunuz. Eğer Hamamcıoğlu ailesindeseniz kahveyi siplendidte içeriz olur mu ?

        • Murat Şen : diyor ki:

          Splendid de kahve içmenize gerek yok, size tavsiyem otelin tam karşısında yine bu aileye ait kaçak Kahve Dünyası’nda kahvelerinizi içebilirsiniz…

      • Gerçek adalı hemşerim. Bir gazeteciye bu şekilde yazı yazdığınız için ayıp etmişsiniz. Ama o gazeteci yazdıklarınızı aynen yayınlkama cesaretini gösterip sansürde uygulamamış. Bilmiyorum herhalde yazınızda kesinti yok. Sansürsüz yayınladığı belli. Zaten daha ne diyecektiniz ki. Ama ben elektrik teknisyeniyim. Otel ile ilgili yazısını komple en az iki üç kere okudum. Aslında resimler,ilgili kanunlar ile birleştirerek çok güzel açıklanmış bir yazı. Tarihi eserde en ufak değişiklik yapma lüksünüz yoksa 1908 senesinin aynı binasını olmadığı örneklemelerden belli. Yani bunu artık herkes anlayabilir. Örnekleme iki resim arasındaki farkı bulmak tarihi eser ile oynadığının ispatı. Daha fazla sözede gerek yok. Ama yıllardır o otelin önünden geçer dururum ve motorla aday gelirken giderken o güzelim kubbelerde bir gün Türk bayrağının dalgalandığını görmedim. Hakikatende bir kırmızı beyaz üçgen şekilli falama dalgalanır durur. Anlamını bilen varsa beri gelsin bizde anlayalım. Ben koyu milliyetçi bir vatandaşım. İsterdimki orda Türk Bayrağı dalgalansın. Darbe sonrası kapı babalarına asılan bayrak hiç samimi gelmedi. Hiç asmasalardı daha iyiydi bence. Duruşumuz budur gibi olurdu ama eğilip bükülmez kıvırmazlardı adam gibi ardında dururlardı duruşlarının. Kimse bu farkı gözden kaçırmamıştı ama adagazetesi tercüman olmuş hislerimize. Ben size katılmıyor ve adagazetesini kutluyorum. Büyük bir gazetecilik başarısıdır gözlem ve araştırmaları. Bunları ifade edince utanma kalmadı diyecekseniz ayıp edesiniz. Hiçbir adalı Büyükadanın adının bu şekilde darbenin kıyısından köşesinden anılmasını istemezken 15 temmuz darbesinin Siplendid otelinden yönetildiği iddiaları bizleri ziyadesiyle çok üzmüştür. Hamacıoğlu ailesi daha dikkatli işletmecilik yapsalarmış beklide bu darbe başlamadan bitirilecekti. Hiç mi suçu yok yani. Vergisini tam ödüyormuş bizi ilgilendirmiyor. Pekde tam ödediğine inanmıyorum ya oda sizin söyleminiz. Vatana ihanet etmesinde vergisini ödemese de olur. Cezalı öder faiziyle öder bir şekilde hallolur ama vatana ihanet hallolmaz faizi ile ödemesi de yoktur idam cezası tekrar geliyor malumunuz gerçek adalı arkadaş.

  9. marsak zamanında her hafta yeni fen işleri müdürü atanıyordu adam tebrikleri kabul edemeden yenisi geliyordu.Şimdiki yönetim de bol bol avukat alıp imar da satranç oynuyor marsak döneminin meşhur imar plancısı Gertrude Bell Kumru yeniden sahalara döndü geçen dönem kurulla kafa kafaya verip kolabaşlının işlerini hallediyordu şimdi de daha belediyeye gelir gelmez kolabaşlının işleri açıldı.Ruhsatlar izinler yağmur gibi yağıyor.Hazır 1000 lik planlar yapılıyorken kolabaşlıya,karkas’a manko’ya ,çakar’a nözen’e mokoko pardon özel imar plan notu ile neler yapabiliriz diye çalışmalara başlamış.Ankaradaki splendid dosyasını bakalım ne kadar daha sümen altı ettirecekler dosya geldiğinde o fotoğraftakiler hangi pozisyonu pardon pozu verecekler.Bu lawrence’nin şerif hüseyin’i nerde? Nerde meşhur % 10 avukat GÜLBENKYAN? Yaz sezonu yaklaşıyor bugün yarın Ayanikola mevzularını kahve köşelerinden meclis gündemine taşırlar.Belediye içindeki derin kulakları da bir türlü bulamıyorlar halbuki biraz dikkatli baksalar farkı görecekler !
    İşte size bir ipucu : Soğuk savaşın en cafcaflı yıllarıdır. Bir gün Amerikalılar Rusların yeni bir silahı Sibirya’da test ettiklerini haber alır ve derhal en iyi ajanlarını sıkı bir eğitime alırlar. Bu ajan kısa sürede Rus gibi yemesini, Rus gibi içmesini kısacası gerçek bir Rus gibi davranmasını öğrenir ve derhal görevine başlar… Sibirya’da bir köye yerleşir. Bir gün bir düğüne katılır. Ortama hemen ayak uydurur. Kendi kendine farkedilmediğine sevinirken bir ihtiyar adam yanına yanaşır: – “Yoldaş sen iyisin hoşsun ama Amerikalısın”, der. Ajan şaşırır ama bozuntuya vermek istemez: – “Saçmalama yoldaş nerden çıkardın” der. Yaşlı adam da – “Ben okuma yazma bilmem, fazla gezmişliğim de yoktur; ama hiç zenci rus görmedim.”

  10. Teknikerler : diyor ki:

    Ağzı olan konuşmuş parmağı olan yazmış ama asıl nokteyı kaçırmışınız. Belediyeye alınan 3 avukat Simge İnşaatın dosyaları için alındı. Sabah öğlen akşam tek görevleri Simge inşaata ait ne varsa ortaya dökülecek.Hepsi savcılığa suç duyurusu yapılack. Alacak davaları en az 5 sene geriye atılacak. Adamlar bir daha Belediyeden içeri haciz için giremesin diye 3 avukat alındı. Tabi Atilla Aytaç’a açılacak davalardada tüm avukatların mahkeme salonunun doldurup hakime baskı yaratılır diye düşünüldüğü için olsa gerek ama hakim bunu yermi ?bencede yemez. Tüm dertleri önce Ada gazetesi susturulacak sonra iki avukatın üstüne bir tane daha konulup hepsi birden simge inşaatın üstüne salınacak. Olay budur bence.

  11. Hasan : diyor ki:

    Yani sayın editör yazınızdan sonra malum otelin internetten zaman tüneline girdim baktın. Bir de ne göreyim kartpostallarda o kurşun kablı meşhur kubbelerin minarelerinde Türk bayrağı koymuşlar ama onun dışında tek bir resimde gerçektende konulmamış. O flamaların neyi temsil ettiğide belli değil. Flamaları asacağınıza Türk bayrağını asmamaları Türk Bayrağından duydukları rahatsızlığı ayan beyan ortaya döküyor. Hem bu ülkede para kazan hemde git ne idiğü belirsiz falamalar as.
    Birde hakket 1908 yılında gözüken iki kubbe arasındaki o parapet dediğiniz ahşap perdeyide bunlar 2000 yılındaki resimlerde kaldırmış. Oda yok. Şimdi okadar net anladımki eski eser ile oynanmanın ne demek olduğunu adadaki meşhur binalara bakıp zaman tünelindeki farkları ben bile tespit edebilirim artık . Teşekkürler bizlere bu işi öğrettiğiniz için. Korkun artık eski eser yok edicileri bizlerde tarihi yok eden sizleri bir bir bu tespitleri yapıp savcılığa suç duyurusu yapacağız bilesiniz

  12. 657 sayılı devlet memurları kanunu gereği; kurumların memurlarını hizmet içinde yetiştirme esasları: madde 214 – (değişik : 31/7/1970 – 1327/72 md.) devlet memurlarının yetişmelerini sağlamak, verimliliğini artırmak ve daha ileriki görevlere hazırlamak amaciyle uygulanacak hizmet içi eğitim, devlet personel başkanlığı tarafından ilgili kurumlarla birlikte hazırlanacak yönetmelikler dahilinde yürütülür. eğitim birimleri: madde 215 – her kurumda, yetiştirme faaliyetlerini düzenlemek, yürütmek ve değerlendirmekle görevli bir “eğitim birimi” kurulur. birden çok birim kurulan kurumlarda bunlardan biri “merkez eğitim birimi” adını alır. eğitim merkezleri: madde 216 – kurumlar kendi eğitim ihtiyaçlarını karşılamak üzere eğitim merkezleri açabilirler. kurumlararası eğitim ihtiyaçlarını karşılamak üzere, başbakanlık devlet personel başkanlığının teklifi ve bakanlar kurulu kararnamesiyle, kurumlar arası eğitim merkezleri de açılabilir.eğitim birim ve merkezlerinin kuruluş ve işleyişleri başbakanlık devlet personel başkanlığının görüşü alınmak suretiyle kurumlarınca hazırlanacak yönetmeliklerle düzenlenir. buradan yola çıkarak ; bilmediğiniz, eğitimini almadığınız bir konuda teknik hizmetler sınıfında dahi olsanız amiriniz sizi görevlendiremez. yazılı bir görevlendirme yapıldığı taktirde kanun maddeleri yazılarak itiraz edilmelidir.
    Diyor. Yorumlarınızdan anladığmı kadarı ile sizlerede eğitim verileceğine fuzuli kişiler 5 yıldızlı otellerde tatile gönderilip sonrasında eğitim almışınız gibide siz masa başı memurları savcılığa vermişler. Hem suçlu olan Belediye hemde suçunu memura yıkmış olması amirlerinizdin hiç vicdanlı olmadığını gösteriyor. Eğitim verdirselerdi haklı olabilirlerdi ama okuduğum kadarı ile büyük hainlik yapılmış sizlere. Eski bir memur olarak sizleri bilgilendirmek için bunu gönderiyorum. Umarım işinize yarar. Ama memuru bu hale sokan yöneticiler insanlıktan nasibini almamış kişilerdir nezdimde. İnşallah onlar sizlere bu kötülüğü yaparken Allah onların başına öyle dert versin ki ağır cezada yargılansınlar. Belki o zaman azcıkta olsun biz ne ettikte başımıza bunlar geldi diye düşünür sonrada jetonlaro köşeli değilse düşer anlarlar kötülük yapmanın ne olduğunu.

  13. tamtamcı : diyor ki:

    tamtamcı geri döndü beyler.yaşar kaçtı belediye çöktü devlet indi sahaya bütün fetöcular kaçtılar. BİZ NE DEMİŞTİK DİĞER YORUMLARDA KİMSE DEVLETTEN BÜYÜK DEĞİLDİR. bu belediyede başkan değil belediye kapatılmadan çözülmeyecek gibi gözüküyor.yorulduk bu hainlerden.adamlar o kadar gözü dönmüş ki para için vatanına ihanet etmekten çekinmiyor.sıra şimdiki İMAR MÜDÜRÜ VE KUMRU HANIMDA karşılarında kim var bilmiyorlar.15 temmuz herkese ders oldu.UMARIM BAŞKANA DERS OLUR KENDİNİ KURTARMAK İÇİN KAÇ KİŞİYİ ARACI KULLANDI MALUM KİŞİYE.

  14. Şahan : diyor ki:

    Sabah Gazetesinde çıkan haber
    CHP’li belediyeye FETÖ soruşturması
    İçişleri Bakanlığı, Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç ile belediye başkan yardımcılarının da aralarında olduğu 44 kişi hakkında FETÖ/ PDY soruşturması başlattı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu imzasıyla izin verilen soruşturmanın konusu ise SABAH’ın defalarca gündeme getirdiği FETÖ’nün “Yerel yönetimler imamı” Erkan Karaarslan oldu. CHP’li belediyelerden 4 yılda 1 milyar lira toplayan ve FETÖ’den tutuklu olan Karaarslan’ın son bir yılda Sarıyer Belediyesi’nden de 3 milyon liradan fazla ihale aldığı belirlendi. Soruşturma evrakında Genç’le Karaarslan’ın dostluklarını gösteren fotoğraflar yer alırken, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Karaarslan’ın sahip olduğu danışmanlık şirketi ile belediyenin, ihaleleri sözleşmesiz yaptığı ortaya çıktı. Karaarslan EYÖNTEM danışmanlık şirketinin yüzde yüz, BEKAD, KAMUSİS’in ise yüzde elli hissesine sahipti. Karaarslan’ın baldızı Çiğdem Şanlı ile teyzesinin oğlu Osman Çolak, şirketler adına ihaleye girdi. Şirketlere özel ihaleler verildi.