• Yalancının mumu müfettiş raporuna kadar yanarmış!
  • ABD Başkanı Trump’ın istediği papaz Büyükada Splendid Palas’daki CIA toplantısında!
  • Adalar Belediyesine soruyoruz belgelerden “Hangisi gerçek”
  • FETÖ Belediyeler İmamı Erkan KARAARSLAN’ın Adalar Belediyesi’ndeki İşbirlikçileri!
  • Yassıada için skandal iddialar!

logo

01 Mayıs 2017

Cumhurbaşkanı Erdoğan Jamia Milia İslamia Üniversitesi’nin fahri doktora unvanı aldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Jamia Milia İslamia Üniversitesi’nin kendisine takdim ettiği fahri doktora unvanı münasebetiyle düzenlenen törene katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Jamia Milia İslamia Üniversitesi’nin fahri doktora unvanı aldı

Üniversitenin oditoryum salonunda gerçekleştirilen törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tören cübbesi giydirildi ve fahri doktora belgesi takdim edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversitenin öğretim görevlilerine ve öğrencilerine hitaben bir konuşma yaptı.

1920’den beri faaliyet gösteren Jamia Milia İslamia Üniversitesi’nde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, köklü ve saygın bir yüksek eğitim kurumu tarafından fahri doktor unvanına layık bulunmanın kendisini ayrıca memnun ettiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şahsına gösterilen teveccüh için, üniversitenin rektörü Muhammed Ahmed Zeki’ye, üniversite meclisine ve etkinliğin düzenlenmesine katkıda bulunanlara teşekkür etti.

Aralarındaki uzak mesafeye rağmen, Hindistan ile Türkiye’nin ilişkilerinin köklü bir tarihî geçmişe sahip olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgede 350 yıl hüküm süren Babür devletinin kuruluşunda, Anadolu’daki Osmanlıların ciddi desteklerinin olduğunu hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekber Şah, modern Hindistan’ın da temelini oluşturan farklı inanç ve kökendeki insanları aynı devlet çatısı altında yönetebilme kabiliyetini, bu coğrafyaya kazandıran ilk hükümdardır. Ünlü Hint şairi Tagore’un ‘Sonsuzluğun yüzünde bir gözyaşı damlası’ olarak tanımladığı Tac Mahal, ortak tarihimizin sembol eserlerinden biridir. Bu abidevi yapı, ülkemizin her köşesinde yüzlerce eseri olan Mimar Sinan’ın talebeleri tarafından inşa edilmiştir. Eserin banisi Şah Cihan’ın, Osmanlı’ya olan muhabbetini bugün de saygıyla hatırlıyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bu güçlü arka plana rağmen, Türkiye-Hindistan ilişkilerinin bugün olması gereken düzeyin çok gerisinde bulunduğunu kaydederek, “Biz, Türkiye olarak, Hindistan’la siyasi, ekonomik, kültürel tüm ilişkilerimizi geliştirme, güçlendirme yönünde samimi bir iradeye sahibiz” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaretinin iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcına vesile olması temennisinde bulundu.

Kültür ve eğitimin iki ülke arasındaki ilişkilerde büyük potansiyel barındıran alanların başında geldiğine işaret ederek, Hint televizyonlarında yayınlanan Türk dizileriyle Türk televizyonlarında gösterilen Hint dizilerinin büyük ilgi görmesinin tesadüfi olmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hint çiftlerin düğünleri için giderek daha fazla ülkemizi tercih etmeleri de iki ülke kültürlerinin birbirlerine yatkınlığını ortaya koymaktadır. Ülkemizin hiçbir vatandaşı için Hindistan meçhul bir ülke, Hint kültürü meçhul bir kültür değildir. Gönüllerdeki bu yakınlığı her alanda fiili iş birliğine çevirmemiz gerekiyor. Bunun yolu da eğitim öğretimden geçiyor” şeklinde konuştu.

Hâlen Türkiye’de 118’i Türkiye’nin sağladığı burslarla olmak üzere, 171 Hindistanlı öğrencinin akademik eğitim aldığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan Hindistan’da Türkiye burslarına olan ilginin katlanarak arttığını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de öğrenim gören Hindistanlı gençleri iki ülkenin ortak geleceği adına bir yatırım olarak gördüğünü söyledi ve “İnşallah bu öğrenciler eğitimlerini tamamladıktan sonra, nitelikli insan kaynağı olarak Hindistan’a en iyi şekilde hizmet edeceklerdir. Dostluğumuzun daim kılınması için ortak tarihimizin genç nesillere aktarılması da sorumluluklarımız arasındadır” sözlerine yer verdi.

“ULUSLARARASI İSTİKRAR VE BARIŞIN, ADİL BİR SİSTEMDE SAĞLANABİLECEĞİNE İNANIYORUZ”

Hâlen dünyada yaşanan siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar, gelir düzeyindeki dengesizlikler, yoksulluk, genç işsizliği gibi sorunlar, düzensiz göç ve terör sorunlarının yaşandığına değinerek, hiçbir ülkenin tek başına altından kalkamayacağı bu sorunların, ancak tüm devletlerin ortak çabasıyla çözüme kavuşturulabileceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, tüm bu meselelere, insanı ve vicdanı merkeze alan bir dış politika anlayışıyla yaklaşıyor. Kadim devlet geleneğimizin bize mirası olan ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” ilkesini kendimize rehber edindik. Biz, uluslararası istikrar ve barışın, sadece adil bir sistemde sağlanabileceğine inanıyoruz” ifadelerine yer verdi.

Adaletin, sorunları çözmekle görevli uluslararası kuruluşların yapılarından başlanarak tesis edilmesi gerektiğine, özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısının bir an önce reforme edilmesinin şart olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın önemli ülkelerinden 1 milyar 300 milyon nüfusa sahip Hindistan’ın içinde olmadığı bir Güvenlik Konseyi’nin, sağlıklı bir yapıya sahip olduğunu kim iddia edebilir? 1 milyar 700 milyon Müslümanın temsil edilmediği bir Güvenlik Konseyi, ne kadar adil olabilir?” sorularını yöneltti ve uzun süredir ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyerek dile getirdiği itirazlarının temelinde bu çarpıklıkların yattığını söyledi.

“DÜNYA MAĞDURLARINA, MAZLUMLARINA KENDİMİZİ SEVDİREBİLİYORSAK BU BİZE YETER”

“Şu anda tüm dünyanın kaderini beş ülkenin eline, diline nasıl bırakabiliriz?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Güvenlik Konseyinde 1. ve 2. Dünya Savaşlarının şartları içinde oluşmuş yapı içinde, atılan bir adıma, bir konsey üyesinin ‘hayır’ demesi durumunda bir kararın çıkmadığını hatırlatarak, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden beklenen nedir? Adalettir. Şu anda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde adalet var mı? Asla, böyle bir şey yok. Erdoğan bunu söylediği zaman sert oluyor, Erdoğan bunu söylediği zaman sevilmez oluyor; tamam da biz kime kendimizi sevdireceğiz? Aslolan budur. Biz, dünya mağdurlarına, mazlumlarına kendimizi sevdirebiliyorsak, bu bize yeter” diye ekledi.

“GENİŞ BİR COĞRAFYADA İNSANİ YARDIMLARI ULAŞTIRMANIN GAYRETİ İÇİNDEYİZ”

Hindistan’ın bu konuda Türkiye’yi en iyi anlayacak ülke olduğundan şüphe duymadığını, iki ülkenin uluslararası kuruluşlardaki iş birliğini yoğunlaştırarak adil ve sürdürülebilir bir dünya için birlikte daha yakın çalışması gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bölgesinde ve küresel düzeyde yaşanan krizler karşısında geliştirdiği insani diplomasiyi, Suriye krizinde mültecilere uyguladığı açık kapı politikasını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları ekledi: “Suriyeliler bombalanmaya devam etse biz kapımızı yine kapamayacağız, kapımız yine açık olacak. Niye? O varil bombalarından kaçan insanları, o kimyasal silahlardan kaçan insanları, o konvansiyonel silahlardan kaçan insanlara eğer kapılarımızı kapatırsak biz de zalimlerden olmaz mıyız? Zulme rıza zulümdür. Afrika’dan Myanmar’a kadar geniş bir coğrafyada ihtiyaç sahiplerine insani yardımları ulaştırmanın gayreti içindeyiz.”

“TERÖRİZMİN ÖNÜ SADECE KUVVET KULLANILARAK KESİLMEZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Şu gerçeğin artık kabul edilmesi gerekiyor: Terörizmin önü sadece kuvvet kullanılarak kesilmez. Terör örgütlerinin silahlı güçleri yanında asıl onlara hayat alanı sağlayan fakirlikle, eşitsizlikle ve cehaletle mücadele edilmesi gerekiyor. Terörü herhangi bir din, etnik grup ya da coğrafyayla eşleştirenler kesinlikle art niyetlidir. Hepimizin ortak sorunu olan terörle mücadelede başarı, tüm ülkelerin birlikte ve samimi şekilde çaba göstermesiyle elde edilebilir. Terörle ortak mücadele için üzerinde birleşilmesi gereken ilkelerin başında tüm terör örgütlerine karşı ayrım gözetmeksizin mücadele edilmesi gerekiyor.”

“DEAŞ VE EL KAİDE’YE KARŞI GÖSTERİLEN DUYARLILIĞIN, YPG-PYD’YE KARŞI DA GÖSTERİLMESİNİ BEKLİYORUZ”

Türkiye’nin terör örgütlerine karşı verdiği mücadeleye değinerek, 3 bini aşkın DEAŞ’lı teröristi etkisiz hâle getirdiğini, bunun yanı sıra PKK, PYD ve YPG terör örgütlerine karşı da mücadelenin devam ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yabancı terörist savaşçıların çatışma bölgelerine seyahatlerinin engellenmesi için her ülkeden daha fazla çabayı biz harcıyoruz. Bununla birlikte DEAŞ’a ve El Kaide’ye karşı uluslararası planda gösterilen duyarlılığın mesela PKK’ya ve farklı isimlerle gizlenmeye çalışılsa da onun bir parçası olan YPG, PYD gibi örgütlere karşı gösterilmesini de bekliyoruz” açıklamasına yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendileri terör eylemine maruz kaldığında dünyayı ayağa kaldıranların başka ülkelerin hassasiyetleri karşısında duyarlı olmaları şarttır. Hele hele bir terör örgütüyle mücadele kılıfı adı altında başka terör örgütlerini desteklemek, açık söylüyorum; kendi huzurunuzu kendi elinizle baltalamanızdan başka bir şey değildir. Biz kendimizle birlikte dost ve müttefik olarak gördüğümüz tüm ülkelerin geleceği için bu görüşlerimizi savunmaya, bu mücadeleyi vermeye devam edeceğiz. Aynı şekilde şartlar ne olursa olsun mağdurlara ve mazlumlara asla sırtımızı dönmeyecek, imkânlarımızı onlarla paylaşmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.

 

Etiketler: » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

1+1 = ?