logo

üsküdar evden eve nakliyat sex izle seks izle

Bostancı Escort

Daktilo ve yazarlar


Nazan Şara Şatana
nazansarasatana@hotmail.com

Daktilo ve yazarlar

Daktilo ve yazarlar

 

Daktilosuz yazar olur mu?

Şimdilerde daktilo kullanan yazar var mıdır? Vardır elbette ama ben daktilo değil bilgisayar kullanıyorum. Daktilo ile bağlantım klavyemde. Ben F klavye ile yazıyorum. Q klavye ile yazmak bana bayağı güç geliyor. Ben on parmak daktilo yazabilen biri olduğum için ve bunu da F klavyede öğrendiğim için Q’da yazmak çok zor.

Daktilo olmasaydı halimiz nice olurdu?

Yani elle yazmak hem daha yorucu hem de ciddi zaman!

Daktilo ile birde seri yazıyorsanız, olay bitmiştir. Siz aklınızdakiler ve parmaklarınızın klavyenin tuşları ile dans edişi. Tamamdır yazmaya başlayınız, yazınız.

 

İngiliz mühendis Henry Mill, 1714’te daktilonun patentini almış.

Ne iyi etmiş. Daktilo, klavye aracılığı ile harfleri hareketlendiriyordu, mürekkepli bir şerit oluyordu ve tuşlara basarak kâğıda yazıyı yazıyorduk.

 

Şimdi aslında yazı sisteminde bir değişiklik yok.

Yine harfleri gösteren tuşlara basıyoruz ama ortada kâğıt yok.

Sanal âlem burada tam geçerli, ne zamana kadar? Siz yazınızı bilgisayarda tutmayıp bastırdığınız zamana kadar.

O zaman yazdıklarınız kâğıt üzerinde oluyor, dokunabiliyor ve eğer yazarsanız kitaplarınıza elleyebiliyorsunuz.

 

Bilgisayar bütün iş konumlarında geçerli ve olmazsa olmaz dediğimiz bir ihtiyacımız. Hatta zaman zaman bilgisayar olmadan önce ne yapıyorduk diye düşündüğümüz bir sistem.

 

Bütün bu kolaylıkların yanı sıra ünlü yazarların daktiloları ile çekilmiş resimlerini gördüğüm zaman o yalın hallerini, zahmetli çalışma şekillerine hayran kalıyorum.

Canlı, heyecan var, güzel enerjileri resimlerden bizlere geçiyor.

Oysa şimdilerde o kadar makineleşmiş bir halle çalışıyoruz ki,

‘içimden geçenleri aktarımımlar’ bile zorlaştı. Daha bir matematik yapmak daha bir ticari düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Mesela dört cilte sığacak kadar çok sayfalara böldüğünüz kitabınızı küçülte küçülte dörtyüzlü sayfalara kadar indiriyorsunuz.

Kalın olunca okunmuyor, okuyucu ince kitaplar arıyor. Belki de daktilo ile yazmanın getirisiydi ince kitaplar, kim bilir.

Ben yine de eskileri arıyorum. Derseniz o zaman niye sen daktilo ile yazmıyorsun? Derim ki lükse çabuk alışılıyor biz sadece şikâyet ediyoruz.

 

Nazan Şara Şatana

 

Etiketler: »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

3+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Akülü araç kullanmayı hak edelim

    22 Ağustos 2017 Burgazadası, Büyükada, Heybeliada, Kınalıada, köşe yazarları, Manşet, Sedefadası

    Her beldede olduğu gibi Prens Adalarında da rahat ve huzurlu yaşayabilmeniz için verilen kurallara uyum sağlamamız yine bizim lehimize olacaktır. Son yıllarda hep konuşulan, hep tartışılan, yerel basında işlenen konulardan birisi de son yılların git gide artan ve insana fayda sağlamak yerine zarara uğratan akülü araçlardır. Bu araçlar, yaşlılar, hastalar, emekliler, marketlerin sipariş dağıtımı gibi işlerinde gereklidir. Diğer adalarda da sorunlar yaşandığını duyuyorum fakat ben yaşadığım Kınalıadanın sorununu dile getirmek istiyorum....
  • GÜVENDEN İKAMETE

    14 Temmuz 2017 köşe yazarları, Manşet

    Son Belediye seçimleri esnasında, hatta çok daha önceden, okuyucularımın hatırladıkları gibi, her yazımda ve her fırsatta adamızın yazlıkçılarını yazılarımla hatta şifahen de ikametlerini adaya almaları için ikaz etmiştim. O yıllarda, Prens Adalarının sağlık sorunları insanları bu konuda cidden engelliyordu. Bildiğiniz üzere, bu çok önemli konuda artık gelişmeler oldu. Gönül ister ki Adalarımızda tam teşekküllü bir hastanemiz olsun ve emek verenler ile çaba gösterenlerin önü kesilmesin. Tüm Prens Adalarının ve Kınalıadamızın sorunları artık ...
  • VATAN HAİNLERİ

    08 Temmuz 2017 köşe yazarları

    Dökülmeden tek tek; Gökteki yıldızlar. Kimse susturamayacak, Yankılanacak ezanlar.   Sura üflemeden İsrafil, Yandıkça gökteki kandil, Hainler hesap verecek, Ateş yağdıracak Ebabil.   Gölgesi var oldukça vatanın, Ahde vefası var, ulu Osmanlının. Kim ki ihanet ederse; Bağrı yansın, gözlerinden kan aksın.   Plevne'de kahraman Osman Paşa, Tuna nehri şahittir bu savaşa, Hainler tek millet olsa da; Mücadele farzdır, iman dolu her başa.   Hilafet sancağı emanetimizdir, ...
  • Deniz Seki

    06 Haziran 2017 köşe yazarları

    Sanatçı demek aydın kişi demektir. Sadece eserleriyle değil; hal, hareket ve davranışlarıyla da topluma yön veren kişidir. Şimdi bir sanatçı düşünün; Uyuşturucudan hüküm giymiş, İki buçuk sene içerde yatmış, Sonra da haliyle cezası bitince salıverilmiş. Buraya kadar olan her şey rutin birer gelişmeden ibaret, Olması gereken de bu zaten… Kimsenin kimseyi tekrardan yargılayıp ötekileştirmesine hakkı yok, gerek de yok. Kimsenin haddi de değil. Fakat buradaki durum biraz farklılık arz ediyor. Biz olaya eğitim açısından bakacağız. Oluştu...