• Yalancının mumu müfettiş raporuna kadar yanarmış!
  • ABD Başkanı Trump’ın istediği papaz Büyükada Splendid Palas’daki CIA toplantısında!
  • Adalar Belediyesine soruyoruz belgelerden “Hangisi gerçek”
  • FETÖ Belediyeler İmamı Erkan KARAARSLAN’ın Adalar Belediyesi’ndeki İşbirlikçileri!
  • Yassıada için skandal iddialar!

logo

Düğünden Ölüme


facebook
Sosi Cindoyan
sosi@adagazetesi.com.tr

Yıl 2010, mevsim Bahar, günlerden Mayıs ayının 16’sı. Beden yorgun düşünce yılgın, herkeste bir melal var, buna karşın doğa uyanmış derin uykudan, ağaçlar çiçek açmış, kuşlar cıvıldaşıyor, deniz mavi, gökyüzü mavi, umutlar mavi, değişmiş mevsimin rengi. Aylardan Mayıs, herkeste bir heyecan, herkeste bir hareket var. Bugün farklı bir gün çünkü bugün düğün var.

Kınalıadanın yakışıklı gençleri düğüne hazırlanmış. Unutmuşlar gamı kederi. Kolay mı? Arkadaşları dünya evine giriyor. Kim bilir belki içten içe gelecekleri için de dilekte bulundular. Belki de yüreklerinin en derin köşesinde aşkları ile büyüttükleri, bir o kadar da yücelttikleri bir güzel kız var kalp çarpıntıları ile sarıp sarmalayıp mutlu edecekleri. Bugün farklı bir gün çünkü bugün düğün var.

Bostancıya geçtiler. Onlar olmadan düğün başlar mıydı hiç? Eğlendiler, yediler, içtiler, şakalar yapıldı, hediyeler dağıtıldı, dilekler dilendi. Hayatı henüz tanımaya başlamışlardı o gençler ve arkadaşlarının mutluluğunu paylaşmak onları zevkten çıldırtıyordu. Her güzel şey gibi o günlük keyif de bitmek üzereydi ki açık havaya çıkınca gökyüzünün karanlık, havanın rüzgârlı olduğunu gördüler. Gökyüzünde parlayan yıldız kalmamıştı, sanki yeni evlenen çiftin hayatlarını aydınlatmaya gitmişlerdi yıldızlar. Bostancı sahiline varana kadar fırtına koptu. Dalgalar yükseldi, şimşek çaktı gençlerin ömrüne.

Onlar ki her biri kaptan sayılırdı. Onlar ki Marmara denizinin çocuklarıydı. Onlar ki dalgalarla boğuşur, onlar ki balık gibi yüzerlerdi. Korkmadılar, doldular ufacık bir tekneye
**************************Ve deniz onları yuttu********************************
**************************Gözyaşımızı kuruttu ********************************

Haber hızla yayıldı. Ertesi gün hava nasıldı bilemedim. Herkes gibi benim de kalbim durdu, dondum kaldım sahilde. Havadan ve denizden aramalar başlatıldı. Tekneleri olanlar özel imkânları ile aramalara katıldı. İnsanlar çok duyarlıydı. Ekipler kuruldu, müthiş bir dayanışmaydı. Aramaları destekleyenlerin sayısı gittikçe arttı. Sahilde oturmuş, beynim boşalmış, arka arkaya içtiğim çayların desteği ile kötüyü karşılamaya çalışıyordum. Yok, yok, yok…Nerelerdeydi bizim gençler ? Ne halde bulunacaklardı? Ya aileleri! Gün boyunca sahilden ayrılmayan analar, çılgına dönmüş babalar, kardeşler, komşular, akrabalar, arkadaşlar. Mahşer günü yaşandı Kınalıadada.

Bir gencimiz kurtarılmış fakat psikolojik sorunlar içinde, anında diyebileceğimiz kadar çok kısa zamanda beyazlaşmış saçlarıyla şimdi başka bir adada yaşamaya devam ediyor.

Dönemin sevilen muhtarı, bugünün Adalar İlçesi Belediyesi Meclis Üyesi Hüseyin Şahin ve saygıdeğer eşini görünce kaçıyorum, göz göze gelmemek için. İnsan o acıya tanık olmaya bile dayanamazken, o ailelerin ıstırabı diner mi Tanrım ?
Düğüne birlikte gittiler fakat teker teker denizden toplanıp Adalarına döndüler. Artık düğün yoktu. Onlar damat olamadan Hakkın Rahmetine erdiler, Islak bir cenaze töreni. Cenazeler için Camiye koştuk. Prens Adalarında çan sesleri ezan seslerine karıştığı gibi güzel günleri ve acıları paylaşırken de Müslümanı ve Hristiyanı yan yana görürsünüz.

Canlarımız ; Cihan Şahin, Yücel Yazgan, Şerafettin Yatar, Tolga Baştepe.

Yüreklerimiz sizin için kanadı, dualarımız sizin içindi ve Doğa sizden utandı.

Bu yazı ile Adalar İlçesi Belediyesi Belediye Başkanımız Atilla AYTAÇ beyefendiden ricam, bu gençlerimizin anısını yaşatabilmek için desteklerini esirgememeleridir.

Saygılarım Sizlere
Dualarım gençlere
Tanrım sabır ver
Acılı yüreklere.

Etiketler: » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

3+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Akülü araç kullanmayı hak edelim

    22 Ağustos 2017 Burgazadası, Büyükada, Heybeliada, Kınalıada, köşe yazarları, Manşet, Sedefadası

    Her beldede olduğu gibi Prens Adalarında da rahat ve huzurlu yaşayabilmeniz için verilen kurallara uyum sağlamamız yine bizim lehimize olacaktır. Son yıllarda hep konuşulan, hep tartışılan, yerel basında işlenen konulardan birisi de son yılların git gide artan ve insana fayda sağlamak yerine zarara uğratan akülü araçlardır. Bu araçlar, yaşlılar, hastalar, emekliler, marketlerin sipariş dağıtımı gibi işlerinde gereklidir. Diğer adalarda da sorunlar yaşandığını duyuyorum fakat ben yaşadığım Kınalıadanın sorununu dile getirmek istiyorum....
  • GÜVENDEN İKAMETE

    14 Temmuz 2017 köşe yazarları, Manşet

    Son Belediye seçimleri esnasında, hatta çok daha önceden, okuyucularımın hatırladıkları gibi, her yazımda ve her fırsatta adamızın yazlıkçılarını yazılarımla hatta şifahen de ikametlerini adaya almaları için ikaz etmiştim. O yıllarda, Prens Adalarının sağlık sorunları insanları bu konuda cidden engelliyordu. Bildiğiniz üzere, bu çok önemli konuda artık gelişmeler oldu. Gönül ister ki Adalarımızda tam teşekküllü bir hastanemiz olsun ve emek verenler ile çaba gösterenlerin önü kesilmesin. Tüm Prens Adalarının ve Kınalıadamızın sorunları artık ...
  • VATAN HAİNLERİ

    08 Temmuz 2017 köşe yazarları

    Dökülmeden tek tek; Gökteki yıldızlar. Kimse susturamayacak, Yankılanacak ezanlar.   Sura üflemeden İsrafil, Yandıkça gökteki kandil, Hainler hesap verecek, Ateş yağdıracak Ebabil.   Gölgesi var oldukça vatanın, Ahde vefası var, ulu Osmanlının. Kim ki ihanet ederse; Bağrı yansın, gözlerinden kan aksın.   Plevne'de kahraman Osman Paşa, Tuna nehri şahittir bu savaşa, Hainler tek millet olsa da; Mücadele farzdır, iman dolu her başa.   Hilafet sancağı emanetimizdir, ...
  • Deniz Seki

    06 Haziran 2017 köşe yazarları

    Sanatçı demek aydın kişi demektir. Sadece eserleriyle değil; hal, hareket ve davranışlarıyla da topluma yön veren kişidir. Şimdi bir sanatçı düşünün; Uyuşturucudan hüküm giymiş, İki buçuk sene içerde yatmış, Sonra da haliyle cezası bitince salıverilmiş. Buraya kadar olan her şey rutin birer gelişmeden ibaret, Olması gereken de bu zaten… Kimsenin kimseyi tekrardan yargılayıp ötekileştirmesine hakkı yok, gerek de yok. Kimsenin haddi de değil. Fakat buradaki durum biraz farklılık arz ediyor. Biz olaya eğitim açısından bakacağız. Oluştu...