logo

üsküdar evden eve nakliyat sex izle seks izle

Bostancı Escort
03 Ekim 2017

İstanbul’da Sanat Yoluyla “Dialog Arayışı” Uluslararası platforma Taşınıyor.

İstanbul Bienali “İyi Bir Komşu” başlığı altında, Nine Dragon Heads ise TASTE of TEA “Çayın Tadı” başlığı üzerinden insanı düşünmeye yönelten etkinlikler gerçekleştirdi.

İstanbul'da Sanat Yoluyla “Dialog Arayışı” Uluslararası platforma Taşınıyor.

Uluslararası sanat projeleri ile dünya sanatı içinde önemli bir yere sahip olan Nine Dragon Heads, “TASTE of TEA” “Çayın Tadı” isimli bir sergiyle İstanbul’daydı. 14 Eylül’de Haydarpaşa Garı’nda açılışı gerçekleştirilen sergi, sanatçı performansları, açık hava atölyeleri ve konferanslarıyla desteklendi. 4 Ekim’e kadar Haydarpaşa Garında devam eden serginin yanı sıra, Sirkeci Garında sanatçı performansları ve Piramid Sanat Merkezi’nde yapılan konferansa gösterilen ilgi de çok büyüktü.

Proje, Sanat Direktörü Park Byoung Uk, küratörler Magda Guruli ve Denizhan Özer tarafından, 13 ülkeden 30 sanatçının katılımıyla hayata geçirildi. Projede Türkiye’yi temsilen 4 sanatçı yer aldı: Bedri Baykam’la, Seren Ceren Asyalı, Aslı Özok, Denizhan Özer.

“TASTE of TEA” bir çağdaş sanat projesi olarak, enstalasyon, video, heykel, fotoğraf ve performanslar aracılığıyla insana kendini sorgulatma amacındaydı.

İstanbul’lu sanatseverler, 4 Ekim’e kadar Haydarpaşa Tren Garı’ndaki sergiyi ziyaret edebilecekler..

***************************************************************************

Taste of Tea (Çayın Tadı)

 

  1. İstanbul Bienali paralel etkinlik programı

Haydarpaşa Garı, Sirkeci Garı, Piramid Sanat

14 Eylül – 4 Ekim 2017

Direktör:

Park Byong Uk

 

Küratörler:

Magda Guruli (Gürcistan), Denizhan Özer (Türkiye)

 

Sanatçılar:

Ali Bramwel (Yeni Zellanda), Alois Schield (Avusturya), Antti Tenetz (Hollanda), Aslı Özok (Türkiye), Bedri Baykam (Türkiye), Christophe Doucet (Fransa), Daniela de Maddalena (İsviçre), Denizhan Özer (Türkiye), Enrique Munoz Garcia (Şili), Eun su Lim (Kore), Gabriel Adams (Amerika), Gordana Andjelic Galic (Bosna Hersek), Harold de Bree (Hollanda), İliko Zautashvili (Gürcistan), IMPULSE – Kam Yeonhee, Seuk, Cha Yeongwon (Kore), Jessy Theo Rahman (Hollanda), Kazunori Kitazava (Japonya), Kelli Sharp (Avustralya), Kim Jaenam (Kore), Kim Jaikwan (Kore), Lee Leenam (Kore), Light House – Moon Sangwook, Yoon Hyunseob,Jang Wongyu (Kore), Pang Hyosung (Kore), Serdal Kesgin (Türkiye), Seren Ceren Asyalı (Türkiye), Shin Yonggu (Kore), Sim Jea Bun (Kore), Suh Yoonhee (Kore), Susanne Muller (İsviçre), Yoo Jounghye (Kore)

Nine Dragon Heads’i 1996’da kurulduğu günden bu yana gerçekleştirdiği uluslararası etkinlikleri hakkında daha detaylı bilgi için; http://9dh-istanbul.com/

web sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Bir Diyalog Arayışı: Çayın Tadı

 Uluslararası sanat projeleri ile dünya sanatı içinde önemli bir yere sahip olan Nine Dragon Heads‘in, 15. İstanbul Bienali’ne paralel etkinlikler programı çerçevesinde gerçekleştirdiği “Taste of Tea” (Çayın Tadı) isimli sergisi İstanbul’da sanatseverlerle buluştu. Biz de Piece of Art PR&Gallery olarak bu ilginç serginin küratörlerinden Denizhan Özer’le görüştük.

Dilşad Atasoy: Gerçekten çok ilginç bir proje bu Denizhan Özer. Bu sergiye İstanbul’lu sanatseverler de oldukça ilgi gösterdiler. Önce Nine Dragon Heads’i tanıyarak başlayalım söyleşimize. Nasıl bir grup, nerde, nasıl kurulmuş, neler yapmış bugüne kadar? 

Denizhan Özer: Nine Dragon Heads aslında dünyada çok tanınan bir sanat topluluğu. Birçok uluslararası projeye imza atmış. Çok farklı ülkelerde, farklı bölgelerde ilginç projeler gerçekleştirmiş bir grup. 1996 yılında Güney Kore’de Park Byoung Uk tarafından kurulan grup, daha çok çevre sorunlarına dikkat çekmek amaçlı projeler yapıyoruz. Dünya sorunlarıyla ilgilenen, insan, politika, çevre ve kültürel konulara eğilen sanatçılar olarak bir aradayız. Bireysel veya ortaklaşa yaptığımız sanat projeleriyle dünyanın her yerinde var oluyoruz diyebilirim. Daha çok kolayca gidilemeyen, çevre sorunları yaşayan yerleri seçiyoruz. Asya’da Çin, Moğolistan, Özbekistan, Gürcistan, Kore Avrupa’da Almanya, Avusturya, Bosna Hersek, İtalya, Fransa gibi ülkelerinde projeler yaptık. Tibet, Aral Gölü, Katmandu gibi yerlere de gittik, Taklamakan, Gobi, Kızılkum, Karakum çöllerini de geçtik. Dünya üzerinde bir diyalog arayışı içindeyiz. Gittiğimiz ülkelerde oranın sanatçılarıyla, halkıyla bir araya getirmeye çalışıyoruz. Bunların dışında müzelerde, sanat merkezlerinde sergiler yapıyoruz. İki yıl önce Venedik Bienaline katıldık. İstanbul Bienaline katılma fikri de orada ortaya çıktı.

Günsu Saraçoğlu: Serginin ismi “Taste of Tea” yani “Çayın Tadı”. Neden Çay, çayla nasıl bir bağlantısı var serginin? 

D.Ö.: “Taste of Tea” bir çağdaş sanat projesidir. Enstalasyon, videoart, heykel, fotoğraf ve performanslar aracılığıyla sanatın, insan-doğa, insan-toplum ve insan-kültür ilişkilerini aktarabilme becerisini incelemeyi hedefliyor. Türklerde çay çok önemlidir. İletişimin bir aracıdır çay. Bir insanla sohbet ederken çay içilir, bir eve konuk gidilirse çay ikram edilir. İnsanlar çay içmeye davet edilir. Yani çay kültürü üzerinden bir diyalog arayışı asıl amacımız. Aynı zamanda söz konusu etkinlikle çay ya da çay kültürü üzerinden izleyicileri düşünmeye sevk etmek istiyoruz elbette. 

D.A.: Sergiyi nasıl hayata geçirdiniz? Hangi ülkelerden, hangi sanatçılar katıldı? 

D.Ö.: Projenin sanat direktörlüğünü Park Byoung Uk yaptı, Gürcistan’lı Magda Guruli ile ben serginin küratörlüğünü üstlendik. Sergimiz; 14 ülkeden 35 sanatçının katılımıyla hayata geçirildi. Grup her gittiği ülkede o ülkeye ait sanatçılara da yer veriyor. Bu sergiye katılan yabancı sanatçıların ülkeleri ve isimleri şöyle:

“Ali Bramwel (Yeni Zellanda), Alois Schield (Avusturya), Antti Tenetz (Hollanda), Christophe Doucet (Fransa), Daniela de Maddalena (İsviçre), Enrique Munoz Garcia (Şili), Eun su Lim (Kore), Gabriel Adams (Amerika), Gordana Andjelic Galic (Bosna Hersek), Harold de Bree (Hollanda), İliko Zautashvili (Gürcistan), IMPULSE – Kam Yeonhee, Seuk, Cha Yeongwon (Kore), Jessy Theo Rahman (Hollanda),Kazunori Kitazava (Japonya), Kelli Sharp (Avustralya), Kim Jaenam (Kore), Kim Jaikwan (Kore), Lee Leenam (Kore), Light House – Moon Sangwook, Yoon Hyunseob,Jang Wongyu (Kore), Pang Hyosung (Kore), Shin Yonggu (Kore), Sim Jea Bun (Kore), Suh Yoonhee (Kore), Susanne Muller (İsviçre), Yoo Jounghye (Kore).”   

Türkiye’den de beş sanatçı bu sergiye katılıyor. ( Bedri Baykam, Aslı Özok, Seren Ceren Asyalı, Serdal Kesgin ve Denizhan Özer)

G.S.: Sergi devam ederken eş zamanlı farklı etkinlikler de vardı. Proje kapsamında başka nelerle karşılaştı sanatseverler? 

D.Ö.: Sergimiz 15. İstanbul Bienaline komşu etkinlikleri arasında yer alıyor. 14 Eylül Perşembe Haydarpaşa Garı’nda yapılan açılışta sanatseverler serginin yanı sıra performanslar, dans gösterileri ve konserleri izleme şansını buldular. 15 Eylül Cuma günü  Sirkeci Garı’nda, sanatçıların performans, dans ve konser programları devam etti. 16 Eylül Cumartesi günü ise Piramid Sanat Merkezi’nde bir konferans gerçekleştirdik. Bu konferansa Türkiye’yi temsilen sanatçı Bedri Baykam konuşmacı olarak katıldı. 

Etrafınızda yapılan sergilere baktığınız genelde statik, durağan olduğunu görürsünüz. Bizim sergilerimiz öyle değildir, oldukça dinamiktir. Bu sergide de özellikle açılış günü müzik, performans ve dans gösterileri ile izleyicileri etkinliğe aktif olarak katmış olduk.  

Sergimiz Haydarpaşa Garı’nda 4 Ekim 2017’ye kadar devam edecek.  Ana sergi mekanı olan Haydarpaşa Garı dışında, Sirkeci Garı’nda gerçekleştirilen performanslar ve Piramid Sanat’ta yapılan konferansla etkinliği İstanbul’un iki yakasına yaymış olduk. İstanbul doğuyla batıyı birleştiren bir kent. Doğu ve batının birbirini ötekileştiren bakışı bizim için rahatsız edici. Her türlü ötekileştirmeye karşıyız. Farklı kültürlerin ve insanların birbirlerini anlaması, birbirlerine saygı duyması bizim için çok önemli. Bu yüzden bir diyalog arayışı içindeyiz.

D.A.: Neden bu sergi için Haydarpaşa Tren Garı’nı seçtiniz? Bunun bir anlamı var mı? 

D.Ö.: Haydarpaşa Garı İstanbul için çok önemli bir mekan. Tarihi bir yapı, içinde yaşanmışlıklar, hayata dair hikayeler var.  Demiryolları, garlar, trenler kültür üzerinde her zaman etkili olmuştur. Biz de bu özelliklerinden dolayı sergi alanı olarak burayı seçtik. Haydarpaşa’da 3 numaralı platformda sağlı sollu duran 24 vagon ve orta alan içinde gerçekleştirdik sergimizi.  

Haydarpaşa Garı Asya’dan trenle gelen insanların vardığı son nokta, Sirkeci Garı ise batıdan gelen Orient Express’in son durağı. İki alanı da kullanarak doğu ve batıyı birleştiren etkinlikler yaptık. Günlük hayatın rutini, şehrin karmaşası içinde, hiç sorgulamadan yaşayıp gittiğimiz birçok kavramın üstünde insanları düşünmeye itecek bir sergi hazırladık. Kadıköy, İstanbul’da birçok sanatsal ve kültürel etkinliğin gerçekleştiği bir ilçe. Biz de bu sergiyle Kadıköy’ün kültür tarihine eklenmiş olduk. Bundan dolay da çok mutlu olduğumuzu belirtmeliyim. 

G.S.: Son olarak bir konuda bir sorum daha olacak. İstanbul’da başlayan bu organizasyon yurtdışında grubun diğer etkinlikleri ile devam edecek sanırım.? 

D.Ö.: Evet, Taste of Tea projesinin İstanbul’da başlayan sergisi, farklı yurtdışı etkinlikleri ile uluslararası platformda devam edecektir. Nine Dragon Heads, 23 Eylül 2017 tarihinde İsviçre’de Galeri Juraplatz’da gerçekleştirilecek etkinlikle projeye devam edecektir. Daha sonra Kasım ayında Tiflis’te yapılacak olan Artisterium’a katılacağız. Sonrasında da programımız çok yoğun.

 

Piece of Art olarak, bu güzel projenin Türkiye’de gerçekleşmesine katkı sağlayan herkese, Nine Dragon Heads’in tüm sanatçılarına ve onlar adına projeyi bize anlatan, serginin Küratörlerinden Denizhan Özer’e çok teşekkür ederiz.

İnsan, doğa ve kültür üzerine hepimizi düşünmeye sevk eden  bu sergiyi, tüm sanatseverlerin görmesini diliyoruz.

Etiketler: » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

7+8 = ?