• Yalancının mumu müfettiş raporuna kadar yanarmış!
  • ABD Başkanı Trump’ın istediği papaz Büyükada Splendid Palas’daki CIA toplantısında!
  • Adalar Belediyesine soruyoruz belgelerden “Hangisi gerçek”
  • FETÖ Belediyeler İmamı Erkan KARAARSLAN’ın Adalar Belediyesi’ndeki İşbirlikçileri!
  • Yassıada için skandal iddialar!

logo

ankara escort , ankara escort
10 Nisan 2017

Kemal Kılıçdaroğlu, TRT Haber, TRT Türk,TRT Radyo 1 ortak yayınına katıldı

CHP Genel Başkanı TRT Haber, TRT Türk,TRT Radyo 1 ortak yayınında Yaşar Taşkın Koç’un sorularını yanıtladı. “Tek adam rejiminin en tipik örneğini bu akşam burada yaşadık” dedi

Kemal Kılıçdaroğlu, TRT Haber, TRT Türk,TRT Radyo 1 ortak yayınına katıldı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Tek adam rejiminin en tipik örneğini bu akşam yaşadık. Sayın Cumhurbaşkanı konuşuyor, saat 19.00’da bana denmiş ki televizyon programı yapılacak. Ama sözü kesilemiyor, cesaret edemiyor kimse kesmeye, kesilemediği için ’Sayın Cumhurbaşkanı konuşuyor, başımız belaya girmesin, Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanı kibar bir insandır, nazik bir insandır, o biraz bekler, biz 19.30’da devreye gireriz…’ Sayın Başbakan konuşurken TRT’nin bütün kanalları verdi canlı. Ama bize gelince TRT’nin bütün kanalları vermiyor. Niye vermiyor? Benim param da var burada, tükettiğim elektriğin bedeli de burada. Tarafsız davranması lazım, eşit davranması lazım, en azından seçim sürecinde eşit koşullarda olması lazım. Sayın Başbakan TRT’ye çıkarken TRT’nin bütün kanallarında verilir, biz çıktığımız zaman dar bir alanda verilirse, bu eşit değildir” dedi.

 

Yaşar Taşkın KOÇ- İstanbul’dan iyi akşamlar efendim. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’yla özel röportajımız başlıyor. Sayın Genel Başkan hoş geldiniz yayınımıza.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Teşekkür ederim.

Yaşar Taşkın KOÇ- Çok konuşulacak şeyler var, son bir haftaya girdik referandumla ilgili. Bu konuyla ilgili sizin çeşitli açıklamalarınız oldu. Son günlerde aslında bir polemiğe dönmüş bazı tartışmalar da var. Bunlarla ilgili de merak edilen sorular var bunları soracağım ama bir yandan da son 48 saatte birdenbire Suriye’de başka bir olay gelişmeye başladı. Biliyorsunuz kimyasal silah kullanılması üzerine ABD tepki gösterdi ve bugün sabaha karşı Suriye’ye ait bir havaalanını vurdu. Sürekli haberler akmaya devam ediyor. Rusya buna karşı sert askeri tedbir almaya hazır olduğunu söylüyor.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Hava sahasını galiba kapattılar.

Yaşar Taşkın KOÇ- Evet kapatıyor. Çeşitli güçler hem kara, hem deniz güçleri kaydırmaya başladı. Siz öncelikle Suriye’deki bu olup bitenleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Başlangıç şu; kimyasal silah kullanılması insanlığa karşı suçturBu suçu kim işlerse işlesin, hangi gerekçeyle işlerse işlesin bütün dünyanın karşı çıkması gerekir. Ve bu suçu işleyenlerin süratle yakalanıp evrensel kurallar içinde yargılanması gerekir. Bütün uluslararası sözleşmelerde kimyasal silah kullanmak yasaktır savaşta dahi. Çoluk çocuk demeden ve bütün canlılar için ölümü öngören bir silahtır kimyasal silah. Küçücük çocukların hayatlarını kaybettiğini televizyon ekranlarından izliyoruz.

Dolayısıyla bu konuda bütün insanlığın ortak davranması lazım. Ama bizi üzen bir şey var o da şu; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden şu ana kadar ortak bir karar çıkmış değil. Bu ortak kararın mutlaka bir şekliyle çıkması lazım. Tabi asıl bu işin sorumluları, failler vs. bütün bunların hepsinin de bir şekliyle ortaya konması, uluslararası bir araştırma kurumunun, özellikle Birleşmiş Milletlerin görev vermesi ve bunların Suriye’de çalışmaları, artı Suriye hükümetinin de bu konuda hiçbir engel çıkarmaması gerekir. Olayın bütün safhasının açıklığa kavuşturulması gerekir. ABD’nin Suriye’yi vurmuş olması, Rusya’nın buna karşı farklı bir tepki göstermesi… Aslında iki ülkenin de yapması gereken ve davranması gereken ortak eylem, birlikte bu olayı aydınlığa çıkarmaları, bunun için çaba harcamaları gerekir. Bizim en büyük arzumuz da bu. Eğer bu gerçekleşebilirse ve kimyasal silahı kullananlar bir şekliyle saptanır ve bunlar da uluslararası mahkemede yargılanırsa ve gerekli cezaları alırlarsa böylece bu konuda insanlık önemli bir adım atmış olacaktır.

Yaşar Taşkın KOÇ- Burada Türkiye’nin pozisyonunu nasıl değerlendirmek gerekiyor? Sayın Cumhurbaşkanı ABD’nin bu tepkisini ve açıklamalarını olumlu bulduğunu, Türkiye’nin de bu konuda katkıda bulunabileceğini söylemişti.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Eğer kimyasal silah konusunda Türkiye’nin tepki vermesinden daha doğal bir şey olamaz. Elbette verilmeli. Kimyasal silah kullanmak bir suçtur ve üstelik çok ağır bir suçtur. Uluslararası belgelere göre de ağır bir suçtur. Biz başından beri Suriye’deki savaşın sonlandırılmasını, özellikle egemen iki ayrı devlet var o coğrafyada Rusya ve Amerika artı İran var, yine o coğrafyada söz sahibi olan ve Türkiye’nin de olması lazım. 1100 kilometrelik sınırı var. Dolayısıyla bu olayın üzerine bütün ülkelerin kararlılıkla yürümesi, olayın soruşturulması, aydınlığa çıkarılması varsa faillerinin ki, olacağı görünüyor zaten bilinen bir olay. Çünkü insanlar hayatlarını kaybettiler. Bu faillerin de bulunması ve yargılanması gerekiyor. Türkiye Suriye’de barışın sağlanmasını, iki devlete de hem ABD’ye, hem Rusya’ya bu konuda ortak hareket etmelerini, Suriye’deki iç savaşı bir an önce sonlandırmalarını ve dolayısıyla bu olayın üzerine yine iki ülkenin kararlılıkla gidip faillerin mutlaka uluslararası mahkemelere çıkarılmaları gerektiği konusunda düşüncelerini hem dünyaya, hem diğer ülkelere rahatlıkla duyurabilmeli ve bu konuda daha aktif rol üstlenebilir diye düşünüyorum.

Yaşar Taşkın KOÇ- Yani hepimiz bunları söylüyoruz ama çok gittikçe de Suriye’de ortalık daha da düzelmeyen bir yapıya geldi. İşte parçalanmış bir Suriye’den bahsediyoruz. Türkiye için kırmızıçizgilerin oluştuğu bir başka yapılanma da var. Pek de dünya sanki bunu çözmek için yeterli adımları atıyor gibi geliyor mu size?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Suriye’deki olayların başlangıcına baktığımız zaman bizim Suriye’de ne işimiz var? Biz niye Suriye’ye şu veya bu şekilde müdahale ettik, iç işlerine neden müdahale ettik. Suriyeli muhalifleri neden Türkiye’ye getirdik, neden burada silahlandırdık? Neden onları Suriye’ye soktuk? Ve Suriye’nin parçalanmasına neden göz yumduk? Bunların hepsinin sorgulanması lazım. Keşke mümkün olabilseydi Dışişleri Bakanı bu konuda ki, daha sonra Suriye politikasının yanlışlığını vurguladılar da zaten, iktidar vurguladı yani başlangıçta hata yaptıklarını vurguladılar. Bu tablonun ortaya çıkmasının temel nedenlerinden birisi de Türkiye’nin Suriye’de izlediği yanlış dış politikadır. Bir ülke düşünün Türkiye Cumhuriyeti gibi sadece bölgesinde değil dünyada saygınlığı olan bir ülke düşünün, Süleyman Şah Türbesinin olduğu yer Türkiye Cumhuriyeti devletine ait bir yerdir ve bu buradan Süleyman Şah Türbesini kaçırmak zorunda kalan bir devlet düşünün. Kırmızıçizgilerimiz var deyip hiçbir çizginin olmadığı gerçeğini ortaya koyan bir Türkiye. Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunması gerekirken gözlerinin önünde parçalanan bir Suriye ve bu parçalama sonunda Türkiye açısından risk oluşturacak yeni yapılanmalar, El Bab’a gidip güvenli bölge oluşturmak için tekrar askerini Suriye topraklarına gönderen bir Türkiye. Bütün bunlara baktığınızda yanlış bir hareketin Türkiye için hangi sonuçlar doğurduğunu artık bugün görüyoruz. Eğer Türkiye o yanlış adımları atmasaydı bugün Suriye’de ve Ortadoğu’da böyle bir tablo çıkmazdı ortaya. Eğer bugün böyle bir tablo ortaya çıkmışsa bunun sorumlularından birisi de Türkiye’nin dış politikasıdır maalesef üzülerek ifade edeyim. Gerçek budur.

Yaşar Taşkın KOÇ- Buradan da yavaş yavaş halk oylaması görüşlerinize partinizin neden itiraz ettiğine geçeceğim ama arada da işte biraz önce bahsettiğim polemikler yaşandı. Özellikle birkaç tanesi çok çarpıcıydı ve Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan, hükümetin ilgilileri hatta bugün MİT’ten yapılan açıklamaya da bakılırsa bazı kurumlar da itiraz ettiler.

Birincisi kontrollü darbe olduğunu söylediğiniz için buna şiddetle itiraz ediliyor. Bir de şöyle de düşünülüyor. Yani kontrollü de olsa bu kadar tehlikeli, riskli bir işe girilir miydi mantığı da var. İkincisi hani kontrollü darbe olduğu iddiası işte 250 insan hayatını kaybetti, şehit olduğu bir ortamda bunu neden söylediniz?

Kemal KILIÇDAROĞLU- 248 şehidimiz var. Taşkın ben size bir şey sorayım. 15 Temmuz günü akşam saat 9.30 civarında bir Türkiye’de darbenin olduğunu herkes öğrendi. Ben uçaktaydım saat 11.00 civarında 11’i biraz geçe galiba yanlış hatırlamıyorsam İstanbul Havaalanına indim ve darbenin olduğunu ben uçakta öğrendim. Ve tepkimizi koyduk. Hem de uçağın içinde tepkimizi koyduk. Daha sonra hemen Ankara’da arkadaşlarımı aradım dedim ki, “hemen hepiniz parlamentoya gidin ve parlamentoda sabaha kadar orada bekleyin ve darbeye karşı en net tavrımızı ortaya koyalım” diye. Hem Grup Başkanvekillerimiz, hem Genel Başkan Yardımcılarımızı oraya gönderdik. Darbe bitti, TBMM darbeyi savuşturdu, bombalar altında sabaha kadar çalıştı. Sonra 4 siyasi parti geldi, darbeyi araştırma komisyonu kuralım dedik. Önce biraz nazlanıldı ama sonunda kuruldu. İktidar buna yanaşmak zorunda kaldı. Darbeleri araştırma komisyonu kuruldu, darbeleri araştıracak yani 15 Temmuz darbe girişimini araştıracak olan komisyona, darbenin iki kilit önemli ismi davet edilmesine karşın…

Yaşar Taşkın KOÇ- Kimler onlar? Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Gelmediler. Niye gelmediler? Bir parlamento düşünün, Gazi Meclis düşünün. Milli Kurtuluş Savaşını yöneten bir meclisi düşünün. Kıbrıs Barış Harekatını yöneten bir meclisi düşünün. 15 Temmuz darbe girişimini savuşturan meclisi düşünün. Bombaların altında sabaha kadar çalışan meclisi düşünün. Bu meclis diyor ki, ben bu darbe girişimini araştıracağım ve bütün bilinmeyen noktaları aydınlığa kavuşturacağım, bunun için 4 siyasi parti anlaşıyorlar. Niçin engelleniyor? Bana bu sorunun cevabını bana birisi versin. Darbeleri araştırma komisyonuna muhalefetin istediği ve bütün gerçeklerin ortaya çıkması için çaba gösterdiği bir ortamda, arzu ettiği kişiler Başkana bildirilmesine rağmen Başkan bunları davet etmiyor. Niçin ve hükümet bunların parlamentoya gelip bilgi vermelerini neden engelliyor? Böyle bir olay Amerika’da olsaydı CIA Başkanı da, FBI’ın Başkanı da, Genelkurmay Başkanı da giderdi senatoda senatörlerin önüne çıkardı ve bütün sorulara cevap vermek zorundaydı. Niye bizde olmuyor? Darbeyse darbeye karşıyız. Savuşturmuş mu bu meclis? Sabaha kadar çalışmış. Konumuz aslında referandum olduğu için, bunu daha çok tartışacağız bu konuyu. Göreceksiniz önümüzdeki günlerde bunların bütün ayrıntılarını tartışacağız. Sadece bu değil daha pek çok konu var. Bu konuda diğer televizyon kanallarına da açıklama yaptım, gazetelere de açıklamalar yaptım, köşe yazarları da yazdılar, bugünkü gazetelerde de var zaten. Bu olayın bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkması lazım. Neden mi? 248 şehidimiz varsa o şehitlerin kanı yerde kalmamalı. Bu olay bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkmalı.

Gerçekten şunu öğrenmek isterim. Bakın, bir soru sordum ama bir soru daha sorayım. Bu darbenin çikolatacı ayağı var, baklavacı ayağı var, memur ayağı var, asker ayağı var, sanayici ayağı var, esnaf ayağı var, siyasi ayağı yok. Buna kim inanır? Kim söylüyor? Sayın Başbakan söylüyor “bunun siyasi ayağı yoktur” diye. Bir darbeyi bir hükümet örterse, kapatmak isterse, üstünü örtmek isterse, araştırılmasın derse ne dersiniz buna? Ben o 248 şehidin hakkını savunmayacak mıyım? Ben bu 248 şehit niye verdik demeyecek miyim? Bu işin asıl failleri nerelerdedir demeyecek miyim? TBMM’ye bunlar gelip neden hesap vermiyorlar demeyecek miyim? Bu insanlar darbenin ortasındaki bu insanlar, darbeye en yakın tanıklık eden insanlar neden TBMM’ye gelip bilgi vermiyorlar ve hükümet bunu neden engelliyor? Ben bunu sormayacak mıyım? Ben bunu soruyorum. Ben 248 şehidin ve onların yakınlarının ve bütün gazilerin haklarını soruyorum, ben onu soruyorum. Eğer bu tartışılacaksa gelsinler karşıma TRT’de, onların televizyon kanalı, devletin televizyonu, gelsinler otursunlar yan yana konuşalım. Ben sorayım; siz hangi gerekçeyle darbenin odağındaki insanlara TBMM’ye gitmeyin dersiniz ve onları engellersiniz? Hangi gerekçeyle? Meclis mi büyük, 550 milletvekilinin 80 milyonu temsil eden meclis mi büyük yoksa sadece 2 kişimi büyük? Neden gelip bilgi vermezler?

Röportajın tamamını videodan izleyebilirsiniz…

Etiketler: » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

4+1 = ?