logo

gergedan boynuzu sex izle seks izle

Bostancı Escort
29 Ekim 2011

KINALIADA MOLOZ DÖKME YERİ Mİ?

19 TEMMUZ KINALIADA 018 (1280x960)-1-min

Kınalıada taşocakları moloz döküm yerimi?

Adalar, kentsel ve doğal sit alanı ilan edilmiştir. Bu alanlara moloz ve inşaat atıkları dökülemez, geçici olarak bile olsa depolanması yapılamaz. Bu nedenle Adalar Belediye Meclisi tarafından her yıl yayınlanan ücret tarifesi ile m3 başına hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının anakara depolama alanına taşınması için vatandaşlardan ücret almaktadır. Eylül ayı Belediye Meclis toplantısında 2012 yılı için bu ücret 70TL/m3 olarak belirlenmiştir.

Bu açıklamalardan anlaşılacağı gibi, anlamı inşaat atıkları hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının Adalar sınırı içinde dökülmesi yasak olduğu halde buna aykırı işlem yürütülmüştür.Bunun yanında dikkatlerden kaçmaması gereken bir konuda bu atıkların nereden geldiğidir.Eğer bu atıklar adalı hemşehrilerimizin anakaraya geçiş ücretlerini ödedikleri atıklar ise belediye, makbuz karşılığı aldığı hizmet bedeli ile yapması gereken hizmeti yerine getirmemiştir.

Ancak, fotoğraflardan anlaşılan ticari bir firmaya ait çıkarma gemisi tarafından bu taşımanın yapıldığıdır. Bu durumda bu atıkların nereden geldiğinin, belediye tarafından belgelendirilip belgelendirilmediği, kamu gelirlerinin alınıp alınmadığı soruşturma  konusu olmalıdır.

Buraya atılan atıkların daha sonra dozer ile ezilmek suretiyle kot farkının kapatılması Kınalıadalıların gözünden kaçmamıştır. Ezilme işlemine rağmen incelediğimiz eski ve yeni fotoğraflar ve uyguladığımız basit kazı işlemleri, bahse konu alandaki kot farkı ile atık içeriğini gözle görülür şekilde ortaya koymaktadır.

Yüklenici firmaya ihale edilen çıkartma gemisi ile taşımacılık işi adalardaki yapılması gereken zorunlu nakliye işlerinden ziyade Heybeliada Harp Okulu’ndaki yapmakta olduğu hafriyat çalışmalarından çıkan harfiyatların Maltepe iskelesine oradan İstanbul’daki açık olan tek döküm yeri olan Kemerburgaz’daki döküm yerine boğaz köprüsünden geçerek götürülmesi (en az 90 km) ve döküm parası verilerek dökülmesi ve daha sonra aynı kamyonların aynı yoldan geri dönmesi ve bir kamyonun bir günde bu kadar deniz ve kara yolunun uzun olması sebebi ile bir seferden fazla yapamaması nedeni ile çok pahalıya geldiği için yüklenici firma buradan çıkan harfiyatları komple Kınalıada’daki Taşocakları mevkii bölgesine dökmüştür.Taş ocakları bölgesinde doğal zemin bu harfiyatların devamlı o bölgeye dökülmesi neticesinde yaklaşık 4 metre kadar yükselmiş ve Kınalıada tam bir döküm alanı haline gelmiştir. Kınalıada’lıların bütün mercilere şikayeti bir sonuç vermemiştir.Yüklenici firma Heybeliada’daki harp okulunun harfiyat işini bitirdikten sonra bile bu sefer Anadolu Yakası’nda yapmakta olduğu hafriyat işlerinden çıkan inşaat atıklarını kendisine ait gemi ile sabaha karşı 2-3 suları gibi saatlerde Kınalıada’ya getirmiş bedava bulduğu alana yığmıştır. İçişleri bakanlığından bir müfettiş geleceği haberi üzerine bir büyük dozer kiralanmış ve bu alan düzeltilerek dökülen hafriyatların izleri silinmeye çalışıldığı kınalıadalılar tarafından iddia  edilmektedir.

Molozları döken firma sahibiyle yapmış olduğumuz röportaj

Kınalıada Taş Ocakları mevkii’ne 40.000 m3 moloz döküldü

Murat bey, Adalar’da bu zamana kadar ne tür işler yaptınız,hangi ihalelere katıldınız;

“Bizim  belediye ye iki adet firmamızla belediyenin açmış olduğu çıkartma gemisi kiralama ihalesine katıldık, biri 3.5 aylık dönemi kapsıyordu, bir tanesi bir yıllık sözleşmeydi. Ben, Adalar’da meşhur Lido inşaatında çalıştım. Burayla alakalı da tarafıma atfedilen suçlarda Lido’nun hafriyatının Kınalıada Taş Ocakları’na döküldüğü yolundadır. Lido’nun hafriyatı  Taş Ocakları’na değil, tarafımızdan karaya taşınılmış olduğu belgelerle zaten tespiti mümkündür.  Kınalıada Taş Ocakları’na taşınan hafriyat atıkları, çıkartma işi bizde olmadığı dönemlerde belediyenin mazot bulamadığı zamanlarda özellikle Büyükada Aya Nikola ahırlarının önündeki şahıs arazilerine  ve Kınalıada Taş Ocakları Mevkii’nde tamamen çöpler, kimyasal, tıbbi ve evsel atıklar toprağın altına gömülerek iş makinalarıyla kapatılması yöntemiyle, başkanın bire bir talimatıyla, benim defalarca duymuş olduğum talimatlarla bunlar tarafıma ve iş makinası sahibi diğer arkadaşlarımıza diğer müteahhit arkadaşlarımıza baskı yoluyla yaptırılmıştır. Bunlarla alakalı olarak herhangi bir şekilde bir ihale söz konusu değildir hatta Burgazadası’nda ki kıyı tahkimat işini yaparken başkanın şöyle bir olayı vardı, bununla alakalı ihale çıkalım ve bu kıyı tahkimatını yapalım dedi fakat olmadı, olmaması neticesinde bizde kıyının bir kısmını yapıp imalattan vazgeçtik ve devam etmedik. Başkan, her konuyu önce başlatıp sonra “ben ne bileyim talimatı kim verdiyse onunla muhattap olun” diyen bir adam. Burada en büyük olay,  Aya Nikola Mevkii’nde evsel atıkların haricinde denizden çıkan ve  belediye den çıkan kimyasal atıklar, kimyasal tıbbi atıklar da Aya Nikola’ya gömülmüştür ve hayvan leşleri de buraya gömülmüştür ve hala gömülmektedir. Bunlarla alakalı eğer herhangi bir birimin talebi halinde, iş makinası ile ben bu iddialarımı kanıtlarım. Adalar’ı güzelleştirmek yerine başkan Adalar’ı  çöp noktasına çeviriyor. Başkan, inşaat yıkıntı atıkları toplama adı altında belediyenin kasasına  parayı topluyor,  toplamış olduğu malzemeyi ada da bertaraf ediyor,  vatandaş arazilerine de orman arazilerine ondan sonra da ada gibi bir yerde  büyük dozerlerle alakalı ada tarihinde kullanılmayacak bir ekipmanla  yapmış oldukları molozların tamamının üstünü kapatarak  bertaraf etme, kot yükseltme yöntemi ile bunları yapmıştır ve bunlarla alakalı olarak  makine çalışmaları bittikten 10 gün sonra doğrudan temin iş makinesi kiralama işi yapmıştır ve bunların bedellerini bu şekilde ödemiştir.

Ben, çıkartma gemisini kiralamış olduğumuz dönemlerde,  benim şahsıma  hem deniz personelinin maaşını açıktan ödettiriyoruz diye yani çıkartma bedelini ödettirdikleri halde yani resmi ödettirdikleri halde  bir çıkartma bedeli kadar da başkanın danışmanlığında  korumalarına maaşlarını da belediyede çalışan  biz müteahhitlere ödettiriyorlardı. Ayrıca biz, belediye çıkartma gemilerini kullanırken, başkanlık katının talimatıyla zaman zaman başkanın direkt talimatı ile firma araçlarının bedelsiz geçmesini  belli özel inşaatların özel şahısların bedelsiz geçmesini, özel inşaatlarla hatta ve hatta çöp kamyonları ile inşaat malzemelerinin geçirildiğinin şahidiyiz. Ayriyeten, belli müteahhitlerinde inşaat yıkıntı atıklarını belediye ye bedel yatırttırmadan bedelleri alıp adanın içinde bertaraf etme işlemlerini de yaptırıyorlardı.

Geminizin ihale kapsamında hizmet verirken şartnamede olmayan istek ve talepleri oldu mu?

Yukarıda da anlattığım gibi özellikle özel kalem de ya özel kalemde birisinin eşyası geçiyor vs. bunun gibi talepler oluyordu yada her iki kiralama dönemimizde de  firma araçları ve  film araçlarının başkanın talimatı ile adanın tanıtımı ile ilgili diyerek  o şekilde uygulamayla  bize bedelsiz geçişlerini yaptırıyorlardı. Fakat, biz daha sonra şimdi aklıma gelen  Koliba Film, Koliba Film’in  özel bir anlaşmasının olduğunu  ve bize çıkartma gemisini ihale etmeden Koliba Filim’in bedelini  ödediklerini yani 40.ooo tl bedel ödediklerini  Koliba filimin direkt olarak yapımcısı yüzüme şahsen söylemiştir

Hatırladığım bir başka olayı anlatmak istiyorum. Biz çıkartma gemisi işini yaparken belediye bize 5-6 adet bilgisayar aldırttı, 15-20 bin tl değerinde ve daha sonra bu bilgisayarların belediye ye değil başka amaçlarla kullanıldığını öğrendim ve bu bilgisayarlar belediye de görünmüyor. Bu bilgisayarlar devletle alakalı işlerde kullanılıyorsa gocunmam  yok ancak o gün beni Vatan Bilgisayar Bostancı’ya çağırdılar alışveriş yapılmıştı ve kasada bunu öde dediler ve bunları belediye ye hibe yapacaksın  hibe yazısını yazdırdılar hatta başkanın kendi ıslak imzasıyla birlikte başkanın talimatı ile ben yazdım ondan sonra çeşitli kaynaklardan öğrendiğime göre bu bilgisayarların belediye de kullanılmadığı dışarıda ki başka faaliyetlerde kullanıldığını öğrendim. Aldığım bilgisayarların şu an kim tarafından hangi amaç için kullanıldığını bilmiyorum.

Bana yapmış olduğu bu tip olayların aynılarını ada da çalışan diğer müteahhit arkadaşlarımıza da  aynı şekilde uygulamasını yapıyor. Başkanın belediye kadrosunda olmayan bir sürü danışman adı altında etrafında insan var zaten. Başkan yaptırdığı bütün işleri etrafındaki insanlara yaptırıyor, bunlarında daha ötesinde başkanın Lido’nun yanındaki biliyorsunuz Lido davasında Murat Pekin  inşaatı ile alakalı olarak devam eden mahkeme ile alakalı başkanın alışkanlığının göstergesi  olarak  aynı mevzu zaten var Başkanın diğer tarafta  belediyenin çıkartma gemisinin  yakıt alımlarıyla alakalı, normalinde yakıt alımlarını ya hibe olarak alabileceğini devletin bir kurumundan  ya da kendisinin  ihale ile alabileceği söz konusu iken  özel şahıslardan  akaryakıt alımı ve deftere işletilmesi  yani paraların özel şahıslara ödettirilmesi karşılığında acaba başkan neyi amaçlıyordu? Yani, hiç bir çıkartma gemisi  ÖTV siz defter yakıtının bedelini  kendi cirosu haricinde akaryakıt bedeli ödeyemez yani belediyenin kasasından çıkmayan akaryakıt ÖTV siz nasıl alınıyordu? Yani yakıt alımı yapılıyor, yakıt alımı faturası belediye ye kesiliyor  çünkü  kanuni  yükümlülüğü bu, devlet öğle öngörüyor, peki  petrol dan alınan ödemenin başka bir müteahhit tarafından  ya da  mal sahibi tarafından  ödenmesinin açıklanmasını  nasıl açıklayacaklar?  Yani bunun incelenmesini istiyorum.  Belediyenin bizim çıkartmamızı tamamen  haksız  bir şekilde iptal etmesi tamamen başkanın yapmış olduğu bir oyundur ama özellikle işletme müdürlüğü için söylüyorum eğer yok ise bu da başkanın  organize yapmış olduğu bir suçtur ve biz  belediye ye şunu söylüyoruz diyoruz ki, birinci haciz  ihbarnamesi geldi, ikinci haciz ihbarnamesi gelmeden  biz bu dosyaya  ya da  belediyenin işletme müdürlüğüne para yatıramadığımızı noter kanalıyla kendilerine bildirmişiz ve noter kanalı ile bildirdiğimiz halde bizim kendi gemimizi kendi kafalarına göre sözleşmeyi iptal ettik diyerek  bizim gemimizi 20 gün  toplayarak  20 günlük hasılatını kimin tarafında tahsil edildiğini bilmediğimiz bir şekilde de  tahsilat yapılmıştır. Bizim gemi mazotu bizim tarafımızdan karşılanarak personel giderleri bizim tarafımızdan karşılanarak belediye ye hizmet vermiştir  daha sonra bir sabah siz çalışmıyorsunuz  sözleşmeniz fes edildi  diyerek bizim işimize son verilmiştir. Biz 20 günde problem bugün çözülecek yarın çözülecek diye  bizim 20 günlük hasılatımızı toplamışlardır ama belediye mi topladı yoksa başka bir şekilde mi onu bilmiyoruz. Belediye  en son işletme müdürlüğü  yeni müdür değiştiriyor.  Başkanın meşhur müdür değiştirme senaryosu ve müdür değiştirmesinin akabinde  çıkartma gemisi tekrardan  kiralama ihalesine çıkıyor  fakat kiralama ihalesinde şartlar incelendiğinde biz bir ticari işletmeyiz ticari işletme ile ilgili gemi sahibi olma şartı aranırken  şahısla alakalı  olan gemi  sahibi olma  şartı aranmıyordu  bu da kamu ihale kanununa aykırı olan bir suçtur. Tamamen ihalenin başkana yakın bir başka çıkartma gemisi sahibi tarafına yazılması ile alakalı aşikar olan bir ihaledir. İhaleye bizim girmememiz ile alakalı olan noktada  işletme müdürlüğüne borcu yoktur yazısı istenmesi vs. şeklinde bir sürü olay vardır ve ihaleye son dakikada bir anlaşmamızın neticesinde ihale fes edilmiş ve iptal edilmiştir zaten biz iptal ettirecektik.

Ayrıca, ihale ile ilgili olan süreçte ihalenin başladığı günden iptal edildiği güne kadar da çıkartma gemisi liman başkanlığında  adımıza Ofline Deniz LTD.ŞTİ  şirketinin adına kiralama olduğu tescilli olduğu halde ihaleye çıkartılmıştır buda başka bir ihale suçudur zaten yani, geminin kiralama mülkiyeti bende iken, ruhsatı bende iken  sanki atlı kovalanıyor ihaleye çıkılıyor ve ondan sonrada aracılar gönderip  bu işin uzamamasını  karşılıklı olarak anlaşma sağlayalım ve bu işlerle alakalı olarak ta neyse halledelim şeklinde istekler tarafımıza gelmiştir ama en büyük olay uhdesi bizim altımızda olan bir çıkartma gemisinin ihalenin başından sonuna kadar bu sürecin takip edilmesi  en büyük olay bu, şuan da da  Şehit Nadir Güneş,  biz hatta çıkartma gemisi bize ihale edildiğinde de gemi tamamen çalışamayacak halde bitik halde tersaneye ihtiyacı olduğu halde yani muayenesiz ve ruhsatsız bir gemiyi  bize bütün masraflarını yaptırıp bize ihale etmişler buda başka bir suç.

Belediye, şu andaki çıkartma gemilerinin tamamı Liman Başkanlığı tarafından denetlenmekte, kiraya vermeye çalışmış oldukları Şehit Nadir Güneş gemisi,  kendi bedeli kadar bakım maliyeti olduğundan dolayı hurdaya ayrılmış bir şekilde kenarda  bekletiyorlar. Heybeliada Gemisi de iki veya üç ay ağır bir bakıma girecek  tersanede  öyle planlanıyor. Şu an Adalar Belediyesi  bir formül arayışı içerisindeki  aynı tezgahı bu hurda  gemi üzerinden bir ihale  yapıp yani tanıdık birisine verebilir miyiz? Organizasyonlar şuan  da çalışmalar başkanın talimatı ile hızlı bir şekilde devam ediyor.  Bununla alakalı 11. ayda gelecek  herkes bu iddiaların gerçek olduğunu görecek, şu anda belediye aynı işin senaryosunu  bir hafta önce LİMTAŞ 1 isimli gemiye,  ilk günlük üç günlük  bir deneme seferi yaptırdılar gemi arızalı dediler  ve halk tepkisi ölçme ile alakalı bu gemi burada nasıl çalışıyor, baskılar neticesinde tekrar Heybeliada seferlere  devam etmeye başladı  yoksa yaz boyunca  LİMTAŞ 1 gemisi çalışıp mevzu devam edecekti…

Etiketler: »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

9+10 = ?
#

KINALIADA MOLOZ DÖKME YERİ Mİ?” için 1 yorum

  1. sinasi kara : diyor ki:

    DIN VE TOPLUM IDARESI

    Yoneticiler, idare edenler ve idare edilenler ayiriminin yapildigi siyasal toplumun DIN sayesinde kolay idare edildiginin farkina varmislardir. Bizans,Turkler ve Ruslar ile ilgili yasanmis taarihi gerceklerin ozeti asagiya cikarilmistir.

    Milattan sonra dorduncu asrin basinda, Bizans Imparatoru egemenligi altindaki genis cografyada yuzlerce asiretin olusturdugu insan yiginlarini Putperest Roma Inanc Sistemi ile idare edemeyeceginin farkina varmisdir. Tum toplumu kucaklayacak ortak tek bir dine ihtiyac vardir. Bu donemde Hristiyanlik tarikatler seklinde orgutlenmis ve tarikatin inanc sistemine bagli olarak farkli sekilde uygulanmaktadir.

    Imparator, egemenligi altinda yasayan tarikat liderlerini Milattan Sonra 330 yilinda IZNIKde toplar. Onlara ” ORTAK KURALLARDAN OLUSACAK BIR DIN UZERINE ANLASMALARINI” emreder.

    Iznik Konsulu (ortak din uzerine karar alacak meclis) bugunku hristiyanlik prensipleri uzerinde ortak bir anlayisa varir.Ancak Iskenderiye Patrigi Arius bazi prensipleri kabul etmez.Arius’a gore; (INSANDAN TANRI OLAMAZ. TANRININ OGULA IHTIYACI YOKTUR. ISA PEYGAMBER OLABILIR. TANRININ OGLU FIKRI DINE ZARAR VERECEKTIR. TANRI ILE INSAN ARASINA ARACI KURMLAR GIRDIGI TAKDIRDE DIN PARA KAZANMAYA ARAC OLARAK KULLANILABILIR, BU NEDENLE TANRI ILE INSAN ARASINA KIMSE GIRMEMELIDIR.KILISE TANRININ EVI OLAMAZ.INSAN TANRIYA HER YERDE ULASABILIR.HER INSAN KENDINDEN SORUMLUDUR. DINDE TOPLUMSAL SORUMLULUK OLAMAZ.SEYTANIN TOPLUMSAL IKTIDARI YOKTUR.SEYTAN INSANIN ICINDEKI KOTU RUHLARI ETKILEYEBILIR.INSAN TEK BASINA SEYTANI YENEBILIR.BUNUN ICIN TANRISAL BIR KUVVETE IHTIYAC YOKTUR….”

    Iznik Konsulu, Patrik Arius’un fikirlerini kabul etmez. Onu sapkinlikla ve dini kundaklamakla suclarlar.Fikirleri nedeniyle idama mahkum edilen Papaz Arius ve tarikat mensuplari kitaplariyle birlikde canli canli kuyuya atilarak uzerleri toprakla ortulur.Arius heyetindeki Papaz ULUFILAS kacarak canini kurtarir.Bizans Imparatorlugu icerisindeki tum tarikat uyeleri idama mahkum edildigi icin, Iskenderiyedeki Arius muritleri Arabistan’a goceder.

    Milattan Sonra 330 tarihinden itibaren BIZANS IMPARATORLUGUNUN DINI IZNIK KONSULUNDE KABULEDILEN ORTODOKS HRISTIYANLIK olmustur.Imparator Tanrinin Tegmenidir ve dunyevi islere bakar.Kilise uhrevi islerle ilgilenir. Isbolumu Bizans icin tamamlanmistir.

    Hun Imparatoru Atilla, Milattan Sonra 5. asrin ortalarinda aniden hayata veda ettigi zaman, Hazar Denizinin kuzeyinden Germanya’ya kadar genis cografyada guc boslugu ortaya cikti. Bati Gokturkleri bu boslugu doldurarak HAZAR TURK IMPARATORLUGUNU kurdular.

    Cesitli etnik gruplardan ve asiretlerden olusan HAZAR DEVLETININ idaresi icin ortak bir din gerekliydi.Ortodoks Hristiyanlik, rakip devlet Bizans’in dini oldugu icin kabul edilmedi.Cunku, Pecenek Turklerini Hristiyanlastirip parali askere donusturen Bizans surekli onlari Hazar ulkesine saldirtiyordu.Roma Kalintilari uzerine insa edilen Katolik Kilisesi kendisini evrensel ilan etmisti. Kabul edilemezdi.
    Cunku, egemenligi altindaki kiliselerin Romaya baglanmasi gerekecek ve iktidar Roma ile bolusulecekti.

    Semavi dinlerin kokenini olusturan MUSEVILIK tercih edildi.HAZAR TURK DEVLETININ RESMI DINI YAHUDILIK OLDU.Yahudilik seriati uygulandi. Alti Asir yasayacak HAZAR TURK SULHU’nun temelleri atildi. Ipek yolu Hazar Ulkesinden gecmeye basladi. Yahudi Hazar Turk Devleti, Islamiyetin bugunku Rusyaya girmesine mani olmustur. Araplarin 1000 yilina kadar Iran’in kuzeyine gecmelerini savasarak onlemislerdir.

    Hazar Turk Devleti 1000. yillarda Pecenek akinlari ve ic karisikliklar nedeniyle zayiflar.Ordu komutani Selcuk Bey iktidari ele gecirmek icin isyan eder. Ancak basarisiz olur.Asiretini ve ordusunu Orta Asya’ya cekmek zorunda kalir.Selcuk Beyin Asireti Yahudi inancini beraberinde tasimistir.Dogudaki Selcuklu eserlerinde DAVUDI YILDIZIN bulunmasi dinlerinin Musevilik olmasindan kaynaklanmaktadir.

    TUGRUL VE CAGRI Beyler 1035 yilinda DANDENAKAN SAVASINDA,Musluman Gazneli Turk Imparatoru Mesut’u yendikleri zaman Horasandan Hindistana kadar uzanan genis musluman bir cografyada egemen oldular.Saygideger atalari Selcuk Beyin ismini kurduklari imparatorluga isim olarak verdiler.Asiret dininin Yahudilik olmasina ragmen yeni devlette Yahudi seriatini uygulamadilar. GAZNELILERIN UYGULADIGI SUNNI ISLAM SERIATI YERLESMIS OLMASI NEDENIYLE TERCIH EDILDI.Anadolu Selcuklu Devletiyle Sunni Islam inanc sistemi devametti.Osmanli Imparatorlugu her turlu dine saygi duyuyordu. Ancak Seyhulislamin Fetvalarinin gerekcesi SUNNI ISLAMA dayaniyordu.Sunnilerin dinde zorlama olmaz prensibi Osmanlinin Devlet anlayisiyle uyusuyordu. Turkiye Cumhuriyeti’nin Diyanet Isleri Baskanligi Sunni Muslumanlik Inanc Sistemini temel alarak uygulama yapmaktadir.

    Onbirinci asrin ortalarinda yagmaci Wikingler simdiki Ruslarin atalari olan Slavlarla karsilastiklari zaman hayrete dustuler. kalabalik dogu slavlarinin yagmalanacak hicbirseyleri yoktu.Devlet duzenleri islemiyordu.Slavlarin ileri gelenleri Wikinglerden kendilerini idare etmelerini talebettiler. Siradan bir Wiking Askeri Kral secildi.Kral bir omur ugrasti. Fakat Ruslari duzenli bir idareye kavusturamadi.Kirbac, idam, korku yonetime katki saglamiyordu. Kral ogluna “bunlara bir din bulunmadigi takdirde basarili olunamayacagini” surekli soyluyordu.

    Babasi olen genc Kral’in ilk isi Ruslara din aramak oldu.Once Islamiyet tercih edildi.Arabistandan getirdigi Imam icki yasaginin kaldirilmasini kabul etmedi.Krala gore Rus toplumu ickisiz yasayamazdi.Imam buna bir cozum bulsaydi bugunku Rusya Musluman olacakti.Kral ikinci tercihini Katoliklik uzerine yapar.Katolik Papaz “kadin bir kere evlendiginde omur boyu bosanamaz” kuralini degistirmez. Kral Rus kadininin bir erkekle bir omur gecirmeyecegini bilmektedir.Katolik Papaz kurali degistirmeyince yolcu edilir. Bizans etkisinde kalmaktan cekinceleri olmasina ragmen ORTODOKS HRISTIYANLIK kabuledilir. Cunku, Ortodoks Hristiyanlik bosanmaya izin vermektedir.Icki zaten sorun deyildir. Hristiyanligin kabulunden sonra devlet idaresi kolaylasti ve istikrar kazandi.Bugunku Rusya’nin temelleri atildi.

    Tarihi gercekler gosteriyorki, yerine baskaca bir olgu konulmadigi takdirde din devlet idaresini kolaylastirmakta ve istikrar kazandirmaktadir. Baskaca olgu gelismis sanayi toplumlarinda TUKETIM seklinde ortaya cikti.Standart bir Amerikali 30 yil sonrasinin gelirini borclanarak bugunden tuketiyor. Ev morgage ile satin aliniyor. Araba banka kredisiyle. Iki ya da uc taksit odenmediginde evin ve arabanin mulkiyeti bankaya geciyor. Duzenli bir hayat surmek isteyen Amerikali borclarini zamaninda odemek zorunda.Aksi takdirde evsiz (houmless) kalmakda ve duzen disina itilmekdedir.Sistem HOUMLESS sorununu bilincli olarak cozmuyor.Standart Amerikaliya,eger duzen disina cikarsan sonun budur misalini somut bir sekilde gosteriyor.

    Toplum sanayilesip, tuketim toplumu asamasina geldikce siyasal toplumun idaresinde dinin islevi azaliyor ve fakat yok olmuyor.Amerika Birlesik Devletlerinde Evangelist inanc sistemi etkisini surduruyor.Avrupa Birliginin Hiristiyan Kulubu oldugundan sozediliyor.