logo

üsküdar evden eve nakliyat sex izle seks izle

Bostancı Escort

Kırmızı rujumu sürdün mü hazırım demektir!


Nazan Şara Şatana
nazansarasatana@hotmail.com

Kadınlarımız makyaj yapmayı sevmez mi? Sever. Makyaj yapmadan dışarı çıkmayız. Bakımlı olmak zorundayız. Bunu kendimiz için, eşimiz için, çocuklarımız için en çokta çevremiz için yaparız. Derler ki kadınlar en çok diğer kadınlar için süslenirlermiş. Sebep olarak ‘ben daha güzelim, ben şöyleyim, ben böyleyim’ demek içinmiş.

Yani bir böbürlenme hali.

Makyaj denilince akla ruj gelir çoğunlukla.

Benim aklıma göz kalemimle rimelim gelir ama genelleme yaparsak makyajın aslı ruj ile başlar.

Ruj denilince de akla kırmızı gelir.

Kırmızı ruj!

Muhteşem.

Elifimin can dostu Uğurumun yeğeni Begüm’ü tanıyınca kırmızı ruj sürmemek ne demek gibi oluyorsunuz. Kırmızı ruj birine ancak bu kadar yakışır ve onu tamamlar. Elifimle ikisi kırmızı ruj kardeşliği diyorlar ve kendileri gibi kırmızı ruj sevenlerle bir araya geliyorlar. Deli bu gençlik.

Gerçi kırmızı rujda pek güzel oluyor efendim.

 

Peki, nedir bu kırmızı rujun güzelliğinin, cazibesinin, vazgeçilmezliğinin nedeni?

 

Biraz tarihe bakalım isterseniz?

Mezopotamyalı kadınlar ve hatta erkekler dudaklarına ezdikleri kıymetli taşları sürer yâda yapıştırırlarmış.

 

Şaşırtıcı ama tarih diyor ki,

Cleopatra, kırmızı ton için böcek ve karıncaları ezermiş onları sürermiş.

 

Mısır’lı kadınlar ruj olarak esmer deniz algi, iyot ve bromdan oluşan zararlı karışım yapar onu dudaklarına sürerlermiş. Hatta bir deyim de varmış. ‘Ölüm Öpücüğü’ tabi bu ruju süreni öpersin ölüm öpücüğüne de kavuşmuş olursun.

 

Sonralarında yani 16. yüzyılda 1. Kraliçe Elizabeth insafa gelmiş. Kadınlar için kozmetiği popüler hale getirmiş.

Yaşasın.

O ne yapıyormuş?

Balmumu ve bitkilerden bir karışım yaptırıyor onu ruj olarak kullanıyormuş.

 

Bundan sonra olanlar karma karışık. İyi kadınlar makyaj yapmaz, kozmetik kullanan kadınla evlenilmez ya da boşanılır. Kozmetiği sadece fahişeler kullanır gibi yasalar da çıkmış. Tabi bu İngiliz Parlamentosunun çıkardığı yasalarmış. Fransa’da böyle değilmiş.

Kozmetik üst sınıf kadınlarının kullanımına açıkmış.
Geçen zamanla bazı yerlerde yasaklanmış, bazı yerler daha bir hoşgörülü bakmış olaya.

Kadın elbette süslenecek.

Kadın elbette ruj sürecek.

Kadınlar makyaj yapmayı şimdide seviyor eskilerde de seviyorlarmış.

 

Sonra daha bir yaygın hale gelmeye başlamış. Bazı ülkelerdeki artistler ruj sürmeye başlamışlar.

dahasında ilk reklam yapılmaya başlanmış.

Kırmızı ruj reklamı.

Amerika’da ilk ruj reklamı 1890’larda Sears Roebuck Kataloğu’nda yer almış.

 

  1. yüzyılda mucize buluş.

1915 tarihinde Maurice Levy ilk metal ruj tüpünü keşfetmiş.

Bundan sonraki gelişmeler hızlanmış.

Kozmetik kadınların dünyasına bir girmiş pir girmiş.

 

Bence kadınla erkeği birbirinden ayıran en belirleyici olayda makyaj. Kadınların gözleri sürmeli, dudakları rujlu olmalı. Sadelik erkek için daha bir doğru. Kadın kozmetik kullanmalı derken elbette abartmadan hakkıyla yapmalı da diyorum.

 

Bakımlı olmak, topluma bir çeşit saygılı olmak gibi geliyor bana.

Kendini daha iyi hissetme, daha bir kendinden emin olma durumu ve daha özgüveni yüksek olmayla birlikte huzurlu olma hali…

Etiketler:
Share
#

SENDE YORUM YAZ

6+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Akülü araç kullanmayı hak edelim

    22 Ağustos 2017 Burgazadası, Büyükada, Heybeliada, Kınalıada, köşe yazarları, Manşet, Sedefadası

    Her beldede olduğu gibi Prens Adalarında da rahat ve huzurlu yaşayabilmeniz için verilen kurallara uyum sağlamamız yine bizim lehimize olacaktır. Son yıllarda hep konuşulan, hep tartışılan, yerel basında işlenen konulardan birisi de son yılların git gide artan ve insana fayda sağlamak yerine zarara uğratan akülü araçlardır. Bu araçlar, yaşlılar, hastalar, emekliler, marketlerin sipariş dağıtımı gibi işlerinde gereklidir. Diğer adalarda da sorunlar yaşandığını duyuyorum fakat ben yaşadığım Kınalıadanın sorununu dile getirmek istiyorum....
  • GÜVENDEN İKAMETE

    14 Temmuz 2017 köşe yazarları, Manşet

    Son Belediye seçimleri esnasında, hatta çok daha önceden, okuyucularımın hatırladıkları gibi, her yazımda ve her fırsatta adamızın yazlıkçılarını yazılarımla hatta şifahen de ikametlerini adaya almaları için ikaz etmiştim. O yıllarda, Prens Adalarının sağlık sorunları insanları bu konuda cidden engelliyordu. Bildiğiniz üzere, bu çok önemli konuda artık gelişmeler oldu. Gönül ister ki Adalarımızda tam teşekküllü bir hastanemiz olsun ve emek verenler ile çaba gösterenlerin önü kesilmesin. Tüm Prens Adalarının ve Kınalıadamızın sorunları artık ...
  • VATAN HAİNLERİ

    08 Temmuz 2017 köşe yazarları

    Dökülmeden tek tek; Gökteki yıldızlar. Kimse susturamayacak, Yankılanacak ezanlar.   Sura üflemeden İsrafil, Yandıkça gökteki kandil, Hainler hesap verecek, Ateş yağdıracak Ebabil.   Gölgesi var oldukça vatanın, Ahde vefası var, ulu Osmanlının. Kim ki ihanet ederse; Bağrı yansın, gözlerinden kan aksın.   Plevne'de kahraman Osman Paşa, Tuna nehri şahittir bu savaşa, Hainler tek millet olsa da; Mücadele farzdır, iman dolu her başa.   Hilafet sancağı emanetimizdir, ...
  • Deniz Seki

    06 Haziran 2017 köşe yazarları

    Sanatçı demek aydın kişi demektir. Sadece eserleriyle değil; hal, hareket ve davranışlarıyla da topluma yön veren kişidir. Şimdi bir sanatçı düşünün; Uyuşturucudan hüküm giymiş, İki buçuk sene içerde yatmış, Sonra da haliyle cezası bitince salıverilmiş. Buraya kadar olan her şey rutin birer gelişmeden ibaret, Olması gereken de bu zaten… Kimsenin kimseyi tekrardan yargılayıp ötekileştirmesine hakkı yok, gerek de yok. Kimsenin haddi de değil. Fakat buradaki durum biraz farklılık arz ediyor. Biz olaya eğitim açısından bakacağız. Oluştu...