• Adalar Belediyesine soruyoruz belgelerden “Hangisi gerçek”
  • FETÖ Belediyeler İmamı Erkan KARAARSLAN’ın Adalar Belediyesi’ndeki İşbirlikçileri!
  • Yassıada için skandal iddialar!
  • Boğazın ‘Zarraf’ı varsa Adaların da ‘Arkas’ı var
  • Adalar Belediyesi yapılan haciz ile çalkalandı

logo

Maharet mi, Salahat mı?


facebook
Selçuk Tütak
desselcuktutak@gmail.com

Sosyal düzen ve uyum kültürünün bekası için, herhangi bir makam ve mevkiye namzet olanların liyakat ehli olmaları elzemdir. Namzet olanlar arasında seçim ise şaibesiz bir şekilde adaletle yapılmalıdır. Hiç kimse bir diğerine referans olmamalı. Referans demek, olsa olsa torpilin bir diğer adı olabilir.

Bir kurumda homojen yapı var ise bir gün mutlaka orada tehlike çanları çalacaktır. Toplumun başına bela olacaklardır. Herkesin aynı görüşte olduğu ve birbirine alt üst, gayrı resmi ilişkisiyle bağlı olduğu homojen yapılar en tehlikeli yapılardır. Çünkü bu yapılar devletin bütün imkanlarını kullanıp istedikleri gibi at koşturabilirler. Hiçbir şekilde kimse kimseye itiraz etmez, engel olmaya çalışmaz. Dur ihtarında bulunmaz. Bunu 15 Temmuz’da çok acı bir şekilde gördük hissettik. Bedelini toplum olarak ağır ödedik. Öyle görünüyor ki daha da ödemeye devam edeceğiz. Çünkü artık at izi it izine karışmıştır. Bu yüzden devlet dairelerinde ve kurumlarda heterojen bir yapı oluşturulmalıdır. Bu yapının oluşması için ayrıca bir çaba sarf etmeye, kimsenin hakkını yemeye, kimseyi mağdur etmeye gerek yoktur. Sadece objektif bir seçim ve adaletli bir yaklaşımla sorunlar minimize edilecektir. Birileri gayrı resmi işlere kalkışsa bile mutlaka başka birileri çıkıp dur diyecektir. Ya da gizli işleri aşikar edeceklerdir.

Homojen ve heterojen yapıdan ne kastettiğimi herhalde ayrıntılı bir şekilde açıklamaya gerek yoktur. Sadece bir iki durum için homojen yapı oluşturmaya fırsat verilebilir. O da uyum içinde ekip seçimi olmalıdır. Bu ekipler de salahat kıstas alınarak değil; maharet kıstas alınarak yapılmalıdır. Sonuçta devlet kapısı tekke değil. Memurlar da mürit değil.

Meşhur Hacer-ül Esved taşının yerine konması hadisesini çoğunuz duymuşsunuzdur. Mekke’deki kabileler arasında çekişme ve anlaşmazlık çıkmıştı. Her kabile taşı yerine yerleştirmenin kendi hakları olduğunu iddia ediyorlardı. Peygamber efendimiz ise her kabileden bir kişi seçerek hep beraber, kardeşçe, Hacer-ül Esvedi yerine koyma olanağı sunmuştu. Böylece adaletli bir şekilde anlaşmazlığı çözmüştü. Peygamber efendimiz 1500 sene önce bize bu yolu göstermiş. Şimdi ise sıra bizde…

Devletin kurum ve kuruluşları tek bir zümre, oluşum veya cemaate teslim edilmeyecek kadar kutsal ve ehemmiyetlidir. O yüzden seçim yaparken:

1- Adaletli olunmalı

2- Liyakat esas alınmalı

3- Salahattan evvel maharet kıstas alınmalı

Eğer bunlar yapılmaz da hemşehricilik, örgütçülük, cemaatçilik vs. gibi adam kayırmaları devam ederse bunun bedelini hepimiz çok ağır öderiz.

Artık rasyonel, tarafsız ve adil bir yapı oluşturmanın zamanı geldi de geçiyor.

Öyle bir sistem getirmeliyiz ki ne biz zümre ne bir sendika ne de bir oluşum müdahale edemesin. Kurallar ve kaideler net ve şeffaf olsun. Lastikli kanunlar gibi eğilip bükülemesin. Kim gelirse gelsin kurallara uymak zorunda kalsın. Kuralları kendi çıkarlarına uyduramasın.Adalet ve liyakat esas alınsın. Artık salahat ve maharet birbirine karıştırılmadan iş görülsün. Bu adil yapıyı inşaallah bugünlerde referandumda halkın onayını alan sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başaracaktır. Bizler de bu adaleti getirmek için var gücümüzle ona yardım edeceğiz.

 

Selçuk TÜTAK

Etiketler: » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

7+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Deniz Seki

    06 Haziran 2017 köşe yazarları

    Sanatçı demek aydın kişi demektir. Sadece eserleriyle değil; hal, hareket ve davranışlarıyla da topluma yön veren kişidir. Şimdi bir sanatçı düşünün; Uyuşturucudan hüküm giymiş, İki buçuk sene içerde yatmış, Sonra da haliyle cezası bitince salıverilmiş. Buraya kadar olan her şey rutin birer gelişmeden ibaret, Olması gereken de bu zaten… Kimsenin kimseyi tekrardan yargılayıp ötekileştirmesine hakkı yok, gerek de yok. Kimsenin haddi de değil. Fakat buradaki durum biraz farklılık arz ediyor. Biz olaya eğitim açısından bakacağız. Oluştu...
  • Düğünden Ölüme

    19 Mayıs 2017 köşe yazarları

    Yıl 2010, mevsim Bahar, günlerden Mayıs ayının 16’sı. Beden yorgun düşünce yılgın, herkeste bir melal var, buna karşın doğa uyanmış derin uykudan, ağaçlar çiçek açmış, kuşlar cıvıldaşıyor, deniz mavi, gökyüzü mavi, umutlar mavi, değişmiş mevsimin rengi. Aylardan Mayıs, herkeste bir heyecan, herkeste bir hareket var. Bugün farklı bir gün çünkü bugün düğün var. Kınalıadanın yakışıklı gençleri düğüne hazırlanmış. Unutmuşlar gamı kederi. Kolay mı? Arkadaşları dünya evine giriyor. Kim bilir belki içten içe gelecekleri için de dilekte bulundular. ...
  • Maharet mi, Salahat mı?

    05 Mayıs 2017 köşe yazarları

    Sosyal düzen ve uyum kültürünün bekası için, herhangi bir makam ve mevkiye namzet olanların liyakat ehli olmaları elzemdir. Namzet olanlar arasında seçim ise şaibesiz bir şekilde adaletle yapılmalıdır. Hiç kimse bir diğerine referans olmamalı. Referans demek, olsa olsa torpilin bir diğer adı olabilir. Bir kurumda homojen yapı var ise bir gün mutlaka orada tehlike çanları çalacaktır. Toplumun başına bela olacaklardır. Herkesin aynı görüşte olduğu ve birbirine alt üst, gayrı resmi ilişkisiyle bağlı olduğu homojen yapılar en tehlikeli yapılardı...
  • KİM ŞAŞIRMAZ Kİ

    23 Nisan 2017 köşe yazarları

    Ufacık bir kalbi kocaman yüreği vardı. Kalbini kırdılar, yüreği ile sardı yarayı. En sarsılmaz yerinden vuruldu. Ezildi, yoruldu ama serseri değil tedavisiz, karşı gelinmez, hasta bir kurşundu. Acıya tahammül ile dayandı. Yolunu tıkadılar, tali yollara daldı, üç noktayı çok iyi kullandı ama noktayı koymasını da iyi bildi. Düşman kalamadı, yüreğinde iyilik vardı, görüntüsünde belirsizlik. Sevgisini hak eden yüreğinde taht kurdu. Hak etmeyenin nasibi Allahtan, cezası hayattan dedi. Bilinmeyene dualarla uğurlamadığı, dualarla anmadığı kimse kalmad...