logo

üsküdar evden eve nakliyat sex izle seks izle

Bostancı Escort

Muhakeme gücü düşük bir nesil mi yetişiyor?


facebook
Selçuk Tütak
desselcuktutak@gmail.com

Muhakeme gücü düşük bir nesil mi yetişiyor?

1789’da Fransız İhtilalından bugüne kadar olan çağ, yani Yakın Çağ yerini ‘Bilişim Çağına’ bırakacak gibi görünüyor ve bu istikamette hızlı bir şekilde yol alıyor. Bilişim ve Teknoloji alanlarındaki hızlı gelişmeler öyle tahmin ediyorum ki çağ kapatıp çağ açacak. Bu gelişmelere elbette ki ayak uydurmak durumundayız. Fakat bu gelişmelerle ters orantılı olarak küçülen dünyada insanlar sanal bir âlemde yolculuk etmeye başladı. Bu sanal yolculuk bazı tehlikeleri, olumsuzlukları ve sakıncaları da beraberinde getiriyor.

1980’lerde internet kullanımının artması ve hızla yaygınlaşması ile hem bilgiye ulaşma hızı artmış hem de makusen mütenasip bir şekilde küçülen gerçek dünya ile bağlar kopmaya başlamıştı. Günümüzde bilgi miktarı korkunç bir şekilde artış göstermektedir. Bu bilgi artış hızına ayak uydurmak için bilgiye erişme yollarını, bilgiye nasıl ulaşılacağını bilmek gerekir. ABD’li Profesör Alvin Toffler ‘Geleceğin cahili okuma yazma bilmeyen değil de bilgiye nasıl erişileceğini bilmeyendir’ diyor. Profesöre katılmamak mümkün değil fakat günümüzde asıl sorun bilgiye ulaşamama veya bilgiye ulaşma yollarını bilmemek değil. Herkes, neredeyse beşikten itibaren istediği bilgiye istediği gibi ulaşabiliyor. Asıl sorun ise bilgiyi analiz edememek, yorumlayamamak, sonuç çıkaramamaktır. Bilginin hazır bir şekilde tek tuşla önümüze serilmesi muhakeme yeteneğini köreltiyor. Zihnimizi tembelleştiriyor. Özellikle okul çağındaki bireyler bu durumdan çok fazla etkileniyor.

Akıllı telefon kullanımına izin veren aileler, internet ve ekran başında geçirilen zamana sınır getiremeyen ebeveynler ne yazık ki çocuklarına en büyük kötülüğü kendileri yapıyor. Oyun çağındaki çocuklara uslu uslu otursunlar diye ellerine tabletler, akıllı telefonlar verilip sakinleştirilmeye çalışılıyor. Hâlbuki çocuklar bu dönemde sosyalleşmenin ilk adımını atıyorlar. Çocukların bu dönemde gerçek nesne ve kişilerle iletişim ve etkileşime geçerek öğrenme, analiz etme, sorunları ve oluşan problemleri çözme yeteneği kazanmaları gerekirken tamamen soyut ve sanal bir âleme mahkûm ediliyorlar. Psikomotor gelişimleri nakıs kalmakta, zihinsel aktivitesizlik beyin fonksiyonları olumsuz etkilenmekte ve bilişsel süreç sekteye uğramaktadır. Akranlarından her yönden geri kalan bu vakaların karşılaştığı en büyük problem muhakeme yeteneklerini kaybetmeleridir.

ABD’nin teknoloji dergisi Children’s Tech’in yaptığı bir araştırmada tabletlerin veya akıllı telefonların çocuklar üzerinde sebep olduğu davranış bozuklukları kaleme alındı. Yapılan araştırmalarda kronik hastalık gibi kökleşen ve yaygınlaşan aynı zamanda çocukların ellerinden bırakamadığı hatta okullarda ders kitapları yerine tablet bilgisayarların abartılı bir şekilde kullanılmasından dolayı çocukların öğrenme, analiz etme ve muhakeme yetilerinde ciddi kayıplar oluştuğu tespit edilmiştir.

Bir diğer araştırma da İngiltere’de Millenium Cohort Study adlı bir çalışma grubunun 2000 ve 2001 doğumlu 19.000 çocuk üzerinde yaptığı araştırmadır. Bu araştırmaya göre günde 3 saatin üzerinde ekran başında vakit geçiren ( TV, tablet veya akıllı telefon) çocuklarda davranış bozuklukları, duygusal sorunlar ve arkadaşlık problemleri yaşama olasılığının yüksek olduğu saptanmıştır.

Bu kadar olumsuzluğa rağmen bilişim dünyasından uzak olamayız, kayıtsız da kalamayız. Çocuklarımızı da tamamen soyutlayamayız. Önemli olan teknolojik araç ve gereçleri verimli kullanmak ve istendik düzeyde sınırlamaktır. Bu konuda uzmanlara ve öğretmenlere büyük bir görev düşüyor. Velilerin ve ailelerin teknolojik araç ve gereçlerini verimli kullanma yollarını öğrenmeleri, disiplin haline getirmeleri ve bilinçlenmesi gerekiyor. Oluşabilecek zararların çocuklara bire bir anlatılması elzemdir. Çocukların internet erişimi ve telefon kullanım süreleri denetim halinde olmalıdır. Çocuklarımızı ekran başından uzaklaştırıp gerçek dünya ile buluşturma çabasında olmalıyız. Onları spor merkezlerine, sanatsal aktivitelere, oyun gruplarına yönlendirmeli sosyalleşmelerini sağlamalıyız. Eğer çocuklarımızı denetimsiz bırakırsak, sanal âlemin kucağına atarsak en büyük kötülüğü biz yapmış oluruz. Muhakeme yeteneği gelişmemiş bir topluma sebebiyet vermiş oluruz.

Etiketler: » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

10+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Akülü araç kullanmayı hak edelim

    22 Ağustos 2017 Burgazadası, Büyükada, Heybeliada, Kınalıada, köşe yazarları, Manşet, Sedefadası

    Her beldede olduğu gibi Prens Adalarında da rahat ve huzurlu yaşayabilmeniz için verilen kurallara uyum sağlamamız yine bizim lehimize olacaktır. Son yıllarda hep konuşulan, hep tartışılan, yerel basında işlenen konulardan birisi de son yılların git gide artan ve insana fayda sağlamak yerine zarara uğratan akülü araçlardır. Bu araçlar, yaşlılar, hastalar, emekliler, marketlerin sipariş dağıtımı gibi işlerinde gereklidir. Diğer adalarda da sorunlar yaşandığını duyuyorum fakat ben yaşadığım Kınalıadanın sorununu dile getirmek istiyorum....
  • GÜVENDEN İKAMETE

    14 Temmuz 2017 köşe yazarları, Manşet

    Son Belediye seçimleri esnasında, hatta çok daha önceden, okuyucularımın hatırladıkları gibi, her yazımda ve her fırsatta adamızın yazlıkçılarını yazılarımla hatta şifahen de ikametlerini adaya almaları için ikaz etmiştim. O yıllarda, Prens Adalarının sağlık sorunları insanları bu konuda cidden engelliyordu. Bildiğiniz üzere, bu çok önemli konuda artık gelişmeler oldu. Gönül ister ki Adalarımızda tam teşekküllü bir hastanemiz olsun ve emek verenler ile çaba gösterenlerin önü kesilmesin. Tüm Prens Adalarının ve Kınalıadamızın sorunları artık ...
  • VATAN HAİNLERİ

    08 Temmuz 2017 köşe yazarları

    Dökülmeden tek tek; Gökteki yıldızlar. Kimse susturamayacak, Yankılanacak ezanlar.   Sura üflemeden İsrafil, Yandıkça gökteki kandil, Hainler hesap verecek, Ateş yağdıracak Ebabil.   Gölgesi var oldukça vatanın, Ahde vefası var, ulu Osmanlının. Kim ki ihanet ederse; Bağrı yansın, gözlerinden kan aksın.   Plevne'de kahraman Osman Paşa, Tuna nehri şahittir bu savaşa, Hainler tek millet olsa da; Mücadele farzdır, iman dolu her başa.   Hilafet sancağı emanetimizdir, ...
  • Deniz Seki

    06 Haziran 2017 köşe yazarları

    Sanatçı demek aydın kişi demektir. Sadece eserleriyle değil; hal, hareket ve davranışlarıyla da topluma yön veren kişidir. Şimdi bir sanatçı düşünün; Uyuşturucudan hüküm giymiş, İki buçuk sene içerde yatmış, Sonra da haliyle cezası bitince salıverilmiş. Buraya kadar olan her şey rutin birer gelişmeden ibaret, Olması gereken de bu zaten… Kimsenin kimseyi tekrardan yargılayıp ötekileştirmesine hakkı yok, gerek de yok. Kimsenin haddi de değil. Fakat buradaki durum biraz farklılık arz ediyor. Biz olaya eğitim açısından bakacağız. Oluştu...