logo

üsküdar evden eve nakliyat sex izle seks izle

Bostancı Escort
15 Mart 2017

Nazlı Çelik sordu Kemal Kılıçdaroğlu cevapladı

Nazlı Çelik‘in sunduğu Star TV Ana Haber’e konuk olan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Nazlı Çelik sordu Kemal Kılıçdaroğlu cevapladı

 

Nazlı Çelik- Dilerseniz en sıcak gündem maddesiyle başlayalım. Malum Hollanda’da ve Almanya’da yaşanan skandal olaylarla. Öncelikle nasıl değerlendiriyorsunuz? Zira geldiğimiz noktada Türkiye’nin Hollanda’ya iki nota verdik ve bununla beraber resmi bir özür de bekliyoruz. Aynı zamanda bir sığınma restini bugün Ömer Çelik yaptığı basın toplantısında masaya koydu. Şimdi Hollanda’da iki gün sonra yapılacak seçimleri ve Türkiye’de 33 gün sonra yapılacak referandum gerçeğini de göz önünde bulundurursak ve yanımıza koyarsak nasıl değerlendiriyorsunuz yaşananları?

Kemal Kılıçdaroğlu- Önce şunu söyleyeyim, Türkiye Cumhuriyeti Bakanlarının – sadece Hollanda, sadece Almanya için demiyorum – dünyanın herhangi bir ülkesine gittiklerinde kabul edilmemesini asla kabul etmiyoruz ve doğru değildir. Bu bizim ülkemiz. Aynı görüşten oluruz veya olmayız Bakanlar da bu ülkenin Bakanları. Dolayısıyla Hollanda’ya gittiklerinde veya Almanya’ya veya dünyanın herhangi bir ülkesine gittiklerinde kabul edilmelerini isteriz. Onlar oraya gideceklerdir, Türk vatandaşlarıyla mı oturur konuşurlar, konsoloslukla mı, büyükelçilikle mi, kendi çalışmaları vardır o çerçevede görevlerini yaparlar, işlerini yaparlar.

Dolayısıyla kabul edilmemelerini doğru bulmuyorum bir. İkincisi şu; şimdi böyle çok konuşarak bu işler çözülmez. Eğer bir ülke Türkiye Cumhuriyetinin Bakanlarını kabul etmemişse, bir anlamda kapı dışı etmişse, bir anlamda Hollanda’ya girişine izin vermemişse bunun gereği yapılır.

Nazlı Çelik- Gereği nedir? Çünkü askıya alalım ilişkilerimizi dediniz ama şimdi Danimarka var, İsviçre var, Avusturalya. Buradan da bazı benzer sinyaller geliyor. O zaman bütün Avrupa’yla ilişkilerimizi mi askıya alacağız?

Kemal Kılıçdaroğlu- O üçüncü bölüm geleceğim ona da. Şimdi siz eğer bir şey yapacaksanız, oturur yaparsınız. Efendim masaya koyduk, şunu şöyle yaptık, bunu böyle yaptık. Bu İsrail’e benzemesin, sonunda 20 milyon dolara Türkiye’nin itibarı satıldı İsrail’e, benzemesin yani. 9 vatandaşımız öldürüldü, “asarız, keseriz, Gazze’de abluka kalkmazsa asla gitmeyeceğiz” dediler sonra gittiler her şeyi yaptılar. Rusya krizine de benzemez. Yine astılar, kestiler, uçaklar geldi, biz vurduk, biz kahramanız vs. vs. bir baktık özür mektubu vermişler. Bir baktık hep beraber konvoy halinde gittiler, kendileri özür dilediler. Sınırı geçen bizim uçağımız değil onların uçağı. Şimdi Hollanda’yla bir kriz yaşıyor muyuz? Yaşıyoruz. Çözülmesi gerekir mi? Çözülmesi gerekir. Çözülmesi için devlet aklının egemen olması lazım, diplomasi dilinin egemen olması lazım. Ben asarım, ben keserimle bu iş çözülmez. Kahramanlık edebiyatı yaparak halkı kimse kandırmasın. Kardeşim ne yapacaksan, hükümetsin ne yapacaksan yap. Ben de söyledim, size her türlü desteği vereceğiz buyurun yapın. Asacağız da, keseceğiz de, nota verdik de, bir şeyler yapacağız da. Ne zaman? Efendim 16 Nisan’dan sonra. Niye 16 Nisan’dan önce değil?

Nazlı Çelik- Şimdi bugün yaptığınız bir açıklamada 16 Nisan tarihinin altını çizdiniz ve burada 16 Nisan’dan sonra açıklayacak sonra FETÖ’yle irtibatlandırılacak olay dediniz. Neye dayanarak bunu dediniz?

Kemal Kılıçdaroğlu- Evet. Sonra diyecekler ki, “ya biz bunu yapacaktık ama gene bu FETÖ geldi karıştırdı.” Yani 50 tane gerekçe bulacaklar, bir şey yapmamak için 50 tane gerekçe bulacaklar. Dış politikada bir şeye karar verirseniz yaparsanız ve sonucunu alırsınız, sonucuna da katlanırsınız. Artıdır, eksidir. Dış politikada ne oldu? Kıbrıs’a rahmetli Ecevit gittiği zaman ilan mı etti “biz şu tarihte şuraya gideceğiz” diye. Hayır. Ne zaman açıkladılar? Türk askeri Kıbrıs’a indiğinde açıkladılar “Türkiye Kıbrıs’tadır” diye. Münbiç ne diyorlardı? “Kırmızıçizgimizdir, giderse şöyle olur…” bilmem bir sürü laf ettiler. Ne oldu Allah aşkına gittiler mi? Hayır. Rakka’ya gideceklerdi gitti mi? Hayır. Böyle devlet yönetilmez. Bir kriz var ortada doğrudur, krizin oturulup sağlıklı, tartışılıp karar verilmesi lazım ve gereğinin yapılması lazım.

Nazlı Çelik- Gereği nedir Sayın Kılıçdaroğlu?

Kemal Kılıçdaroğlu- Bir Bakan diyor ki, ekonomik yaptırımlar uygulamayacağız. Ne yapaksın o zaman? Ne yapacağız? Onlar orada zaten biz de buradayız. Siz Hollanda’daki vatandaşları Türkiye’ye mi alacaksınız? Hollanda’yı terk edin Türkiye’ye mi gelin diyeceksiniz? Kimse gelmez ki. İnsanlar oraya ekmek için gitmişler, yıllardır oradalar, çalışıyorlar. Şimdi bu davranış onların da huzurunu bozdu, orada da başka bir tablo çıktı ortaya. Oradaki vatandaşlarımızın huzurunu bozduk biz.

Bakın, daha acı olanı söyleyeyim size. 2008’de bir kanun çıktı, 2008’de iktidarda hangi parti vardı? AKP. Kanunun adı, “Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, yani seçmen kütükleriyle, seçimlerle ilgili bir kanun değişikliği. Bu kanun değişikliğinin 94. maddesinin a bendinin son fıkrasını okuyorum. “Yurtdışında ve yurtdışı temsilciliklerde seçim propagandası yapılamaz”, bu kadar açık, bu kadar net. Yani özel bir yoruma gerek yok. Bir daha okuyayım, “Yurtdışında ve yurtdışı temsilciliklerde seçim propagandası yapılamaz”, Bakanlar oraya niye gidiyor?

Nazlı Çelik- Bu noktada şunu soracağım. Şimdi siz de Avrupa temaslarınız vardı Nürnberg vs. 16’sı 19’u arasında sanıyorum sizin ve partinizden bir takım diğer isimlerin. Bunları da iptal ettiniz – ki tepkinizi koymak adına iptal ettiniz – eğer gitseydiniz size müsaade ederler miydi? Çünkü şöyle bir de özellikle hükümet kanadından gelen şöyle bir açıklama var. Zaten Danimarka, Hollanda gibi bu ülkeler Avrupa ülkeleri “Hayır”ı desteklediği için “Evet” kampanyasına karşı çıktı yönünde bir iddiaları, açıklamaları var. Bir temas kurmuş muydunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu- O kadar çok açık ve net söyleyeyim. Bu hükümetler kesinlikle “Evet”i destekliyorlar. Avrupa, açıkça söylüyorum “Evet”i destekliyorlar.

Nazlı Çelik- Nasıl bu kanıya vardınız?

Kemal Kılıçdaroğlu- Gayet açık. Bir ülkenin Dışişleri Bakanı gider de nasıl uçağını geri gönderirsiniz? Bir karşıtlık yaratmak için. İçerde düşman bulamadılar şimdi dışarıda bir düşman yaratmak istiyorlar. Çünkü önceden diyorlar buraya gelmeyin bizim seçimimiz var diyorlar. Kim söylüyor bunu? Hollanda’nın Başbakanı söylüyor. Niye gidiyorsunuz oraya? Seçim çalışması yapmak için, referandum çalışması yapmak için. Kanun ne diyor? Yurtdışı temsilciliklerde ve yurtdışında propaganda yapılamaz diyor. Niye gidiyorsunuz siz?

Nazlı Çelik- Siz gitseydiniz “Hayır” kampanyasını yapacak mıydınız daha sonra önümüzdeki günlerde yapacağınız Avrupa temaslarında?

Kemal Kılıçdaroğlu- Hayır biz bir kampanya yapmıyoruz. Orada temsilciliklerimiz var gidiyoruz, böyle oturup mitingler, şunlar, bunlar yapmadık hiçbir zaman. Çünkü biz yasalara saygılıyız, kanunlara saygılıyız. Kendileri yasa çıkarıyorlar, çıkardıkları yasalara kendileri uymuyorlar, sonra başkaları düşman oluyor. Bizim üzerinde titizlikle durduğumuz konu ayrı, onların ayrı. Bizim titizlikle durduğumuz konu şu; Türkiye Cumhuriyetinin Bakanlarına hiçbir devlet sen benim ülkeme gelme diyemez, dememelidir. Geçmişten bir örnek vereyim. Eski Enerji Bakanı Sayın Yıldız uçağına bindi Kerkük’e gidecekti, Irak hükümeti izin vermedi Kayseri’ye inmek zorunda kaldı. Bir tepki oldu mu? Niye olmadı? Hollanda’dan çok daha vahim bir olay değil mi? Çok daha vahim bir olay. Hiçbir tepki olmadı. O nedenle söylüyorum bu olay Hollanda’da seçime giden Başbakanın da işine geliyor, Türkiye’de referanduma giden hükümetin de işine geliyor. Karşılıklı işbirliği.

Röpotajın devamını videodan izleyebilirsiniz

Etiketler: »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

7+10 = ?