logo

üsküdar evden eve nakliyat sex izle seks izle

Bostancı Escort

NE YAPSAK ACABA


facebook
Sosi Cindoyan
sosi@adagazetesi.com.tr

NE YAPSAK ACABA

NE YAPSAK ACABA

 

VAR BUNUNİÇİNDE BİR İŞ,Düşünceler dalga dalga,Tarihi vefasızlık!,KALALIM SAĞLICAKLAİstesek de istemesek de kış geldi. Neden istemeyelim ki, kış mevsiminin de kendine has özellikleri var. Güzeli ve iyiyi yaşamak için ilkin görmek, sonra istemek lâzım. Geçenlerde, adaya çıktım, kedileri doyurdum. Saksılarımla vakit geçirdim ve adayı dolaştım. Kınalı adanın bakir hali beni oldukça rahatlattı. Kuşuna, toprağına, ağacına, denizine konuşmak istedim.

Boş yollarda eski zarafeti, eski asaleti aradım. Hiç abartmıyorum, asalet kelimesinin üstünde hassasiyetle duruyorum. İnsanların görüntüsü, hali tavrı, yaşantısı bir başkaydı. O insanlar kesinlikle bozulmadılar ama dış etkenler yavaş yavaş İstanbul’un her yerinde olduğu gibi Adaların havasına da biraz pürüz biraz toz kattılar. İnsanlar,  kalitesi farklı olan şahıslarla uyum sağlayamadılar ve aynı kefeye konamayınca,  baskın olmaya çalıştılar. Oysa, keşke biraz değişime kulak verseler, ilk adımı atabilseler.

Kış mevsimi geçecek, baharda doğa yeşerecek ve yaz bizi sarıp sarmalayacak. Biz buna gönülden hazırız ama Adalarda görünen ve görünmeyen sorunlar bitip tükenmiyor çünkü insanlar her an bir sıkıntı yaratmaya hazırlar.

Geçen hafta sonu Adalar Belediye Başkanı Sayın Atilla Aytaç’ın Kınalı adayı sokak sokak gezip tetkiklerde bulunduğunu öğrendim. Bu durum bana Danimarka Prensinin Copenhague sokaklarını bisikletle gezdiğini hatırlattı. Elbette çarpık yapılaşmalar, yol ihlalleri, gözden kaçanlar, kaçırılanlar göründüğü kadarıyla liste halinde işleme koyuldu, yoksa bu ziyaretin anlamı kalmaz.

Sayın Başkanım,

Siz görevinizi yapmaya çalışıyorsunuz fakat asıl mesele vatandaşın da kendi görevini onurunu koruyarak yapmasıdır. Yılların verdiği rahatlıkla, halk “ nasıl olsa işimi hallederim” düşüncesi ile yaşamış. Yapısı müsait olan buna alışmış, olmayansa doğru yoldan yürümüş. İşiniz çok zor Başkanım.

Ben size başka bir konu açacağım. Malumunuz, İstanbul şehrinin en mutena semtlerine dağılan bir Suriyeli dilenci çetesi var. Vicdansız ve merhametsiz bir kişiliğim olduğunu sanmayın. Bilakis, insanlara hak ettikleri duyguları fazlasıyla verenim. Suriyelilere acımamak elde değil fakat görünen durum şu ki biz İstanbullular da acınacak hale geldik.

Sabahın erken saatlerinde minibüslere bindirilen Suriyeli dilenciler, şehrin merkezi yerlerine getirilip dağıtılıyor. Akşam saatlerinde yine servise binip benim bilmediğim bir yere gidiyorlar. Taxi’ye binmek isteyen bir aileyi izledim. Şoförler kabul etmiyorlardı, nedenlerini tahmin edebiliyorum, güçlükle bir araba çevirebildiler.

Kahvaltı vakti yollara dağılan Suriyeliler, yağmur, çamur demeden kaldırımlara yerleşiyor, çıplak ayaklı minicik çocuklar yerlerde sürünüyor. Anneler bebeklerine olmayan sütlerini emziriyorlar. Çocuklar pislik içinde, incecik giyinmiş, o güzelim sümüklü yüzlerinde hızmalar, küpeler, ellerinde ve saçlarında kınalar, dileniyorlar, gelip eteğinize yapışıyorlar. Arkadaşım, bir Suriyeli çocuğa ayakkabı almış ve giydirmiş. İnanır mısınız? Ertesi gün çocuk yine çıplak ayakla dileniyormuş.

Bu işin beni üzen başka tarafları da var. Dilencilik işini muteber gören geliri mahdut vatandaşlar da Suriyelileri taklit ederek dilenciliğe başladılar ki bizde dilencilik bu denli yaygın değildi. Ayrıca, zaten çok azalan kaliteli ve bilinçli gezen turistler yerlerde sürüm sürüm sürünen Suriyelileri benim insanım sanıyorlar.

Artık dilenciler şehrin her tarafına yayıldılar. Dilencilik önlenmeyen ve yasaklanmayan bir geçim kaynağı oldu. Suriyeliler şehrimizi iyice tanıdılar, yol gösterenleri de var dolayısı ile yeni mekânlar keşfedebildiler ve etmeye devam edecekler.

Prens Adalarını onlardan nasıl koruyacaksınız? Ne tür önlem alacaksınız?

Bu insanlar Adalara ayak bastıklarında geceyi de tepelerde geçirirler ve gecekondu muhitinden başlayarak Ada evlerine de çeşitli zararlar verebilirler.

Biliyorum karşınıza kapı gibi İnsan Hakları çıkacak fakat hak denilen şey bir başkasının hakkına kadar hükümlüdür. Adamıza ve Adalılara haksızlık etmek de istemeyiz.

Keşke Suriyelilere yol gösterme amaçlı gönlümden ve aklımdan geçeni yürürlüğe koyabilsem fakat bu beni aşar.

Saygılarımla

Sosi Cındoyan

 

Etiketler: » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

7+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Akülü araç kullanmayı hak edelim

    22 Ağustos 2017 Burgazadası, Büyükada, Heybeliada, Kınalıada, köşe yazarları, Manşet, Sedefadası

    Her beldede olduğu gibi Prens Adalarında da rahat ve huzurlu yaşayabilmeniz için verilen kurallara uyum sağlamamız yine bizim lehimize olacaktır. Son yıllarda hep konuşulan, hep tartışılan, yerel basında işlenen konulardan birisi de son yılların git gide artan ve insana fayda sağlamak yerine zarara uğratan akülü araçlardır. Bu araçlar, yaşlılar, hastalar, emekliler, marketlerin sipariş dağıtımı gibi işlerinde gereklidir. Diğer adalarda da sorunlar yaşandığını duyuyorum fakat ben yaşadığım Kınalıadanın sorununu dile getirmek istiyorum....
  • GÜVENDEN İKAMETE

    14 Temmuz 2017 köşe yazarları, Manşet

    Son Belediye seçimleri esnasında, hatta çok daha önceden, okuyucularımın hatırladıkları gibi, her yazımda ve her fırsatta adamızın yazlıkçılarını yazılarımla hatta şifahen de ikametlerini adaya almaları için ikaz etmiştim. O yıllarda, Prens Adalarının sağlık sorunları insanları bu konuda cidden engelliyordu. Bildiğiniz üzere, bu çok önemli konuda artık gelişmeler oldu. Gönül ister ki Adalarımızda tam teşekküllü bir hastanemiz olsun ve emek verenler ile çaba gösterenlerin önü kesilmesin. Tüm Prens Adalarının ve Kınalıadamızın sorunları artık ...
  • VATAN HAİNLERİ

    08 Temmuz 2017 köşe yazarları

    Dökülmeden tek tek; Gökteki yıldızlar. Kimse susturamayacak, Yankılanacak ezanlar.   Sura üflemeden İsrafil, Yandıkça gökteki kandil, Hainler hesap verecek, Ateş yağdıracak Ebabil.   Gölgesi var oldukça vatanın, Ahde vefası var, ulu Osmanlının. Kim ki ihanet ederse; Bağrı yansın, gözlerinden kan aksın.   Plevne'de kahraman Osman Paşa, Tuna nehri şahittir bu savaşa, Hainler tek millet olsa da; Mücadele farzdır, iman dolu her başa.   Hilafet sancağı emanetimizdir, ...
  • Deniz Seki

    06 Haziran 2017 köşe yazarları

    Sanatçı demek aydın kişi demektir. Sadece eserleriyle değil; hal, hareket ve davranışlarıyla da topluma yön veren kişidir. Şimdi bir sanatçı düşünün; Uyuşturucudan hüküm giymiş, İki buçuk sene içerde yatmış, Sonra da haliyle cezası bitince salıverilmiş. Buraya kadar olan her şey rutin birer gelişmeden ibaret, Olması gereken de bu zaten… Kimsenin kimseyi tekrardan yargılayıp ötekileştirmesine hakkı yok, gerek de yok. Kimsenin haddi de değil. Fakat buradaki durum biraz farklılık arz ediyor. Biz olaya eğitim açısından bakacağız. Oluştu...