• Yalancının mumu müfettiş raporuna kadar yanarmış!
  • ABD Başkanı Trump’ın istediği papaz Büyükada Splendid Palas’daki CIA toplantısında!
  • Adalar Belediyesine soruyoruz belgelerden “Hangisi gerçek”
  • FETÖ Belediyeler İmamı Erkan KARAARSLAN’ın Adalar Belediyesi’ndeki İşbirlikçileri!
  • Yassıada için skandal iddialar!

logo

03 Ekim 2017

Türkiye’de ilk evlilik programını o yaptı

Gazeteci ve TV Program Yapımcısı Murat Yıldırım’la yaşadığı Adana’da konuştuk. İlk Haber Gazetesi’ne röportajlar yapan Yıldırım, gazeteciliğin yanı sıra sosyal sorumluluk projelerine destek veriyor, organizasyonlar düzenliyor. Türkiye’de ilk kez evlilik programına imza atan, ilk rock programını hazırlayan ve çok ses getiren Murat Yıldırım, “Tabi bizim evlilik programlarımız günümüzdeki gibi vıcık vıcık değildi. Nişanlı çiftleri yarıştırıp ilk üçe giren çiftlerin bütün düğün ve evlilik masraflarını iğneden ipliğe biz karşılıyorduk. Günümüz parasıyla 1 Milyona yakın bütçeyi birinci olan ve evlenen çifte aktarıyorduk. Amaç rezalet çıkarmak değil yuva kurmaktı ve bunu da başarıyorduk” diyor.

Türkiye’de ilk evlilik programını o yaptı

Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

1968 Erzincan doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimini Erzincan’da tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Bölümü’nden mezun oldum. İşçi bir baba ve ev kadını bir annenin çocuğuyum. 4 kardeşiz. 3 ablam halen öğretmenlik yapıyor. Yoksulluk ve sıkıntı içinde bir çocukluk ve gençlik yaşadım kısacası.

 

Çocukken gazeteci olmak gibi bir hayaliniz var mıydı ya da ne zaman bu kararı aldınız?

Çok küçük yaşlarda sizin için seçilen meslekler vardır sizin adınıza. Doktorluk gibi, subay olmak gibi. Ben de ortaokul yıllarına kadar doktor olmak istediğimi söylerdim soranlara. Yani hiç düşünmeden. Doktor olmayı gerçekten istiyor muyum, doktor olmanın zor yanları var mıdır, ne kadar para kazanırlar bilmiyorum tabi. Ortaokula başladığımda ise o zaman tek kanallı olan televizyonda “Gazeteciler” diye bir dizi başlamıştı. Çok sevmiştim diziyi. Dolayısıyla gazeteciliği. O diziyle birlikte gazeteci olmaya karar vermiştim. İnsanlar sürekli koşturuyor, zamanla yarışıyor, Her gün farklı olaylarla karşılaşıyorlardı. Stresle mutluluk bir aradaydı sanki. Ve elde ettikleri başarı gazetede yer aldığında belgelenmiş oluyordu. Yani gazetecilik tam bana göreydi bu durumda.

 

Peki aldığınız eğitim sizin bilgi sahibi olmanız konusunda ve bu meslekte iyi olmanız bakımından ne kadar yeterli oldu?

Aldığım eğitimin önemi tabi ki yadsınamaz. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi günümüzde bile iletişim fakültelerinin en iyisidir. Ahmet Taner Kışlalı, Mümtaz Soysal, Nami Çağan gibi çok önemli isimlerden dersler aldım. İletişim Fakültelerinin eğitim yelpazesi zaten çok geniştir. Türkçe’den istatistiğe, hukuktan mesleki derslere, toplum bilimlerinden arşivciliğe kadar çok şey öğreniyorsunuz. Kısacası çok geniş bir genel kültüre sahip oluyorsunuz. Zaten bir gazetecide olması gereken en önemli özellik de genel kültürdür. Ancak pratik konusuna gelirsek aynı şeyi söyleyemem. Örneğin ben 4 yıllık fakülte bitirmeme rağmen tam anlamıyla fotoğraf makinesi ya da kamera kullanmayı gazetecilik hayatına başladığım ilk yıllarda öğrendim. Şu anda üniversitelerin durumu tam olarak nedir bilmiyorum. Ancak benim dönemimde pratik yapma şansımız azdı, teknolojik olanaklar bugünkü kadar iyi düzeyde değildi.

 

Bu mesleği seçtiğiniz için ve gazetecilik yapıyor olmaktan memnun musunuz? Size göre bu mesleği diğer mesleklerden ayıran özellik nedir?

Memnun olmasam zaten yapmazdım. Gazeteciliği seviyorum. Sürekli yeni insanlar tanımayı, çok geniş bir çevremin olmasını, yaratmayı, takdir edilmeyi ödüllendirilmeyi seviyorum. Bu nedenle zaten istesem de başka işte çalışamazdım. Sırf bu yüzdendir ki üniversite sınavında tek tercih yapmıştım. O da bitirdiğim fakülteydi. Bu mesleği diğer mesleklerden ayıran en önemli özellik ise hep hareket hep devinim içinde olmanız. Hiçbir şeyin tekrarını yaşamıyorsunuz. Hep yeni konular, yeni insanlar, yeni olaylar. Bu olayların içinde magazini de var cinayeti de var siyaseti de var. Yani biraz deli işi.

 

Bu meslekte başarılı olmanızı neye borçlusunuz?

Öncelikle çok okumama ve yazmama. Sonra insanlarla çok iyi diyaloglar kurabilmeme, güven kazanmama ve çok geniş bir çevreye sahip olmama borçluyum. Tabi en önemlisi aileme.

Bu mesleğe ilk başladığınızda ne gibi zorluklarla karşılaştınız? Bu zorluklara karşı gösterdiğiniz tepki ne oldu?

Bizim meslekte ne yazık ki kimse kimseye bir şey öğretmiyor, yardımcı olmuyor. Belki rekabet, hırs ve egodan kaynaklı sürekli bir kıskançlık ve çekememezlik durumu var. Örneğin ben ilk mesleğe başladığımda fotoğraf makinem yoktu ve gazetede fazla fotoğraf makinesi olmasına rağmen istihbarat şefim vermemişti. Benim dönemimde 4 yıllık fakülte mezunu insan da hemen hemen yok denecek kadar azdı. Bu nedenle iletişim fakültesi mezunlarına (muhtemelen kıskançlıktan olsa gerek) pek şık davranılmazdı. Tepkim ne oldu diye sormuşsunuz onu da yanıtlayayım. Tepkim daha da hırslanmak, daha çok öğrenmek ve daha iyi haberler yapmak oldu. Yaptığım haberlerin neredeyse tamamı ulusal baskıda yer alınca bana da hakkımı ister istemez teslim etmiş oldular.

 

Gazetecilik mesleği hayatınızı hangi yönde ve nasıl etkiliyor?

Çoğu zaman stres yaşatsa da ben sanırım stresi seviyorum. Durağan hayatı sevmem. Örneğin çuvalla para kazanacağımı bilsem asla bir banka memuru olamam. Gazetecilik, hayatımı renkli ve farklı kılıyor. Hep yeni insanlar tanıyorsunuz. Her yeni insan yeni bir bilgi, yeni bir hayat ve yeni bir paylaşım demektir.

 

Mesleğinizde en beğendiğiniz iş hangisidir?

En beğendiğim iş ve en beğenilen işim yaptığım rock programı oldu. Kanal A TV’de “Son durock” isimli bir program yaptım. Türkiye’nin ilk rock programlarındandır. O zaman internetten falan klip indirme olayı yoktu. Çok zor şartlarda elde ettiğim klipleri yayınlıyordum. Iron Maiden, Elvis Presley, Beatles, Manowar gibi birçok önemli isim ve grupların klipleri ilk bizde yayınlanıyordu. Adana için de bir ilkti. 20 yılı geçti sanırım. Ama hala beni yolda durdurup “Abi sen rock programı yapıyordun değil mi” diye soranlar oluyor. Birçok genç, rock müziği benimle sevdiklerini söylüyorlar. Hoşuma gidiyor tabi. Bu arada Türkiye’deki ilk evlilik programını da ben yaptım. Tabi günümüzdeki gibi vıcık vıcık ve ahlaki yönden tartışılır bir evlilik programı değildi. Nişanlı çiftler katılıyordu ve 6 aylık bir eleme sonunda birinci olan çiftin tüm düğün masrafları, eşyaları, balayı, evlerinin bir yıllık kirası gibi iğneden ipliğe tüm masrafları sponsor firmalar tarafından karşılanıyordu. Bu programla üç çifti evlendirdim. İkisinin şahidi de ben oldum.

 

Siz evli misiniz?

Çok genç yaşlarda böyle bir olayım oldu. 2 yıl gibi bir süre evli kaldım. Ancak kesinlikle bana uygun bir kurum olmadığını anladım. Ondan sonra da evlenmeyi bırakıp evlendirmeyi ve eğlendirmeyi tercih ettim.

 

Gazetecilik mesleği size genel anlamda neler kazandırdı?

Para kısmını kastediyorsanız hiçbir şey kazandırmadı. Çünkü bu işi dürüst ve onuruyla yaparsanız para kazanamazsınız ama itibar kazanırsınız. Bunun dışında çok dost kazandırdı, çok bilgi kazandırdı, değişik ülkeleri görmemi sağladı. Örneğin ben küçüklükten beri Eurovision Şarkı Yarışmalarında ekrana yapışırdım adeta, böyle bir merakım ve ilgim vardı. Hep “Keşke ben de orada olsam” derdim. Gazetecilik sayesinde bu hayalimi gerçekleştirdim. Bakü’de, İsveç’te ve farklı Avrupa ülkelerinde yarışmaları gazeteci olarak canlı izleme fırsatı yakaladım. Daha doğrusu bir rüyamı gerçeğe dönüştürmüş oldum.

 

Bu meslekte hedeflerinize ulaştınız mı? Şu an istediğiniz konumda mısınız?

Evet hedefime ulaştım. Muhabirlikten İhlas Haber Ajansı’nın Bölge Müdürlüğü’ne kadar her kademede görev yaptım. Televizyon hayatımda çok başarılı işlere imza attım. Çok ödül aldım. Şu an istediğim konumdayım. Gazeteciliği artık sadece dışarıdan köşe yazarak ve röportaj yaparak sürdürüyorum çünkü bırakamıyorum. Organizasyon işlerine ağırlık veriyorum. Sosyal Sorumluluk Projeleri hazırlıyorum, engellilerin sorunlarına ışık tutmak amaçlı bu yıl üçüncüsünü yapacağım “Engel Olma Destek Ol” isimli defile organizasyonunu gerçekleştiriyorum. Bunun dışında konserler düzenliyorum. Nostaljik konserler. Seyyal Taner ve Nil Burak’la yaptık. Bu yıl da bu seriye devam etmek istiyorum. İki perdelik bir tiyatro oyunum var, yazıp yönettiğim. Bundan sonra da eğer kendimi ikna edebilirsem kitap yazmak istiyorum. Ve artık biraz geri planda kalıp yeni yetenekleri desteklemem gerekir diye düşünüyorum.

 

Bu mesleği seçecek olan gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

En önemli tavsiyem, eğer bu mesleği seçeceklerse öncelikle sevmeleri gerektiği. Gazetecilik çok eğlenceli, çok eğitici bir meslektir ancak maddi anlamda çok sıkıntılı bir iştir. Yani amacı para kazanmak olan gençler lütfen bu meslekte kendilerini ve zamanlarını harcamasınlar.

Bunun dışında bu meslekte başarılı olmak istiyorlarsa yapacakları tek şey büyüklerinden bıkmadan usanmadan öğrenmek ve OKUMAK OKUMAK OKUMAK…

 

Röportaj: MURAT FIRAT

Türkiye’de ilk evlilik programını o yaptı

 

Gazeteci ve TV Program Yapımcısı Murat Yıldırım’la yaşadığı Adana’da konuştuk. İlk Haber Gazetesi’ne röportajlar yapan Yıldırım, gazeteciliğin yanı sıra sosyal sorumluluk projelerine destek veriyor, organizasyonlar düzenliyor. Türkiye’de ilk kez evlilik programına imza atan, ilk rock programını hazırlayan ve çok ses getiren Murat Yıldırım, “Tabi bizim evlilik programlarımız günümüzdeki gibi vıcık vıcık değildi. Nişanlı çiftleri yarıştırıp ilk üçe giren çiftlerin bütün düğün ve evlilik masraflarını iğneden ipliğe biz karşılıyorduk. Günümüz parasıyla 1 Milyona yakın bütçeyi birinci olan ve evlenen çifte aktarıyorduk. Amaç rezalet çıkarmak değil yuva kurmaktı ve bunu da başarıyorduk” diyor.

 

Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

1968 Erzincan doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimini Erzincan’da tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Bölümü’nden mezun oldum. İşçi bir baba ve ev kadını bir annenin çocuğuyum. 4 kardeşiz. 3 ablam halen öğretmenlik yapıyor. Yoksulluk ve sıkıntı içinde bir çocukluk ve gençlik yaşadım kısacası.

 

Çocukken gazeteci olmak gibi bir hayaliniz var mıydı ya da ne zaman bu kararı aldınız?

Çok küçük yaşlarda sizin için seçilen meslekler vardır sizin adınıza. Doktorluk gibi, subay olmak gibi. Ben de ortaokul yıllarına kadar doktor olmak istediğimi söylerdim soranlara. Yani hiç düşünmeden. Doktor olmayı gerçekten istiyor muyum, doktor olmanın zor yanları var mıdır, ne kadar para kazanırlar bilmiyorum tabi. Ortaokula başladığımda ise o zaman tek kanallı olan televizyonda “Gazeteciler” diye bir dizi başlamıştı. Çok sevmiştim diziyi. Dolayısıyla gazeteciliği. O diziyle birlikte gazeteci olmaya karar vermiştim. İnsanlar sürekli koşturuyor, zamanla yarışıyor, Her gün farklı olaylarla karşılaşıyorlardı. Stresle mutluluk bir aradaydı sanki. Ve elde ettikleri başarı gazetede yer aldığında belgelenmiş oluyordu. Yani gazetecilik tam bana göreydi bu durumda.

 

Peki aldığınız eğitim sizin bilgi sahibi olmanız konusunda ve bu meslekte iyi olmanız bakımından ne kadar yeterli oldu?

Aldığım eğitimin önemi tabi ki yadsınamaz. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi günümüzde bile iletişim fakültelerinin en iyisidir. Ahmet Taner Kışlalı, Mümtaz Soysal, Nami Çağan gibi çok önemli isimlerden dersler aldım. İletişim Fakültelerinin eğitim yelpazesi zaten çok geniştir. Türkçe’den istatistiğe, hukuktan mesleki derslere, toplum bilimlerinden arşivciliğe kadar çok şey öğreniyorsunuz. Kısacası çok geniş bir genel kültüre sahip oluyorsunuz. Zaten bir gazetecide olması gereken en önemli özellik de genel kültürdür. Ancak pratik konusuna gelirsek aynı şeyi söyleyemem. Örneğin ben 4 yıllık fakülte bitirmeme rağmen tam anlamıyla fotoğraf makinesi ya da kamera kullanmayı gazetecilik hayatına başladığım ilk yıllarda öğrendim. Şu anda üniversitelerin durumu tam olarak nedir bilmiyorum. Ancak benim dönemimde pratik yapma şansımız azdı, teknolojik olanaklar bugünkü kadar iyi düzeyde değildi.

 

Bu mesleği seçtiğiniz için ve gazetecilik yapıyor olmaktan memnun musunuz? Size göre bu mesleği diğer mesleklerden ayıran özellik nedir?

Memnun olmasam zaten yapmazdım. Gazeteciliği seviyorum. Sürekli yeni insanlar tanımayı, çok geniş bir çevremin olmasını, yaratmayı, takdir edilmeyi ödüllendirilmeyi seviyorum. Bu nedenle zaten istesem de başka işte çalışamazdım. Sırf bu yüzdendir ki üniversite sınavında tek tercih yapmıştım. O da bitirdiğim fakülteydi. Bu mesleği diğer mesleklerden ayıran en önemli özellik ise hep hareket hep devinim içinde olmanız. Hiçbir şeyin tekrarını yaşamıyorsunuz. Hep yeni konular, yeni insanlar, yeni olaylar. Bu olayların içinde magazini de var cinayeti de var siyaseti de var. Yani biraz deli işi.

 

Bu meslekte başarılı olmanızı neye borçlusunuz?

Öncelikle çok okumama ve yazmama. Sonra insanlarla çok iyi diyaloglar kurabilmeme, güven kazanmama ve çok geniş bir çevreye sahip olmama borçluyum. Tabi en önemlisi aileme.

Bu mesleğe ilk başladığınızda ne gibi zorluklarla karşılaştınız? Bu zorluklara karşı gösterdiğiniz tepki ne oldu?

Bizim meslekte ne yazık ki kimse kimseye bir şey öğretmiyor, yardımcı olmuyor. Belki rekabet, hırs ve egodan kaynaklı sürekli bir kıskançlık ve çekememezlik durumu var. Örneğin ben ilk mesleğe başladığımda fotoğraf makinem yoktu ve gazetede fazla fotoğraf makinesi olmasına rağmen istihbarat şefim vermemişti. Benim dönemimde 4 yıllık fakülte mezunu insan da hemen hemen yok denecek kadar azdı. Bu nedenle iletişim fakültesi mezunlarına (muhtemelen kıskançlıktan olsa gerek) pek şık davranılmazdı. Tepkim ne oldu diye sormuşsunuz onu da yanıtlayayım. Tepkim daha da hırslanmak, daha çok öğrenmek ve daha iyi haberler yapmak oldu. Yaptığım haberlerin neredeyse tamamı ulusal baskıda yer alınca bana da hakkımı ister istemez teslim etmiş oldular.

 

Gazetecilik mesleği hayatınızı hangi yönde ve nasıl etkiliyor?

Çoğu zaman stres yaşatsa da ben sanırım stresi seviyorum. Durağan hayatı sevmem. Örneğin çuvalla para kazanacağımı bilsem asla bir banka memuru olamam. Gazetecilik, hayatımı renkli ve farklı kılıyor. Hep yeni insanlar tanıyorsunuz. Her yeni insan yeni bir bilgi, yeni bir hayat ve yeni bir paylaşım demektir.

 

Mesleğinizde en beğendiğiniz iş hangisidir?

En beğendiğim iş ve en beğenilen işim yaptığım rock programı oldu. Kanal A TV’de “Son durock” isimli bir program yaptım. Türkiye’nin ilk rock programlarındandır. O zaman internetten falan klip indirme olayı yoktu. Çok zor şartlarda elde ettiğim klipleri yayınlıyordum. Iron Maiden, Elvis Presley, Beatles, Manowar gibi birçok önemli isim ve grupların klipleri ilk bizde yayınlanıyordu. Adana için de bir ilkti. 20 yılı geçti sanırım. Ama hala beni yolda durdurup “Abi sen rock programı yapıyordun değil mi” diye soranlar oluyor. Birçok genç, rock müziği benimle sevdiklerini söylüyorlar. Hoşuma gidiyor tabi. Bu arada Türkiye’deki ilk evlilik programını da ben yaptım. Tabi günümüzdeki gibi vıcık vıcık ve ahlaki yönden tartışılır bir evlilik programı değildi. Nişanlı çiftler katılıyordu ve 6 aylık bir eleme sonunda birinci olan çiftin tüm düğün masrafları, eşyaları, balayı, evlerinin bir yıllık kirası gibi iğneden ipliğe tüm masrafları sponsor firmalar tarafından karşılanıyordu. Bu programla üç çifti evlendirdim. İkisinin şahidi de ben oldum.

 

Siz evli misiniz?

Çok genç yaşlarda böyle bir olayım oldu. 2 yıl gibi bir süre evli kaldım. Ancak kesinlikle bana uygun bir kurum olmadığını anladım. Ondan sonra da evlenmeyi bırakıp evlendirmeyi ve eğlendirmeyi tercih ettim.

 

Gazetecilik mesleği size genel anlamda neler kazandırdı?

Para kısmını kastediyorsanız hiçbir şey kazandırmadı. Çünkü bu işi dürüst ve onuruyla yaparsanız para kazanamazsınız ama itibar kazanırsınız. Bunun dışında çok dost kazandırdı, çok bilgi kazandırdı, değişik ülkeleri görmemi sağladı. Örneğin ben küçüklükten beri Eurovision Şarkı Yarışmalarında ekrana yapışırdım adeta, böyle bir merakım ve ilgim vardı. Hep “Keşke ben de orada olsam” derdim. Gazetecilik sayesinde bu hayalimi gerçekleştirdim. Bakü’de, İsveç’te ve farklı Avrupa ülkelerinde yarışmaları gazeteci olarak canlı izleme fırsatı yakaladım. Daha doğrusu bir rüyamı gerçeğe dönüştürmüş oldum.

 

Bu meslekte hedeflerinize ulaştınız mı? Şu an istediğiniz konumda mısınız?

Evet hedefime ulaştım. Muhabirlikten İhlas Haber Ajansı’nın Bölge Müdürlüğü’ne kadar her kademede görev yaptım. Televizyon hayatımda çok başarılı işlere imza attım. Çok ödül aldım. Şu an istediğim konumdayım. Gazeteciliği artık sadece dışarıdan köşe yazarak ve röportaj yaparak sürdürüyorum çünkü bırakamıyorum. Organizasyon işlerine ağırlık veriyorum. Sosyal Sorumluluk Projeleri hazırlıyorum, engellilerin sorunlarına ışık tutmak amaçlı bu yıl üçüncüsünü yapacağım “Engel Olma Destek Ol” isimli defile organizasyonunu gerçekleştiriyorum. Bunun dışında konserler düzenliyorum. Nostaljik konserler. Seyyal Taner ve Nil Burak’la yaptık. Bu yıl da bu seriye devam etmek istiyorum. İki perdelik bir tiyatro oyunum var, yazıp yönettiğim. Bundan sonra da eğer kendimi ikna edebilirsem kitap yazmak istiyorum. Ve artık biraz geri planda kalıp yeni yetenekleri desteklemem gerekir diye düşünüyorum.

 

Bu mesleği seçecek olan gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

En önemli tavsiyem, eğer bu mesleği seçeceklerse öncelikle sevmeleri gerektiği. Gazetecilik çok eğlenceli, çok eğitici bir meslektir ancak maddi anlamda çok sıkıntılı bir iştir. Yani amacı para kazanmak olan gençler lütfen bu meslekte kendilerini ve zamanlarını harcamasınlar.

Bunun dışında bu meslekte başarılı olmak istiyorlarsa yapacakları tek şey büyüklerinden bıkmadan usanmadan öğrenmek ve OKUMAK OKUMAK OKUMAK…

 

Röportaj: MURAT FIRAT

 

Etiketler: » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

1+7 = ?