logo

gergedan boynuzu sex izle seks izle

Bostancı Escort
13 Nisan 2017

Umut Oran: Tek Adam Rejiminde İstikrarlı Olan Tek Şey “KAOS”tur

Umut Oran: Tek Adam Rejiminde İstikrarlı Olan Tek Şey “KAOS”tur. CHP’li Umut Oran, 16 Nisan referandumu çalışmaları kapsamında KKTC dışında gidip çalışma yaptığı 27. İl olarak bugün Van’a geldi.

Umut Oran: Tek Adam Rejiminde İstikrarlı Olan Tek Şey “KAOS"tur

Hayır’da yüzde 55 ve üstü mümkün

Umut Oran, “16 Nisan’da vatandaşlarımız Ya Demokrasi Ya Kaos, Ya Aydınlık Ya Karanlık, Ya İş Aş Huzur, Barış Ya da belirsizlik ve kaos arasında tercih yapacak. Çünkü başkanlık istikrar getirmez, çünkü Tek adam rejiminde istikrarlı olan tek şey kaostur. Yeni anayasa değişikliği, kuvvetler ayrılığını yok ediyor, parlamento denetimini sınırlıyor ve 21.Yüzyıl Sultanlığını doğuruyor” dedi.

 

Umut Oran, CHP Van İl Başkanlığında İl Başkanı Mehmet Kurukçu ile birlikte basın toplantısında düzenledi. Umut Oran konuşmasında şunları kaydetti:

 

Van çöküş içinde

 

Van’a deprem döneminde sıkça geldim, sorunlarını milletvekili iken TBMM gündemine sıkça taşıdım. Van, deprem öncesinde de zaten iş, aş, sosyal barış olarak sorunları var idi ve deprem sonrasında maalesef bu sorunlar katlanarak arttı, bugün ise sürdürülemez bir hal aldı.

Van ili büyük göç almakta ama aynı zamanda büyük oranda göç de vermektedir. Bu nedenle Van ekonomisi tam bir çöküş içerisindedir, sınır kenti olmasına rağmen ticareti durma noktasına gelmiştir, sanayi, ticaret, tarım ve hayvancılık bitmiş, vergi borçları çevrilemez durumdadır. Üstelik bunun üstüne bir de Vanlının konut kredisi ve banka kredileri eklenince sorunlar dağ gibi olmuştur.

 

Tek Adam’da sadece kaosta istikrar olur!

 

16 Nisan’da vatandaşlarımız Ya Demokrasi Ya Kaos, Ya Aydınlık Ya Karanlık, Ya İş Aş Huzur, Barış Ya da belirsizlik ve kaos arasında tercih yapacak. Çünkü başkanlık istikrar getirmez, çünkü Tek adam rejiminde istikrarlı olan tek şey kaostur. Yeni anayasa değişikliği, kuvvetler ayrılığını yok ediyor, parlamento denetimini sınırlıyor ve 21.Yüzyıl Sultanlığını doğuruyor.

Türkiye, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar medeni dünyadan, evrensel hukuk ilkelerinden ve demokrasiden uzaklaşmış durumdadır. İlan edilen ve artık sürekli hale gelebileceği görülen Olağanüstü Hal’e rağmen AKP hükümeti toplumun önüne “tek adam rejimini” de koymuş yönünün Ortaçağ olduğunu ispatlamıştır.

 

Hayır’da yüzde 55 ve üstü mümkün

 

Katılım oranı arttıkça hayırlı bir Türkiye daha da somutlaşmaktadır. Gittiğim yerlerden de gördüğüm tablo şudur ki 16 Nisan’da yurttaşlarımız vatan borcu namus meselesi olarak görüp sandığa giderse katılım yüzde 85’i aştığında hayır oylarının çok rahat biçimde yüzde 55 ve üzeri olacaktır. Bunu sokaktan, pazardan, esnaftan çok rahat biçimde görüyorum.

 

İktidarın sesi TRT

 

Tüm yurttaşların vergileriyle ayakta tutulan TRT kanalları iktidarın sesine dönüştürülmüşken hiçbir muhalif partiye ve görüşe TRT ekranlarında yer verilmemektedir. AKP, devletin kasasını adeta parti bütçesi haline dönüştürmüş ve tüm imkânları “tek adam rejimini” topluma dayatmak için seferber etmiştir.

Ancak bilinmelidir ki sadece Olağanüstü Hal’in varlığı bile evrensel hukuk ve demokratik gelenekler açısından bir referanduma engeldir. Zira muhalefetin sağlıklı ve özgürce kampanya yürütmesi, toplantılar yapması ve gerçekleri halkımıza anlatması sistematik olarak engellenmektedir.

AKP iktidarı, halkın haber alma özgürlüğünü engellemenin yanında onlarca yandaş kanalda her gün yapay bir gündem üzerinden yaygara yaparak, gerçeklerin konuşulmasını engellemeye ve büyük bir gürültü perdesi oluşturarak gündemi kontrol etmeye uğraşmaktadır.

 

7 milyon işsiz ve Doğu’da biten hayvancılık anayasada yok

 

Oysa ülkemizin çözülmeyi bekleyen ve ertelenemez onlarca sorunu bulunmaktadır. Bunlardan biri ve belki de en önemlisi işsizliktir. Resmi açıklamalara göre çoğunluğu genç olmak üzere yaklaşık 7 milyon evladımız işsizdir. Yani üretebilecek güce ve isteğe sahip olmasına rağmen işgücü piyasasına girememektedir. Bu durum üniversite mezunları arasında da çok büyük sorundur ve genç kadınlar en büyük sorunu yaşamaktadır. Ancak hükümetin işsizlik konusunda 80 milyon yurttaşımıza önerdiği hiçbir anlamlı söz yoktur. Özellikle Doğu Anadolu için büyük potansiyel ifade eden hayvancılık ve hayvancılığa bağlı ürünler konusunda hiçbir ciddi proje ortaya konmamıştır. Ve Türkiye, kendi meraları boş durumdayken yurtdışından canlı et ithal eder hale gelmiştir.

 

Türkiye’nin üstündeki karabulut

 

İşsizlik ve geleceksizlik doğal olarak toplumsal huzuru da bozmaktadır. Toplum doğudan batıya ve kuzeyden güneye büyük bir gerginliğin ve çatışma ikliminin içine düşmüş bulunmaktadır. Her ilden yurttaşlarımız doğdukları yerde geçimini sağlayamadığı için akın akın büyükşehirlere göçmektedir. Hem köyden il ve ilçe merkezlerine hem de Türkiye’nin dört bir yanından büyük şehirlere devam eden göç dalgası ülkenin her yerinde kent sorunlarını had safhaya ulaştırmaktadır. Sefalet ve çaresizlik iş bilmez politikacıların sayesinde bir karabulut gibi Türkiye’nin üstüne çökmüştür.

 

Sürekli düşmanlık ve nefret

 

Popülizmin ve hamasetin konforlu oy avcılığına alışan siyasi anlayış sorunları çözmektense bir ötekine hakaret etmeyi, her konuda düşman yaratmayı ve halkın bir kısmını diğerine günah keçisi olarak sunmayı adet edinmiştir. Ancak bilinmelidir ki sürekli düşmanlık ve nefret üzerinden politika yapanlar yüksek oy oranlarına sahip olsalar da oy aldıkları insanların da en büyük düşmanlarıdır.

 

Ülkeyi 15 yıldır kendileri yönetiyor

 

İşte böyle bir iklimde “Tek Adam Rejimi” dayatması gündeme gelmiştir. Türkiye’yi kan ve gözyaşı gölüne çeviren iktidar bloğu geçen 15 yılda Türkiye’yi aralıksız yönettiklerini unutarak herkesi suçlu kendilerini ise mağdur olarak konumlandırmaktadır. Oysa 15 yıldır vatandaşın vergilerini lüks makam arabaları ve temsil giderleri için har vurup harman savuranlar değil Van’da hala deprem konutlarına mahkûm edilenler mağdurdur.

 

Bir lokma ekmeğe muhtaç analar

 

Her türlü yalanı söylemek için televizyonlara çıkarılan ve gazetelerde köşe verilen yandaşlar değil asgari ücret için günde 14 saat çalışmak zorunda bırakılanlar mağdurdur.

Nerden geldiği olmayan servetlerle, lüks konutlarda sefa sürüp, tek kuruş vergi vermeden keyif çatanlar değil toprağından kopup büyükşehirlerin girdabında bir lokma ekmeğe muhtaç olan analar ve babalar mağdurdur.

 

Mağdur olanlar okula gidemeyen genç kızlardır, hayatı boyunca başını sokacak bir ev sahibi olamayacak olan işçilerdir, emekçilerdir. Türkiye’nin mağdurları işsizlerdir, yurt bulamayan üniversite öğrencileridir, hukuksuzlukla terbiye edilmeye çalışılan muhaliflerdir. Türkiye’de mağdur olan her kökenden sırandan halktır! Ama 15 yıldır olduğu gibi yine mağdur edebiyatı yapan da iktidar koltuklarında oturanlardır.

 

İstikrar sadece huzursuzlukta var

 

Dünya’da gelişmiş, medeni, demokratik ve özgür olarak tanımlanan en tepedeki 20 ülkenin nerdeyse tamamında parlamenter demokrasi varken Türkiye’yi 15 yıldır yönetenlerin yönü dünyanın her açıdan en gerisinde bulunan 20 ülkeden 18’i gibi kontrolsüz ve denetimsiz bir başkanlık yani tek adam rejimidir.

Bu durum sürdürülebilir değildir. Zira tek adam rejimlerinde istikrarlı olan tek şey “huzursuzluktur”!

 

Tek adam rejimlerinde her şey bir kişinin 2 dudağı arasındadır. İşte bizlere dayatılan 18 maddenin ve o maddelere bağlı olarak değişecek onlarca maddenin özeti budur! Yani hükümet, her şeyinizi bir kişinin 2 dudağından çıkacak karara teslim edin demektedir.

 

Bu itibarla “tek adam rejimini” pazarlamak için yapılan reklamların hepsi kandırmacadır zira hiçbir şey hukuka bağlı değildir tam aksine hukuk bile tek adam bağlıdır. Yani önerilen sistemde denge ve fren yoktur. Kendini yasayla bağlı hisseden bir yönetici yoktur. Tam aksine “ben dedim oldu” diyen bir anlayış hâkim olacaktır. Böyle bir ülkenin gideceği yerse geri kalmışlık, huzursuzluk, kan ve gözyaşı dışında bir yer olmayacaktır.

 

Demokrasi insan onuru için Van hayır diyecektir

 

Buraya gelmeden önce ziyaret ettiğim 29 ilde olduğu gibi ben Vanlı kardeşlerimin de demokrasiye, insan onuruna, özgürlüklere, barışa ve kardeşliğe bir şans daha vermek için “tek adam rejimine” hayır diyeceğine inanıyorum. Vanlıların sadece kendileri için değil bu topraklarda nefes alan ve gelecekte nefes alacak olan her kuşak için de “hayır” demesi gerektiğine inanıyorum.

 

Ya itaat et ya sus

 

Zira bugünün Türkiye’sinde onlarca sorun olsa da parlamenter sistem, mevcut hukuk düzeni ve yerleşik siyaset anlayışı hala bizlere çözüm için bir şans veriyor. Hala yurdun dört bir yanından insanlar birbirinin yüzüne bakabiliyor, hala barış ve kardeşlik adına bir söz söyleyebiliyor. Ancak “tek adam rejiminde” bizlere sunulacak olan tek seçenek “ya itaat et ya da sonsuza kadar sus” olacaktır.

 

Başkanın adamları olacak

 

Tek adamların hüküm sürdüğü yerlerde renkler ya da fikirler değil sadece “başkanın adamları ve başkanın düşmanları olacaktır!” İşin daha kötü tarafıysa o başkanların adamı olmayan yani ben tarafsız kalabilirim diyenlerin de düşman olarak kodlanacak olmasıdır. Bunun örneği Almanya’da Hitler döneminde vardır. Hitler için ona itaat edenler ve etmeyenler diye sadece 2 grup vardı. Ve itaat edenler bile her an düşman ilan edilebiliyordu. Bu yüzden bugün kazanlar arasında olanlar bile ertesi gün her şeylerini kaybedebiliyordu.

O halde hepimiz için seçim basittir. Farklılıklarını zenginlik olarak görenler, barıştan, kardeşlikten ve huzurdan yana olanlar “tek adam rejimine” tüm kalpleriyle hayır diyeceklerdir. Ben hamasetle de doyarım, gerekirse “tek adamın gözüne girmek için her şeyi de yaparım diyenlerse “tek adam rejiminden” yana tavır alacaklardır.

 

Gönül gönüle çözeceğiz

 

Ben genel anlamda Doğu Anadolu’nun, özel anlamda da Van’ın her bir evladının “tek adam rejimine hayır” diyerek mutlu, huzurlu, barıştan ve özgürlükten yana tavır alacağına inanıyorum. Bunu yaptığımız zaman. Sandıklarda “80 milyon kere hayır” diye haykırdığımız zaman daha özgür, daha adil, daha huzurlu bir ülkenin de var olabileceğini hep beraber göreceğiz. Türkiye’nin tüm sorunlarını el ele, gönül gönüle çözeceğiz. Şiddetin ve düşmanlığın dilini değil barışın ve kardeşliğin renkli dilini inşa edeceğiz. O zaman hepimiz özgürleşeceğiz.

 

27 il ve KKTC’de çalıştı

 

İstanbul’da sürekli çalışma yürüten Umut Oran, KKTC’nin dışında bugüne kadar 27 ile giderek (Adana, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bolu, Burdur, Bursa, Denizli, Düzce, Erzurum, Hatay, Isparta, İstanbul, İzmir, Kastamonu, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mersin, Niğde, Rize, Sakarya, Sivas, Trabzon, Tekirdağ, Van) #1Oy1VatanKurtarır, referandum değil #memleketmeselesi mesajı veriyor.

Etiketler: » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

5+7 = ?