Adalar Belediye Başkanları kişilerin ceplerine göre mi muamele yapıyor!!!

Share

Adalar Belediyesinin CHP’li Belediye Başkanları için sıklıkla şikayetlere konu olan belediye avukatlarının açılan davalardaki çifte standartını mercek altına aldık.

Uzun zamandır eski dönem belediye başkalarından M.Farsaoğlu ve Atilla Aytaç, kendi dönemlerinde görev yapan Belediye Müfettişi Naciye Kaya, Belediye Encümeni ile belediye avukatlarını adeta tetikçi gibi kullandıklarını, Naciye Kaya’ya sözde araştırma raporları düzenlettirip İBB’deki bazı müfettişler ile istedikleri ön inceleme raporlarına soruşturma izinleri verdirdikleri, istemedikleri belediye personellerini  belediyeden uzaklaştırmak ve belediyede istedikleri gibi at koşturup dışarı bilgi sızmasının önüne geçmek için ellerinden gelen her türlü baskıyı yaptıkları, bazı personellerle ilgili olarak süren davaları temyize kadar takip ettirip ceza almaları ile uğraşırken, belediye dışında da kendilerine zıt olan veya çıkar ilişkisi ters veya çıkar ilişkisinde yanlış yapmış olan kişi, kişiler ile tüzel kişilere karşı, amansız hukuk mücadelesi yaptırarak ceza almaları için sonuna kadar uğraştırdıkları, ellerindeki kamu gücünü yanlış yolda var güçleri ile kulisler yaparak sonuna kadar kullandıkları iddia ediliyordu.

Ama iş kendileri ile çıkar ilişkisi içinde bulunan kişi, kişiler ve firmalara gelince, olası müfettiş incelemesi ile aralarındaki ilişkinin ortaya çıkma ihtimaline karşı illegal işlerden dolayı mecburi yapılması gerekli savcılık şikayetlerini oldukça yumuşak geçiştirdikleri, şikayetlerin yargıya intikal etmesi halinde ise kurum avukatlarını davalara sokturmayıp belediyenin davaları kaybetmesi ile sonuçlanmasına neden oldukları  bilinmektedir.

Örnek vermek gerekirse;

M.Farsakoğlu zamanında davul zurna ve büyük reklam ile yıkılan eski LİDO binasının daha yapılma aşamasında bazı iddialar vardı. Eski LİDO binasının önündeki 70 kadar asırlık Selvi ağaçları Büyükada’nın ön görünümüne muhteşem bir hava vermekteyken bir gecede ağaçlar yerinden söküldü ve sözüm ona belediyenin atölye arsasının arka tarafına dikildi.

Sorarsan ağaç katliamı yapılmadı, ağaçlar transfer edildi.

Nereye?

Yazlık mekâna, adanın arka cephesine…

O ağaçlardan bir tanesi bile hayata tutunamadı…

Neden mi…

Ağaçların sökülüp, başka yerde dikimi, özel ekipmanlara sahip ağaç söküm araçları tarafından yapılır. Özel ekipmanlar ile bir ağacın sökülerek götürülmesi sırasında bir annenin bebeğini doğururken ki  gibi özen gösterilir.

O ağaçlar nasıl mı söküldü?…

Bir iş makinası ile köklerine kadar kepçe ile kopartılarak, hayat damarları olan kökler ve ağaç gövdesi zarar verilerek devrildi. Yani baştan amaç yeniden dikmek değil LİDO’nun önünün ağaçlardan temizlenmesi ve sonradan yapılacak binaya ağaçların engel teşkil etmemesiydi.

Yerinden yok etmek için iş makinası ile devirip sonrada CHP’li belediye ağaçları yok ediyor söylentisi olmasın diye göstermelik belediyenin atölyesinin olduğu mevkie sanki toprağa bir çubuk sokar gibi saplandı.

Sonuç;

Bir tane ağaç dahi hayata tutunamadı ve Büyükada’nın ön görünümünde sadece LİDO mahallinde, 70 adet asırlık Selvi ağaçlarından oluşan koru Farsakoğlu zamanında yok edildi.

M.Farsakoğlu zamanında başlanan LİDO inşaatı tam bir fiyasko projeydi. Büyükada’nın tam bağrında, motor iskelesinin karşısında Atatürk heykeline bakan alanın orta göbeğinde yapılan, ön görünümünün güzelliğini yok eden, adayı betona boğan ve aslında yapılması mümkün olmayan projeydi.

M. Farsakoğlu, İmar müdürü Sumru Süslü’yü bu proje için özel görevlendirdi.

Önce eski binayı belediye imkanları ile davul zurna ile yıktırdı. Keşke yıktırmaz olaydı. LİDO binası, kaçak eski hali ile şu andaki kaçak yeni halinden daha az görüntü çirkinliği vardı. Sonra İmar müdürü görevini yaptı. Haftalık aylık kurul toplantılarına Farsakoğlu ile birlikte beraberce girip el birliği, göz nuruyla kurul onayını özel çıkartıp projeye başlattı. Bittikten sonra ne olduysa yıkım kararı çıktı. O arada encümen para cezası kesildi.

Rakam o zamanın parası ile   977.209,01 (dokuzyüzyetmişyedibinikiyüzdokuzlirabirkuruş) TL idi.  Tabi Adalar Belediyesi’nde önce itina ile bina yaptırılır sonrada yıkım kararı alınır.

 İki yılda biten binayı kaçak imalata girdiği an neden durdurmazlar, sonrada yıkmazlar diye aklınıza soru gelir tabi. Adalar’da durdurma yoktur, hele yıkım ekibi hiç yoktur. Durdurma olsa bir bina inşaatı yarım kalır değil mi?

Tüm adaların dolaşın bir tane yarım kalmış inşaat bulunmaz. Yıkım kararı hiç uygulanmaz. Adalar’daki imar rantı budur. Sorarsan kağıt üzerinde Zabıta-İmar Müdürlüğü, İmar Müdürlüğü-Kurul, Kurul- İmar Müdürlüğü, İmar Müdürlüğü- Zabıta, neticede yazışmalar süper, kılıf uydurmak…

Neticede numara, bina mutlaka bitirilir, ona kimse müdahale etmez

Herkes mutlu edilir!

Nasılsa yıkımda ekip olmadığından yapılamaz, bir imar affı da gelirse kâğıt üzerinde kalem oynatma mahareti gösterenler dahil herkes soruşturmadan da kurtulur.

 Olur biter… 

Mesela şu an LİDO, imar affından faydalanıp pürü pak olmuştur.

İyide kesilen encümen para cezası ne oldu?

Rakam ciddi ve Adalar Belediyesinin paraya ihtiyacı var. Neden bu para tahsil edilmez?

İnanlar, İdari Mahkemeye gider. Encümen para cezasına itiraz eder. O dönem belediye avukatı olan Seray Erdek bilerek mahkemeye katılmaz ve davaları belediye kaybeder…

Peki davaya katılmayan avukattan Farsakoğlu hesap sormuş mudur?

Öyle ya, o zamanın parası ile bir milyona yakın bir para avukatın davaya girmemesi ile belki kazanılacakken kaybedilmiştir. Hesap sorulmayışının nedeni acaba Farsakoğlu’nun avukatına “mazeret ver katılma” dediği için midir? Bizce öyle olduğunu düşünüyoruz yoksa Seray Erdek’ten hesap sorardı…

Daha sonra yine encümen para cezası çıkartılıp gönderildiyse de ortada LİDO’nun başından sonuna muammalı bir encümen para cezası, yıkım kararı, derken dikkat çekici başka bir detayda LİDO’nun sahibi Serdar İnan, her ne hikmetse FETÖCÜ çıkmasıydı…

Büyükada, FETÖCÜLERİ adeta mıknatıs etkisiyle adaya çekiyor…

Siplendit Palası mesken edip darbeyi Büyükada’dan yürütenler mi istersiniz…

Gezi aktivistleri Ascot Otelin gizli odalarında toplananlar mı dersiniz…

FETÖ örgütüne üye olmaktan yurt dışına kaçan LİDO’nun sahibi Serdar İnan mı dersiniz…

FETÖ’nün Belediyeler İmamı Erkan KARAASLAN’ın Atilla Aytaç zamanında belediye personelini eğitmek için Büyükada’ya gelip seminer vermesi mi dersiniz…

Üstüne de cep harçlığını alması mı dersiniz!

Antalya’da beş yıldızlı otellerde hafta sonu belediye üst düzeyine seminerler vermesi mi dersiniz…

Ne kadar FETÖCÜ varsa hep Büyükada ve belediyeyi mesken tutmaları da tesadüf değilse, araştırılması ve mutlaka ortaya çıkartılması gereken devlet meselesi bizce.

Belediye Avukatı Seray Erdek’e mobing uyguladığı için belediyede daha fazla kalamayan Seray hanım gidince, yerine sözleşmeli alınan Nilüfer Hasançebi ve taşeron olarak alınan Tarık Değirmenci, davalara girip çıkmaya ve Atilla Aytaç’ın talimatlarına göre dava dosyalarına evrak sokmaya yada sokmamaya başladıkları Fulya Erkan’ın İdari Mahkemeye gönderilen dosyasında  anlaşılmıştı. Bir kurum avukatı belediye personelinin ağır ceza mahkemesinde almış olduğu cezayı, Fulya Erkan’ın İdareye geri dönmek için belediyeye karşı açmış olduğu davada dosyasına koymamazlık edemez.

Tabi onlara bu talimatı Atilla Aytaç vermediyse.

Fulya Erkan hakkındaki kamu zararı ve ağır hapis cezası, belediyeye karşı açılmış İdari Mahkemenin dosyasına konmuş olsaydı, Bölge İdari Mahkemesi’nden Fulya Erkan lehine karar çıkması olanaksızdı. Atilla Aytaç’ın avukatları yönlendirdiğinin örneklerinden sadece birisidir Fulya Erkan’ın davası.

Şimdi aynı Fulya Erkan’ı Ankaralı Erdem Gül göreve başlatmıştır.   Kimin aklıyla derseniz, hukuk birimindeki avukatlar bir şey olmaz başkan, arkandayız görüşünü kendisine söylemişlerdir herhalde.

Ankaralı Erdem Gül’e düşen vazife bu avukatlar hakkında gerekli soruşturmayı yaptırmasıdır.

Yaptırır mı?

Hiç sanmıyoruz.

Gazetemizin Erdem Gül’e verdiği kredi bitmiştir. Artık 6. Ayına giren Erdem Gül’ün yanlış yapma, yanlışında ısrar etme hakkı kalmamıştır. Yaptığı yada göz yumduğu, her kötü yaptığı olayın en baş eleştiricisi biz olacağız.

Taki doğrulara varılıncaya kadar…

Bilindiği üzere Nilüfer Hasançebi, Cumartesi günleri gelmeyen, çalışmayan taşeron personeli meslektaşı Av.Tarık Değirmenci’ye çalışmış gibi para ödenmesine ve kamu zararına sebebiyet verdiği için soruşturma izni çıkmış ve bu soruşturma izni Bölge İdari Mahkemesi’nden bozulmuştu. Ancak her ne kadar bozulsa da vicdanlarda bu karar hükümsüzdür. Belediye avukatlarının yaptığı kamu zararı için Ankaralı Erdem Gül bir araştırma yapmamış ve sorumluların kamu zararı yaratmış olabilecekleri yönünde bir soruşturma çabası içine bile girmemişti. Bu uygulamaları, Erdem Gül ve yönetimi hakkında yanlışlara devam ettiğini göstermektedir.

CHP’li olmayan Erdem Gül, Kılıçdaroğlu’nu hiç takmamaktadır.

Ancak devir aldığı personellerden belediye içindeki iş bitirmekte maharetli olan personel ile çalışmakta ve yeni personel getirmekle de uğraşmamaktadır. İstese de nerden getireceğini, getirse de, ortada aylarca önceden Mali Hizmetler Müdürlüğüne getirdiği Songül Özdemir örneği varken, makama oturtabileceğini kendisi de şüpheli görüyordur. Hacer Özdemir’e Mali Hizmetler Müdürlüğünü bıraktırmak için rüşvet gibi başkan yardımcılığını veriyor ama yine de lafını geçirememiş olması, nerdeyse zabıta gücü ile yaka paça alınacak şekilde Mali Hizmetleri boşalttırdığı söylemleri, devlet terbiyesine yakışmadı.

Erdem Gül’ün, gittiği yere kadar gider, lastik patlarsa stepne varsa değiştiririm yoksa bırakır giderim mi diye düşünüyor bilinmez ama bu gidişat iyi gidişat değil bizden uyarması.

5 yorum

  1. Aynı düzen hala devam ediyor , inanlar feto den yurtdışına kactilar, bina Tmsf ye tedbirli , içinde oturanların çoğunun tapusu yok , tapuda kat irtifakı kurulan proje sahte , binanin halen yapı kayıt belgesi yok ve alt katında gerçeğe aykırı beyan , sucu bilerek ilgili yerlere bildirmemek vb suçlar islenerek, mevzuata aykırı yere işyeri ruhsatı verilerek cancanli açılış yapılmıştır.17 ağustos günü içerisi göle döndü. Allahtan herhangi bir can kaybı olmadı. Yazilacak çok şey var ilgililer ve yetkililer gerekli inceleyi yaparlar inşallah.

  2. CHP nin itiraz ettiği her şey Adalarda noksansız yapıldığı görülüyor. Mesela İstanbul Taksim’de, Ankara OTDÜ’de ağaçlar kesiliyor diye ayaklanan yeşil görünümlü CHP’liler Adalarda selvi ağaçlarının korusu yok edilirken ortada yoktu.

  3. Kılıçdaroğlu Belediye Başkanlarının yakınları Belediye içinde ve şirketlerinde görev almasın diyor ve sonrasında kendisinin sözünü kendi Belediye başkanlarının dinlemeyeceğini hesap ederek, Meclise kanun tasarısı verelim diyor, bakıyorsunuz İstanbul’da KILIÇDAROĞLU’na en yakının Belediye Başkanı olan Battal İlgezdi dahil çoğu CHP’li Belediyelerde, yedi kuşak ucuna kadar, Belediye BAşkanlarının akrabaları, Belediyelerinde ya Birim Amiri olarak görev yapıyor, yada Belediyenin ihaleleri onlara peşkeş çekiliyor. Mesela, Atilla AYTAÇ zamanında, AYTAÇ’ın, Gelini ile Babasına verilen araç ihalesinde olduğu gibi. (gerçi bu şikayete, soruşturma izni verildi, Bölge İdare Mahkemesi de onayladı, kaçış yok ihaleyi veren makam yargılanacak, ama maalesef akrabalarına iş verilmesini sağlayan A.AYTAÇ yargılanacaklar arasında yok) Sayın Ekrem İmamoğlu İBB de görev yapan kiralık araçları Yenikapı’da sergilerken, Erdem GÜL’ünde onu takip edip, Atilla AYTAÇ’ın gelini ile dünürüne ait firmadan kiralanan araçları İskele Meydanında sergilemesi gerekmiyor mu ? Yolsuzluklara karşı, her belediyenin aynı şekilde tepki vermesi gerekmiyor mu? Yolsuzluğu, akraba kıyağın, kendi adamın yaparken görmeyeceksin, o bizden yapabilir diyeceksin, ama başkası yapmasın diyeceksin. Yolsuzluk yapandan ne farkınız kalıyor diye sorar bu millet size. Yada ağaç katliamını kendi Belediye başkanın yaparsa ses etmeyeceksin, hükümet yaparsa muhalefet olsun diye, yeşilci, ağaçcı kesileceksin.

    • Doğru söylüyorsun Hasan, buna en güzel örnekte, 2013 Taksim Gezi Parkı protestoları. Bilindiği üzere AKP Hükûmeti’nin, İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde bulunan ve sadece umumi hizmette kullanılmak koşulu ile tapuda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis edilmiş olan Taksim Gezi Parkı’na İstanbul 6’ncı İdare Mahkemesi ve 2 Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararı olduğu halde Topçu Kışlası’nı Taksim Yayalaştırma Projesi çerçevesinde imar izni olmadan yeniden inşa etmesini ve ağaçların kesilmesini engelleme eylemi olarak başlamıştı.27 Mayıs Gezi Parkı’nın Asker Ocağı caddesine bakan duvarın 3 metrelik kısmı gece 22:00 civarında yıkıldı. Aynı zamanda 5 ağaç da yerinden söküldü. Bir anda Taksim Dayanışma grubunun üyeleri iş makinalarının önüne geçerek daha fazla yıkım yapılmasını engelledi. Ardından bu gruptan 50 kişi parkta çadır kurarak sabaha kadar nöbet tuttu.
      “Ağaçları kestirmeyeceğiz. Fakir fukaranın gölgesinin kesilmesine izin vermeyeceğiz.” sloganları atıldı. Türkiye tarihinin en büyük kitlesel eylemlerinden biri olarak gösterilen Gezi Parkı protestoları öncelikle, ağaçları bahane ederek başladı. Türkiye’nin 81 ilinden 79’unda Gezi Parkı protestoları gerçekleşti ve bu gösterilere en az 2.5 milyon insan katıldı. Gezi Parkı’nda yaşananları protesto etmek için aynı eylem biçiminde birçok eylem gerçekleştirildi. Sokağa çıkmayıp evlerinden destek vermek isteyenler de akşam saatlerinde pencerelerini açıp tencere ve tavalara vurarak protestolara katıldı. Ethem Sarısülük, 1 Haziran’da Ankara’da hayatını kaybederken, Mehmet Ayvalıtaş 2 Haziran’da İstanbul’un Ümraniye İlçesi’nde eylemcilerin arasından geçmeye çalışan bir aracın altında kalarak yaşamını yitirdi. Abdullah Cömert, 3 Haziran’da Hatay’da katıldığı eylemde öldü. Ali İsmail Korkmaz da 2 Haziran’da Eskişehir’de ağır darba uğradıktan sonra yaşam mücadelesini 10 Temmuz’da kaybetti. O zaman 14 yaşında olan Berkin Elvan, 16 Haziran günü polis tarafından atılan gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucu komaya girdi. Elvan 11 Mart 2014 tarihinde hayatını kaybetti. Protestolarda hayatını kaybedenler arasında bir de komiser vardı. Komiser Mustafa Sarı 5 Haziran’da Adana’daki bir üst geçit köprüsünden düşerek vefat etti. Olaylara CHP adına ilk olarak Gürsel Tekin destek amaçlı olarak parka geldi. Ardında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gezi Parkı’na gelerek protestoculara destek verdi ve ülke çapında tepki gösterilmesi için, CHP li milletvekilleri için adeta nöbet çizelgesi hazırlatacağı anlamına gelen her gün bir CHP milletvekilinin bu protestolara katılacağını açıkladı. Gecelemek için yeni çadırlar kuruldu. Kılıçdaroğlu, nerdeyse deprem varmış gibi çadır sevkiyatı yapılması içinde talimat verecekti.Taksim Meydanı ve Gezi Parkı dünya basınında baş sayfalarda yer aldı. Borsa %10 dan fazla değer kaybetti, döviz çıktı,Uluslararası Af Örgütü’ne göre oransız gaz bombası kullanılması birçok ciddi yaralanmalara yol açtı. “Kışlayı yapacağız. İçinde kültür merkezi, AVM veya rezidanslar olacak, camiyi Maksim Gazinosunun arkasına yaptıracağız, AKM’yi yıkıp aynı adla yeni opera binası yapacağız” söylemleri ile iyice kontrolden çıktı. 5 Haziran KESK’in başını çektiği ve dün başladığı iş bırakma eylemine bugün DİSK, TTB ile TMMOB da katıldı. Gruplar Ankara’da Kızılay Meydanı, İzmir’de Gündoğdu Meydanı’nda, İstanbul’da Taksim Meydanı’nda bir araya geldi. Ayrıca, Antalya, İzmir, İzmit ve Çanakkale, Bursa, Kilis gibi çeşitli kentlerde de iş bırakma eylemleri yapıldı.vs. vs..Cumhuriyet tarihimize geçen Gezi direnişinin ilk baş rol aktörleri olan kesilen 5 adet ağaç ve arkasında yapılmak istenen cami ve Topçu Kışla Projesinin yankıları hala sürmekte ve siyasete malzeme olmaya devam etmekte oluşu ama Büyükadanın ön görünümündeki selvi ağaçlarından oluşan o güzel korudaki yaklaşık 70 ağacın kesilmesinde ne Adalıların, ne CHP lilerin, ne Yeşillerin, ne STK’ ların kılı kıpraşmadı ya biz yanarız da ona yanarız. Adalardaki ağaçların nerdeyse tümünün, Taksimdeki 5 ağaç kadar kıymetimi yoktur. Yoksa Adalardaki Belediye CHP olunca mı çevreciler, yeşiller, STK’lar, KILIÇDAROĞLU ve yaveri Gürsel TEKİN’in, Ada Belediye Başkanını ikaz edip ne yapıyorsunuz, neredeyse orman kadar ağaç katliamına seyirci kalıyorsunuz dememişlerdir. Ankara’ya kadar Adalet pankartı ile show yürüyüşü yapan KILIÇDAROĞLU, Adalarda yaşananlara hep sessiz kalmaktadır. Adalar, CHP nin nasılsa, ne yapsak ordakiler bize oy verir diye, Adalıları çantada keklik mi görmektedir bilinmez ama işte bu siyasetleri sonucunda 25 yıldır İstanbul AKP deydi, (HDP nin koluna girmeyip halay çekmeselerdi, halada kalmaya devam edecekti) 17 yıldır ve halende ülkeyi AKP yönetiyor. Şunu anlamalılar, halk samimi olmayan davranışları görüyor ve ceza olarak muhalefette bırakmaya devam ediyor. Halkı suçlamaktan vazgeçin de, önce vitrinlere oynayıp ağaçtı, yeşildi demekten ya vazgeçin, yada diyorsanız da, dediklerinizin arkasında durmaya, samimi olmaya çalışın, hiçbir yerde ağaç kestirtmeyin.
      Rant uğruna bu işi tezgahlayan Belediye başkanlarınızı tespit ettiğinizde de hemen parti içi disiplin soruşturması yapıp parti genel politiklarına aykırı hareket etmekten ve partiye kan kaybettirmekten ihraç edin daha büyürsünüz. İşte o zaman dediğiniz ile yaptığınız bir olur iktidara halkın gözünde yakın olursunuz. Böyle iki yüzlü “tavşana kaç,tazıya tut”, söylemleri ancak muhalefette kalmanıza sebep olur.

  4. Gazetecinin taşeronları atacak çamur bulamayınca işkembeden sallamışsınız bari türkçeyi düzgün kullansaydınız..Bir daha içkiden önce yazın böyle olmuyor

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*