DOLAR 7,5575
EURO 8,9826
ALTIN 473,903
BIST 1111,96
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Rüzgarlı

Adalar Belediyesi Avukatına: “Sen nasıl hukukçusun?”

17.03.2020
A+
A-

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi, İhaleye Fesat Karıştırma iddiası ile yargılanan Adalar Belediyesinde görev yapan ve yapmış olan memurlar hakkında oybirliğiyle beraat kararı vermiş, memurlar aklanmıştı.

adalar-belediyesi-avukatina:-"sen-nasil-hukukcusun?"

Mahkeme, Adalar Sulh Ceza Mahkemesinin verdiği beraat kararını istinafa götüren Adalar Belediyesinin itirazını esastan oybirliğiyle reddetmişti.

Davada yargılanıp beraat eden Adalar Belediyesi eski fen işleri müdürü Tarık R. Konal, hakkında türlü şaibeler olan, Adalar Belediyesini temsil etme yetkisi bulunmadığı iddia edilen belediye avukatı Tarık Değirmencioğlu’nu sert bir dille eleştirdi.

Tarık R. Konal yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi

“Bay Tarık Değirmencioğlu

Seni terbiyeli olmaya çağırıyorum.

Adalar Belediyesinde işçi kadrosundasın; ancak avukatlık yapıyorsun.

Adalar Belediyesi’nde yasal olan Av. N.H’nin imza atmasıdır, yasal olmayacak biçimde sen de imza atıyorsun.

Seni, Adalar Asliye Ceza Mahkemesi 2015/227 esas dosyasında  yargılanıyorken tanıdım.

Yargılanıp aklandığımız bu dava sırasında, mahkemeye bir yazanak (rapor) sunmuş olan bilirkişilerden Ceza Mahkemesi Hukuku Profesörü Ali Kemal Yıldız’a dil uzattın. Yargıca, bu saygın Prof’un “yetkin” biri olmadığını söyledin. Bir Ceza Mahkemesinde, bir ceza davasında bir işçi-avukatın bir Ceza Profesörüne dil uzattığı rastlanmış bir olay mıdır?      

Sonra, yargılanıp aklandığımız bu dava sırasında, senin işçi olarak çalıştığın kurumdaki, her biri birbirinden değerli 6 devlet memurunu yargıç’a göstererek, araya bir Arapça sözcük sokuşturarak “Bunların tüm işlemleri şaibelidir.” dedin.

Yüzün hiç kızarmaz mı senin?

Sen nasıl hukukçusun?

Yargıça “Bu ihalenin yapılması için bir kurumun başındaki kişi emir vermiştir. Bu nedenle önce o kişi sorgulanmalıdır.” demeliydin. 

Yargıça “Bu ihalenin yapılması için önce bir ihale dosyası hazırlanır. Bu ihalenin dosyasını incelemeli ve bu dosyayı hazırlayanın da yargı önüne çıkarılması gerekir.” demeliydin.

Yargıça “Mademki ihale komisyonu suçlanıyor ve yargılanıyor, komisyon üyelerinden biri neden yargılamadışı bırakılmış? O kişi de yargılanmalı.” demeliydin.

Yargıça “Hukuk bu dosyayı ve bu ihaleyi çok önemsiyorsa, yansız ve kapsamlı bir soruşturma yapılması, sonra dava açılması gerekirdi.” demeliydin.

Sen nasıl bir hukukçusun? Yargıça söylemen gerekenleri söylemiyor, söylenmemesi gereken terbiyedışı bir sözcükle Kurumun memurlarını “Bu memurların yaptığı tüm işlemler şaibelidir.” diyerek suçluyorsun.  

Bana bak, bana…

Ben 30 yıl devlet memurluğu yaptım. İstanbul Büyükşehir Belediyesinde de kimi ilçe belediyelerinde de önemli görevlerde bulundum.

Yaşamım süresince dürüst bir insan olarak yaşadım. Devletin milyarlarına  imza attım; bunu yaparken hak edilmemiş tek kuruş, edinmedim.

Saygın adım, kirli hiçbir olayda anılmamıştır. Soruşturma bile geçirmedim.

Sicillerimde, “Verilen görevi dürüstçe ve üstün bir görev anlayışıyla yapar.” diye yazmaktadır. (Beni böyle tanımlayan, İBB’nin önceki Belediye Başkanlarından Saygın Prof Nurettin Sözen’dir.) 

Emekliliğimde, anne-babamdan kalan daireleri sattım, ancak böylelikle satın alabildiğim bir evde oturuyorum, emekli maaşımla yetiniyorum.

Yaşamım süresinde saygın bir ad taşıdım, ardımda onu bırakacağım.

Kimse benim için “şaibeli iş yaptı” gibi “terbiye yoksunu bir tümce” kullanamaz. Sen de kullanamazsın.

Bir karaçalma (iftira) nedeniyle yargılandık, aklandık.

Şimdi, bu terbiyedışı tümceni sana geri gönderiyorum…  

Gelelim olayın hukuksal boyutuna.

Bir dava sözkonusu. Burada devlet memurları, “ihaleye fesat karıştırmak” gibi bir karaçalma (iftira) nedeniyle suçlanıyor. Sen de kurumun önceki Fen İşleri müdürlerinden birinin -saygısızca- yaptığı gibi, bizi suçlayanlardansın. Ancak, bu suçlama haklı mı, bir bakalım.

Hukuk Fakültelerinde, öğrencilere, bir dava konusunda kimi mahkemelerce önceden verilmiş, kesinleşmiş yargı kararlarının bulunup bulunmadığının -öncelikle- araştırılmasının gerektiği anlatılmaktadır, kuşkusuz.

İyi bir hukukçu, biraz araştırır; birilerini “ihaleye fesat karıştırmak”la  suçlayabilmek için üç (3) ardışık eylemin-işlemin gerçekleşmiş olması gerektiğini görür.

Bir ihaleye fesat karıştırıldığından söz edebilmek için:

  1. Önce, bu ihaleyi yapanların, bu ihaleden bir çıkar sağlamak amacıyla, “tasarlayarak” biraraya gelmiş olmaları gerekir.
  2. Bu kişilerin yaptığı ihale nedeniyle devletin-kamunun zarar görmüş olası gerekir.      
  3. Bu ihaleyi yapanların, oluşan haksız kazançtan kirli bir pay almış olmaları, üstelik bunun kanıtlanmış olması gerekir.

Bizim olayımıza bakalım.                                                                              

1) Anılan 6 kişi, “biz bir ihale yapalım, haksız gelir elde edelim” diyerek, “tasarlayarak” biraraya gelmiş kişiler midir? Değil. Bu kişiler devlet memurudur. Bunlar, ihale yapma görevini istemiş değildirler. Bunları görevlendiren kişi, o gün o Kurumun başında bulunan yöneticidir.

2) Cadde ve sokakların süpürülmesi… gibi, bu tür ihaleler kamunun gereksinimini gidermek için yapılır. Ödemeye esas olacak fiyatlar Bayındırlık Bakanlığının o yıla ilişkin birim fiyat listesinden alınır. Özcesi, keyfi fiyatlandırma yapılamaz. Kamu yararına yönelik böyle bir ihale, örneğin “bir konser düzenleyelim bir ünlü sanatçı getiririz, ona 500 bin veririz, 1 milyon ödeme gösteririz, üstü bize kalır ” biçiminde keyfi fiyatlandırma yapılabilecek bir ihale değildir. Çünkü kamu yararına olan ihalelerde, “eksiltme” denen “fiyat kırımı” yapılır.    

Böylelikle o iş, devletin öngördüğü genelgeçer (rayiç) bedelin altında     bir fiyatla  yapıldığından, devlet bir zarara uğramaz. Bu ihalede de devlet zarara uğramamıştır.

3)Bu ihalede bir kazanç varsa, yüklenicinin kazancıdır. Yüklenici, bu ihaleyi yapanlara, kendi kazancından -açıktan- bir ödeme yapmışsa, bu ödemeden pay alındığı yargı önünde kanıtlanmak zorundadır. Bu ihalede yüklenicinin anılan kişilere bir “çıkar ödemesi” yaptığı kanıtlandı mı?

Kanıtlanamaz; çünkü olmamış.

Anlaşılan, ardışık 3 eylemin hiçbiri gerçekleşmemiş.

Bay Tarık Değirmencioğlu

Ben 30 yıl devlet memurluğu yaptım. Kamu görevindeyken de özel yaşamımda da “dürüstlük” adlı  ilke’den hiç ayrılmadım. Hâlâ da bir kamu görevi sayılan “bilirkişi”lik görevimi -Muğla’da- dürüstçe sürdürüyorum.     

Saygınlığımı zedeleyen, anılan “terbiyedışı” tümcene karşı hakkımı, yasal yollardan arayacağım. 

Gene de seni, kamu görevlilerine karşı terbiyeli olmaya çağırıyorum.

Baban yaşındayım. Sana bir öğüdüm var:                                               

Birey, düşündüklerini, bildiklerini uygar bir biçem’le (üslup), uygar insana yaraşır sözcüklerle dile getirebildiği ölçüde “insan” aşamasına yükselebilecek bir canlıdır. Kişi, insan aşamasına yücelmek için çaba göstermeli… 

Eğit kendini… Eğit ki o Kurumda birlikte çalıştığı memur arkadaşlarının yüzüne, yüzün kızarmadan bakabilesin… “

Adalar Belediyesinin 13 Nisan 2010 – 20 Haziran 2010 tarihleri arasında, kısa bir süre görevde kalmış önceki Fen İşleri Müdürlerinden 

16 Mart 2020

Tarık R. Konal

Yüksek Müh. Bilirkişi. Yazar

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.