Adalar Belediyesi halkın yollarını “PEŞKEŞ” çekiyor!

Adalar Belediyesi halkın yollarını “PEŞKEŞ” çekiyor!

İle paylaş:


Türkiye’mizdeki Prens Adaları’nda ikamet ettiğimiz kısaca adalı olduğumuz  için  şanslı mı, şansız mı olduğumuza  karar veremedik.

Adalar Belediyesi halkın yollarını “PEŞKEŞ” çekiyor!

İstanbul’da yada Türkiye’mizin herhangi bir ilinde, İlçesinde ikamet edenlerin hayalinde adalı olmak, Adalar’da yaşamak vardır. Nasıl olmasın. Düşünsenize, yüzölçümünün %85’inin  mis gibi kokan çam ağaçları ile kaplı olduğu, eşsiz mimoza ağaçlarının ve akasyaların renk cümbüşü yarattığı Adalar orman tur yollarında yapılacak yürüyüşlerin, yazın yürüme mesafesindeki sahillerden denize girilmesinin, denizin, yosun, iyot kokusunun,  sabahları balıkçıların oltaları ile tuttukları ufak leğenler deki canlı balıkların, sabahları  araba gürültüleri ile değil de martı çığlıkları ile uyanmanın, hafta sonları ailece çay bahçelerindeki simit peynir ve çay ile kahvaltı yapmanın hayalini kurmak gayet doğaldır.  Cennetten bir köşedir adalarımız. Adalılara rutin gelen güzellikler, kent yaşamının sıkıcı, tahammülü zor ağır şartlarından kurtulmak isteyenler için belki de en iyi çaredir güzel adalarımız.

Peki neydi cevap arayıp ta bulamadığımız, yada bulduysak da mutlu olmadığımız, bizi rahatsız eden çözemediğimiz sorular.

Adalar ilçesinde dört bir yanı sahil olan kıyılarımızdan denize girebilmemiz gerekir değil mi?

Ama giremezsiniz. Neden mi?

Öncelikle belediyenin kadastral paftalarda gözüken, sahillere inen yollar ya işgal edilmiştir ya arsaların içine dahil edilmiş ya yol üzerine gece kondu yapılmış ya önüne kapı yapılmış, bekçi konulmuş yada demir parmaklıklar ile kapatılmış ve sahile iniş için engellenmiştir. Yolların kapatılarak engellenmesi kimler için yapılmıştır diye sorarsanız, tamamı zengin kişilere, CEO’lar, holding sahipleri ve kulüplerin sahile kadar uzanan parsellerin deki köşk, villaları ve sözde sosyal tesisleri içindir.

Halkın sahillere inişi için yapılan yollar ne bedelle olduğu anlaşılamayan, bedelin belediyenin kasasına girip girmediği belli olmayan bir kazanç karşılığı olduğunu düşünmek yanlış olmaz. Adalar Belediyesi neden yada ne karşılığı halkın sahillere olan ulaşım yollarını kapattırmakta veya peşkeş çekmektedir. Sahil parsellerindeki yüzme havuzları, rıhtımlar, iskeleler, plaj işletmeleri yasal değildir. Yasal kılıfa sokulması da mümkün değildir. Kamunun yani halkın faydalanması kanunlar ile güvence altına alınmış olmasına rağmen Adalar Belediyesi’nde tek bir zabıtanın tutanağı akabinde 3194 S.K (imar kanunu), 3621 S.K (Kıyı Kanunu) göre ceza ve yolların halkın kullanımına açılması yapılmamaktadır. CHP’li belediyenin yaklaşan yerel seçimlerden önce bazı denize parelel sahil yollarını halkın kullanımına açmak yerine ebedi mülkiyetinin rant sahiplerine devri için yoğun çalışmalar içinde olduklarını üzüntüyle duymaktayız. Yerel seçimlere üç ay gibi bir süre kala mevcut belediye başkanı aday olarak gösterilmediği anlaşılmaktadır. Başkan şu an sahil yolunun pazarlaması için çalıştığı bilgileri gazetemize ulaştırılmaktadır.

Sahillerin halka açık olması, 3621 SAYILI KIYI KANUNU ve ANAYASA’nın  43. Mad. ile güvence altına alınmıştır. Ama bu güvence maalesef Adalar’da kağıt üzerinde kalmaktadır. Bilindiği üzere, Anayasamızın halen yürürlükte olan hepimizi bağlayan 43. maddesine göre de;

“Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.

Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.”

Anayasanın kamu yararıyla ” sahillerden herkesin eşit olarak yararlanma hakkını kısıtlayabilecek özel mülkiyet ilişkisinin kurulmasına kesinlikle izin verilmemesi”

Kıyı kanunu da ise “Kanun, deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek koruma ve toplum yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını tespit etmek amacıyla düzenlenmiştir.

Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır”

Danıştay ise Kıyıların kimi idarelerce devriyle ilgili ortaya çıkan oldu bittilerde, iptal kararlarında şu ilkeler vurgulanıyor:

– Kamu yararını ortadan kaldıracak veya engelleyebilecek biçimde,

– Sahillerde herkesin eşit olarak yararlanma hakkını kısıtlayabilecek,

– Özel mülkiyet ilişkisinin kurulması,

– “Anayasa ve Kıyı Kanunu Hükümleri uyarınca kıyılardan herkesin eşit ve serbest yararlanma hakkını ortadan kaldıracak veya sınırlandırabilecek herhangi bir tasarrufun yapılması olanağı bulunmadığı” diyor Danıştay kendisine giden tüm başvurulara ilişkin kararlarda… iptal kararı vermiştir.

Hal böyleyken Adalar ilçesinde bulunan STK’lar bile sessizdir. Dernekler suskundur. Vatandaş dertli ve mutsuzdur. Öyle ki artık şikayet edemeyecek kadar umutsuzdur. İstanbul’daki ilçelerin içinde tek Adalar İlçesinde adliye bulunmasına rağmen, Adalar Adliyesi’nde görev yapan savcı, hakim ve adliye personelleri dahi ücretsiz denize girecek yer bulamamakta, ancak plaja giriş parası vererek (onun adını da şezlong ve şemsiye parası diye değiştirmişlerdir) işgal edilmiş  sahillerdeki kısaca şezlongcu denilen kişilere para vererek denize girebilmekte oluşları nedeniyle vatandaş olarak kendilerinin para vermesini kanıksamışlardır.

Adalar sahilleri spor kulüpleri adı altındaki sosyete kulüplerinin, dernek adı altında kurulup plaj işletmeciliğiyle rant sağlayanların yağması altında olup, yerli halkın denize uzaktan baktığı, yaz boyunca ücret ödemeden denize giremediği, kanunlar ve anayasa ile güvence altında olduğu söylenip de uygulanmadığı haklarını aramaktan artık vazgeçmiş olmaları korkutucudur.

Kişilerin kanunlar ile verilen hakları kutsaldır. Hele o hakları aramaktan vazgeçmiş hale getirilmeleri devletimizin ihmalidir. Çünkü kişinin hakkını aramaktan vazgeçmiş olması bile devletin vatandaşlarının hakkını korumaması anlamına gelemez. Mağdur vatandaş sindirilmiş, korkutulmuş, umutsuzluğa kapılmış olabilir.

“Ey Adalılar!

Birinci vazifen, adalarınızın sahillerini, sahillerinize inen kadastro yollarınızı, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Adalar’daki mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Sahilleriniz ve ona ulaşmanıza vesile olacak kadastrol yollarınız senin en kıymetli hazinendir.

İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.

Bir gün, ada sahillerini ve sahillere inen yollarınızı müdafaa mecburiyetine düşersen yetkili adli ve idari makamlara şikayet için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin!

Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir.

Sana kanunlar ve anayasa ile verilen haklarına kastedecek CEO’lar, holding sahipleri, dernekler, spor kulüpleri altındaki sosyete kulüpleri ve kooperatif hüviyetindeki rant canavarları, şezlongcular dahil bütün adalarınızda emsali görülmemiş bir sahil işgalinin mümessili olabilirler.

Cebren ve hile ile aziz adalarınızın sahilleri ve kadastrol yollarının bütünü zaptedilmiş, bütün deniz kıyılarına girilmiş, rıhtımlar, iskeleler yapılmış, bütün sahil yolları gasp edilmiş ve memleketin her kıyısı bilfiil rantçılar tarafından işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, yerel  iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ adalıların anayasal haklarına hıyanet içinde bulunabilirler.

Hattâ bu yerel iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.

Adalılar, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Adalar istikbalinin evlâdı!

İşte bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen; Adalar sahillerini, kıyılarını, sahillere inen kadastrol yollarını kurtarmaktır!

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil adalı kanında mevcuttur!“

Takip ettiğimiz kadarı ile Adalar’daki hiçbir STK konudan şikayetçi değildir. Hatta 2017 yılında kurulan Büyükada Tarımsal Kooperatifi bile zeytin yağı, mantar, bal üretirken sahile iskele ve rıhtım yapmasıyla plaj işletmeciliğine hazırlandığı anlaşılmaktadır. Yoksa iskele ve rıhtım niye yapılır.

Tonlarca zeytinyağımı, yada mantar mı üretilecektir de, yük taşımak için şileplere çelik konstrüksiyonlu iskele yapılmıştır? Dernek tarımsal faaliyette bulunacak ise rıhtım düzenlemelerine ve iskele yapılmasına ne gerek vardır?

Belediyenin de kooperatife yol vermesini, sit alanı olan Adalar’da iskele yapılmasına göz yummasının bedelinin ne olduğunu anlamak da mümkün değildir. Bilinen tek gerçek ise yine kanunsuz bir uygulamada Adalar Belediyesi sahnededir ve sahiller halkın hakkını koruması için her türlü gerekli yetkilerle donatılmış belediye tarafından suiistimale uğratılmaktadır.

Daha da vahimi ise artık adalılarda Adalar’daki STK’larda suskunluk içindedir.

Ne belediye, ne İBB, ne Kaymakamlık, ne Valilik, nede Milli Emlak sahillerde olan bitenle alakadar olmamaktadır. Milli Emlak ödenen küçük m2 işgaliyeleri ile fiş kesmeden vergi ödemeden halkın gasp edilen haklarını para ile halka satarak rant sağlayanlara göz yumulmaktadır.

Ayrı bir rezalet de Orman yolları için geçerli olmuştur.

Adalar ilçesinde beşte dördü mis kokulu ağaçlarla kaplı ormanlarımızda özgürce yürüyebilmemiz gerekir değil mi? Hayır yürüyemezsiniz. Orman yollarına girebilmek için ormandan ihale ile tur yollarına girişleri alan firmalar ile tel örgüler çevrilmiş. Kapı ağızlarına konan personel adalılar ve günü birlikçilerden para almadan tur yolunda yürüyüşlerine izin vermedikleri söylenmektedir. Nasıl bir Adalar ilçesi ve belediyedir ki, adımını atsan, devletin sahilinden denize girsen para ödemek zorunda bırakıldığımıza göz yummaktadır. Siyasetle uğraşanların bir eli rantta diğer eli baldadır. Siyaset onların halka hizmet için değil kendilerinin kolay yoldan refaha ulaşması için araç haline gelmiştir. Adalıların siyasilerden beklentisi kalmamıştır. Siyaset ile uğraşanlara bakıldığında AKP’lilerin muhalefet yapmak yerine kol kola CHP’li başkan ile rant koşuşturması içinde adeta bir yağma içine girdikleri iddia edilmektedir.

Adalar İlçesindeki yaşayanların sorunlarını, şikayetlerini, iddialarının bir bölümünü sizlere iletmeye çalıştık.

Devam edeceğiz…

Şükrü Abanoz

8 yorum

  1. Yani Şükrü bey helal olsun valla size. Belediyenin içini,dışını,rantı, her şeyi ne güzel özetlemişiniz. Hele Atamızın gençliğe hitabesini çok güzelde uyarlamışınız. Ama çok güzel oturmuş. Yazınızı okurken rantçılaramı kızayımmi yoksa dersmi çıkartalım yani süpersiniz. Atamız gençliğe hitbasinde “Atatürk gençliğe hitabenin başlangıcında Türk gençliğine seslenerek kendi ve devletinin varlığı için ilk ve en önemli görevinin ülkesinin bağımsızlığını korumak ve bunun için sonsuza dek savaşması gerektiğini söylüyor.” Yani sahiller Anayasa tarafından halkımıza verilen haksa eğer adalılarında bu haklarını korumak için sonsuza kadarda olsa savaşması gerekiyorlarsa yapmalılar. Ana fikri ve hitabeye bağlanması 10 numara. Ama Belediyede ne numaralar var biliyorsunuz. Uydururlar bişiler yine ama onlar uydursalarda bizlerin meydanı rantçılara bırakmaması lazım tabi. Kolay gele herkes etrafındaki sahil talancılarını savcılıklara ihbar etsinler

  2. Şimdi Adalar tarihinde yollara katılım payı hesaplamalarının en manyak rakamları ile yapılıp toplandığı yollar ne yapılıyor. Anlayamadım. Yani bu yollar arsa gibi vatandaşlaramı satılacak. Arkadaş o vakit kusura bakmasınlar çarşı içinden 50 m2 de ben isterim. Katılım payı gibi 4 senede öderim ne olacak. Banada ayrın cadede ortasından bir yol. Çıkmaz sokak olmasın maraz çıkartırem vallahide.

  3. CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU’nun antidemokratik bir şekilde Adalar’la hiçbir alakası bulunmayan Gazeteci Erdem GÜL’ü tepeden inme bir şekilde Adalar Belediye Başkan Adayı göstermesini Adalılar olarak kabul etmiyoruz. Parti ilkeleriyle bağdaşmayan, antidemokratik bir şekilde Adalar Halkı hiçe sayılarak ve hafife alınarak verilmiş bu karardan bir an evvel dönülmesini talep etmekteyiz. diyor.

    Yahu sanamı kaldı Adalara adalı Belediye başkan adayı istiyoruz kampanyası. Adalı olmasa olmuyormu. Adalılar odluda ne oldu. Adalı olmadıda ne oldu. Adalı modalı sana ne oldu. Fasulye gibi nimet varken barbunya olurmu. Adalı olsun adalılar makamdan dışarı çıkmasın kahvehane yapın makamı. Olmadı hoşkin oynarsınız artık makamda. Makamın ciddiyetini bırakmazsınız. Kimi isteyeceğin belli adalı derken. Dr. Ofis Boyu Bilgi İşlem Müdürü olarak atayacak aday. Ama dr oldu ya bilgi işlem yetmez bakarmnısın beyin adamı olmuşta imza kampanyaları başlatmış. Babası küçükken havaya atmış ama tutmasını unutunca beyin üstü çakılmış artık durum böyle. Umut yok yani. Pis dedikoducu. İyiki boş bulunmamaşız.

  4. Kılıçdaroğlu gerçekten çok iyi bir seçim yaptı. Erdem GÜL Adaları muhasır medeniyetler seviyesine taşıyacak bir aday. Sonra 92 gün silivride kalmış bedel ödemiş bir gazeteci. Vizyonu,ufku geniş. Seçim doğru. Adalarda adalı bir başkan olması halinde Belediye tam bir çiftliğe döner bence. Kılıçdaroğlu Adalar gerçeğini biliyormuş. Erdem Gül Adalar için şanstır. Başka lafa gerek yoktur. Genel Başkanımızın kararını alkışlıyorum. Yani buradan şu sonuç çıkıyor. Milletin cenazesine gitmek ile Belediye Başkan Adayı olunmuyormuş.

  5. CHP li aday adayları toplanıp bir aday göstermişlermiş ama bu ismi Dr Ofis boy sonra açıklayacakmış. Konuşmuşda açıklayamamış. Herkeste acayip meraka girmiş miş. Miş muş miş. Uykudan önce gibi haberde yaparmışşş. Birde dermişki sağda solda, daha asıl yazacaklarımı yazmadım, ilerleyen günlerde senin nasıl biri olduğunu belgeleriyle birlikte tüm Adalılarla paylaşacağım. Sen tehdit ettikçe ben dozajı iki katına çıkartacağım. Hadi bakalım hodri meydan! Dermişşşş. Küçükken sormuşlar ne olacan diye doktor dermiş. Sonra doktor olmuş doktorculuk oynarmış. Kendine yeşil reçeteden ilaçda yazarmış. Dozunuda iki katına çıkartmışki pek cesaretlenmiş atıp tutmaya başlamış. Süt ğüğümünün içine atmışlar boğulmamak için hepsini içmiş içmiş çabuk büyümüş. Afferin oğluşuma

  6. Kerem Tunç, işletmesi ve ruhsat konusunda o kadar dürüstçe ve samimi bir cevap verdi ki benim kendisine daha da saygı duymama sebep oldu. Bu konuda yalan söylemeyeceğini, bir ruhsat sıkıntısı olduğunu ama bunun çok eskiden beri var olan bir sorun olduğunu, kanunların müsaade ettiği çerçevede elinden geldiğince işgal bedeli, vergiler, vs. hepsini ödeyerek babadan kalma ekmek teknesini nasıl ayakta tuttuğunu içtenlikle anlattı.
    Serkan kardeşim Kerim Tunç ile yaptığın röportajı yazmıştın ya. Sakın beni malum grupla karıştırmayasın. Hiç alakam yok bak günahımı alma. Bana bu yazdıkların çok ters gelmişti onun için yeri gelmişken sorayım dedim. Benide iyi tanırsın. Ama malum memurluk uzatmayalım. Şimdi Kerem Tunç arkadaşımızı çok samimi bulmuşsun. Kimsenin güdümünde olmadığını tespit etmiş, önümüzdeki dönem iyi bir başkanla çok daha başarılı olacağını,CHP nin önemli bir kazanımı olduğunu beyan etmişin.
    İşte senin bu görüşün bana çok ters geldi. Kaldıki sen memurluk yapmış birisisin. Yani Kerem Beyin kuyruğu CHP nin Belediye başkanına değil Adaları HDP kazansa ona bile göbeğinden bağlı ve yalakalık yapmak zorunda. Kendi ifadesi ile işletmesinin ruhsatının olmadığını beyan ediyor. Yani itiraf ediyor. Ruhsatım yok diyor. Nasıl çalışmaya devam edebiliyor. Atilla Başkanın göz yumması ile değilmi. Nasıl güdümünde olmayacakmış. Güdümünde değil göbeğinden bağlı. Belediye Başkanının iki lafına bakar işletmesinin kapatılıp mühürlenmesi. İki kere mühür fekki yapsa sittin sene içeride yatar biliyormusun. Peki Atilla Başkan neden yapmıyor. Adamı tuzluk gibi nereye giderse yanında yarenlik yaptırıp yalnız gözükmemeye çalışıyor. Kerem Beyde iki kişilik adam yerine geçer o kilosu ile. Sahne doldurur gibi Atilla Başkanın yalnızlığını dolduruyor. Ele güne karşı yalnızları oynamayacak ya.İlçede ne derse anında yerine getiriyor. Karşılığını fazlası ile alıyor. Kerem bey. Kim tanırdıki İlde onu. Bakıyorsun Kılıçdaroğlunun yanında bile foto karelerine girecek hale geldi. Okadarcık yalakalık yapması çok değil az bile. İşletmesine göz yumulmasıda artısı. Şimdi siz adanın arkasında hazineye ait bir yeri çevirin plaj haline getirin bakalım ne oluyor. Hadi size garezi oldu izin vermez başka birisi veya ben gideyim Atilla Başkan görmezden gelecekmi. Şimdi Kerem Bey elinden geldiğince vergi ödüyorum lafını pek beğenmişsin. Ne demek miş elinden geldiğince arkadaş neyse vergi tutarın ödeyeceksin elinden geldiğince ne demek. Elinden gelmiyorsa bırak gelen ödesin. Yani sizin beğendiğiniz laf varya Devlete hakaret. Devlet senin suçuna göz yumuyor. Yumanların alayı suçlu. Başta Belediye Başkanı Atilla. Ama adam elinden gelirse verecekmiş yoksa vermeyecekmiş. Yeni dönemde daha iyi bir hizmet için herhalde yandaki parselleride plaja çevirmesi, denizdeki dubalardan oluşturduğu seyyar platformlarıda vapur hattına kadar götürüp genişletmesini yapacak herhalde. Valla biz böyle kendi cebine kazanım yapan ilçe başkanlarını istemiyoruz Serkan Bey Kardeşim. Sana nasıl samimi geldi anlayammadımda senin anlattıklarından bu kerem Bey yanlışlıkla Adalar Belediye başkanı olsa herhalde seyyar dubalar ile adaları birbirine bağlar sonra yürüyüş yolu yaptım siz 10 tl köprü ücreti gibi parada toplar sanırım adalılardan. Yani ilgisi varmı yokmu bilmem ama sanki sana birşey teklif gibide sende böyle inanılmaz bir yazıyı yazmışın gibi. Yani inan gaf mı diyeyim saf mı diyeyim sen ne yaptında böyle bir yazı yazdın ayıp ettin diyeyim. Kusura kalma yanlışı doğru yapmaya kalkmışın yazın ile. Biz daha AKP li İsmail Durmuşun 49 yıllığına ormanda kiraladığı yerleri hazmedemedik. Hepmi ilçe başkanları avantalı yerleri,ruhsatsız işletmeleri işletirler. Sonrada ellerinden geldiğince falan edebiyatı. Yahu adamların ellerinden gelse tüm ormanları yada sahilin tümünü kapatacak sende samimi adam diyosun. Tabi samimi açıkça ben devleti gıyabında halkın ücretsiz denize gireceği haklarını ellerinden alıp, para ile onlara tekrar satıyorum dediği içinmi samimi oluyor. Böylesine samimiyet denmez düzenbaz dolandırıcı,işgalci,halkın hakkını,yetimin denize girme hakkını gasp eden madrabaz. ne dersen de, ama samimi deme kardeşim. Olmuyor. Sonra gariban şezlongcular vatan haini olur. Ya sen Kerem Beyin plajına bir git bak tepeden sonra gel böyle yalakalık yapar gibi yazıyı kaleme al. Çok ayıp ya. Yapma birdaha yazılarını dikkatle takip ediyorum. Yapma selamımı keserim bak. Olmaz olsun böyle CHP li ilçe başkanıda AKP’li ilçe başkanıda. Yazıklar olsun halkın yetişmin denize girme hakkını gasp edip sonrada şezlong,şemsiye bedeli altında tekrar onlara satana. İnşlh aldıkları paralar çocuklarının hastane masrafı olur. Başka lafım yok.

  7. Ya sen artistmisin Serko. You Tube videolar falan ne ayaksın. Bari gazlı bir şeyler üstüne ayran içtikten sonra çekime başlamayaydın. Nezaman garklıcan diye baka kaldım. Bi ara şöle yana doğru kaykılınca tamam dedim bu gaz salımını gerçekleştirdin. Sonra yüzündede bir rehavet oldu. Nasıl bir şey kaçıramışım değilmi. Bide sanki annen yan odadada sesini duyarsa kıazacak gibi sessiz sessiz konuşmalar ne ayak. Bak evde ebeveynlerin sana mobing yapıyorlarsa gel bizim evin bodrumunda odunluk var orda bağıra çağıra kendini çekersin. Olmadı Atila Başkanda foto çekmeye bayılır o seni çeker. Belediyenin fotosunu senelerdir çeker durur bi poh olmaz,azda seni çeksin. Sende onu çekersin Çekişir durursunuz orda. Bida fırtınaya falan kalma hele ikinci videonu heeeçççç çekipte you tube falan koyma hani diyodun ya bugün o genel müdür pozisyonluğunuda işe başladım diye ya valla kapının önüne koyarlar seni bak söyliyeyim. Sona işsilik maaşına talim. Ama oda yarın işe başlayanlara para vermiyorlar. Gerçi bugün başlamıştın sen alırsın belki. Yinede medeni cesaretin iyi bu halde bile çekim yapmışın. Panik yok devam iyi malzeme veriyosun.

  8. Yav ne Serkanmış arkadaş
    Çocuk bunların tekerine nasıl bir çomak soktuysa haberleri okumadan altına çocukla ilgili acayip acayip yorumlar yazıyorlar
    Birazda haberlere yorum yapın yav
    Pislikleri örtmek için konuyu başka yere çekmeye çalışıyosunuz ama yemiyoruz

Bir yanıt bırakın

İle bağlantı:



E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*