DOLAR 7,9582
EURO 9,3945
ALTIN 487,29
BIST 1198,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Az Bulutlu

Adalar Belediyesi, Kurul, KUDEB şeytan üçgeni!

18.04.2020
A+
A-

Adalar İlçesinde bilhassa tescilli eski eserlere yapılan imar uygulamalarındaki usulsüzlükler artık can sıkmaya başladı.

adalar-belediyesinde-imar-mudurlugu-belediye-meclisi-kudeb-seytan-ucgeni

Bu kapsamda Adalar Belediyesi, Adalar Belediyesi İmar Müdürlüğü, Adalar Belediyesi meclisi üyeleri ve hesapta görevi eski eserleri koruma olan Koruma Kurulu ve KUDEB arasında şeytani uygulamalar planlanmış bir şekilde uygulamaya sokulmaya çalışılıyor!

adalar-belediyesinde-imar-mudurlugu-belediye-meclisi-kudeb-seytan-ucgeni

Adalar Belediyesi’nde vekaleten imar müdürlüğüne bakan, hakkında belediyede çalıştığı zamanlarda türlü şaibeler olan ve teftiş raporlarında hakkında türlü iddialar olan eski vekil müdür Zeynep Gündoğan’ın torpille KUDEB’e gönderilmesi bunun en öne çıkan kanıtı…

Adalar Belediyesinin Ruam’daki sınavına şahit olduk. İkmale değil sınıfta kaldı. Adalar’da atı faytonu bırakın tay bile kalmadı. Neredeyse dört ayaklı ne varsa RUAM karambolünde Adalar’dan atalım diye uğraşılıyordu. Derken korona virüsü geldi. Bizleri tam bir korku sardı. Ruam da atları itlaf edip, kalan sağları da önce karantinaya alıp sonra adadan göndereceklerse de, acaba hayvanlar ile alakası olmayan korona virüsünde biz adalıların başına neler gelir diye düşünmeden edemedik.

Yarasaların en tehlikeli türü olan kan emici olanları

Bir rivayet yarasalardan insana geçtiği yönünde. Yarasaların en tehlikeli türü olan kan emici olanları, halk dilinde “vampir” yarasada deniyor. Bizim ülkemizde yarasalar sürü halinde olmasa da var ama bizdeki vampir yarasalar metoformoz geçirip resmi kurumların içine geçmiş, önemli mevkileri ele geçirip halkın kanının emiyor. İşte bunlar korona virüsünden de tehlikeli. Her kurumda en az üç beş tane bulunuyor.  Bazı kurumlarda ise üç beş tane dürüst memur diğerleri vampir oluyor.

Adalar’daki durum mu?

Ruhsat alan sizlersiniz doğal olarak yorum sizin. İşiniz resmi kuruma düşüp de hakkınız olan bir şeyi istediğinizde size zorluk çıkartıp sonrada ‘mesai saati bitimi pastanede buluşalım işinizi hallederim’ diyorsa uzak durun, o bir vampir memurdur.

Corona vız gelir şeytan üçgenine!

Gelelim konumuza. Büyükada’daki 15 pafta, 35 Ada ve 28 parseldeki,147 m2’lik bahçeli evin hikayesine;

adalar’da-imarda-belediye,-belediye-meclisi,-kudeb-seytan-ucgeni!

Kısa bir süre önce resimde gözüken evin yerinde şimdilerde yeller esiyor. Yıkılmış, yıkıntı artıkları alınmış, düzlenmiş, sıfır arsa halinde tabelada yazan MTN firmasının (Firma sahibi iddiaya göre Adalar Belediyesi’nde CHP’li Meclis Üyesi Metin Önal) yeni inşaatı yapmasını bekliyor. Adalar’da inşaatın önü açıldı mı derseniz, herkese değil ama işini uyduranlara açıldı. Meclis üyesi isen yolunda, açık inşaat izninde. Yeter ki mecliste ol…

Belediyenin inşaatın önüne astığı tabelaya bakarsan yapılacak iş restorasyon. Yapılan işe bakarsan rekonstrüksiyon. Hangisine inanalım. Tabi ki koskoca Adalar Belediyesinin astığı tabelaya inanacağız.

Yapılan iş restorasyona da uymuyor. Olsun uymasa da restorasyon kabul edeceğiz artık. Çare yok. Devletin Belediyesinde yanlış olmaz. Yine dediklerinizi duyuyor gibiyim. Ama nasıl restorasyon?

Ortada restore edilecek binamı var?

adalar’da-imarda-belediye,-belediye-meclisi,-kudeb-seytan-ucgeni!

Doğru dersiniz, bina yoksa ve sıfırdan bina yapılıyorsa bu Rekonstrüksiyona giriyor değil mi?

Tam bir çelişki yumağı. Tabelaya göre restorasyon ama ortada bina yok, Koruma Kurulu ve KUDEB’e göre Rekonstrüksiyon ama Belediye tabelası öyle değil restorasyon.

Gel çık işin içinden.

Benimde kafam karıştı. Mimar değilim ama Adalar Belediyesi İmar Müdürlüğünün çetrefilli uygulamaları sayesinde mimar gibi olduk!  Doğrusu işin uzmanına danışmak…

Gittim sordum imar işlerinin Adalar’daki duayen ismine.

Dedi ki;

Restorasyon, adı üstünde mevcut bina olduğunda bakım tamir tadilat işlerini kapsar. Asılan tabela doğru o zaman.

Ama ne zamana kadar doğru?

Bina yıkılıncaya kadar.

Bina yıkılıp arsa haline getirildikten sonra, ortada olmayan bir binanın restorasyonu da yapılamayacağı için hemen ikinci tabelaya geçmeleri lazımdı.

15 pafta, 35 Ada ve 28 parseldeki Rekonstrüksiyon projesi.

Demek oluyor ki, yıkıma kadar restorasyon olan projesi, yıkımdan sonra ne olması gerekiyormuş? Rekonstrüksiyon.

Rekonstrüksiyon projesini okurlarımız için anlaşılır hale getirirsek, *tümüyle yıkılmış, yok olmuş ya da çok büyük oranda harap olan bir anıtın ya da sitin temin edilen belgelere dayanılarak özel durumlarda yeniden yapılması işlemi* diye tarif ediyor işin duayen ismi.

Bu projenin uygulanmasının da tariflerini verirken, tarihi eser ise yapılan bu proje ile tarihi eser asıllığından uzaklaşır ve yerine yapıldığı tarihi eserin veya binanın tarihi dokusuna, özgün malzeme ve işçiliğine sahip değildir. Bir kopya olduğunu, tarihi yapının kütle ve mekânlarını ancak biçimsel olarak canlandırabileceğini, anıtın yerini alamayacağını; kısaca artık tarihi değer taşımadığını önemle söyledi duayen isim.

Ama en önemlisi, Türkiye’de Kültür Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca, “Taşınmaz Kültür Varlıklarının Gruplandırılması, Bakım ve Onarımları” mevzuatında “660 nolu ilke kararı” ile yeniden yapma (rekonstrüksiyon) sınırlıkları belirlenmiştir.

Bu karara göre;

Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmesine ilişkin gerekli özellikleri taşımasına rağmen elde olmayan sebeplerle tescili yapılmamış ve/veya herhangi bir  nedenle yitirilmiş olan yapının, gerek kültür varlığı niteliği, gerekse kültürel çevreye olan tarihsel katkıları açısından, eldeki mevcut belgelerden (yapı kalıntısı, rölöve, fotoğraf, her türlü özgün yazılı- sözlü, görsel arşiv belgesi vb.) yararlanmak suretiyle kendi parsellerinde daha önce bulunduğu yapı oturum alanında, eski cephe özelliğinde, aynı kitle ve gabaride, özgün plan şeması, malzeme ve yapım tekniği kullanılarak, kapsamlı restitüsyon etüdüne dayalı rekonstrüksiyon uygulamasının koşulsuz sağlanmasına, ancak uygulama gerçekleşinceye kadar parsellerde her türlü inşai ve fiziki müdahalenin yasaklanmasına, (otopark, fuar, sergileme vb.) yeni işlev ile kullanma ve aynı parselde tescilli yapı yerinde veya diğer boş alanlarda başka bir yeni yapılaşmaya izin verilmeyeceğine, tüm bu uygulamalar için koruma kurulu kararının alınması gerektiğine karar verilmiştir denilmektedir.

Bu ne demek miymiş?

Yani diyormuş ki, yeniden yapma (rekonstrüksiyon) olması için binanın herhangi bir nedenle yitirilmiş, enkaz halinde veya kalıntı halinde olması gerekirmiş

adalar’da-imarda-belediye,-belediye-meclisi,-kudeb-seytan-ucgeni!

Ama bina ortadaymış.

Restorasyon yapılırken yıkan yıktı ve ortadan kalkmış. Geriye tabeladaki Restorasyon kelimesi kalmış.

Duayen isim Belediyeye şu soruları sor dedi.

15 pafta, 35 Ada ve 28 parseldeki,147 m2’lik bahçeli evin yıkılması için, tabelada yazan MTN firmasına YIKIM RUHSATI verdiniz mi?

Verildiyse çok kötü demekmiş. Verilmediyse de kötüymüş. Koruma Kurulu ve KUDEB’in kararında binanın yıkıp yapılacağı ile ilgili bilgi yokmuş. Yıkım ruhsatı verilmişse, veren sorumluluk altına girmiş demekmiş. Vermediyse de mıntıka mühendisi uyuyor mu? Koskoca bina yıkılacak, tüm molozlar adadan taşınacak, arsa haline getirilecek, Belediyenin mıntıka mühendisi bu olanları bilmeyecekmiş. 

Böyle bir ihtimal bana da mantıklı gelmiyor. Duayen olmaya gerek yok görünür mantıksızlığı anlamak için.

Koruma Kurulu ve KUDEB yetkililerinin altında imzası olduğu 01/11/2019/431 nolu  toplantı tarihi ve numarasında 6736 nolu kararında, Adalar Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 15/10/2019 tarih ve 9978 sayılı yazısı ile 35 Ada ve 28 parsele ilişkin hazırlanan rekonstrüksiyon projesinin incelenmesini talep edildiğini, 490428 sayılı uzman raporunun okunduğunu, 34.01.1160 numaralı işlem dosyasının incelendiğini, yapılan görüşmeler ile tescilli yapı için sunulan rekonstrüksiyon projesinin düzeltmelerle uygun olduğuna, uygulamanın 980 sayılı ilke kararı gereğince müellif mimar ve Koruma Kurulu ve KUDEB denetiminde yapılmasına karar verildiği belgelerden anlaşılıyorsa, birde Kamunun bilgilenmesi adına Koruma Kurulu ve KUDEB’e kafamdaki soruları sor bakalım cevapları ne olur, sana vermeseler de kafalarına bazı şeyler dank eder hiç değilse bir daha yerine gidip bakmadan oturdukları yerden uzman raporunun gazı ile karar vermezler, yinede bir faydası dokunur dedi ve aşağıdaki soruları sıraladı.

1- 01/11/2019/431 tarihli toplantı kararınızda, 35 Ada ve 28 parsele ilişkin hazırlanan rekonstrüksiyon projesinin Adalar Belediyesinin tarafından onaylamanız için tarafınıza sunulmuş olduğunu ve KUDEB olarak 680 nolu ilke kararına uyularak uygulamaya geçilebileceğini karar altına alırken, niye kurumunuzun 660 sayılı ilke kararına aykırı karar aldınız.

2- Koruma Kurulu ve KUDEB olarak size sınırsız bir onay imtiyaz hakkı verilmemektedir. Büyükada’daki, 15 pafta, 35 Ada ve 28 parseldeki,147 m2’lik tescilli bahçeli evin resimleri ekte olup, dimdik ayakta olan binaya, restorasyon izni verilip bakım onarımının yapılması gerekirken, Kurumunuzun binayı kalıntı veya yok sayıp, yeniden yapılma anlamına gelen rekonstrüksiyon projesinin onaylanmasının, onaylayanlara adli sorumluluk doğuracağının farkında mısınız?

3- 01/11/2019/431 tarihli toplantı kararınızda onaylayanlar arasında üye Zeynep Gündoğan’ın olduğu görülüyor. Bu kişi Adalar Belediyesinde vekaleten İmar ve Şehircilik Müdürlüğü yapmış hakkında görevde olduğu müddette türlü şaibeler çıkmış daha sonra bu işler için kurumunuza torpille gelmiştir. Kararınızda imzası olduğu gibi, 05/11/2019 tarihli 490428 sayılı uzman raporunu hazırlayan kişi Zeynep Gündoğan mıdır? Uzman raporunu hazırlayan o ise kararınızın tezatlıkları anlaşılabilinir. Kararınızın sebebi için, “güvendik, inandık, bayandır kandırmaz dedik kandırıldık”, böyle oldu denebilinir mi?

4- 01/11/2019/431 tarihli toplantı kararınızda 35 Ada ve 28 parseldeki tescilli binanın komple yıkımı için bir açıklama yoktur. Kararınız tescilli binanın yıkımını kapsamakta mıdır? Belediye yıkımı kendi inisiyatifinde mi yapmıştır?

5- 35 Ada ve 28 parseldeki tescilli binanın gazetemizdeki resmi incelenecek olursa, kapı ve pencere doğramalarının sağlam olduğu, binanın yıkım tarihine kadar içinde oturulduğu, dış cephe sıva, çatı, saçak tamirleri ve tahmini olarak daire içi boya badana yapılması yani restorasyon projesinin uygulanması ile halledilebilecek meseleyi (kapısındaki tabelada yazdığı gibi restorasyon yapılması), tescilli binanın yıkımına kadar götürmek, Belediyenin kurumunuza onaya sunduğu rekonstrüksiyon projesini onaylamak ve uygulamaya sokmak, tarihin bir parçasını yok etmek olmuştur. Konuyu detayları ile bilmiyor olabileceğinizi düşünerek açıklamalarını yaptığımıza göre, işin bu hale gelmesinde tasarrufları olanlar hakkında işlem yapacak mısınız?

6- Binanın yıkılmadan önceki resmine bakıldığında ön cephenin dar olması nedeniyle ön cephede her katta dört kanatlı pencere doğraması olduğu görülmektedir. İnşaata asılan projesinde ise ön cephede her katta iki ayrı pencere doğraması olduğu ve giyotin pencere şeklinde projelendirildiği anlaşılmaktadır. Buradan da 35 Ada ve 28 parseldeki tescilli binanın eski halinde ön cepheye bakan tek odası varken, onaylayıp uygulamaya sokturduğunuz rekonstrüksiyon projesinde iki oda yaptırılmıştır. Eski hali olan dış cephesi değiştirilmiş, yeni hali bol odalı pansiyon veya butik otel hazırlıkları için binanın eski hali feda edilmiştir. Koruma Kurulu ve KUDEB olarak göreviniz, Adalar’daki eski tescilli binaları korumakken, bir takım ticari işletme planlarına, Adalar tarihini oluşturan tescilli binaların tek tek elden gitmesine yol mu vereceksiniz?

7) Tabeladaki yapı denetim neden boş? Yoksa bu yapı denetimden muaf mıdır?

Adaların duayen ismi soruların ardından konuyu toparladı ve “zamanın özgün malzemeleri ile yapılmış tescilli bir bina, gelecek kuşaklara  bırakılacakken, Belediye eli ile yok edilmiş, belki de yanında komşu bina gibi butik otel yapılmak için, yerinde yokmuş gibi, katta kaç oda olursa daha rantıbıl olur mantığı ile  binayı kullanacaklarını düşündükleri iş ile alakalı, iç mahallerin projelendirilmesi ve yeni binanın yapılması için, mevcut sağlam sayılacak tescilli bina ranta kurban gitmiş ve  tamamen yıkılmıştır” dedi.

Duayen mimar, yapılan bu işlemin  2863 S.K’nun 65. Md. ne aykırı olduğunu ve cezai sorumluluğu bulunduğunu, Belediyenin İmar ve Şehircilik Müdürlüğü 35 Ada ve 28 parseldeki tescilli binanın basit onarım ile yapılacağını bilmelerine ve Belediyenin asmış olduğu inşaat tabelasında restorasyon yapılacağı yazmasına rağmen, KUDEB’İ yanıltmak için, hazırlanan rekonstrüksiyon projesine ön onay yani uygunluk vererek, onaylanması için defalarca KUDEB’e göndermiş, KUDEB’de Adalar Belediyesi’ndeki İmar ve Şehircilik Müdürlüğünde vekaleten müdürlük yapan şaibeli memur Zeynep Gündoğan’ın da yardımlarıyla 04/11/2019 tarihinde onaylattırılmış olunduğunu ve tescilli binayı da, yıkım ruhsatı vererek veya vermeseler de göz yumarak yıkılmasına müsaade edildiğini  ve planlandığı şekilde olayı restorasyondan yani basit tamir bakımdan, rekonstrüksiyon projesine, yani yeniden yıkılıp yapılmaya çevrildiğinin  anlaşıldığını söyledi.

Adalar’da iş yapanların Belediye meclis üyeleri olmaları bir yana, koronanın bile inşaatçılar için fırsata dönüştüğü, yıkımların, kaçak inşaatları PANDEMİ ilanının 3194,2863 sayılı yasalara muhalefet için en güzel zaman olduğunu söyleyen Adaların Duayen ismi, bu işin savcılığa taşınması halinde, Belediyenin başkanı, İmar Müdürü, Mıntıka Mühendisi, Projeyi onaylayan uygunluk verenler ile İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 07/11/2020 tarihli 6736 karar nosu altında imzaları olanların hepsi 2863S.K.’nun 65.Md.’sine göre yargılanma durumlarının kaçınılmaz olabileceğini belirtti..

Şükrü Abanoz

YORUMLAR
  1. Bilirkişi dedi ki:

    Konuyu açıklamamız gerekirse, sit alanı olarak ilan edilen bir bölgede tescilli binalarda , inşaî ve fiziki müdahalelere izin vermeye yetkili mercii koruma bölge kurullarıdır. Bu alanda izin almaksızın inşaî ve fiziki müdahalede bulunanlar Kanun’un 65. maddesinin birinci fıkrası uyarınca “iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası” ile cezalandırılacaktır. Der ve bunlar binayı yıkmaktan yargılanır ceza alırlar nokta.

  2. Duayen Avukat dedi ki:

    Ben bu işi biliyorsam bu işin sonu yargı. Nerden mi biliyorum. Kaç kişiyi bu şekilde savundum, ceza aldırdım da ordan biliyorum. Şimdi konuyu baştan alırsak anladığım kadarı ile KUDEP in yıkım kararı olmadan Belediye yıkımı yaptırmış. Belediye yıkım ruhsatı vermesi için kudep kararında yazıyor olması lazımdı. Yazmiyorsa 2863S.K nunun 65. Maddesinden kesin yıkan,yıktıran yargılanır, kaçış yok.

  3. Duayen Vatandaş dedi ki:

    Yıllardır eski eser binamın tuvaleti için bir pencere açtıracam açtıramadım. Ne halt edeceğimi bilemedim. Kimlere gittiysem bir pencereye 10 pencere avanta istediler. Yaptıramadım. Adamalar tescilli binayı yok etmişler. İlla meclis üyesi mi olmak lazım. Bunlar ondan mı meclis üyesi oluyorlar. Ayıp kardeşim bizim işimizide halledin kendi işinizide o zaman iyi ama hep kendilerine çalışırlarsa olmuyor

  4. Zeynoya mesai dedi ki:

    Kudep kararında yıkım kararı yoksa Zeynoya fazla mesai çıktı. Yeni karar aldırıp içine yıkım kararı koydurması lazım. Bu işin saç ayağı zeyno,engino, hüso gerisinin bi tarafına koo.

  5. Avcılar lokumu dedi ki:

    Avcılar şendulu bir yoğun çok yoğun. Ruhsattan başını kaldıramıyor. Kaldırdığında hemen ruhsat verilecek yere gidiyor veriveriyor geligeliveriyor. Paraya para demiyor. Onla yatıyor bunla kalkıyor. Araya cvengoda girdi bakalım onla ne haltlar yiyor. Büyük ikramiye o.

  6. andrea dorya dedi ki:

    Yalnız binalar mı? Bunların hepsi TESCİLLİ !

  7. Aşçı dedi ki:

    Cem Yılmazın dediği gibi Aşçı bahçıvana, bahçıvan şoförü, şoför uşağı sonra hepsi uşağa gibi burada da Adalar Belediye Başkanı Mengin! İmarda iken dedikoduları çıkan Zeyno ile parsayı götürüyor. Mengin adada işleri bağlıyor zeyno da kudeb’i bağlıyor. Ne güzel… Tabi bunların yanında Şebboyuda unutmayalım…

  8. ÇETECİLER dedi ki:

    Çeteciler iş başında. Film içinde film var. Utanmazsızlık had safhada. Allah ayaklarına dolandırıyor işte. Tabelada Restarosyon yazıyor yıkıp yapıyorlar. Bina sağlamdı içinde oturanlar vardı. İçinden kiracıyı çıkartıp,camları pencereleri yıktılar. Binayı viranaye çevirip iki üç ayda toz topraklı fotoğraflarını çekip kurula o şekilde gönderip yıkık binaymış gibi gösterdiler. Binanın camı penceresi kırık olması binanın yıkılıp yapılmasını gerektirmez. Yine restorasyonla yapılacak binayı bunlar el birliği ile yıkılacak şekilde gösterdiler. Bununda ağa babası o renkli gözlü hüso yokmu o yaptırıyor. Menginle birlikte , zeynoyuda çete içine sokup film içinde film çeviriyorlar. Bu işten 200 bin tl pay edilecekmiş. O zeyno denen karı kadar ahlaksızı Adalara gelmedi.Şimdi kudepin başına bela. Menginide yoluna soktu. Kuruldakileride sıraya koydu. Adamları maymun yapmış en altta kurul üyesi olarak imzasını görünce tezgah anlaşıldı. Kuruldakilerin hemen kapının önüne koyması lazım ahlaksız rüşvetçi ırıspıyı. Belediyeye girip memur olmasından kudepe gitmesine kadar her şeyi ırıspılıkla yaptı. Adada kalfalar ustalarla düşen belediyedeki gençlerin hepsini sıraya dizen karı şimdi kurulu iki paralık hale getirecek. Azcık bir itibarları kaldıysa var ya bu karı onuda eksiye getirir. Nada buraya yazıyorum

  9. Çiftçi dedi ki:

    Benin sit alanında tarlam vardı kuyu açayım dedim. Ağır cezada yargılanıyorum. Bunlar koskoca evi yıkmışlar bir şey olmuyor. Böyle kurulun Allah belasını versin benden ne istiyonuzda bunlara bişi yapmıyonuz. İlla eksik etek onun bunun kucağına oturan karımı olmak lazımmış.

  10. Olmaz ama dedi ki:

    Çivi bile çakılamayan’ SİT alanları, Türkiye’de trajikomik olayların yaşanmasına sebep oluyor.
    İzmir’in Seferihisar ilçesine bağlı Sığacık Mahallesi sakinleri de sit alanı uygulaması sebebiyle ‘güler misin, ağlar mısın’ dedirtecek bir sıkıntıyla karşı karşıyalar. Kendi arazilerinde lahana, bamya eken, hayvanlarını otlatan köylüler ağır ceza mahkemesinde yargılanıyor. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, sit alanında tarım yapan köylüler hakkında tek tek suç duyurusunda bulunuyor. Sit yüzünden elektrikten mahrum bırakılan köylülerin çoğu, elektrikli cihaz kullanamıyor, yiyeceklerini buzdolabı yerine kuyularda saklıyor, çocuklar gaz lambasıyla ders çalışıyor. Mahallede, yasaklama yüzünden ağır cezada yargılanmayan kimse kalmamış. Sığacık köyü, bir süre önce mahalleye dönüştürülünce tarihî Teos Antik Kenti’ne komşu oldu. Yıllardır ekip biçtikleri toprakların birinci derece SİT alanı olarak tescillenmesi sebebiyle mahalle sakinleri evlerinin bahçesine ne bir kümes yapabiliyor ne de bir ağaç dikebiliyor. Sebze ekilen narenciye ürünlerini sulamak bile yasak. Bölgedeki ağaçlar susuzluktan ve bakımsızlıktan kurumak üzere. Bahçesinde bamya, fasulye, biber gibi sebze yetiştirmek isteyenlerin suç işlediği gerekçesiyle önce polis karakolunda ifadesi alınıyor, ardından da ağır ceza mahkemesinin yolunu tutuyor.
    Bu alıntıyı paylaşmak istedim. Bu yapıyı yıkanlar acaba bir ceza alacaklar mı? Bu paylaştığım haberi görünce acaba yüzleri kızaracak mı? Sanmam…

  11. Lahana dedi ki:

    Anadoluda sit alanlarının içinde kalan yerlerde Halk tarlasına lahana ekmek için bile polise danışırken, devletle karşı karşıya kalanlar bakımsızlıktan yıkılmak üzere olan evlerine bir çivi dahi çakamazken, akan damındaki kiremidi değiştirdi diye yıllarca yargılananlar varken, Belediyeden ruhsatlı tapulu evlerine çivi bile çakamazlarken, buradaki olan katliama nasıl izin verildi anlayamıyorum. Yazıklar olsun…

  12. Yorumsuz dedi ki:

    AHIRINI ONARDI, BEŞ YIL CEZA ALDI
    Aliağa’da 1. derece SİT alanında tarihi eser ararken yakalanan iki zanlıya, arkeoloji ya da sanat tarihi dersi görmesi cezası verildi
    ALİ EYCE (HABER MERKEZİ)

    İzmir’in Aliağa ilçesindeki Kyme Antik Kenti’nde kaçak kazı çalışması yaparken yakalanan H.K. ve H.Ş’ye 2’şer yıl hapis ve arkeoloji ya da sanat tarihi alanında ders almaları cezası verildi. İzmir Denetimli Serbetlik Şube Müdürlüğü’ne gönderilen karar üzerine, üniversitelerin tarih bölümlerine yazı gönderilerek, iki sanığın cezalarını çekmeleri için derslere ya da kurslara katılıp, katılamayacağı soruldu. Zanlılar gelecek cevaba göre ya tarih derslerine girecek ya da kurs veya seminere katılacak.

    5 YIL HAPİS İSTENDİ
    Aliağa’daki yaşayan H.K. ile H.Ş, Kyme Antik Kenti’nin bulunduğu ve 1. derece SİT bölgesi olan yerde, kaçak kazı yaparken yakalandı. 2 yıl önce, ihbar üzerine yakalanan H.K. ile H.Ş, jandarma tarafından savcının önüne çıkarıldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. H.K. ile H.Ş. hakkında soruşturmayı tamamlayan Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığı, iki sanık hakkında, “2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu” kapsamında, izin almadan 1. derecede SİT alanı içinde kazı yapmak suçundan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı. Aliağa Asliye Ceza Mahkemesi’nde tutuksuz yargılanan sanıklar suçlamaları kabul etmeyip, bölgenin 1. derecede SİT alanı olduğunu bilmediklerini söyledi ve beraatlerini istedi.
    Yargıç, sanıkların suçu işlediklerine dair yeterli delil olduğunu belirterek, H.K. ile H.Ş’yi 2’şer yıl hapis cezasına çarptırdı. Yargıç, daha sonra bu cezayı sanıkların duruşmadaki iyi hallerinden dolayı her iki sanık hakkında da, verilen hapis cezalarının hükmünün açıklanmasını 5 yıl süreyle erteledi. Sanıkların cezalarını bir daha böyle bir suç işlememek kaydıyla erteleyen yargıç, bununla yetinmeyip, sanıkların işledikleri suçun ne olduğunu daha iyi anlamaları için denetim süreci içerisinde, sanıkların arkeoloji ya da sanat tarihi alanında eğitim, seminer ya da kurs programına katılmalarına karar verdi.

  13. Yorumsuz dedi ki:

    Urla, Seferihisar ve Çeşme’de yaşayan köylüler, tadilat yapmak bir yana arazilerine çivi dahi çakamıyor. Tapulu tarlalarını ekip biçtikleri için ağır ceza mahkemelerinde yargılanıyorlar. Urla’nın İskele Mahallesi Muhtarı Yaşar Yağcı, arazisindeki bağ kulelerinde tadilat yaptığı için ağır cezada yargılanmış, verilen 10 ay hapis cezası paraya çevrilmiş. 1984’te taş duvarlar çıktığı için tel örgülerle kapatılan arsasına girmesinin bile yasak olduğunu söyleyen Ahmet Gül, “Yasalar, sırf bizim gibi kanunlara saygılı vatandaşlara mı?” diye soruyor. Seferihisar’ın Sığacık Mahallesi de sit alanı. Tarlasını kullanan 80 kişiden en az yarısı, ya ağır cezada yargılanıp ceza almış ya da halen davaları sürüyor. Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, kendi ilçelerinde sit konusunda çok ağır yasaklar uygulanırken Urla’da yapılan değişikliği hatırlatarak, “Akıl mantık almıyor. İnanılır gibi değil.” ifadelerini kullanıyor.
    Sit alanı olması sebebiyle mülk sahipleri, dedelerinden kalan tapulu arazilerine dahi giremiyor. Bu alanda tarlası bulunun Ahmet Gül, Urla İskele Mahallesi’nde denize 100 metre mesafedeki 11 bin 500 metrekarelik arazisine girmesinin bile yasak olduğunu söylüyor.

  14. Yorumsuz dedi ki:

    Uzungöl’de 2006 yılında yaptığı bina dolayısıyla yargılanan Hasan Asan, imar affından yararlanmasına rağmen Çaykara Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Şaşkına dönen Asan, “Bir önceki mahkeme imar affından yararlanacağımızı belirtirken yeni hâkim ‘Siz bu af kapsamına giremezsiniz!’ diyerek bize ceza yazdı.” dedi. Uzungöl’de 2006 yılında yaptığı bina dolayısıyla yargılanan Hasan Asan imar affından yararlanmasına rağmen Çaykara Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Şaşkına dönen Asan, “Biz imar affına müracaat ettik. Belediye bütün cezalarımızı kaldırdı. Bir önceki mahkeme imar affından yararlanacağımızı belirterek, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden rapor istedi. Rapor mahkemeye gelmiş olmasına rağmen yeni gelen hakime hanım ‘Bu belgeler bu suçu kapsamıyor’ diyerek bize ceza kesti. Şimdi bütün Uzungöl yargılanacak.

  15. Yorumsuz dedi ki:

    Halkların Demokrasi Partisi (HDP) Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, kaçak yapı inşa ettiği gerekçesiyle bir yıldır cezaevinde tutulan Sevan Nişanyan’ın durumunu Mecliste gündemine taşıdı.
    Buldan, Nişanyan’a son dönemde verilen cezaları Meclis gündemine taşıdı. Buldan, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın yanıtlaması için verdiği soru önergesinde “Aynı yasa kapsamında cezaevinde kaç kişi var?” diye sordu.
    Kendi arazisine yaptığı ancak SİT alanı olduğu gerekçesiyle mühürlenen 40 metrekarelik evin inşaatını tamamladığı gerekçesiyle iki yıl hapis cezası alan Nişanyan, cezası kesinleşince 2 Ocak’ta Torbalı Açık Cezaevi’ne teslim olmuştu. Nişanyan, bir yıllık zaman zarfında dört kez cezaevi değiştirmişti.
    Kaç kişi Nişanyan gibi cezaevinde?
    Nişanyan’ın mahkumiyetine dayanak oluşturan 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 65/b maddesinin Anayasa Mahkemesi’nin 11 Nisan 2012 tarihli kararına uygun şekilde 11 Ekim 2013’te değiştirildiğini Bakan Bozdağ’a hatırlatan Buldan, “2863 Sayılı Yasanın 65/b maddesi yürürlükte iken bu madde kapsamında ceza alan ve cezaevinde infazı gerçekleşen kaç kişi bulunmaktadır?” diye sordu.
    Sevan Nişanyan’ın, yürürlükten kaldırılan (mulga) bir ceza maddesine dayalı olarak cezalandırıldığını savunan Buldan, bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma hakkı ve cezaların yasallığına dair 6. ve 7. maddelerine aykırılık teşkil ettiğini bildirdi.
    Soru önergesindeki sorular
    * 2863 Sayılı Yasanın 65/b maddesi yürürlükte iken bu madde kapsamında ceza alan ve cezaevinde infazı gerçekleşen kaç kişi bulunmaktadır?
    * Halihazırda ilga edilen 2863 Sayılı Yasanın 65/b maddesinin uygulanması neticesinde ceza alan ve cezaevinde infazı gerçekleşen kaç kişi bulunmaktadır?
    * 6498 sayılı yasa kapsamında yargılanan, ceza alan ve cezası infaz edilen kaç kişi bulunmaktadır?
    * Yasa hükmü ilga edilmesine rağmen Yargıtay tarafından onanmış olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Cezanın yasallığı ilkesi neden çiğnenmiştir? Yargı mercilerinin takdir hakkını mevcut kanunun hükmünü uygulamama yönünde keyfi bir biçimde kullanması hukuk devleti ile çelişmemekte midir?
    * Halihazırda Türkiye’de olmayan bir yasa maddesinden ötürü cezalandırılan kaç kişi vardır?” (EÖ)

  16. belediye dedi ki:

    Bu kadar ufak tefek işlere takılmayın ,adam restorasyon demiş binayı yıkmış elle temel betonu dökerek devam etmiş vardır bir bildiği , yoksa bu işin doğrusu önce yıkım ruhsatı,yıkım tespiti,kadastro cins değişikliği vs. işlemleri yapmadan inşaat ruhsatı alamaz mümkün değil hadi aldı diyelim adliyede kendini kurtaramaz