logo

üsküdar evden eve nakliyat sex izle seks izle

Adalet ve Liyakat


facebook
Selçuk Tütak
desselcuktutak@gmail.com

Adaletin temel anlamı; hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk, zulüm etmemek, herkese hakkını vermek gibi ifadelerden müteşekkildir. Liyakat ise bir kimsenin kendisine iş verilmeye uygunluğu, yaraşırlık durumunu ifade etmektedir. Kuran-ı Kerimin dört esasından biri de adalettir. Adalet iki kısımdır.Gerçek ve tam adalet olan adalet-i mahza “Birisinin hatası ile başkası cezalandırılamaz, hak haktır, büyüğüne küçüğüne bakılmaz. Bir fert, umumun selameti için dahi feda edilmez. Toplumun selameti için ferdin hayatı veya hakkı feda edilemez. Hem bir masumun hakkı, bütün halk için dahi iptal edilmez.” düsturlarını barındırır ve gerektirir. Adalet-i mahzada bir şahıs kendi rızasıyla hakkından vazgeçmediği müddetçe, bütün insanların faydası için de olsa onun hakkı çiğnenemez.

Nakıs adalet olan adalet-i izafiye ise “Küllün selâmeti için, cüz’ü feda eden adalet tarzı.” “Cemaatin menfaati için, ferdi feda eden adalet şekli.”dir. Şimdi İslam tarihinden biri adalet üzerine bir de liyakat üzerine iki örnek vermek istiyorum:

Birincisi: (Adalet)

Hz. Ömer’in halifeliğinde peygamber efendimizin yakın arkadaşı ve sahabe Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a) Şam’da validir. Burada bir camiyi genişletmek ister. Bu nedenle de caminin etrafındaki arsaları kamulaştırır. Herkes arsasının bedelini alır ve isteyerek arsasını camiye devreder. Ancak Şam’da yaşayan bir Yahudi, camiye bitişik olan arsasını satmak istemez. Vali arsasının değerini fazlasıyla verse de Yahudi vatandaş arsasının kamulaştırılmasına rıza göstermez. Bunun üzerine vali arsaya el koyar ve bedelini adama gönderir. Haksızlığa ve zulme uğradığını düşünen Şamlı Yahudi, Medine’nin yolunu tutar ve Hz. Ömer’e derdini anlatır. Bunun üzerine Hz Ömer ‘ “Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim.” notunu valiye gönderir.( Nuşirevan ki İran’da 531 ile 579 yılları arasında hükümdarlık etmiş, adaletiyle ün salmış Sasani şahıdır.Çete kurmak, haydutluk yapmak ve hırsızlık suçlamalarından dolayı öz oğlu ve vezirini dar ağacında sallandırmıştır.) Bu notu gören vali, hayatının hatasını yaptığını anlar ve pişman olur. Şamlı Yahudi’ye arsasını geri vererek adalet-i mahzayı yerine getirmiş olur. Bunun üzerine Şamlı Yahudi Müslüman olur ve gönül rızası ile arsasını bağışlar.

İkincisi: (Liyakat)

Peygamber efendimiz Mekke’nin fethinden sonra Kabe’nin anahtarını kendisine getiren sahabe ve damadı Hz. Ali’ye değil; Uhud harbinde müşriklerin safında yer alan fakat Kabe Kayyımlığı ile vazifeli, yıllarca buraya hizmet etmiş olan bir ailenin soyundan gelen Osman Bin Talha’ya vermiştir. Resûlullah efendimiz, Nisâ sûresinin, Allahü teâlâ size emânetleri ehline vermenizi emreder meâlindeki 58. âyet-i kerîmesini okuyup, anahtarı Osman bin Talha’ya ve amcasının oğlu Şeybe’ye verdi. Ona buyurdu ki:
– Ey Ebû Talhâ evlâdı! Ceddinizden kalma olan emâneti sizde payidar ve bâki olmak üzere alınız. Bunu zâlim olmaksızın hiçbir kimse sizden alamaz.

Kuran-ı Kerimde adalet konulu ayetlerden de birkaçı:

(Nisâ Suresi), 58. Ayet
Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

 

 Sure (Nisâ Suresi), 135. Ayet
Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

 

Sure (Mâide Suresi), 8. Ayet
Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

 

Sure (Nahl Suresi), 90. Ayet
Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. 

 

Sözün güzelliği kısalığındadır.Bu ayetler üzerine başka söze hacet yok. Şimdi soruyorum ey yetkili makamlar ve şahsiyetler!

 

– Bir kuruma atama yapılırken adalet ve liyakat esaslarına mı uyuluyor yoksa bu adam bizden, bize yakın, bize taraftar, sesini çıkarmaz ve itiraz etmez gibi kriterlerle mevcut durum muhafazaya mı çalışılıyor?

 

-Adalet dağıtılırken makam ve mevkiye göre, toplumsal tepkiye göre, basına yansımasına göre, zengin veya fakir olmasına göre değişiyor mu yoksa bir çobanla bir padişah adalet konusunda aynı muameleyi mi görüyor?

 

-Mükafat veya taltifler dağıtılırken adil mi davranılıyor yoksa yakın arkadaşlardan mı başlanılıyor? Önce eş, dost akraba gözetilip adalet-i mahza çiğneniyor mu?

 

-Birisinin hatası yüzünden koca bir toplum cezalandırılmaya çalışılıyor mu? Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itiyor mu?

 

-Bir masumun hakkı ile çoğunluğun hakkı bir mi tutuluyor yoksa çoğunluk için cüzlerin hakkı feda mı ediliyor?

 

Kısacası Müslümanlık sadece ibadetten ibaret değildir.  İbadet şahsi olan ve sadece kişinin nefsini ilgilendiren kısmıdır. Sadece ibadet kısmını nazara verip adalet, hukuk, kul hakkı, itikad, muamelat, ukubat, ahlak, nasihat, va’d ve vaid, ilim vs. konularını teferruat sananlar elbette hata içerisindedirler. Umarım günü kurtarmak ve yetkiyi kaybetmemek adına yapılan bu hatalardan bir an önce vazgeçilir.

Selçuk Tütak

Etiketler: » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

9+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Akülü araç kullanmayı hak edelim

    22 Ağustos 2017 Burgazadası, Büyükada, Heybeliada, Kınalıada, köşe yazarları, Manşet, Sedefadası

    Her beldede olduğu gibi Prens Adalarında da rahat ve huzurlu yaşayabilmeniz için verilen kurallara uyum sağlamamız yine bizim lehimize olacaktır. Son yıllarda hep konuşulan, hep tartışılan, yerel basında işlenen konulardan birisi de son yılların git gide artan ve insana fayda sağlamak yerine zarara uğratan akülü araçlardır. Bu araçlar, yaşlılar, hastalar, emekliler, marketlerin sipariş dağıtımı gibi işlerinde gereklidir. Diğer adalarda da sorunlar yaşandığını duyuyorum fakat ben yaşadığım Kınalıadanın sorununu dile getirmek istiyorum....
  • GÜVENDEN İKAMETE

    14 Temmuz 2017 köşe yazarları, Manşet

    Son Belediye seçimleri esnasında, hatta çok daha önceden, okuyucularımın hatırladıkları gibi, her yazımda ve her fırsatta adamızın yazlıkçılarını yazılarımla hatta şifahen de ikametlerini adaya almaları için ikaz etmiştim. O yıllarda, Prens Adalarının sağlık sorunları insanları bu konuda cidden engelliyordu. Bildiğiniz üzere, bu çok önemli konuda artık gelişmeler oldu. Gönül ister ki Adalarımızda tam teşekküllü bir hastanemiz olsun ve emek verenler ile çaba gösterenlerin önü kesilmesin. Tüm Prens Adalarının ve Kınalıadamızın sorunları artık ...
  • VATAN HAİNLERİ

    08 Temmuz 2017 köşe yazarları

    Dökülmeden tek tek; Gökteki yıldızlar. Kimse susturamayacak, Yankılanacak ezanlar.   Sura üflemeden İsrafil, Yandıkça gökteki kandil, Hainler hesap verecek, Ateş yağdıracak Ebabil.   Gölgesi var oldukça vatanın, Ahde vefası var, ulu Osmanlının. Kim ki ihanet ederse; Bağrı yansın, gözlerinden kan aksın.   Plevne'de kahraman Osman Paşa, Tuna nehri şahittir bu savaşa, Hainler tek millet olsa da; Mücadele farzdır, iman dolu her başa.   Hilafet sancağı emanetimizdir, ...
  • Deniz Seki

    06 Haziran 2017 köşe yazarları

    Sanatçı demek aydın kişi demektir. Sadece eserleriyle değil; hal, hareket ve davranışlarıyla da topluma yön veren kişidir. Şimdi bir sanatçı düşünün; Uyuşturucudan hüküm giymiş, İki buçuk sene içerde yatmış, Sonra da haliyle cezası bitince salıverilmiş. Buraya kadar olan her şey rutin birer gelişmeden ibaret, Olması gereken de bu zaten… Kimsenin kimseyi tekrardan yargılayıp ötekileştirmesine hakkı yok, gerek de yok. Kimsenin haddi de değil. Fakat buradaki durum biraz farklılık arz ediyor. Biz olaya eğitim açısından bakacağız. Oluştu...