Ağlarız peşkeş çekilen yollarımıza!!!

Ağlarız peşkeş çekilen yollarımıza!!!
Share

24/12/2018 tarihinde “Adalar Belediyesi halkın yollarını “PEŞKEŞ” çekiyor!” haberi üzerine tanıdığımız tanımadığımız pek çok adalı gazetemizi aramış Adalıların kanayan yarasını dile getirdiğimiz için minnettarlıklarını belirtmişlerdir.

Adalıların gazetemizden talebi, yaklaşan yerel seçimlerde adaların sahillere inen yollarının halkın kullanımına iade edilmesinin, partilerin  belediye başkan adaylarından her birinin  seçim manifestolarının birinci sırasında yer almasının sağlanması için aralıklarla gündemde tutmamızı, konunun gazetemizde örneklemeler yapılarak Adalıların Belediye Başkan Adaylarına ‘karşı oyumu istiyorsan sahillerden  halkın ücretsiz faydalanma hakkımızın  geri verilmesi, sahillere ulaşım içinde kulüpler, CEO’lar, Holding sahipleri, Para babaları tarafından gasp edilip demir parmaklıklar, demir kapılar ile kapatılan yol girişlerinin kaldırılarak resmen işgal altında olan yolların  kullanımına açılmasını sağlamalısın yoksa partilide olsam oyum gönül vermiş olsam da kendi partime değil  bunu sağlayacak başka  partiye olacaktır’ demelerinin sağlanması için kamuoyu oluşturmamıza önderlik etmemizi istemişlerdir.

Haklar verilmez alınır derler ama sahillerin halka açık olduğu ve hiçbir şekilde halka kapatılamayacak zaten kanunlar tarafından bizlere verilmiş olan bir hakkımızdır. Hem de  kanunların anası sayılan Anasaya ile. Peki nasıl oluyor da bu Anayasa ile verilen hakkımız elimizden alınıyor ve kanunlar kağıt üzerinde kalıyor ?

Türkiye kabile devleti değildir. Sahipsizde değildir. Devlet yerel yönetimlere yani belediyelere bıraktığı halkın haklarının gasbına seyirci kalmayacak er geç müdahale edecektir.

Adaları yıllardır yöneten belediyeler, yağmacı ve gaspçı para babalarının, kulüp adı altında kurulmuş olup da yüksek paralar karşısında üye ve aidat ödeyebilen zenginlerin oluşturduğu sosyete kulüplerinin işgal ettikleri sahillere karşı halkın haklarını korumamışlar, sahil gasplarını görmezden gelmişler, yasal işlem yapmamışlar, yaptılarsa da bir soruşturma olduğu takdirde işlem yaptık ama yıkım ekibimiz yok ne yapalım engel olamıyoruz diyebilmek için göz boyama işlemi yapmışlar sonrasında mühürlememişler mühür fekkinden savcılık ve yargı aşamalarını yapmamışlar, sahil işgal ve gasplarına karşı kendilerini kurtaracak göstermelik bir dizi yazışma, tutanak yapıp yağmaya yol vermişler, sahillerden belirli zengin zümrenin dışında faydalanılmasını engellemişlerdir. 

Halen başkan olan Atilla AYTAÇ‘ın ise, son günlerde Adalar’da ekürisi olan İlçe başkanının eski kayıkhaneyi özel plajı haline getirmesine ve halkın anayasa ile kesinleşen sahillerden faydalanma hakkını adalılara para ile satmasına göz yumduğu, para kazanmasına müsaade ettiği tüm adalıların buna tepki gösterdiği, CHP genel merkezine kadar yapılan şikayetlerden ise sonuç alamadıklarını söylemektedirler.

Bu ve benzer şikayetlerin, anlık  olarak CHP Genel Merkezi Kemal Kılıçdaroğlu’na kadar gittiği içinde 31 Mart’taki yerel seçimlerde, Adalar Belediye Başkan Adayı olarak  Atilla Aytaç’ın gösterilmeyeceğinin kesin olduğu söylenmektedir.

Halkımızın ücretsiz kullanacağı sahiller para babalarının özel plajları haline getirilmiş, Prens Adalarının nerdeyse tüm sahilleri, ranta kurban edilmiş, dört tarafı deniz olan Adalar’da Adalıların ayaklarının parmaklarını dahi denize sokacak kıyı bırakılmamış ve bu gasplar, sahil ve yol yağmaları olurken Adalar Belediyesi’nde Atilla Aytaç da seyretmekle yetinmiştir. Seyredecekti niye belediye başkanı olmuştur? O makama ilçede yaşayanlara hizmet edeceksen oturacaksın yoksa sahil işgalcilerinden farkın kalmaz. Niye sessiz kaldığına gelince bizim dilimiz varmıyor söylemeye ama bilen biliyor.

Neticede Adalar Belediyesi, bugüne kadar halkın sahillerde denize girme hakkını önce sahillere giden yolların gasp edilmesiyle yollar çıkmaz sokak haline getirtmiş sonra sahillere komşu parsel sahiplerine aleni olarak peşkeş çekmiştir. Adalar’daki sahillere inen yollar, kadastral paftalarda gözükmesine rağmen, oldu bittilerle, işgallerle kağıt üzerinde varken fiilen ortada değildir.

Hele hele sokağın peşkeş çekileceği biliniyor gibi sokak adının da peşkeş sokağı olması da dramı komik hadise olmuştur. Büyükada Anadolu Kulübünün sokak görüntüleri incelendiğinde 23 Nisan Caddesinin Mehmetçik Sokak ile kesiştiği noktadan itibaren kalan 70-80 mt kısmı ile Bahçeler Önü Sokak ile Peşkeş Sokağın kesiştiği noktadan sahile doğru inen ve 23 Nisan Caddesi ile kesişen 40 mt kısmının Anadolu Kulübünün içinde kaldığı ve bu kesişim noktalarının demir kapı ve görevlilerince 7-24 nöbet tutularak sadece kulübe üyelerin alındığı bir hale geldiği görülmektedir.  

Bakınız Belediyenin işgal edilmiş yolundan geçmek isterseniz eğer öncelikle Kulübe 40-50 BİN TL verip üye olacaksınız. Sonrasında işgal altındaki sizin yolunuz artık Anadolu Kulübüne geçtiğinden kılık kıyafetinizede dikkat etmeniz gerekecek. Size şöyle diyecekler. “Tesisimiz Anadolu Kulübü Derneğine ait olduğundan dolayı derneğin kıyafet yönetmeliğine uyulması zorunludur. Tesisimiz bu yönetmeliğe uymayanları kabul etmeme hakkını saklı tutar”

Bu arada kulüp, sahili doldurmuş üstüne, bir güzel havuz, birde güzel iskele, rıhtım yapmış oradan faydalanmak sade vatandaşın hakkı değil. Kimin cebinde 40-50 BİN TL varsa üye olacak faydalanacak. Yoksa yok.  Hani sahiller vatandaşlarındı, hatta Anayasa ile korunan hakkımızdı..!

Şükrü Abanoz

[sliderpro id=”5″]

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*