DOLAR 7,6741
EURO 8,9878
ALTIN 468,778
BIST 1096,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu

Bir Türk Dünyaya Bedel

08.01.2020
A+
A-

Gazeteci, turizmci ve yazar olduğum için biraz daha insanlarla haşır neşir haldeyim. Sadece bizim insanımızla değil, birçok ülkenin insanını da tanımış oluyorum.

Bizleri seviyorlar mı, korkuyorlar mı, hoşlanıyorlar mı, ya da bir hayli ilginç mi buluyorlar bunlardan çok emin değilim. Sadece şunu uzun yıllardır turizm camiasında olduğumdan rahatlıkla söyleyebilirim,

Bizi çok merak ediyorlar ve bizden çekiniyorlar.

Bunun adına bazıları Türklerden korkuyorlar diyorlar, doğrudur.

Sn. Erhan Afyoncu’nun bir yazısında söz ettiği bazı konular benimde bildiklerime çok yakın.

Eskilerde, Türkler ’den o kadar korkuyorlardı ki kaleleri sağlam olsun diye temeline Türk kafataslarını atıyorlar diye yazmış.

Bununla da kalmıyorlarmış, Türker’in kemiklerini muska gibi yanlarında taşıyorlarmış,

Türkler ‘den korunmak için her şeyi yapıyorlarmış.

Tabi o dönemlerde Türk Korkusu adı altında bir korku varmış.

Türk’lerin ayak sesleri adı altında birçok kitap yazılmış, Türkleri anlatan hikayeler kaleme alınmış.

Hatta, uyumayan veya yaramazlık yapan çocuklara;

“Çabuk uyu, yaramazlık yapma bak Türk’ler gelir’ diyorlarmış.

Yaygın bir Türk korkusu…

Bakın o zamanlar Avusturyalılar, Türk mezarlarını açıyorlarmış, kafataslarını ve kemiklerini ganimet olarak alıyorlarmış. Dahası bu kafataslarını satıyorlarmış.

Türk Kafatasları, rütbelere göre fiyat biçilerek satılırmış.

Türk akınlarını durduramadıkları için korkularından Türk kafataslarını yanlarında taşırlarmış.

Türklere karşı dayansın diye yaptıkları kalelerin temellerine Türk kafatası gömerlermiş.

Türk Kafası diye bir tabir vardır ya ne yazık ki o da o zamanlarda, özellikle Türk Paşalarının kafataslarının çok para ettiğinden söylenmiş.

Bir detay daha var ki, tüylerim diken diken bu yazıları okuduğumda;

“İnsan yağı hem de açık havada kurutulmuş insan eti o zamanlar mucizevi ilaçlar olarak kabul edilir. Bunlar Alman eczaneleri tarafından 19. yüzyıla kadar resmi olarak satışa sunulurmuş.”

Esir Türk Kızları kitabımı yazarken, Viyana kuşatmasını araştırmış, kitabımı da bu konu üzerinden kaleme almıştım. Viyana önlerinde öldürülen Türk askerleri ve dolayısıyla Türk korkusunun detaylısını araştırmalarımda edinmiştim.

Gazi Mustafa Kemal Paşa 1924 yılı Ağustos’unda, Kastamonu’da asker koğuşlarını ziyaretten çıkarken;

“Bir Türk, on düşmana bedeldir” yazılı levhayı gördü. Subaya levhayı göstererek sordu:

“Öyle midir?”

“Evet Paşam.”

“Hayır, çocuğum, bence öyle değildir. Bir Türk dünyaya bedeldir.”

Bir Türk Dünyaya Bedel.

Atatürk’üm nurlar içinde yat.

Nazan Şata Şatana

ETİKETLER: ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.