DOLAR 6,7534
EURO 7,5743
ALTIN 369,186
BIST 109111,34
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Bir yazar bir gece Ayasofya’da kaldı

23.05.2016
A+
A-

Prenses ve rüya!

Çok büyük ama bir o kadar karanlık bir yerdeydi. Yürüyordu ama karanlığa doğru ilerlerken gelen bir kadın sesine yaklaştığını bilmiyordu. Bir kadın ağlıyordu herhalde! Sesi çok uzaklardan geliyordu. Ses bazen çok yakınında oluyordu bazen duymakta zorlanıyordu. Ağlama sesi sonraları bilmediği bir dilde hüzünlü bir şarkıya dönüştüğünde sese de yaklaştığını düşünmüştü.

Bir yazar bir gece Ayasofya'da kaldı

SABAHA KADAR AYASOFYA’NIN TÜM ÂLEMLERİNE SİHİRLİ BİR YOLCULUK YAPTI.

NEREDE?

AYASOFYA’DA GECE BULUŞMASI’NDA…

Uzun dar koridor benzeri bir yerden ilerliyordu. İki yanında kapıları olan yerler vardı ama o sadece karanlığın içinde göz aldatması ile görebildiği karanın en karası kapıları görüyordu. Sese doğru ilerledikçe sesin kendini etkilediğini fark ediyordu. Gitmek önce ağlayan sonra şarkı söyleyen bu güzel sesin sahibini bulmak, tanımak onunla konuşmak isteği durmadan artıyordu.

Daha hızlı yürümeliydi, kendini bu kadar etkileyen sesin sahibine bir an önce kavuşmalıydı. Kavuşmak!

‘Nasıl yani? Tanımıyorum ki onu kavuşmak isteyeyim’ diye geçirdi içinden ama ona karşı tarifsiz bir görme isteği vardı.

Koşmaya başlamıştı. Dar karanlık koridor daha da uzağa gidiyordu, uzadıkça ses yaklaşıyordu. Sonunda önünde bir anda beliren kapıya az daha çarpıyordu. Nefes nefese kalmıştı. Kapıyı hafifçe itelediğinde kapı ağır ama yüksek bir gıcırtıyla açılmaya başladı. Huriye’nin gözüne ilk çarpan, küçük bir pencere oldu. Pencereden belli belirsiz bir ışık geliyordu. Önce hemen seçemediği bir süre sonra fark ettiği çok güzel bir kız vardı ve şarkıyı o söylüyordu. Huriye onu tanıyor gibi fısıldadı.

Honoria seni dinlemeye geldim.”

Honoria kimdi, onun ismini nereden biliyordu? Genç kız ona yavaşça döndüğünde Huriye’nin şaşkınlığı daha da arttı.

“Ömrümde böyle bir güzellik görmedim” dedi. Genç kız ona bakıyordu. Gözlerinin içine bakıyordu.

“Beni kurtaracak mı? Benimle evelenecek mi?”

“Kim?”

“O büyük hükümdar.”

“Büyük hükümdar kim? Ben bilmiyorum.”

“Ona söyle lütfen beni hemen kurtarsın.”

“Kime söyleyeceğim?”

“Söyle beni kurtarsın.”

Genç kızın sesi uzaklaşmaya başladığında, Huriye’yi bir çekim geriye çekiyordu adeta. Gitmek istemiyordu ama bir vakum gibi birileri onu çekiyorlardı.

“Bir dakika durun bana söyleyecekleri var. Kim çekiyor? Rahat bırakın beni.”

Hareketler kendi kontrolünden çıkmıştı. Hiçbir yerini kendi isteği ile oynatamıyor, hareket ettiremiyordu. Sesi de kısılıyor muydu yoksa konuşma yetisini mi yitiriyordu. Sonra sesler duymaya başladı.

“Atlılar geliyor, bırakın beni çiğneyecekler.”

“Bilmediği eller onu geriye çekiyorlardı. Atlıların sesleri ile kılıçların birbirine çarptığı zaman çıkardıkları sesler gittikçe yaklaşıyordu. Huriye iyice paniğe kapılmıştı.

“Beni ezecekler, beni ezecekler!”

Yerinden fırladığında hala ‘beni ezecekler ’diye bağırıyord

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR
  1. Sare Işık dedi ki:

    Öyle güzel bir anlatım sanki içinde yaşıyosun