logo

üsküdar evden eve nakliyat sex izle seks izle

Bırakın Öğretmenler işini yapsın


facebook
Selçuk Tütak
desselcuktutak@gmail.com

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üçer yıllık dönemler halinde yapılan ”Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA projesi 2012 değerlendirmeleri sonucunda 65 ülke arasında Türkiye 45. sırada yer almıştı. Bu günlerde TIMSS projesi ülkemizde uygulanmaya konuluyor. TIMSS, öğrencilerin matematik ve fen alanlarında kazandıkları bilgi ve becerilerin değerlendirilmesine yönelik bir tarama araştırmasıdır. Uluslararası Eğitim Başarılarını Değerlendirme Kuruluşu (International Association for the Evaluation of Educational Achievement) IEA’nın bir projesidir. Dünyadaki en büyük ve en kapsamlı uluslararası öğrenci başarılarını değerlendirme çalışmasıdır. Bu araştırmanın sonucunun da aynı şekilde ülkemiz açısından düşük olacağını tahmin etmek için müneccim olmaya gerek olmadığı kanaatindeyim.

 

Son 10 yılda yaklaşık 169 bin 200 derslik yapıldı. Hükümet bu konuda üstün çaba sarfetti ve ediyor. Yeni yeni okul binaları dikildi. Teknoloji ile donatıldı. Fatih projesi gibi kapsamlı projeler hayata geçirildi. Tabletler dağıtıldı. Yüz binlere varan yeni öğretmen atamaları yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor. Fakat ne yazık ki sonuçlar bir türlü değişmiyor. Eğitim öğretim çıtası bir türlü yükselmiyor.İstenilen aşamaya geçilemiyor. Hedefin gerisinde kalınıyor.

 

Demek ki bir yerlerde hata var, eksik bir şeyler yapıyoruz. Bunları sorgulamamız gerekiyor. Ne yazık ki ülkemizde yapılan bütün tatbikatlar, bütün çalışmalar bilirkişilerin(!) raporlarına göre %100 başarı(!) ile sonuçlandığı için tedbir ve önlem için gereksiz bir yaklaşım sergileniyor. 1999 depreminden önce Türkiye genelinde belki yüz binlerce tatbikat yapılmış ve hepsi başarı ile sonuçlanmıştı. Fakat deprem olduktan, canımız yandıktan sonra aklımız başımıza gelmiş, gerçekler ortaya acı bir şekilde faş olmuştu. Deprem tatbikatlarındaki %100 başarısı sanal başarıdan ibaretmiş. Eğitim ve öğretim de aynı şekilde bundan farksız değil, benzer bir çizgide seyrediyor. Evet hakikaten hükümet bu konuda üstün çaba sarf ediyor, farkındayız ve görüyoruz aynı zamanda tebrik ediyoruz.  Fakat her şey gayet güllük gülistanlıkmış algısı da mevcut. Halbuki ciddi sıkıntılar var. Bu sıkıntıların oluşma sebeplerinin arasında ailede eğitim, okur yazarlık, teknolojik gelişmeler, ekonomik yetersizlik, akıllı telefon ve internet bağımlılığı, disiplin sorunları, parçalanmış aileler vs olmakla beraber en büyüğü eğitimin vazgeçilmezi öğretmenlerin huzursuz edilmesi, bazen de mobbing uygulanmasıdır. Öğretmenler üzerinde çok büyük baskılar mevcut. Veliler, idareler, medya,  bilinçli veya bilinçsiz olarak öğretmenleri baskı altına almaya ve yıldırmaya yönelik açıklamalar, yayınlar, istek ve arzular ile boğuyor. İtibarsızlaştırma politikaları ile şevkini kırıyor, atalete uğratıyor. Öğretmenlerin en ufak bir uyarısı durumunda bile çocuğunun psikolojisinin bozulduğunu iddia eden, düşük not aldığında suçu öğretmene atan, evde ders çalıştıramamanın ve tekrar yaptıramamanın sorumlusu olarak bile öğretmeni gören veliler idarenin yolunu tutmakta, şikayet hatlarını aramakta, bakanlığa dilekçeler göndermekte ve işi yokuşa sürerek eğitimin bel kemiğine darbe vurmaktadır. Ortada bir haksızlık varsa elbette ki herkes hak arama yollarına gitmeli. Fakat iletişim ve diyalog yolları denenmeden, tarafları bire bir dinlemeden atılan her adım çözümsüzlüğe atılan bir adım olacaktır.Yine aynı şekilde idareciler veya müfettişler en ufak bir şikayet durumunda öğretmenleri yıpratmak adına ellerinden ne gelirse yapmaktadırlar. Öğrenci ve velilerden gelecek olası tepkileri bertaraf etmek için adaletsiz bir yaklaşım sergilemektedirler. Basın hakeza aynı tavrı sergilemekte adeta öğretmenleri hedef tahtasına oturtmaktadırlar.

 

Tabi burada bir bütün toplumu kastetmiyorum. Saygıdeğer velilerimizi, şevkengiz idarecilerimizi tenzih ediyorum. Elbette ki bu mezkur durumun muhatabı olan velilerimiz ve idarecilerimiz denizde bir damladır. Hepsi birer istisna da olabilir. Fakat netice itibarına bakacak olursak küçücük bir kibrit koca bir ormanı yakabilir ve zarar verebilir. Tahrip ciheti anında külliyet kesb eder. Bu yüzdendir ki moral bozmak, pasifize etmek çok esheldir. Yapıcı olmak motive etmek ise çaba ister, emek gerektirir.

 

Neden iletişim yoluna gidilip sorunlar çözülemiyor? Anlamak hakikaten çok güç…Öğretmenlere eğitimden el etek çektirirsek PISA’da da TIMSS’te de durum değişmeyecektir. Bırakalım öğretmenler işini yapsın. Emin olun o zaman çadırda bile olsa eğitim ve öğretimin çıtası yükselecektir. Akıllı tahta olmasın, tabletler olmasın, kara tahta olsun fakat öğretmenler huzurlu olsun.

 

Bu durumdan bir öğretmen arkadaşımız o kadar rahatsızlık duymuş olmalı ki sosyal medyada paylaştığı  ”Öğretmenlerin değerli olduğu dönemlerde öğrenci, öğrencilerin değerli; öğretmenlerin değersiz sayıldığı dönemde de öğretmen olduk”  veciz ifadesine hayran kalmamak mümkün değil. Elbette arkadaşımız bu gerçekliği durup dururken dile getirmedi. Sanırım toplum olarak hiçbir konuda hadd-i vasat yani orta yol üzerinde anlaşamıyoruz. Ya ifrat ediyoruz ya da tefrite düşüyoruz. Fakat bizim temennimiz hem öğrencinin, hem velilerimizin, hem de öğretmenin değerli olduğu, kimsenin baskı altında kalmadığı ve bırakılmadığı bir eğitim öğretim dönemidir. Umarım bu dileğimize sevgili velilerimizle, saygıdeğer idarecililerimizle, değerli basınımızla el ele verip başarırız

Etiketler: » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

7+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Akülü araç kullanmayı hak edelim

    22 Ağustos 2017 Burgazadası, Büyükada, Heybeliada, Kınalıada, köşe yazarları, Manşet, Sedefadası

    Her beldede olduğu gibi Prens Adalarında da rahat ve huzurlu yaşayabilmeniz için verilen kurallara uyum sağlamamız yine bizim lehimize olacaktır. Son yıllarda hep konuşulan, hep tartışılan, yerel basında işlenen konulardan birisi de son yılların git gide artan ve insana fayda sağlamak yerine zarara uğratan akülü araçlardır. Bu araçlar, yaşlılar, hastalar, emekliler, marketlerin sipariş dağıtımı gibi işlerinde gereklidir. Diğer adalarda da sorunlar yaşandığını duyuyorum fakat ben yaşadığım Kınalıadanın sorununu dile getirmek istiyorum....
  • GÜVENDEN İKAMETE

    14 Temmuz 2017 köşe yazarları, Manşet

    Son Belediye seçimleri esnasında, hatta çok daha önceden, okuyucularımın hatırladıkları gibi, her yazımda ve her fırsatta adamızın yazlıkçılarını yazılarımla hatta şifahen de ikametlerini adaya almaları için ikaz etmiştim. O yıllarda, Prens Adalarının sağlık sorunları insanları bu konuda cidden engelliyordu. Bildiğiniz üzere, bu çok önemli konuda artık gelişmeler oldu. Gönül ister ki Adalarımızda tam teşekküllü bir hastanemiz olsun ve emek verenler ile çaba gösterenlerin önü kesilmesin. Tüm Prens Adalarının ve Kınalıadamızın sorunları artık ...
  • VATAN HAİNLERİ

    08 Temmuz 2017 köşe yazarları

    Dökülmeden tek tek; Gökteki yıldızlar. Kimse susturamayacak, Yankılanacak ezanlar.   Sura üflemeden İsrafil, Yandıkça gökteki kandil, Hainler hesap verecek, Ateş yağdıracak Ebabil.   Gölgesi var oldukça vatanın, Ahde vefası var, ulu Osmanlının. Kim ki ihanet ederse; Bağrı yansın, gözlerinden kan aksın.   Plevne'de kahraman Osman Paşa, Tuna nehri şahittir bu savaşa, Hainler tek millet olsa da; Mücadele farzdır, iman dolu her başa.   Hilafet sancağı emanetimizdir, ...
  • Deniz Seki

    06 Haziran 2017 köşe yazarları

    Sanatçı demek aydın kişi demektir. Sadece eserleriyle değil; hal, hareket ve davranışlarıyla da topluma yön veren kişidir. Şimdi bir sanatçı düşünün; Uyuşturucudan hüküm giymiş, İki buçuk sene içerde yatmış, Sonra da haliyle cezası bitince salıverilmiş. Buraya kadar olan her şey rutin birer gelişmeden ibaret, Olması gereken de bu zaten… Kimsenin kimseyi tekrardan yargılayıp ötekileştirmesine hakkı yok, gerek de yok. Kimsenin haddi de değil. Fakat buradaki durum biraz farklılık arz ediyor. Biz olaya eğitim açısından bakacağız. Oluştu...