Bizim de sermaye yanlı encümen kararlarıyla derdimiz var

Bizim de sermaye yanlı encümen kararlarıyla derdimiz var

Bizim de sermaye yanlı encümen kararlarıyla derdimiz var

Sayın KILIÇDAROĞLU ; Bizimde Adalar Encümenin deki BİTMEK BİLMEYEN SERMAYE YANLI ENCÜMEN KARARLARI İLE DERDİMİZ VAR. Senin dertlerinin arasında bu var mı? Ne 0lacak bu tezatlık peki şimdi ?

1 Kasım 2015 seçimleri için CHP paraya kıymış tüm TV lerde Kılıçdaroğlu’nun seçim slogan olarak seçtikleri konuşmasının reklamını vermiş.

“Ben gençken milleti birbirine kırdırırlardı. Bugün yine kardeş kardeşe düşman. Benim bitmeyen bu kavgayla derdim var.   


Biz çocukken yatağa aç girerdik.
Hala yüz binlerce çocuk aç uyuyor. Benim bitmeyen bu fakirlikle derdim var. ve ben yalnız değilim.
Huzur ve refah isteyenler çoğunluk bu ülkede. Biz varız! Milyonlarız! Birlikteysek yaparız!”

Diyor ki reklamlarda; “ Benim bitmeyen fakirlikle derdim var ” Yani büyük laf ediyor seçimlerden önce ama bu propaganda şekli için kim akıl verdiyse mantık doğru. Kılıçdaroğlu’nun için devamlı söylediği AKP dini alet ederek dinci seçmenlere ulaşıyor ve kendisini kabul ettiriyor sonuç olarak 13 yıldır iktidarlar. CHP’de bakıyor bu ülkedeki aç insan sayısı 30 milyona dayanmış. Hatta kendi açlarımız yetmezmiş gibi yine ucunda başka bir siyaset hesabı düşünülerek 2,5 milyon Suriyeli açıda almışız ülkemize, toplamda 32,5 milyon yapmışız aç insan sayısını. Sonra bakmışlar 10 milyonda emekli can çekişiyor, onları da atlamak olmaz, can çekişebilirler ama can çekişirken verecekleri her bir oy, sermaye sahibini oyu ile aynı ve çok çok çok daha fazlalar, o oylar da seçimin kaderini değiştirecek, onlarında oylarını cebe atmak için rüşvet verir gibi bayramlarda iki maaş ikramiye en düşük emekli maaşı olacak 1.500.-TL olacak diye emekli seçmene başlayın rüşvet söylemlerine.

Hesap ortada 30 milyon aç+10 milyon emekli=40 milyon

Rakamını bulan CHP bu sayının yarısının oyunu bu söylemlerle alabilse 20 milyon oyla ve kendi kemikleşmiş fanatik oyları ile AKP’nin son seçimlerde aldığı 18 milyon 869 bin oyunu geçecek ve tek başına iktidar bile olabilecek. Tabi o zaman bu sloganın inandırıcılığını arttırmak lazım. Bunun içinde küçükken kendi ağzından (Kılıçdaroğlu’nun) aç yattığını reklama eklettirerek bende sizlerden biriyim imajını vererek AÇ İNSANLARIN OYU’na talip olduklarını gösterir reklama milyonlarca lira ödemektedirler.

CHP; Kılıçdaroğlu’nun başrolünde oynadığı seçim reklamlarında harcanan parayı aç insanların doyurulması için harcanmasında kullansa bizce halktaki geri dönüşü daha fazla olurdu kanaatindeyiz.

Bahçeli boş durur mu? Oda başlar hemen bende asgari ücreti 1.400.-TL yapacağım, emekliye de iki maaş 1400.-Tl’den ikramiye, mazotu da 1.75 krş’den vereceğim çiftçiye demeye .

Peki Davutoğlu gerimi kalır? Oda vaatlere başlıyor ama onun seçim sonrası hesapları da olduğu için bol kepçeden atmıyor. Seçim sonrası koalisyon olacağı ve koalisyonun büyük ortağının da partisinin olacağı hesabını yaparak seçim sonrası koalisyon ortağı olacak partinin seçim vaatlerini hükümet içinde olmalarına rağmen tutamamalarını sağlamanın planı içerisinde olarak emekli maaşlarında ve asgari ücrette en fazla 1100.-TL yapılacağını, yıllıkta 1200.-TL ikramiye verileceğini vaat ediyor. Ak parti vaadinin diğer partilerin seçim vaatlerine göre bu derece düşük olmasının nedeni bizce santrançtaki 5 hamle ilerisi gibi düşünülerek yapıldığı , Ak Parti kurmaylarının seçim sonrası hükümet kurma çalışmalarında anlaşmazlık gerekçesi olması için amaçlandığı açık. Seçimlerden sonra göreceğimiz tabloda ise Sayın Cumhurbaşkanımız yine Davutoğlu’na Hükümeti kurma görevi verecek, Davutoğlu koalisyon ortağı arayacak, taşın altına elini sokacak parti ortalarda yok işte edebiyatı yapılacak, PKK yada İŞİD kaynaklı en ufak bir eylemde ülkenin durumu ortadayken hükümet bile kurmaktan kaçıyorlar provokasyonları ile Koalisyona zorlanan partilerden hangisi bu ortaklığa girmeyi düşünürse doğal olarak seçim vaatleri olan emekli ve asgari ücret ile 2 maaş ikramiye şartını ileri sürecekler (1.400,-TL-1.500.-TL) ve Davutoğlu’da ekonominin kaldırmayacağını ileri sürerek kabul etmeyecektir. Yoksa seçimlerden önce kömür, çekyat, buzdolabı, fırın, bulaşık makinesi dağıtan bir parti için diğer partilerin istediği rakamlara çıkamayacağını düşünmek saflık olur. Bu ülke AKSARAY için milyar dolar harcayabildikten sonra emekli, asgari ücretli fark tutarları sorun olmaz ama seçim sonrası elde 3-5 sorun olması da şart Davutoğluna. Yani AK parti çözümsüzlüğün bir gerekçesini de şimdiden hazırlamaktadır. Ak parti Kurmaylarının seçim kampanyalarını dizayn ederken bile emeklilerimizin, asgari ücret ile çalışanlarımızın kazanımlarını dahi siyasi kaos malzemesi için düşünmeleri ile maalesef emekli ve çalışanlarımızın umurlarında olmadığının kanıtı olmaktadır. Ayrıca gündüz saatinden faydalanılması için 25 Ekim tarihinde saatlerin bir saat geri alınması işleminin seçimler gerekçesi ile seçimlerden sonraya alındığının duyurulması bile Ak parti Kurmaylarının dahiyane buluşlarından biri diye düşünülüyor herhalde. Nasıl ki seçimler ile birleştirilerek 5 günlük tatil yaratılmış ve sol seçmenlerin tatil alışkanlıkları depreştirilerek tatile gidebilecekleri düşünülerek kullanılmayacak oyların hesapları yapılmışsa, bu saatlerin geri alınmamasının altından çıkabilecek acaba ne süprizler olabilir diye düşünmemek elde değil. Geçen 30 Mart yerel seçimlerinde oy sayımı sırasında 22 ilde yaşanan elektrik Ashampoo_Snap_2015.10.25_01h56m03s_001_kesintileriyle ilgili “Bir trafo merkezine kedi girdi ve kısa devre yaptı” bahaneleri ile özellikle Ankara’da CHP önde giderken bir anda Melih Gökçek kazanmış ve seçimler için bir sürü spekülasyonlara sebep olunmuştu. Şimdide 1 saat daha karanlığa bırakılan seçimlerde ne gibi sürprizler olacak bekleyip göreceğiz. Karanlıkta kimler iş başında olur, kimler karanlıktan hoşlanır ve karanlıkta ne işler çevrilir bilemeyiz ama bundan bile medet umanlar varsa bir saat karanlıktan mutlaka illegal bir kazanç çıkacak gibi gözüküyor.

Sayın Adalılar, Sadece Türkiye’miz için değil dünyadaki tüm gelişmiş ülkelerin nüfuslarındaki zengin ,orta halli, fakir ve açlık sınırındaki oran dengesizdir. Her ulusa göre nüfusunun % 1 ila 5 arasında zengin insan oranı istatistiki bilgiler arasındadır. Bu oran hiçbir ülkede %10 sınırına yaklaşmamıştır. Ama bizim değerlendirmeye alacağımız kesim aç yada açlık sınırındaki insanlar olacağı için Türkiye’miz gibi gelişmekte olan ülkelerde nüfusumuza göre aç/açlık sınırında olanların sayısının 30 milyona yakın olması korkutucudur. Dolayısı ile bunun seçim vaatlerine konu edilmesi bile Gazetenizce yadırganmış ve irdelenmiştir. CHP,MHP, 13 senelik AKP iktidarı sonunda aç insanlarımızın da birer oyu olduğunu fark etmiş ve propagandalarına konu etmiş bizce seçim kampanyalarındaki seçim rüşveti şeklindeki emekli/asgari ücretli çalışanlara hitaben vaatleri çok çirkin olmuştur. Hele hele Ak partinin bu yarışa katılması çok daha çirkin olmuştur. Çünkü hükümet olarak vaatlerinden önce gerçekleştirme imkanları mevcut iken bize oy verirseniz bunları yapacağız demeleri ile alacakları oylara şart koşmuş konuma gelmişlerdir. Bunun yargı literatüründeki adı neyse işte onu fiiliyata sokmuşlardır. SEÇİM RÜŞVETİ.

Gazeteniz olarak her ne kadar HDP’yi ve icraatlarını tasvip etmesek de Genel Başkanları Selahattin Demirtaş’ın seçim için olan beyanatını maalesef CHP’nin ; “ Benim bitmeyen fakirlikle derdim var ” sloganlı seçim reklamından daha samimi olduğu kanaatindeyiz. Selahattin Demirtaş Ankara katliamından sonra seçimler için mitingler yapıp halaylar çekmeye, seçim eğlenceleri yapmaya gerek görmediklerini seçmenin her olayı takdir etme ve kararlarını verebilme yetilerinin olduğunu ve seçim vaatlerinin önemli olmadığını, önemli olanın vaat değil iktidara geldikten sonra vaat ettiklerinden gayri , etmediklerini bile halkın yararına kullanmak olduğunu belirterek yılların siyasetçilerine bir anlamda ders verdiğine medyada şahit olmuştuk. Bu beyanında ne kadar samimidir bilinmez ama en azından uçuk vaatler ile bizleri kandırırcasına ve kendi çocukluğunu da buna katarak halkı ikna etmeye çalışır bir söyleminin de olmaması çok daha etik ve inandırıcıydı. Tabi HDP’nin de uçuk, kaçık, sivri, fanatik militan düşünceli milletvekilleri ve milletvekili adaylarının “sizleri pkk tükürüğünde boğacak ” ve benzer tahrik edici söylemleri Selahattin Demirtaş’ın bütün bu ağırbaşlı siyaset söylemlerini değersiz hale getiriyor. HDP’ninde farkında olmadıkları, belki de farkında olup ta önleyemedikleri olaylar bunlar. HDP ne zaman Öcalan/PKK etkisinden, gölgesinden kurtulur işte o zaman Türkiye siyasetinde hak ettiği yeri bulacak, daha geniş kitlelere hitap edecek ve daha başarılı olacaktır diye düşünüyoruz.

Bilindiği üzere 15/10/2015 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire, ‘Perinçek-İsviçre’ davasında kararı açıklandı. Türkiye’miz açısından son derece önemli olan Mahkeme kararında , “Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” sözleri nedeniyle İsviçre’yle davalık olan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek lehine karar verdi. AİHM Büyük Daire, Aralık 2013’te 2. Daire’nin verdiği hükme uydu ve “soykırım”ı inkârın cezalandırılmasının ifade özgürlüğü ihlali olduğunu teyit etti. Mahkeme, Perinçek’in 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddiaları hakkındaki açıklamaları nedeniyle İsviçre’de ceza alması konusunda verilen ihlal kararıyla ilgili bu ülkenin yaptığı itiraz başvurusunu 7’ye karşı 10 oyla reddetti. Bu kararın ardında Almanya parlamentosunda oylamaya girecek sözde soykırım karar tasarısı belirsiz bir tarihe kadar askıya alındığını açıkladı. Diğer Avrupa ülkelerinin de Almanya’yı örnek alacağı muhakkaktır.

Türk Dışişlerinin, “tarihin ve hukukun siyasi amaçlarla istismarına gereken cevabı vermesi bakımından önemli bir dönüm noktası” olarak nitelediği kararı için tek başına Türkiye ve Halkımız için mücadele etmiş, Türkiye Dışişleri Bakanının, Avrupa’daki ve US’deki Türk Lobisinin yapamadığını, dirayet ile üstüne üstüne giderek ve kendini ortaya koyarak Ermeni Soykırım davasını kazanan Doğu PERİNÇEK’e Hükümet kanadından bir tek teşekkür edilmediği ve bu karardaki fedakarlığından bahsedilmediğini üzülerek takip etmekteyiz. Bu vefasızlık Ak parti Hükümetinin çok büyük ayıbı olmuştur. Çünkü buradaki kazanç Milli menfaatlerimizi kapsamaktadır. Milli menfaatler, ortak politika kapsamında değerlendirilmeli ve böylesine ezik bir kararı, yaptığı kişişel çabaları ile halkımız lehine sonuçlandıran Doğu Perinçek’in zaferini, Ada Gazetesi olarak tebrik ediyor ve bizleri Avrupa da başımızı eğik dolaştırmadığı için binlerce kere teşekkür ediyoruz ,varol sağol Sayın Doğu Perinçek.

Bu başarısını ulusal medyada ve basında Vatan Partisi’ne siyasi propaganda malzemesi yapmadığı, tevazu gösterdiği için de bize göre Avrupa zaferi yüzlerce kat daha değerli hale gelmiştir. Vatan Partisinin seçmene vaatlerini, sıraladıkları yol haritaları bilmiyoruz hatta seçim çalışmalarını hiç de takip etmedik. Ama 15/10/2015 tarihi bizim için milat olmuştur. Seçimlerdeki birkaç oyumuzun kıymeti varsa T.C.Hükümetinin etmediği bir teşekkür olarak kabul görecekse, tevazu abidesi DOĞU PERİNÇEK’in partisi VATAN PARTİSİNE naçizane bir teşekkür olarak vermeyi kendi adımıza borç biliriz. Kısaca siyasete girdik Sayın Ada Gazetesi izleyenleri ama Sezar’ın hakkı Sezar’a verilecekse Doğu PERİNÇEK’in hakkı’da ona verilmeliydi. Eğer ki Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti vermiyorsa biz Ada Gazetesi ve çalışanları oylarımızı Sayın DOĞU PERİNÇEK’e vererek diyoruz ki inşallah seçimlerden sonra kendi mücadeleci/milliyetçi kişiliğini yansıttığı partisi iyi bir sonuç alır ve Türkiyemizin 5. Partisi olarak koalisyon çalışmalarında akılcı/uzlaşmacı çalışmalarını da şahit oluruz. Olur da Koalisyonda kendisine AB’den sorumlu bakanlık/Dış İşleri Bakanlığı verilmesi halinde Türkiyemiz açısından kazanımlarımızın max olacağından, silik dış ilişkilerimizden daha saygın/itibarlı bir Türkiye konumuna geleceğimizden şüphemiz yoktur. Sade bir Türkiye vatandaşı olarak yaptıklarının, AB’den sorumlu bakan/Dış İşleri Bakanı olması halinde yapacaklarının teminatı olacağını düşünmekteyiz.

Sayın Ada Gazetesi okurları ; gözlerimizin önünde siyasi partilerin nasıl siyasi hesaplar peşinde olduklarını görüyoruz , daha seçim yapılmadan seçim sonrası senaryolar üzerindeki çalışmalarının neler olabileceğini anlaşılmayacağını düşünmeleri, emeklilerimize ve bordro mahkumu asgari ücretlilerimize seçim rüşveti dağıtır gibi vaatlerde bulunmaları ile bizleri Siyasi Partilerden iyice soğutmakta ve oyumuzu kime vereceğiz diye herkes birbirine sormaktadır. Gerçekten de her partinin o kadar affedilmez ayıpları vardır ki yılların fanatik partili seçmenleri dahi artık tuttukları partileri sorgulamakta ve fanatiklikten vazgeçerek diğer partiler arasında da daha iyi tercih olmaması nedeni ile 1 Kasım seçimlerinde oylarını kullanmamayı düşünmektedirler.

Türkiye’nin dünya üzerindeki itibarını kurtaran kişiyi Siyasi Partisinin lehine propaganda malzemesi yapar endişesi ile basit bir teşekkürü bile etmeyen Davutoğlu’nu olayı bilincinde olan her vatandaş ayıplamaktadır. Siyasetin çirkinliği gözlerimizin önünde sahneleniyor ve seyirciler olan bizlerin ne düşüneceğini umursamamaları ve ulusal medya/basında komik açıklamalar ile (bomba patlamadan tutuklama yapılmasının hukuk devleti ile bağdaşmayacağını açıklayan Davutoğlu yada seçim zamanı oy sayma işlemi sırasında Enerji bakanı Taner Yıldız’ın açıklaması gibi Valla espri yapmıyorum trafoya kedi girdi demesi gibi) geçiştirmeleri ve bunun pek çok örneğinin medyada devamlı tekrarlanıyor olması bizleri siyasetten de,siyasi partilerden de soğutuyor. Muhalefetteki partilerinde etkin muhalefetti becerememeleri, ellerinde bulunan partilerine ait Belediyelerde; partizanlıkların, usulsüzlüklerin, hukuksuzlukların, resmi/gayri resmi bağışların,mahkemedeki dosyaları olup yargılanan sermaye sahiplerinden RÜŞVET gibi resmi/gayri resmi bağışlar toplanmasının, sermaye sahiplerinin savunma avukatlarının hazırladıkları raporların encümen raporu olarak imzalanıp karar halinde çıkartılmasının,yapılan imara aykırı her inşaatın parasal tutarının Belediyelere verilmesi ile legal hale gelmesinin örneklerini görmekte ve bu yasa dışı işlerin nasıl kamufle edildiğini gören halkımız, parasız olan sade vatandaşa her türlü yasal uygulamaların yapılırken zengin sermaye sahiplerinin nasıl sahilleri yağmaladıklarını,denizleri doldurarak arsalar yarattıklarını,rıhtımlar,iskeleler,yatlarının yanaşabilmesi için deniz dibi derinleştirmelerini, kaçak çatı katlarını, bodrum katlarının 3 kat bodrum haline çevrilmelerini, sonucunda yasa dışı tüm işlemler için kayırılıp,kollandığını görmekte , umutsuzluğa kapılmakta ve İktidar böylede sanki muhalefettekiler daha mı iyi işte Adalar Belediyesinin yaptığı işler ortada diyerek ülkenin geleceği açısından hangi partinin daha iyi olabileceğine karar verememektedirler. Seçimlerden önce Adalıların nabzını yoklayarak aldığımız izlenimleri size aktardık. Seçimler için diyeceğimiz tek şey Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı isek iyi yada kötü mutlaka bir partiye oyumuzu kullanmamız gerektiğidir. Bu bizim Devletimize olan vatandaşlık borcumuzdur. Vereceğimiz oy en kötü partiye de olsa vermeyeceğimiz oydan daha iyi sonuç olacağına inanmamız gerekmektedir. Demokrasiye inanıyorsak tabi.

Aslında yazımızın konusu 130 Ada 5 parsel deki Arkas Holdinge ait gayri menkuldeki yasa dışı inşaat işlerinin uygulamaları için Adalar Belediyesinin sermaye sahipleri yanlı şablon hale getirdikleri encümen kararlarının aynı parselin komşusu olan 6 parsele de nasıl uygulandığını ve yasadışı işlerin encümen kararı ile nasıl aklandığını deşifre etmek idi.

Sevgili Ada Gazetesi izleyenleri; Yazımızı kaleme almaya başladığımda kulağımda bir yandan TV’deki haberlerdeydi. O arada TV’de reklamlara girip CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun bizzat başrolünde olduğu kendi sesinden CHP’nin seçim kampanyalı reklamı başlayınca, yazımın konusu da CHP’li Adalar Belediyesi olduğundan reklama daha bir dikkat kesildim. Kılıçdaroğlu’nun yukarıdaki seçim söylemleri ile günlerce bu köşelerden yayınladığımız CHP’li Adalar Belediyesindeki yasa dışı uygulamaları encümen kararları ile nasıl kamufle ettikleri tezat olduğunu görünce dayanamayıp yazımın rotasını öncelikle CHP genel başkanına sonrasında reklamlara çıkıp bizzat atıp tutan diğer partilerin genel başkanlarına çevirmenin daha doğru olacağını düşündüm. Yerel Gazeteniz olarak anlık takip ettiğimiz CHP‘li Adalar Belediyesinin WEB sitesinde sermaye yanlı Encümen kararlarını ardı ardına yayınlamaya başlayınca kendi yönettikleri CHP’li Adalar Belediyesin de bizim derdimizin de neler olduğunu bu vesile ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na Adalar halkı gıyabında duyurmak istedim. Kısaca 130 ada 6 parseli sonraki yazımızda ele almaya karar verdim.

Büyük laflar ağızdan kolay çıkmaktadır. Bilhassa seçime giderken daha bir bol kepçeden çıkabilmektedir. Asıl önemli olan ağızdan çıkan sözü yerine getirmek , onun büyüklüğü altında ezilmemektir. Yerine getirilmeyen her büyük laf/söz/vaat her an sahibine hatırlatılıp ağzından çıkanı palavracı sınıfına taşırki buda siyaset adamının iflası demek olduğunu hatırlatırız tüm siyasi parti liderlerine. Kısaca diyoruz ki İyi bir lider söyledikleri ile değil yaptıkları, krizleri yönetebildikleri kadarla iyi liderdir. Ümit ediyoruz ki vaatler sözde kalmaz gerçekleştirilir. Türkiye’mizde yaşayan güzel insanlarımız daha güzeli hak ediyor çünkü. Adadakilerde öyle Kemal Kılıçdaroğlu.

Ne de olsa Büyükada da 3 gün 3 gece kalmışlığınız var değil mi? Kaldığınız yer ile ilgili detaya girmeyelim artık seçimden önce yakışmaz bizlere deyip geçiyoruz.

Gazetemiz olarak CHP Genel Başkanı olan Kılıçdaroğlu’nu uyarıyoruz. Bizimde Adalar Encümenindeki BİTMEK BİLMEYEN SERMAYE YANLI ENCÜMEN KARARLARI İLE DERDİMİZ VARRRR. Derlerse ki bunlar eski başkan zamanındaki işler diye yalandır bilesin. Gazetemizde ifşa edilen her yasa dışı iş üzerinde dumanları tütecek kadar taze haberiniz ola Kemal Kılıçdaroğlu.

Peki CHP Genel Merkezinde kimse varmıııı?????

Burdan var gibi gözükmüyorda.

Şükrü Abanoz

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz