DOLAR 8,2364
EURO 10,0327
ALTIN 484,933
BIST 1441,33
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Parçalı Bulutlu

Büyükadalı deprem uzmanımız tartışmalara son noktayı koydu

04.03.2016
A+
A-

Büyükadalı deprem uzmanımız tartışmalara son noktayı koydu

Büyükadalı deprem uzmanımız tartışmalara son noktayı koydu

Büyükadalı deprem uzmanımız Prof. Dr. Ahmet Ercan, beklenen Marmara depremiyle ilgili  yapılan tartışmalara son noktayı koydu.

İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Karabük Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Doğal Afetler ve Afet Yönetimi’ konulu sempozyumda olası Marmara depremi için gündemdeki tartışmalara son noktayı koydu.

Prof. Dr. Ahmet Ercan, dünya üzerinde her yıl milyonlarca  deprem olduğunu, bunların yüzde 3’ünün Türkiye’de meydana geldiğini belirtti.

Prof. Dr. Ahmet Ercan, olası Marmara depremiyle ilgili konuşmasında,

Türkiye’nin 8’den daha büyük depremler olmayacağını. Türkiye’nin en büyük depremin 1939 yılında Erzincan’da olan 7.9 olduğunu. Türkiye’de daha büyük depremin  olmadığını. ‘9 olur, 8.5 olur’ demek desteksiz atmaktır olduğunun altını çizdi.

 
İstanbul ve Kocaeli’nin kuzey tarafları ile Doğu, Orta ve Batı Karadeniz’in Türkiye’nin deprem açısından en güvenli yerleri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ercan, İstanbul’da sadece kıyı kısımları etki alanında olduğunu belirtti. İstanbul’un büyük kısmı gayet sağlam olduğunu belirten Ercan, İstanbul’daki yıkılabilecek yapı sayısı, 7.5 büyüklüğünde bir deprem olsa bile yüzde 1 veya 2’yi geçmeyeceğini söyledi. Gölcük gibi İstanbul içinden bir kırık geçmediğini belirten Ercan, daha çok ötesinden gittiğini ,kızılca kıyamet olmayacağını, İstanbul’da deprem için hiçbir şey yapıldı demenin gerçeklerden uzak olduğunu belirtti. Ercan ayrıca  İstanbul’un jeolojik haritası çıktı diye konuştu.

İstanbul’da, Marmara’da çok çalışma yapıldığını belirten Ercan, İstanbul’un adeta kanaviçe gibi örüldüğü belirtti.. Bunun için  Fransız, İngiliz gemilerini getirip fiyaka atmaya olmadığının altını çizen Ercan, Marmara’nın bütün gizliliklerinin hepsinin yurt dışına gittiğini söyledi. Tam donanımlı aletlerin Türkiye’de de olduğunu belirten Ercan, depremleri günü gününe dinlediklerini belirtti. İstanbul içinden kırık geçmediğini de belirten Ercan, ‘Büyük İstanbul depremi’ deniliyor. Nerede? Asla olmaz. Türkiye’de olmuyor ki. İki tane kırık, tek parçalı kırılır mı, kırılmaz. Çünkü bir şeyin işleyişi var. Bir tanesi Marmara Ereğlisi önünde olacaktır. Bunun da büyüklüğü aşağı yukarı 7 ile 7.2 arasında olacaktır. Hani 7.5’ten büyük olacaktı? Hani 8, hani 8.5 olacaktı? Asla. Bunu diyen varsa gelsin burada kanıtlasın.” İfadelerini kullandı.

Deprem oluşum sırası ile depremlerin oluş yılları arasında doğrusal bir ilişki gördüklerini ifade eden Prof. Dr. Ercan, “Bu doğrusal ilişkiye göre doğa hiç şaşmamış. Ancak beklenen zamanlardan daha geç zamanlarda deprem olmuş, beklenen zamanlardan önce hiç olmamış İstanbul’da. Hiç şaşmamış. Gecikmiş ama öncesinde olmamış. Deprem beklediğimiz zaman neresi? Bugün Marmara 17’nci depremini bekliyor. Baktığımızda yaklaşık 2045 çıkıyor. 2030 yılında olabilir mi? Olamaz. Hiçbir zaman erken olmamış. Olası yıl 2075’e doğru gecikebilir. Hatta 2150 yılına kadar dahi gidebilir” dedi.

YORUMLAR
  1. Cem Aşkın dedi ki:

    Ben inanmıyorum ve güvenmiyorum bu yoruma… 2045 – 2030 – 2075 – 2150 aradaki fark 2045 den alsak 105 yıl… 2030 dan alsak 117 yıl yapar. On yaşındaki bir çocuk söylese eh çocuktur deriz. Bu ünvanı taşıyan biri söylerse biraz komik olur… Ne bilim dalıymış ya hayret. Bu yazıyı okuyan herkes 117 yıl sonra hiç kimse hayatta olmayacak. Demeç gitti güme ama ya tutarsa. Bu konuda her Prf. ayrı rakkamlar veriyor millete. İyiki meslekleri Doktorluk değilmiş, gitmişti hastalar vah vah vah. Aslında pekde merak etmiyorum. Şayet etsem çok ciddi bir tarotçu ve suya bakan bir hoca var, gidip onlara sorsam bana yılını ayını söylerler valla. Şaka yapmıyorum. Bu güne kadar bana ne söyledilerse hepsi çıkıyor valla. Ve söylediklerini yaşıyorum ister inanın ister inanmayın. Ama bunlara inanmıyorum 19. Ağustos tarihinden sonra Tv. pogramlarına çıkan üşüyeni üşümeyeni halkın kafasını üşütmüşlerdi. Ordan kırılıcak, burdan kırılıcak, 10 senemi desem 50 senemi desem ama yüz sene içinde mutlaka kırılacak diyorlardı, varmı böyle bir tahmin… Metoroloji bile bunlardan daha iyi tahmin yapıyor. Kar yağacak diyor yağıyor. Yağmur yağacak diyor yağıyor. Bu tahmin yapan depremciler, falcılar gibi iki vakte kadar 2 aymı desem, 2 senemi desem, 20 senemi desem diye işi bağlıyorlardı. Hepside bir birinden duyduklarını konuşuyorlardı. ADALAR DEPREMİ … Adalarımız bu Prf.ların demeçleriyle hayalet adalarına dönmüştü. Korkudan yazlıkçılar gelmeyince adalar bitti. Neymiş Adalar depremiymiş. Hepsinin tek ortak noktası adalar depremiydi. İşte adaların kırılma noktasıda bu oldu.Esnaf kan ağlıyordu. Evlerini yazlık kiraya verenler ağlıyordu. Gazinocular ağlıyordu böyle giderse teker teker gazinolar kapanır diyorlardı. İçlerinden biri yakın dostumdu üzülme dedim gidin turizim şirketlerine onların günü birlik turları oluyor. Hele araplar için cennet sayılır burası. Yalanmı çölden kalkıp yeşil çamlar deniz su hayal gibi onlara, gidip görüşün dedim. Araplar patladı gitti… Gazinocular kurtuldu ama yazın adaya gelen gerçek adalılar evlerinden dışarı çıkamaz oldular. Evlerini yazlık kiraya verenlerde boş durmadı. Onlarda ünü şöhreti İstanbul dışına taşmış Polenez köyü örnek almışlardı.Millet günü birlik geliyor adaya yiyiyor içiyor denize giriyor.Eh yarı yarıyada soyunmuş mayoylada şeytan giriyordu akıllarına. Bir taraf çamlık bir taraf kayalık millet gidiyordu kuytuda kozalak aramaya. İyi güzelde ertesi günü etraf yağmur muşambasından geçilmiyordu. İşte bu durum birilerinin aklına pansiyonculuğu getirdi. Getirdide sektör patlama yaptı. Hemde ne patlama 1 saatliğine bile müşteri geliyordu. Gelmezmi sabahları Tv.de sağlık pogramı adı altında birileri çıkıyor ekrana, bu pogramlar hep hanımların zayıflaması için olmuyorki. Doğru beslenmek zinde kalmak için erkekleride ilgilendirenleri oluyor. Eh bizim de erkeklerimiz malum cani gönülden dinliyorlardı haftada 3 gün balık yiğin, arı sütü için, tere yiğin ama illada enginar sapı yiğin diyorlardı. Eh bunları dinleyip yapanlar her halde ipini koparıp adaya gelince iş çığrından çıkıyordu. Artık eskisi gibi gelenler keçi gibi tırmanıp kuytu yer aramaktan vaz geçmişler. Olan rontgencilere olmuş.Yani anlayacağınız Adalar depremi adalara neler getirdi. Bari Adlar depremi diye yaygara yapan Prf. lar. haklı çıksaydıda bir ev yıkılsaydı… Ne kötü kader… Çünkü 19 Ağustos tarihine kadar toplum içinde pek bilinmeyen ve anlaşılamayan bir meslek dalı olan Deprem mühendisliği Tv pogramcıları için mükemmel reyting yaptığından kapanın elinde kaldı. Hangi kanalı açsan bir uzman. Birininde bir dediği diğerini tutsaydı. Bu Marmara depremi adalar değil. Bırakın madem anlaşamıyorsunuz ne yerinde ne tarihinde herşey olacağına varıyor. Üstelik öğrendik ki en erkeni 2045 eh 29 sene var. Kim öle kim kala…

  2. Murat Saraç dedi ki:

    Cem Bey, yorumunuzun büyük bölümüne katılıyorum. Depreme bir ad koymak hele hele Adalar depremi veya buna benze kelimeler telafuz etmek başta emlak sektörü olarak adaya büyük zarar verdi. Daha önce adada emlak sahibi olanlar buradaki dairesini sattığında karşıdan iki daire alabiliyordu. Ancak şimdi tam tersi oldu. Yani Adalar’daki emlak fiyatları bu ve buna benzer açıklamalardan dolayı fiyatlar düştü. Bence, zaten uzmanlarda aynı şeyi söylüyor, ada depremde en sağlam yer. Çünkü altı kayalık.Ancak insanlar bilgi kirliliği ve deprem korkusundan ne her söyleneni dikkate alıyor.