DOLAR 6,7777
EURO 7,6826
ALTIN 371,394
BIST 110025,03
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Az Bulutlu

Büyükada’nin Viyanali Robinson’u Kamil Kaya

07.03.2020
A+
A-

Milliyet Gazetesi’nin arşivinde bir kişi hakkında arama yaparken Hasan Cemali’nin 13.08.1978 yılında yayımlanmış bir yazısı karşıma çıkıyor. İçinizde —bugün muhtemelen aramızda yaşamayan bu zatı— tanımış olanlarınızın mevcut olduğunu düşünerek bugün kendim yazmak yerine burada o kupürü yayımlıyorum.

Büyükada’da tam 35 yıldır (1978’de) ak saçlı fakat çevik bir adam fundalıklar arasında derme çatma kulübesinde yalnızlığa çekilmiş ilkel yaşamını sürdürüyor. Bir insanın güçlükle ilerleyebileceği bodur ağaçların sarmaş dolaş olduğu patika bizi kıyıdaki kayaların üzerinde Robinson’un kulübesine götürdü. Az ilerde barakasının dört bir yanını çevreleyen sık dikenli fundalıklar arasında, üzerinde paçavradan giysileriyle ak sakallı bir adamın tavuklarına yem vermek için büyük çaba sarfettiğini gördük. Çalılar arasındaki ayak seslerimizden olacak ki, bir an durakladı etrafı dinledi ve fark edince de “Ah siz misiniz, ben yine kediler geldi zannettim… 35 tavuğumdan otuzunu yediler… Yumurta paramdan oldum,” dedi.

Bir Viyanali

Oysa gazeteci olduğumuzu öğrenince o üzüntülü halinin yerini sevinç aldı ve kesik kesik konuşmasını sürdürdü: “78 yaşındayım… Viyana’da doğdum. Franz Fischer olan adımı Hitler’den kaçıp Türkiye’ye yerleştikten sonra Kamil Kaya olarak değiştirdim. Bir süre New York’ta lokanta işlettim ve bahçe mimarlığını etüd ettim. Sonra İstanbul’da Şehir bahçıvanı oldum. Taksim bahçesi gibi öteki bahçelerin çoğunun planları benim eserimdir. Sonra bir ara islerim ters gitti. Ortada kalmıştım. Ve, Büyükada’da bu issiz yere yerleştim. Gerçek şu ki, medeniyet denen nesne herkesi canavarlaştırıyor. Yerimi keşfeden çoluk çocuk beni, evimi taşlıyor, hayvanlarımı çalıyorlar.”

Robinson Kamil, suskunlaştı. Sonra acı acı gülümseyerek bir anisini söyle dile getirdi: “Bu çalma alışkanlığı galiba uygarlığın ana ilkesi. Harpten önceydi. Amerika’da barmen olarak çalışıyordum. Ambrose denilen içkiyeye katılan bir bitki özü karışımı bulmuştum. Amerikalılar formülü elimden aldı. Şimdi USA Wilky adı altında satarak milyonlar kazanıyorlar. Ama etrafımda öyle bitkiler var ki, tonik çıkartmak benim için çocuk işi. Ama artık faydasız…“Politikadan söz açalım dedik ancak Robinson sus işareti yaparak konuşmayı kendisi sürdürmek istedi: “Benim hakkımda çok şeyler söylendi. Oysa ben ne bir casusum ne de bir aşk macerası sonucu burada tek başıma yasamaya devam ediyorum. Sadece politik olayların kurbanıyım.”

Hosça ve dostca kalın sevgili okuyucularım!

Diyerek sözü sonlandırıyor sayın Selçuk Aral.

ADAGAZETESİ – BÜYÜKADA nostalji

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.