logo

üsküdar evden eve nakliyat sex izle seks izle

Çoktan seçmeli dersler öğrencilerin düşünce gücünü zayıflatıyor!


facebook
Selçuk Tütak
desselcuktutak@gmail.com

Çoktan seçmeli dersler öğrencilerin düşünce gücünü zayıflatıyor!

Milli Eğitimin genel amaçları arasında yer alan 2. Maddeye göre: Türk Milletinin bütün fertlerini, ‘‘ Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmektir. İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamaktır.’’ diyor.

Yukarıda belirtildiği gibi Milli Eğitimimizin de, öğretmenlerin de, velilerin de, siyasilerin de beklentisi; yapıcı, yaratıcı, bilgiyi analiz edebilen, harmanlayabilen, sonuçlar çıkaran, üretken ve düşünen bireyler yetiştirmektir. Kuran_ı Kerimde de insanları düşünmeye sevk edici sarsıcı hitaplar vardır. ‘‘Düşünmez misiniz? Akıl etmez misiniz?’’ Derken aslında düşünün, akıl edin yorumlayın, kafa yorun demek isteniliyor.

Mezkûr konuda herkes mutabık kalmasına rağmen istenenler, hedeflenen davranış ve kazanımlara ulaşma konusunda sıkıntılar yaşamaktayız. Adeta çocuklarımızı robotlaştıran bir teknik olan test tekniği ilkokul 1. Sınıftan itibaren sıklıkla uygulanıyor. Bu uygulama ileriki dönemlerde ve sınıflarda da uygulanıyor. Çoktan seçmeli testlerin okunması kolay ve puanlaması objektif olduğu için itirazlara mahal bırakmadığından öğretmenler tarafından tercih ediliyor. Sınavla öğrenci, memur veya işçi alan bütün kurum ve kuruluşlar da aynı şekilde test tekniğini tercih ediyor. Elbette geçerli birçok nedenleri vardır fakat netice itibarı ile düşünemeyen, sorgulayamayan, seçenek olmazsa yorum bile yapamayan bir nesil ile karşı karşıya kalıyoruz, haberimiz olsun…

Öğretmenlik hayatım boyunca çoktan seçmeli testlerin öğrenciler üzerinde çok da bir fayda sağlamadığını, aksine robotlaştırdığını düşünüyorum. Ezberci ve dışarıdan bir uyarıcı bekleyen kurmalı saatler gibi bir nesil yetiştiriyoruz. Örneğin:

‘‘ Bir terzi 30 m uzunluğunda bir top kumaşın önce 1 dekametresini satıyor. Daha sonra 500 santimetresi ile de bir elbise dikiyor. Buna göre aşağıdaki soruları cevaplayınız.’’

a) Terzi kaç m kumaş kullanmıştır?

b) Terzinin elinde kaç m kumaş kalmıştır?

İşte tam burada bahsi geçen test tekniği ile büyümüş öğrenciler ya ‘a’ şıkkını ya da ‘b’ şıkkını işaretleyebilmektedirler. Bu durum sadece Matematik dersi için değil bütün dersler için de aynı vahamettedir

Görüldüğü gibi kalıp soruların dışında, basit bir soru karşısında bile okuduğunu anlayamayan, mantıklı çözümler yerine ezberci yaklaşım sergileyen, yaratıcılık duygularından yoksun bir nesil ve tehlikeli bir süreç ile karşı karşıyayız. Sınavların test şeklinde yapılması öğrencileri sadece bir doğru cevap bulmaya ve seçmeye şartlandırıyor, zamanla da alışkanlık haline geliyor. Bir yaşam felsefesi haline geliyor. Günlük hayatta da iletişim eksikliğine neden oluyor. Farklı bir durumla karşılaşıldığında da tek çıkar yol aranıyor. Sorun çözme becerileri tek seçeneğe indirgenmiş oluyor.

Milli eğitim Bakanlığı sürekli gelişen ve değişen bir yapısıyla bu duruma da çözüm yolları, alternatif sınavlar geliştirmelidir. Genel sınavlarda yapılamasa bile okullarda çoktan seçmeli testlerin uygulanması minimize edilmelidir. Sınavlar açık uçlu, boşluk doldurma, doğru-yanlış, eşleştirme, tahmin ve yorum odaklı, sorun çözme yeteneklerini pekiştirici vs. olmalıdır.

Eğitimci-Yazar Selçuk TÜTAK

Etiketler: » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

5+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Akülü araç kullanmayı hak edelim

    22 Ağustos 2017 Burgazadası, Büyükada, Heybeliada, Kınalıada, köşe yazarları, Manşet, Sedefadası

    Her beldede olduğu gibi Prens Adalarında da rahat ve huzurlu yaşayabilmeniz için verilen kurallara uyum sağlamamız yine bizim lehimize olacaktır. Son yıllarda hep konuşulan, hep tartışılan, yerel basında işlenen konulardan birisi de son yılların git gide artan ve insana fayda sağlamak yerine zarara uğratan akülü araçlardır. Bu araçlar, yaşlılar, hastalar, emekliler, marketlerin sipariş dağıtımı gibi işlerinde gereklidir. Diğer adalarda da sorunlar yaşandığını duyuyorum fakat ben yaşadığım Kınalıadanın sorununu dile getirmek istiyorum....
  • GÜVENDEN İKAMETE

    14 Temmuz 2017 köşe yazarları, Manşet

    Son Belediye seçimleri esnasında, hatta çok daha önceden, okuyucularımın hatırladıkları gibi, her yazımda ve her fırsatta adamızın yazlıkçılarını yazılarımla hatta şifahen de ikametlerini adaya almaları için ikaz etmiştim. O yıllarda, Prens Adalarının sağlık sorunları insanları bu konuda cidden engelliyordu. Bildiğiniz üzere, bu çok önemli konuda artık gelişmeler oldu. Gönül ister ki Adalarımızda tam teşekküllü bir hastanemiz olsun ve emek verenler ile çaba gösterenlerin önü kesilmesin. Tüm Prens Adalarının ve Kınalıadamızın sorunları artık ...
  • VATAN HAİNLERİ

    08 Temmuz 2017 köşe yazarları

    Dökülmeden tek tek; Gökteki yıldızlar. Kimse susturamayacak, Yankılanacak ezanlar.   Sura üflemeden İsrafil, Yandıkça gökteki kandil, Hainler hesap verecek, Ateş yağdıracak Ebabil.   Gölgesi var oldukça vatanın, Ahde vefası var, ulu Osmanlının. Kim ki ihanet ederse; Bağrı yansın, gözlerinden kan aksın.   Plevne'de kahraman Osman Paşa, Tuna nehri şahittir bu savaşa, Hainler tek millet olsa da; Mücadele farzdır, iman dolu her başa.   Hilafet sancağı emanetimizdir, ...
  • Deniz Seki

    06 Haziran 2017 köşe yazarları

    Sanatçı demek aydın kişi demektir. Sadece eserleriyle değil; hal, hareket ve davranışlarıyla da topluma yön veren kişidir. Şimdi bir sanatçı düşünün; Uyuşturucudan hüküm giymiş, İki buçuk sene içerde yatmış, Sonra da haliyle cezası bitince salıverilmiş. Buraya kadar olan her şey rutin birer gelişmeden ibaret, Olması gereken de bu zaten… Kimsenin kimseyi tekrardan yargılayıp ötekileştirmesine hakkı yok, gerek de yok. Kimsenin haddi de değil. Fakat buradaki durum biraz farklılık arz ediyor. Biz olaya eğitim açısından bakacağız. Oluştu...