Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Deprem, dünyanın yaradılışından beri insanlığı tehdit eden bir afettir”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü 150. Yıl Programı’na katıldı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Deprem, dünyanın yaradılışından beri insanlığı tehdit eden bir afettir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında ecdadın semayı gözleme konusuna verdiği öneme dikkat çekerek onların güneşin ve yıldızların sırrını keşfetme, hareketlerini takip etme, sistematiğini çözme ve yorumlama konusunda ortaya koyduğu eserlerin hayranlık verici olduğunu ifade etti. Semerkant’taki Rasathanenin kurucusu Uluğ Bey’in öğrencisi, Ali Kuşçu vasıtasıyla bu topraklarda başlatılan çalışmaların daha sonraki dönemlerde buram buram cehalet kokan tepkiler sebebiyle durma noktasına geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tophane sırtlarındaki devrin en önemli rasathanelerinden biri olan binanın yıkılışının, bu yanlışlardan biri olduğuna işaret etti.

Türkiye’de rasat faaliyetlerini yeniden ayağa kaldıran Sultan 2.Abdülhamid’i rahmetle yâd eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sultan 2.Abdülhamid’in gayretleriyle temin edilen gözlem aletlerinin 31 Mart Vakası sırasında yok edildiğini aktardı. Cumhuriyet döneminde Kandilli Rasathanesiyle kurumsallaştırılan çalışmaların bugünlere kadar geldiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kandilli Rasathanesi’nin depremle ilgili çalışmalarına değindi.

Konuşmasında “Deprem, dünyanın yaradılışından beri insanlığı tehdit eden bir afettir” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kandilli ülkemizin en önemli deprem araştırma merkezidir. Teknolojinin yardımıyla yerkürenin hareketlerinin takip edilmesi suretiyle elde edilen verilere dayalı olarak yapılan tahminler, afete hazırlık planlarımızın en kıymetli yardımcısıdır. Kandilli’nin aynı zamanda boğazdaki köprülerimizden tarihî camilerimize ve kritik sanayi tesislerimize kadar pek çok binanın yapı sağlığını sensörler aracılığıyla takip ediyor olmasını da çok önemli görüyorum. Depremlerin denizlerde yol açtığı bir başka ilave tehdit olan tsunami tehdidi de Karadeniz’den Akdeniz ve Ege’ye kadar tüm bölgemizi kapsayacak şekilde yine buradan izleniyor, değerlendiriliyor. Bu konuda, özellikle AFAD ile iş birliği içinde yürütülen çalışmaların daha da yoğunlaştırılması gerektiğine inanıyorum. Afetleri engellemek, insan iradesini aşıyor olabilir ama afetlerin sebep olacağı yıkımların etkilerini azaltmak bizim elimizdedir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan deprem konusundaki en zayıf halkanın, sahip olduğu nüfus ve ülke için taşıdığı kritik önem sebebiyle İstanbul olduğuna dikkat çekerek gerek tarihteki örneklerin, gerekse de Marmara Denizi’nin dibinde yapılan çalışmaların bu tehlikenin Türkiye’yi beklediğini gösterdiğini kaydetti. Marmara Bölgesi’nde yaşanılan 1999 depreminin acılarının hâlâ unutulmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu depremden çıkarılan derslerle pek çok konuda tarihî önemde değişiklikler yaptıklarını belirtti.

Kentsel dönüşüm çalışmalarının öncelikli amacının, depreme dayanıksız yerleşim yerlerinin yeni baştan inşası olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bilimden ve teknolojiden destek alarak bu çalışmaları hızlandırmamız gerektiğine inanıyorum ve bunu biliyoruz. Kaçınılmaz gözüken deprem geldiğinde mümkün olduğu kadar hazırlıklı olmaktan başka çaremiz yoktur. Geçmişte yapılan hatalardan ibret alarak bu çalışmalarımızı hızlandırmalı ve yaygınlaştırmalıyız. Bu konuda bilim insanlarımızdan daha çok destek bekliyoruz. Ecdadımızdan aldığımız ilham ve yaşadığımız coğrafyanın hakikatleri ışığında deprem araştırmaları ve hazırlıkları konusunda Türkiye’yi Japonya gibi bu işte zirve yapmış ülkelerin seviyesine çıkarmakta kararlıyız” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerinin devamında Türk Milleti olarak, sadece semavi ve jeolojik afetlerin tehdidi altında değil, terör örgütlerinin saldırılarından ekonomik, siyasi, sosyal kaos senaryolarına kadar pek çok tehditle de karşı karşıya olduğumuzu belirterek “Bölgemizde, Suriye ve Irak merkezli bir yeniden tanzim projesinin hayata geçirilmeye çalışıldığı anlaşılıyor. Bu projenin ülkemizle ilgili ayaklarının bulunduğu da açıktır. Tabii bu hesapları yapanlar, Türkiye’yi eski Türkiye sanıyorlar. Dışarıdan dayatılan senaryolara teslim olan o Türkiye, artık geride kaldı” dedi.

“Bugün önünde 2023 hedefleri olan, 2053 ve 2071 vizyonları konusunda kararlı olan bir Türkiye var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle son 4-5 yıldır yaşanılan her önemli hadisenin aslında bir imtihan anlamı taşıdığını, bu imtihanların hepsinin de başarıyla verildiğini belirtti.

FETÖ’nün 17-25 Aralık’tan, 15 Temmuz darbe girişime kadar Türkiye’ye yapmadığı alçaklığın kalmadığını, şimdi yurt dışında bulundukları her yerde aynı ihaneti sürdürdüklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Neyse ki, teker teker enselerinden tutup ülkemize getiriyor, yargının karşısına çıkartıyoruz, şu ana kadar 80 tanesini değişik ülkelerden topladık ve ülkemize getirdik. Kaçmanın, firar etmenin, inlerde gizlenmenin adaletten kurtulmak manasına gelmediğini onlara gösteriyoruz” dedi.

Siyasi hayatları boyunca hep seçim sürelerinin sonuna kadar kullanılmasından yana olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Halk oylamasıyla seçim arasındaki 2,5 yıllık dönemin, Türkiye’nin normal gündemiyle geçmesi hâlinde herhangi bir sıkıntıya yol açmayacağına inanıyorduk. Ancak, iç ve dış siyasi, askerî, ekonomik gelişmelerin seyri bize bu süreyi mevcut sistemle devam ettirmemizin oldukça ciddi maliyetleri olacağını gösterdi” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptıkları bütün bu hesaplar neticesinde bu sıkıntıların ülkeye, millete bir bedel ödeteceği endişesiyle bu adımı atmaya karar verdiklerini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir de, öyle bir ana muhalefetimiz var ki sağ olsun, onlar da iki de bir ‘hodri meydan, hodri meydan, hodri meydan’ diyor. ‘Madem bu kadar hodri meydan diyorsunuz, buyurun meydan’ demek durumunda kaldık. Biz milletimize verdiğimiz taahhüde bağlı kalarak erken seçim lafını asla telaffuz etmiyorduk. Şimdi artık bu adımı atalım dedik ve bildiğiniz gibi Milliyetçi Hareket Partisi’nin de bu konudaki olumlu yaklaşımı sebebiyle Sayın Bahçeli’nin Salı günü yaptıkları açıklama neticesinde kendileriyle daha önce bir bir araya gelme davetim olmuştu ve bu davetimize icabetle oturduk bu meseleleri kendisiyle değerlendirdik. Değerlendirdikten sonra da arkadaşlarımızla da yaptığım istişareler neticesinde Haziran’da Türkiye’de bu erken seçimi gerçekleştirelim istedik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim kararından sonra ülkede ciddi bir heyecanın, olumlu bir havanın estiğini gördüğünü belirterek şunları kaydetti: “Böylece aslında kendi gündemimizde bu durum olmamasına rağmen yapılan çağrıya icabetle erken seçim tarihinin Haziran olması konusunda Sayın Bahçeli’yle mutabık kaldık. Parti gruplarımızın Meclis’e sunduğu teklif dün komisyonda görüşülerek kabul edildi, inşallah bugün de Genel Kurulda karar altına alınacak, hemen ardından da görüldüğü gibi şu anda bu muaccel durumla beraber Yüksek Seçim Kurulu da zaten yol haritasını şu anda süratle hazırlıyor. O yol haritasına göre bizler de hazırlıklarımızı yapacak, 24 Haziran’a giden süreci işletmiş olacağız. Seçimlerin şimdiden ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz seçimleri, büyük ve güçlü Türkiye için yeni bir çıkış, yeni bir enerji depolama fırsatı olarak görüyoruz. Her zaman olduğu gibi, en büyük hakem olan milletin kararına tabiyiz. Demokrasinin güzelliği, milletimize yöneticilerinin o güne kadar yaptığı hizmetleri murakabe etme, gelecekte yapacaklarının da onayını verme imkânı sağlıyor olmasıdır. Milletimiz bize ‘yola devam’ derse yaptığımız hizmetleri katlayarak sürdürecek, hedeflerimize ulaşacak, ülkemizin menfaatlerini her yerde koruyacağız. Eğer milletimizin iradesi başka şekilde tezahür ederse, ona da saygı duymak boynumuzun borcudur” diye konuştu.

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz