Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kudüs kırmızı çizgimizdir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısında yaptığı açıklamada hem Filistin halkıyla dayanışma sergilenmesi, hem de Gazze’de katliam yapan İsrail’e gerekli mesajların verilmesi bakımından son derece anlamlı bir zirve toplantısı gerçekleştirdiklerini söyledi.

“KUDÜS KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararının hemen ertesinde, İslam Zirvesi Dönem Başkanı olarak Amerika’ya ve dünya kamuoyuna çağrıda bulunduklarını hatırlatarak “Çağrımızda alınan kararı yok hükmünde kabul ettiğimizi, Kudüs’ün kırmızı çizgimiz olduğunu vurgulamıştık. 13 Aralık 2017 tarihinde de yine İstanbul’da, burada Teşkilatın Olağanüstü Zirvesini düzenledik. Bu zirvede de İslam âlemi olarak Kudüs’ün ve Harem-i Şerif’in kutsiyetinin ve tarihî statüsünün korunmasına ilişkin kararlılığımızı ortaya koyduk. Filistin davasının uluslararası kuruluşlar nezdinde takipçisi olmaya her platformda devam ettik” dedi.

Kudüs konusundaki karar tasarısının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde 14 üyenin olumlu oyuna rağmen, sadece Amerika’nın vetosu nedeniyle kabul edilemediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun üzerine Türkiye ve Yemen tarafından sunulan karar tasarısının Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 21 Aralık günü yapılan oylamada dokuz redde karşılık, 128 ülkenin oyuyla, ezici bir çoğunlukla kabul edildiğini hatırlattı.

“Amerika ve İsrail’in yoğun baskı, tehdit ve şantajlarına rağmen alınan bu karar, insanlık tarihine altın harflerle kazınmıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, red oyu veren dokuz ülkenin diğer yedisinin isimlerinin duyulmadığı ülkeler olduğunu, 128 ülkenin ise dünyada ağırlığı olan ülkelerden oluştuğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Amerikan yönetimi tüm uyarılarımıza rağmen ne yazık ki hukuksuz kararını 14 Mayıs günü uygulamaya geçirmiştir. Biz bu girişimi asla kabul etmedik, etmiyoruz. Sayın Genel Sekreterin de ifade ettiği gibi, zaten bu kararın herhangi bir kıymeti harbiyesi yok. Sadece kendileri çalarlar, kendileri oynarlar. Barış sürecini sabote eden bu provokatif kararın bölgede yol açtığı sonuçların mesuliyeti bütünüyle birinci derecede Amerika’ya aittir. Amerikan yönetimi bu şekilde barış istediğini defalarca kanıtlayan Filistin tarafını cezalandırmıştır. Bu kararla Filistin halkının vatanını işgal eden, abluka ve yasa dışı yerleşimlerle iki devletli çözüme yönelik taahhütlerini çiğneyen İsrail ise ödüllendirilmiştir.”

Konuşmasının devamında bu sorumsuz politikaların İsrail’i işgal, gasp ve şiddet yönünden daha da azdıracağına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nitekim 14 Mayıs günü yaşanan katliam yeni dönemin en açık işaretidir. 14 Mayıs günü İsrail demokratik haklarını kullanan 62 Filistinli kardeşimizi şehit ederken, 2 bin 700’ün üzerinde sivili de yaralamıştır. Bu vesileyle İsrail saldırılarında şehit olan Filistinlilere Allah’tan rahmet, yaralanan kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Şehitlerimizin ailelerine, yakınlarına ve tüm Filistin halkına başsağlığı diliyorum” ifadelerini kullandı.

“Bugün Yenikapı’da yüzbinlerce vatandaşımızın katılımıyla gerçekleşen ‘Zulme Lanet Kudüs’e Destek’ mitingi Filistinli kardeşlerimizle dayanışmamızın sembolü olmuştur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu tarihî mitingin bir benzerini inşallah pazar günü Diyarbakır’da gerçekleştireceğiz ve bu zincir durmayacak, devam edecek. Zira biz eğer bunları durdurursak, bu bir sessizliğe gömülecek olursa, buradaki şuur kaybolur. Biz Filistin halkıyla dayanışma şuurumuzu hiçbir zaman sükûta erdirmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugünkü zirvede Filistin davasına verdiğimiz desteğimizi bir kez daha göstererek nihai bildirimizi kabul ettik. Bu çerçevede işgal atındaki Filistin topraklarında İsrail’in saldırganlığını en güçlü ifadelerle telin ettik. Son olaylardan İsrail’i sorumlu tuttuğumuzu belirttik. İsrail’in bu suçları Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin desteğiyle işlediği aşikârdır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başta olmak üzere, uluslararası toplumun Filistin konusunda yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi gereklidir. Her gün gencecik evlatlarını İsrail terörüne kurban veren Filistin halkına uluslararası barış gücü gönderme dâhil bir koruma sağlanması şarttır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasının devamında uluslararası toplumun katliamları tribünden izlemeyi bırakarak, diğer pek çok bölgede olduğu gibi Filistin’de de bunları engelleyecek adımları süratle atması gerektiğine vurgu yaptı. Bosna Hersek’e, Kosova’ya yerleştirilen barış gücü gibi Kudüs’e de barış gücü yerleştirilmesi gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail’in Filistin halkına karşı işlediği suçların hesabını vermesinin sağlanması artık kaçınılmaz hâle gelmiştir. Bunun için tüm dünyaya yasal ve ahlaki yükümlükler doğrultusunda harekete geçilmesi çağrısında bulunuyoruz. Birleşmiş Milletleri diğer uluslararası kuruluşları Filistin halkına karşı işlenen suçları bağımsız ve şeffaf biçimde acilen soruşturmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

İsrail’in Gazze şeridindeki saldırılar konusundaki cezai sorumluluğunu belirlemek üzere uluslararası bir soruşturma komitesi kurulmasının elzem olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu amaçla süratle bir saha soruşturması başlatılmasını istiyoruz. İsrail işlediği suçlar nedeniyle hesap vermez zorundadır, bu hesap da er ya da geç verilecektir. Filistin’de yaşanan zulmün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu gündemine getirilmesi için tüm ülkelere çağrı yapıyoruz. Bütün ülkeleri bir kez daha Filistin Devleti’ni ve onun başkenti olarak da Kudüs’ü resmen tanımaya davet ediyoruz. Bunu yapmayan ülkelerin barış sürecine öncülük etmesi mümkün değildir. Amerika’nın Kudüs konusundaki kararını bir kez daha ret ediyoruz” değerlendirmelerini yaptı.

“KUDÜS-Ü ŞERİFİN KİMLİĞİNİ DEĞİŞTİRMEYE YÖNELİK HER TÜRLÜ TEŞEBBÜSE KARŞI KOYACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında “Hukuken hükümsüz ve geçersiz olan bu karar, uluslararası barış ve güvenliği hedef alan açık bir tehdittir. Zil takıp oynamak suretiyle orada yapılan açılış töreninin bizim indimizde bir kıymeti harbiyesi yoktur” ifadelerini kullanarak şunları kaydetti: “Teşkilat üyesi ülkeler olarak, baskıyla dahi olsa Amerikan yönetiminin izinden gidecek devletlere karşı her türlü tedbiri almakta kararlıyız. Öte yandan dünyadaki hiçbir devletin şantaja boğun eğerek egemenlik haklarını çiğnetmeyeceğine inanıyoruz. Ayrıca, tüm teşkilat üyelerini Amerika’nın kararını takip edecek ülkeler yanında tüm makam, parlamento, şirket ve bireylere karşı da ekonomik kısıtlamalar uygulanması için gerekli önlemleri almaya çalışıyoruz. Kudüs-ü Şerifin kimliğini değiştirmeye yönelik her türlü teşebbüse karşı koyacağız.”

“Terörist yerleşimci grupların kutsallarımıza yönelik saygısızlıkları karşısında artık sabrımızın sonuna geldik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, üye devletler ve uluslararası toplumun yasa dışı İsrail yerleşimlerinde imal edilen ürünlerin piyasalara girmesini mutlaka engellemesi gerektiğini söyledi. Filistin topraklarında süren haksız işgalin idamesinde rolü olan tüm şahıs ve oluşumlara karşı da gereken tedbirler alınması gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bundan böyle uluslararası görevlere adaylığını koyan ve destek talep eden ülkeleri Filistin ve özellikle Kudüs’e yönelik tutumlarına göre değerlendireceklerini sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın bütçesinin güçlendirilmesinin önemine işaret ederek şunları kaydetti: “Tüm üye devletlere bu kritik süreçte Ajansı olan destek ve katkılarını artırmaları çağrısı yapıyoruz. Türkiye olarak biz de Ajans tarafından başlatılan ‘onura paha biçilemez’ kampanyasını çok güçlü bir şekilde destekliyoruz. Filistinli mültecilere destek sağlanmasının bir aracı olarak tasarlanan kalkınma vakfı fonu kurulmasına da olumlu yaklaşıyoruz. İki devletli çözüme bağlılığımızı teyit ediyor, bu bağlamda Filistin tarafınca yapılan girişimleri desteklediğimizi ifade ediyoruz. Ramazan ayı boyunca İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi tüm ülkelerde Filistinli kardeşlerimiz için yardım kampanyası yürütülecektir. Bu kampanyayla ilgili ayrıntıları yakında kamuoyuyla paylaşacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında İslam dünyası olarak Filistin sorununun çözüme kavuşturulması için Filistinlilere her alanda desteklerini sürdüreceklerini ifade etti. “Bu çerçevede birçok liderle görüşerek herkesi Filistinlilerin maruz kaldığı haksızlığa karşı sesini yükseltmeye çağırdım” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu vicdansızlığı Afrika’daki, Asya’daki kardeşlerimizle beraber Katolik dünyasının ruhani lideri Sayın Papa da kabul etmiyor. Sayın Papa’ya Kudüs konusundaki özel hassasiyeti için buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Kendisinin aynı kararlı tavrı önümüzdeki süreçte de devam ettireceğine inanıyorum” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Din, dil, ülke ayrımı gözetmeden uluslararası toplumun birleşerek haksızlığa karşı adaleti savunması gerekiyor. İslam İşbirliği Teşkilatı olarak verdiğimiz mücadele sadece Müslümanların Kudüs üzerindeki haklarının mücadelesi değildir. Sayın Putin’le de görüştüm, Sayın Şansölyeyle de görüştüm, hepsiyle bu konuyu ele aldık. Biz buradaki duruşumuzla Hıristiyanların da, Musevilerin de hakkını savunuyoruz. Biz burada işgale karşı çıkarken, adaleti, barışı, hukuku, bir arada yaşama idealini de savunuyoruz.”

İsrail’in bugüne kadar hep “güçlüyüm, öyleyse haklıyım” mantığıyla hareket ettiğini, uluslararası toplumun da buna müsaade ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık bu çarpık anlayışa dur demenin, bu sistematik barbarlık karşısında sesimizi yükseltmenin zamanı gelmiştir. Fiille desteklenmeyen her söz havada kalmaya mahkûmdur. Zulme karşı, adaletsizliğe karşı Müslümanlar, Hıristiyanlar ve aklıselim sahibi Museviler hep birlikte direnmelidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini devamında İsrail’deki ve dünyanın dört bir köşesindeki vicdan, haysiyet ve şahsiyet sahibi Musevilere seslenerek şunları kaydetti: “Siz Siyonist değilsiniz, dolayısıyla Siyonistlerden size ayırt etmek istiyorum. Bunlara karşı tavrınızı yükseltin. Yalnız kendim içinsem ben neyim? Şimdi değilse ne zaman? Evet, sekiz aylık bebeklerin, tekerlekli sandalyedeki insanların katledilmesine şimdi karşı çıkmayacaksınız, ne zaman karşı çıkacaksınız? İsrail’in devlet terörünü daha ne kadar uzaktan izleyeceksiniz? Sizi temsil iddiasındaki yöneticilerin katliamlarını örtmek için tüm dünyaya yalan söylemesine daha ne kadar sabredeceksiniz? Her gün on emrin yöneticileriniz tarafından ayaklar altına alınmasına daha ne kadar sessiz kalacaksınız? On emrin bir tanesi, öldürmeyeceksin değil mi? Unutmayın, Golyat’ın, yani Calut’un zulmüne karşı sessiz kaldıkça, siz de ona benzemekten kendinizi kurtaramayacaksınız. Artık aranızdaki vicdan sahiplerinin de korku duvarlarını yıkarak bu zulme, katliam ve vahşet düzenine bir dur demesi gerekiyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin sonunda Filistinlilere de seslenerek “Ey işgal altındaki toprakların onurlu direnişçileri, ey çıplak elleriyle korkaklar ordusuna meydan okuyan sevgili yiğitler! On yıllardır canları pahasına Kudüs’e ve Harem-i Şerife sahip çıkan asil kahramanlar! Aklımız, kalbimiz, dualarımız sizinledir. Kadını erkeği, genci yaşlısıyla tüm İslam dünyası yanınızdadır. Uğruna can verdiğiniz Kudüs davası, unutmayın, hepimizin davasıdır. Kutlu mücadelenizde sizleri asla yalnız bırakmayacağız. İşgal bitene, başkenti Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti kuruluna kadar sizleri desteklemeyi sürdüreceğiz. Ağır silahlarla kanınızı döken caniler, hukuk ve insanlık önünde hesap verene kadar yolumuzdan asla dönmeyeceğiz. Bazılarının sessizliği sizi yeise düşürmesin. Kimi ülkelerin riyakârlığı sizi karamsarlığa sevk etmesin. İradesini dolarlara değişenler, dolarlara satanlar sizi aldatmasın. Rabbim emri gereği, inanıyorsanız üstün olan sizsiniz” ifadelerini kullandı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz