Cumhurbaşkanı Erdoğan:”Hedef küçük olunca hesap da siyaset de küçük oluyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan:"Hedef küçük olunca hesap da siyaset de küçük oluyor"
Share

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’nin, asıl yanına alması gereken kesimden; milletin kendisinden ısrarla uzak durduğunu belirterek, “Milletsiz siyaset bunların kolayına geliyor. Hedef küçük olunca hesap da siyaset de küçük oluyor.” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK PARTİ Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, mahalli seçimlerle ilgili hazırlıklarını hızlı şekilde sürdürdüklerini söyledi.


Erdoğan, CHP’nin, asıl yanına alması gereken kesimden; milletin kendisinden ısrarla uzak durduğunu belirterek, “Milletsiz siyaset bunların kolayına geliyor. Hedef küçük olunca hesap da siyaset de küçük oluyor.” dedi.


Bugüne kadar Ankara, İstanbul, İzmir, Trabzon, Kocaeli ve Sakarya’ya giderek, ilçeleriyle birlikte aday tanıtımını gerçekleştirdiklerini anımsatan Erdoğan, bu hafta sonu Samsun, Ordu; önümüzdeki hafta sonu da Erzurum, Gaziantep ve Antalya adaylarının tanıtım törenlerine katılacağını bildirdi.


CHP’nin 2014 mahalli seçimlerini FETÖ’cülerin verdiği malzemelerle yürüttüğünü, onların amaçlarına hizmet edecek şekilde çalıştığını kaydeden Erdoğan, “Baktı ki FETÖ’cüler tek başına yetmiyor, şimdi onun yanına PKK’lıları hamur tutkalıyla bir araya getirilmiş birilerini daha aldılar. Bu cephe de CHP’yi başarıya ulaştırmaya yetmeyecek. Çünkü CHP asıl yanına alması gereken kesimden, yani milletin kendisinden ısrarla uzak duruyor. Milletin içinde olmadığı bu tür siyaset mühendisliği projelerinin bir yerlere göz kırpmaktan, mesaj vermekten öte neticelere vesile olabilmesi mümkün değildir.” diye konuştu.


Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin Türkiye için tarihi bir fırsat olduğunu vurgulayarak, “İnşallah Meclisimizle, Cumhurbaşkanlığımızla, esnafımızla, üreticimizle, sanayicimizle, tüccarımızla, ihracatçımızla, sivil toplum kuruluşlarımızla el ele vererek Türkiye’yi hedeflerine ulaştıracağız.” dedi.


Türkiye’nin neren nereye geldiğini göstermek bakımından sık sık tek parti devri zihniyetini anlatmasından bazılarının rahatsız olduğunu aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:


“Halbuki bu devri iyi bilemezsek, gereken dersleri çıkarmazsak ne bugün bulunduğumuz yeri doğru şekilde anlayabiliriz ne de geleceğimize güvenle bakabiliriz. Gazi Mustafa Kemal’in ve dönemin Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ın binbir zahmetle kurmaya çalıştıkları savunma sanayimizi tek parti zihniyetinin nasıl baltaladığını anlatmayalım mı? Bu amaçla yurt dışına gönderilip eğitilen teknik personelimizin, geriye döndüklerinde alakasız işlerde çalıştırılıp, bir kısmının da yabancı şirketlerin temsilciliğini yapmaya zorlandığını ifşa etmeyelim mi? Kendi savaş uçaklarımızı üretmek için harekete geçenlerin önünün ‘bedava uçak’ bahanesiyle nasıl kesildiğini söylemeyelim mi? ‘Nasıl olsa hazırı var, benzerini yapmak için niye uğraşalım.’ diyen kafanın hala ortalıkta dolaştığını gördüğümüz, bildiğimiz halde bu gerçekleri her fırsatta, milletimizle paylaşmayalım mı?”


Nuri Demirağ’ların önünün nasıl kesildiği bilinmezse şu anda aynı amaçla yola çıkmış müteşebbislere verilen desteğin anlamını millete nasıl izah edebileceklerini soran Erdoğan, “Savunma sanayimizi güçlendirmek değil, tıpkı bir gemi çıpası gibi yavaşlatmak için çalışan kurumları gerçek anlamda üretken hale getirme gayretlerimizin sebebini anlatmayalım mı? Türkiye bu zihniyeti, tek bir zerresi kalmayana kadar ezip yok etmelidir.” ifadesini kullandı.


Erdoğan, Cumhuriyet dönemi düşünce hayatının, sol sosyalist çizgideki isimlerinden biri olan Niyazi Berkes’in, “Milli Şef” dönemini, “Türk düşünüş tarihinde, bu devir kadar utanç verici, bu devir kadar saldırganlığın terbiyesizleştiği bir devir yoktur.” cümlesiyle anlattığını aktardı.


“Milli Şef dönemindeki utanç verici olaylara karşı ses çıkarmayanlar, Menderes döneminde kendilerine özgürlük ortamı sunanlara saldırmaktan çekinmemişlerdir.” diyen Erdoğan, bu kafanın, merhum Turgut Özal’a, merhum Türkeş’e, merhum Erbakan’a da aynı saldırganlıkla yaklaştığına dikkati çekti.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK PARTİ döneminde de aynı zihniyetin iflah olmaz bir saldırganlık ve edepsizlikle üzerlerine geldiğini anlatarak, “Kılıçdaroğlu ve avanesinin referansı işte bu tek parti dönemidir. Biz Türkiye’yi bunlara rağmen 16 yılda 3,5 kat büyüttük. İnşallah yine bunlara rağmen 2023 hedeflerine ulaştıracağız.” dedi.



Türkiye’nin son yıllarda çok tarihi sınamaları üst üste veren ve halen vermeye devam eden bir ülke olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:



“Bizim son 5-6 yılda yaşadıklarımızın sadece birine maruz kalan bütün ülkelerin nasıl sendelediklerini, nasıl paniklediklerini görüyoruz. Hamdolsun Türkiye, tüm bu süreçlerden alnının akıyla çıkmayı başarmıştır. Bir süredir gündemimizdeki konular arasında yer alan Suriye meselesinde son dönemde önemli kazanımlar elde ediyoruz. Ülkemizde bulunan 3,5 milyonun üzerinde sığınmacı ve sınırlarımızda yol açtığı ciddi güvenlik tehditleri yanında siyasi ve ekonomik geleceğimiz bakımından da bu meselenin üzerine kararlılıkla gitmek zorundayız.”



Türkiye’ye gelen bütün bu mülteciler içerisinde sadece Suriye’den değil Irak’tan da gelenler olduğunu dile getiren Erdoğan, Saddam Hüseyin döneminden itibaren Keldaniler, Ezidiler, Kürtler, Arapların Türkiye’de misafir edildiğini anımsattı.



Erdoğan, o dönemde 500 bine yakın mültecinin Türkiye’de misafir edildiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:



“Şimdi de yine Suriye’den ve Irak’tan Araplar başta olmak üzere Kobani’den 300 bine yakın Kürt kardeşimizi biz ülkemizde misafir ettik, hala misafir ediyoruz. Biz teröristlere kapılarımızı kapattık, teröristleri bu ülkede asla barındırmayacağız. Bunu herkesin bilmesi, kabullenmesi lazım. Biz terörle el ele gezemeyiz, teröristlerle birlikte olamayız. Onun için PKK, PYD, DEAŞ, bunlar bizim yanımıza asla sokulamaz. Bunları, o açtıkları çukurlara ülkemizde nasıl gömdüysek, sınırlarımız dışında da yine aynı şekilde onları o çukurlara gömeriz. Zeytin Dalı Harekatı’nda ne yaptıysak, Fırat Kalkanı Harekatı’nda DEAŞ’ın bölgedeki bütün attığı adımları biz, onların adeta yüzlerine çaldık. PKK, YPG’nin Afrin’deki varlığına çok büyük darbe vurduk.”



İdlib’de, Rusya ve İran ile başlattıkları inisiyatifle, her ne kadar bazı aksaklıklar vuku bulsa da bölgede yeni bir insani kriz yaşanmasının önüne geçtiklerini belirten Erdoğan, “İnşallah bu sıkıntıları da çözecek ve İdlib’i, tıpkı destek verdiğimiz diğer bölgeler gibi huzur ve güven beldesi haline getireceğiz.” dedi.



Afrin’de futbol takımlarının kurulduğunu ve orada gençlerin futbol maçı oynadığını anlatan Erdoğan, “Nereden nereye geldik? Bu bir kararlılığın neticesidir. Orada iki tane futbol sahası yapmışız, bütün oradaki gençler o maçı izliyorlar. Mesele bu değil mi? Barış lafla olmaz, icraatla olur. Sevgi lafla olmaz, icraatla olur. İşte biz bu icraatlarla ortaya bunları koyduk.” diye konuştu.

Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Münbiç ve Fırat’ın doğusundaki terör unsurlarıyla daha aşağılarda yuvalanan DEAŞ artıklarının bulunduğunu belirtti.


Suriye meselesinin çözümünün formülünü, hep bu ülkenin toprak bütünlüğüyle her kesimin hakkını hukukunu koruyacak ve beklentileri karşılayacak yeni anayasa ve özgür seçimler olarak ifade ettiklerini anımsatan Erdoğan, bugün de aynı noktada olduklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy’un “Zulmü Alkışlayamam” şiirini okuyarak, “Zulmü alkışlamayacak, istiklalimize de sıkı sıkıya sahip çıkacağız. Tabii şu gerçeği de çok iyi biliyoruz; Suriye’yi kan ve gözyaşı gölüne çeviren nice güçler, bölgede cirit atarken Türkiye’nin elleri kolları bağlı bir şekilde beklemesini isteyenler, aynı krizi bizim topraklarımıza taşıma hesabı yapanlardır. Hiç kimseye böyle bir fırsatı vermedik, vermeyeceğiz. Kendimizle birlikte Suriyeli kardeşlerimizin haklarını sonuna kadar savunacağız.” diye konuştu.


ABD ile Suriye meselesinde uzunca bir süre farklı yaklaşımlara sahip olduklarını ve bu durumun kendilerini üzdüğünü anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Niye üzdü? Çünkü biz, stratejik ortağız. Olaylara farklı yaklaşımlarımız olabilir ama aynı hedefe kilitlenmek üzere olur. Aynı hedefe kilitlenme değil de farklı hedef olunca, açılar da farklılaşır bu defa farklı yerler vurulur. Özellikle Obama döneminde bize verilen sözlerin yerine getirilmemesinden tutun da terör örgütleriyle ‘al takke ver külah’ ilişkilerine kadar pek çok sorunlu konuyla ilişkilerimiz adeta zehirlendi. Sayın Trump’ın başkan seçilmesinin ardından, kendisinin Suriye meselesinde farklı yaklaşımlar içinde olduğunu görmekten tabii ki memnuniyet duyduk. Ancak bize ifade edilen bu yaklaşımlar, maalesef uzunca bir süre fiilen sahaya yansımadı. Bunun üzerine biz de kendi politikalarımız doğrultusunda askeri harekat planlarımızı tamamlayıp hazırlıklarımızı yaptık. Geçtiğimiz ay tam sahaya çıkmak için hazırlıklarımızı son kez gözden geçirirken Sayın Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Bu görüşme bizim açımızdan gerçekten umut verici bir içeriğe sahipti. Sayın Başkan Amerika’nın Suriye’deki askerlerini tümüyle çekeceğini, DEAŞ artıklarıyla mücadeleyi de Türkiye’ye bıkaracaklarını gayet açık ve net bir şekilde bize ifade etti. Biz de Fırat Kalkanı Harekatı’ndaki göğüs göğüse çarpışmalarımızı hatırlatarak Suriye’de DEAŞ ile mücadelenin önceliklerimizin başında geldiğini ifade ettik. İlerleyen süreçte Amerika ile Suriye konusundaki ilişkilerimizin olumlu yönde seyrine sıcak bakmayan yönetimdeki kimi isimlerin değişmesi umutlarımızı daha da artırdı. Bunun askeri harekatımızı biz de beklemeye aldık. Elbette arada bir takım çatlak sesler çıkıyordu ama biz asıl muhatabımızın Sayın Trump olduğunu bildiğimiz için bunları çok da önemsemiyorduk.”


Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün ABD Başkanı Donald Trump’ın kişisel sosyal medya hesabından verilen bir takım mesajların kendisini ve arkadaşlarını üzdüğünü, bunun üzerine harekete geçtiklerini vurgulayarak, bu meseleleri dün gece Trump ile telefonda tekrar konuştuklarını anlattı. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


“Gayet müspet bir görüşme oldu. Kendisi Amerikan askerlerinin Suriye’den çekilme kararını bir kez daha teyit etti. Suriye’de Türkiye sınırı boyunca bizim tarafımızdan oluşturulacak güvenli bölge dahil, hatırlayın Obama döneminden itibaren benim vurguladığım, bu güvenli bölge konusu 20 mil olarak kendisi tarafından da ifade edildi ki bu da 30 kilometreyi aşkın bir derinlikte bir güvenli bölge, böyle bir hat. Gündemimizdeki tüm konularda ekiplerimiz arasında süren görüşmelerin devamına karar verdik. Türkiye olarak önceliğimizin DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle etkili bir şekilde mücadele etmek olduğunu vurguladık. Bizim Suriye’de hiçbir etnik ve dini grup gözetmeden herkese kucak açtığımızı, buna karşılık PKK/YPG’nin kendisine tabi olmayan Arap, Kürt, Türkmen, Hristiyan gruplara zulmettiğini ifade ettik, bunların belgelerini de kendi danışmalarına ulaştırdığımızı, verdiğimizi kendisine tekrar söyledik. Bundan da memnun oldu.”


ABD Başkanı Trump’ın bölgedeki terör örgütlerinin özellikle Hristiyanlar’a yaptıklarından çok da bilgisi olmadığı için bu konuda kendisini aydınlatmasından memnun olduğunu ifade ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:


“Görüşmemizde sadece bunlarla da kalmadık. İkili ticaret hacmimizi 75 milyar dolara çıkarma hedefimiz doğrultusunda daha hızlı ve kapsamlı adımlar atma kararına vardık. Böylece ilişkilerimizde Suriye özelinde başlayan olumlu seyri, aramızdaki diğer ihtilaflı meselelerle sınırlamayıp ekonomik alana da taşıma perspektifimizi güçlendirmiş olduk. Türkiye, siyasetin ve diplomasinin imkanlarını sonuna kadar kullanmayı savunan bir ülke olarak, bu meseleyi müttefiklik ruhuna uygun şekilde çözmek için üzerine düşenleri yapmaya devam edecektir. Yeter ki bizim hakkımıza, hukukumuza, hassasiyetlerimize riayet edilsin. Bu yapıldığı sürece dostlarımızla sonuna kadar yol yürümekten asla geri durmayız, çekinmeyiz. Sayın Trump ile dün akşam tüm bu konularda tarihi öneme sahip bir anlayış birliğine vardığımıza inanıyorum.”


Erdoğan, bu vesileyle uluslararası çevrelerde sıkça dile getirilen çok önemli bir yanılgıyı düzeltmek istediğini vurgulayarak, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu ülkede yaşayan herkesin, en başta da Türküyle Kürdüyle Arabıyla tüm kardeşlerimizin devletidir. Hangi inanç grubundan olursa olsun hepsinin devletidir. Biz ülkemizde bugüne kadar asla bu tür ayrımcılıklara müsaade etmedik, bundan sonra da etmeyiz. Zira bizim temel ilkemizde hep söylediğim gibi, ‘yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü.’ ilkesi yatmaktadır.” değerlendirmesini yaptı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*