CUMHURİYET VE DEMOKRASİ’NİN 88.YILI PANELİ BÜYÜKADA’DA YAPILDI

Cumhuriyet ve demokrasi’nin 88.yılı paneli Büyükada’daki Adalar müzenin bahçesinde yapıldı.Panele Altan Öymen,eski içişleri bakanı Hasan Fehmi Güneş, eski bakanlardan Önay Alpago ve Adalar Belediye Başkanı Dr.Mustafa Farsakoğlu katıldı.Belediye başkanı Dr.Mustafa Farsakoğlu’nun açılış konuşmasından sonra söz alan Önay Alpago;

 

Cumhuriyet bizim ülkemizde bir demokrasi modelinin ta kendisi olarak kurulmuştur.Cumhuriyet bizim ülkemizde,özellikle dine dayalı bir monarşiden ulus egemenliğine dayalı bir rejime geçişin adıdır.Şüphesis ki bu geçişte artık kulların yerini yurttaşlar almıştır.Ulus iradesi,ulus egemenliği yada milli irade dediğimiz kavramda zaten demokrasinin ta kendisidir.Yine bizde farklı olarak,Cumhuriyet önce kurtuluş,sonra kuruluş sonra devrimler zinciri içinde hayat bulmuştur.Türkiye cumhuriyeti önce bir kurtuluş mücadelesinin eseri olarak ilan edilmiştir.Bakınız birinci dünya şavaşında,Balkan savaşında yüzbinlerce ölü ve yaralı ile geldiğimiz bir kurtuluş savaşı öncesi bu halkın çokça da umudu yoktur,parası karabaglar arçelik servisi yoktur,gücü yoktur,üzerine savaş meydanlarında giyecek elbisesi yoktur,buna rağmen düzenli bir ordusu olmadığı halde Mustafa Kemal kurtuluşa inanmıştır,yanlızca kendi inancı yetmemiş,önce meclisin açılmasını yani ulusal egemenliğin ete can’a bürünmesini istemiştir.Yunus Nadi bey sormuştur,Atatürk’e demiştir ki “dünyanın her yerinde önce savaşılır sonra bir rejim belirlenir neden önce meclis diye diretiyorsun”Atatürk şu yanıtı vermiştir,”Önce meclis sonra ordu,ordu demek savaş demektir,ordu demek para demektir,ordu demek ölüm demektir,bunlara kim karar verecek,ben karar veremem,bir kaç kişiylede karar veremeyiz buna milletin kendisi karar verecek,paraya’da,ölüme’de,bedele’de,zafere’de onlar karar verecek,nasıl belli edecek kararlarını,kendi seçtikleri temsilcileri bu meclise göndererek karar verecekler ve irade kullanacaklardır….

 

Daha sonra söz alan Altan Öymen;

Atatürk ve arkadaşlarının hedefi demokrasiydi,demokratik bir cumhuriyetti,zaten erzurum kongresinden başlayın,sivas kongresinde şu görülür,o kongrenin toplanışında temsil esası vardır,yani birileri seçilecek kendi cemiyetleri içerisinden o müdafay-ı hukuk cemiyetleri içerisinden oraya gelecekler ona göre temsil heyeti kuracaklar,ondan sonra T.B.M.M.açılması gene aynı şekilde seçilen insanlara dayalı bir meclis.İlk demokrasiyi başlatan fiilen Avrupadaki ülkelerin başında gelir Türkiye,yani o zamana kadar tek partili dönemde olan bir çok ülke o hallerini uzun süre devam ettirmişlerdir.Diktatörlerle dolu bir dünyada savaş bitmeden adımlar atılmıştır,Türkiye demokrasiye adım adım ilerlemiştir.

Son olarak söz alan Hasan Fehmi Güneş;

 

Mustafa Kemal devrimciydi,darbeci değildi,bizim Cumhuriyetimizin temel niteliklerinden birisi,bir devrim ürünü olmasıdır,yani toplum gelişti,düzeyi yükseldi,sorunları çözüldü,bu gelişme sürecinin içinde artık demokrasi gündeme geldi,cumhuriyet gündeme geldi değil,cumhuriyet bir devrimle geldi,getirildi.Türkiye Cumhuriyeti bir devrim ürünüdür,Mustafa Kemal bir devrimciydi,öteki örnekler işte sivil gelen asker olanlar,sivil elbiseyi giyen askerlik yapanlar,onlar darbeciydiler.Darbeciler demokrasiye inanmıyanlardır,devrimciyle darbeci arasındaki fark odur,biri demokrasi için yola çıkar ve demokrasiyi gerçekleştirir,öteki demokrasiyi yıkar ve ona bir gerekçe bulmak için bir takım yüksek değerleri,yüksek kavramları istismar eder,darbecilerin en kolay istismar edecekleri Atatürk’tür.Mustafa Kemai’in terminelojisinde Cumhuriyet demokrasiyide içermektedir.Cumhuriyet derken,ulusal egemenlik derken,egemenliği yeryüzüne indirirken,halka verilmesi derken demokratik bir yönetim kastetmektedir.Laik bir demokratik hedefe yönelmiştir,ama kurtuluş savaşı,ulusal bağımsızlık savaşı yıllarında başka bir savaş yönetimi söz konusu olmuştur oda özgün’dür,meclis hükümeti modeli denen bir modele yöneltilmiştir,Türkiye ve daha önce bir başka ülkede bir uygulamada görülmemiş bir modeldir,meclis hükümeti modeli,o mecliste bütün tartışimalara rağmen o meclise saygı gösterilmiştir,çünkü biliyorduki o meclis aynı zamanda demokrasiyi getirecekti,halk egemenliği öyle kullanılacaktı.1923’te Cumhuriyet kurulduktan sonra her aşamada demokrasiye yönelmek istenmiştir,tek partili dönem yaşanmıştır.O dönem bütün dünya da tek partili dönem var ve Türkiyedeki tek partili dönemdünyadaki tek partili uygulamaların standart’ının üstündedir,daha özgürlükçüdür,daha devrimcidir..

Haber

Şükrü Abanoz

2 YORUMLAR

  1. Duyumlarımıza göre “CHP İl Başkanlığı” tarafından her ilçede düzenlenen “88. yılında demokrasi” paneli, ilçemizde “Adalar Belediyesi’nin hazırladığı etkinlik” olarak duyuruldu. Dinleyici olarak katıldığımız bu etkinlikte konuşmacılar söyleyeceklerini söyledi, dinleyiciler dinledi, soru-cevap pas geçilerek, hazırun dağıldı. Sanki yasak savmak için zoraki bir toplantıydı. Heyecan yoktu. Toplantıda dikkatimizi çeken eksikliklerin başında, CHP ilçe başkanı ile yönetim kurulu üyelerinden çoğu, Adalar’dan seçilmiş olan CHP’li İl Genel Meclisi üyesi ve ikisinin dışında Belediye Meclisi üyelerinin düzenlenen toplantıda olmamalarıydı.Ne yazık ki parti üyelerinin de hemen hemen çoğu bu toplantıda yoklardı. Ya bir de Büyükada’da oikamet eden eski milletvekilinin, paneli bildiği halde kahvede yandaşlarıyla al kızı ve papazı oynamasına ne demeli? Bir diğer dikkatimiz çeken de, CHP Adalar ilçesinde, İlçe yönetimine ve Belediye Başkanına muhalefet eden “müzmin muhalifler”in namevcudiyetiydi. Bu kafayla particilik yapanların CHP’yi değil, kendi egolarını tatmin için “politikacılık” yapmaları üzücüdür. Parmak arkasına saklanarak, kahve köşelerinde, bazı dükkan ve malum bir dernekte dedikodu üretmenin adına ne politika yapmak denir, ne de Cumhuriyet Halk Partililik denir. Yaşı benimle hemen hemen aynı olan eski CHP’liler iyi bilirler, “1980 netekim darbesi”ne kadar CHP’nin bir üyesi iken, parti içinde muhalefeti kora kor yapanlar olarak, bugünkü kaçak güreşenlerin tutumundan dolayı üzüntü duyuyor ve acı acı gülüyorum. Sizlerin bu yanlış yutumu ne yazık ki tüm ülkede kronik bir hastalık olarak örgütü sarmış durumda. Kısaca; Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugünkü durumunu üzülerek söylemeliyim ki, tirajı düşük Cumhuriyet gazetesine benzetiyorum; potansiyel okuyucu kitlesi mevcut, lakin okuyucuya ulaştırılacak gazete çıkarılamıyor.

    Partinin bir dönem genel başkanlığını yapmış saygın kişiliğiyle her zaman takdir ettiğimiz sayın konuşmacı, uzun yıllar mecliste partimizi temsil etmiş belagat sahibi sayın eski milletvekili ve öğretim görevlisi kimliğiyle konuşan sayın parti meclisi üyesi panelde yeni bir şey söylemediler. Yeni bir şeyler söylemek lazım cancağızlarım, eskiyi hem biliyoruz, hem yaşadık. İleriye dönük plan ve program üretemeyen, ana muhalefeti bi hakkın yapamayan siyasi partilerin sonu politika mezarlığıdır. Ana muhalefetin 1950-1960 arasında nasıl yapıldığını 1973 de nasıl başa güreşildiğini tarihin tozlu sahifelerinden ibret alarak öğrenebilirsiniz. Yoksa bu mezarlıkta biz nice siyasi partiler için fatiha okumaktayız. Umarım hastayı iyileştirecek mevcut ilaçlar kullanılır.

  2. PANELİ ADALAR C.H.P DÜZENLESYDİ TÜM C.H.P LİLER KATILIRDI AMA ADA EVİ(SOROS ÇOCUCUKLARININ HİMAYESİNDE)İKİNCİ CUMHURİYETÇİLER,YETMEZ AMA EVETÇİLER LERLE YAN YANA GELMEK İÇİMİZE SİNMEMEMİŞ DEMEKKİ ORAYA GİTSEYDİK ONLARI MEŞRU SAYARDIK O YÜZDEN GİTMEDİK

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz