Eğitimde sorunlar sümenaltı

Eğitimde sorunlar sümenaltı

Eğitimde sorunlar sümenaltı

 

            Öğretmenlerin toplumun şekillenmesi ve çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmasındaki rolü, tartışmasız bir gerçektir. Bu gerçeklik maalesef ki günümüzde ehemmiyetsiz bir olgu haline geldi. Dışı parlak ve göz alıcı, içi ise boş bir kışır ve kabuktan ibaret bir hal aldı. Olması gibi gereken durumlar üzerinden tedbirlerin alınması yerine, hayalimizdeki mükemmeliyetçilik fikri üzerinden temeller atılıyor. Elimizdeki malzemenin çimentosu eksik ve demiri yetersiz olduğu halde bizi bu eksiklikleri görmeden bina dikmemizi isteyenler ve o yolda baskı oluşturan unsurlar iyi bilmelidirler ki o bina bir gün çökecektir.

      Ulusal deprem ve ilkyardım konulu bir konferansta konuşma yapan bir profesör:

”Dünyanın birçok bölgesini gezdim, sayısız konferans verdim, araştırmalar yaptım, yabancı bilim adamlarıyla işbirliği yaptım, projeler geliştirdim.Gördüm ki bizler her şeyin sorunsuz aktarılmasını istiyoruz. Bu yüzden var olan gerçekler yerine; parlatıp, cilalayıp servis etmek hoşumuza gidiyor. İşin garip tarafı üstlerimiz de bunun farkında olmasına rağmen onlar da alkış tutup kendi üstlerine servis ediyor.Örneğin 99 depremi öncesinde yaptığımız bütün deprem tatbikatları sorunsuz geçmiş. Tutulan raporların hepsinde yüzde yüz başarı olarak ifade edilmiş. Gerçekte deprem olduğunda ise neler olduğunu gördük. İletişim sorunu, barınma sorunu, ulaşım sorunu, koordinasyon eksikliği, kargaşalar, talanlar, vs gibi birçok sorun ortaya çıkmıştı. Görmezden gelinen ve gerçeklik payı olmayan yüzde yüz rapor üzerindeki başarıların hiçbir işe yaramadığı görüldü.”

Eğitim ve öğretim de bundan farksız değil şu anda.Bir yerde bir sorun varsa o sorun konuşulmalı ve çözüme kavuşturulmalıdır. Üstlerine iletme halinde bunun bir kabahat gibi algılanmaması gerekir.Üstler veya yöneticiler bu iletilen sorunu bir başarısızlık olarak görmemeli ve bu şekilde değerlendirmemeli. Aksi halde karşılıklı maskeler takılır, her şey güllük gülistanlıkmış gibi bir algı oluşturulur, sorunlar çözüme kavuşturulamaz, kör düğüm haline gelir.

Bakanlığımızı ve sayın Nabi Avcı’yı yaptıkları projeler ve reformlardan dolayı gerçekten tebrik etmek gerekiyor.Fakat iş sadece bir grubun iyi niyeti ile de yürümüyor malesef…Mesela e-içerik diye bir kurs programı açıldı. Ben de o kursa çok istekli olarak başvuru yaptım. Amacımız hem yeni şeyler öğrenmek hem de ülkemizin eğitim sistemine yeni kazanımlar sunmaktı.  Öğretmen evi müdürü ve eğitim teknolojileri müdürü okkalı birer konuşma yaptılar. Kendimizi evimizde hissedecek ve hizmetimize sunulan imkanlarla e-içerik geliştirecektik. Şimdi bir dakika durun ve düşünün.Sizce dedikleri gibi mi oldu? Hayır tabii ki…İnanmayacaksınız ama e-içerik kursunda internet sorunu vardı.Koca şehrin göbeğinde bakanlık bir sürü masrafa girmiş istekli öğretmenler tatilini yarıda kesmiş ve o heves kursaklarında kalmıştı…Anlayacağınız internete bağlanamadık. ”e” harfi eksik olunca içerik de anlamsız kaldı.Yine de gayretli öğretmenler kendi imkanlarıyla bu sorunu aşmaya çalıştılar.Defalarca uyarmamıza rağmen bizim A,B ,C hatta D planımız var diyen o müdürlerin hiçbiri piyasada yoktu.Büyük bir ihtimalle üstlerine rapor verirken de mükemmel bir planlama yaptıklarını bunun neticesinde mükemmel ve sorunsuz bir ortam hazırladıklarını aktarmışlardır.Aktarmamışlarsa da hayallerinde mutlu bir senaryo çalışması yapmışlardır.  Tüm bu olumsuzluklara rağmen verimsiz oldu diyemem yine de…Fakat mükemmel olabilirdi. Olmamasının nedeni, önceden sorunların konuşulmaması, planların yapılmaması ve çözüme kavuşturulmayıp her şeyin mükemmel olduğunun varsayılmasıydı.

Her şeyin sorunsuz olmasını arzu etmek gayet güzel bir istek. Fakat bunu isterken makul bir şekilde istemek gerekir. Eğitim ve öğretim uzun bir süreç gerektirir. Sabır ister. Meyvesi geç olgunlaşır. Bunu bile bile hormon takviye etmek eğitimin boynuna ip geçirmektir.

Yukarıda bahsedilen mezkur durum not ortalamaları konusunda da aynı şekilde bir baskı unsuru olmaktadır.Bir ilin müdürü, şube müdürlerinden başarı ortalamasının artması yönünde makul isteklerde bulunmakta. Komisyonlar kurulup sorunlar gündeme getirilip başarısızlık nedenleri pasifize edilmesi gerekirken aksi yönde onlar da ilçe müdürlerine başarının arttırılmasını istemekte ve topu onlara atmaktadır.Her ilçe kendi arasında kendi başarısızlık sorunları ve çözüm yollarını konuşup projeler üreteceğine onlar da topu acil bir toplantı kodu ile okul müdürlerine havale etmektedirler.Panikleyen okul müdürleri arkasında uzun vadeli bir destek göremeyince haliyle yüzünü öğretmenlere döner ve onlardan başarının hemen yükselmesi gerektiğini söyler. İşin böyle yürümediğini onlar da çok iyi bilmektedir aslında fakat emir büyük yerdendir. Öğretmen ne yapar peki? Yapması gerekeni yapar tabiii.Ders içi performanslarını yükseltir.Sınavları kolaylaştırır ve böylece öğrencinin ve okulun not ortalaması birden yükselir. Biraz daha sabredip beklesek uzaya bile çıkarlar o not ortalamalarıyla. Ayrıca velilerin yüksek not beklentilerini anlayabilmiş değilim. Onlara göre başarısızlık diye bir şey yok. ”O çocuk başaracak”, ”O çocuk 100 alacak”…Almazsa ve başarmazsa bunun müsebbibi öğretmendir değil mi? Her neyse bu cilalama ve parlatma silsile yoluyla üstlere aktarılır. Üstler öyle memnun öyle memnundurlar ki anlatmak kelimelere sığmaz.Aynen bayramlıklarını başucuna koyup sabah bayramını bekleyen çocuklar gibi mutludurlar. Emirler verilmiş sorunlar çözülmüş not ortalamaları artmış oh be hayat ne güzel.Veli memnun; çocuğu 5’lerle dolu bir karne almış, öğretmen memnun; emeğinin karşılığını fazlasıyla almış, idare sorumluluktan kurtulmuş, amirler rahat nefes almış…Dedim ya biraz daha gayret etsek uzaya mekik fırlatacaktık hep beraber.Eğer bunun bir çözüm yolu olduğunu düşünen varsa PİSA sonuçlarına baksın. Uluslararası raporları incelesin.

Ümit ediyorum ki bir gün eğitimin sorunları eğitimcilerin geniş çaplı katılımıyla gerçekleşir. Bu sorunlar kendi çıkarlarını düşünen bir iki sendikaya bırakılacak kadar ehemmiyetsiz değildir. İnşallah bir gün havalecilikten kurtulup, ataletten sıyrılıp, hayalcilik oyununu bırakıp, gerçeğe binip yol almayı öğrenirsek işte o zaman eğitim ve öğretim rayına girmiş olur.Dünyada olmamız gereken yerde olur bayrağımızı en ön safa dikeriz.

Selçuk TÜTAK

Eğitimci

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz