DOLAR 8,7094
EURO 10,4006
ALTIN 496,597
BIST 1410,79
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Sağanak Yağışlı

Geçmişi özlemle anıyorlar

Eskişehir’de 40 yıldır ayakkabı tamirciliği yapan Nurettin Kara, mesleğinin asla bitmeyeceğini, fakat bu işi artık kimsenin yapmak istemediğini …

29.05.2021
A+
A-

Eskişehir’de 40 yıldır ayakkabı tamirciliği yapan Nurettin Kara, mesleğinin asla bitmeyeceğini, fakat bu işi artık kimsenin yapmak istemediğini, artık çok iyi yeni ustaların yetişmesinin zor olduğunu belirterek “Çünkü çırak bulamıyoruz” dedi.

Nurettin Usta, işlerinin eskiyle kıyaslandığı zaman arada çok büyük fark olduğunu belirtiyor. Eski ürünlerle yeni ürünleri kıyaslayan Kara, “Önceden ayakkabılarda kösele ve Japon kösele vardı. Bu ayakkabılar genelde el yapımı oluyordu. Bu ayakkabıların hepsine pençe yaptırılıyordu. Önceden günlük iki plaka pençe kullanıyorduk. Şimdi plakayı aldığımız tarihi unutuyoruz. Şimdiki ayakkabıların tabanları hazır taban oldu. Kırılan tabanın değişimi ayakkabının yarı fiyatı oluyor. İnsanların çoğu yaptırmaya yanaşmıyor. Geçim sıkıntımız pandemi döneminde var ama gene de Allah bereket versin. İşlerimiz oluyor. Çorbamız kaynıyor” dedi.

“İNSANLAR YERE BASTIĞI SÜRECE BU MESLEK ÖLMEZ” 

Sektörlerinin güzel olduğunu, iş imkanının sürekli olacağını fakat çırak yetişmediğini belirten çıraklıktan gelme ayakkabı tamircisi Nurettin Kara, şunları anlattı;
“Çırak yok, yetişmiyor. Önceden çocuklar ilkokulu bitirdikten sonra okumaya niyeti yoksa mesleğe atılıyordu. Ama liseyi okumuş bir çocuk eğilmez. 17-18 yaşlarına gelmiş birisini yetiştirmek mümkün değildir. Okumayıp bu tarz işlere yönelenlerin sayısı çok az. Sanayide sadece birkaç sektörde çırak oluyor. Bizim mesleğimizin sanat okulu yok. Bire bir yetiştirmek gerekiyor. O da mümkün olmuyor. Bu meslek kesinlikle ölmez. İnsanlar yere bastığı sürece bu meslek ölmez. Ama hiç kimse yetiştirilmez. Anca el becerisi olan birisi gelip burada izleyerek öğrenebilir. Bundan sonra mesleğin geleceği yok. Çevremizde canlı örnekler var. Birkaç gün izleyip öğrenmeye çalışıyor. Pratik zekâlıysa eğer olayı çözüyor. Ama pratik zekâlı değilse öğrenemez. Küçük yaştan itibaren çırak olarak yetişme olayı artık yok.”

92’LİK OFLU DURSUN DEDENİN GÖZLERİ ŞAHİN GİBİ

Samsun’un tek şemsiye tamircisi olan 92 yaşındaki Dursun Yıldız ilerleyen yaşına rağmen şahin gibi gözleriyle gözlük kullanmadan şemsiyelere ikinci baharını yaşatıyor. Halk arasında ‘Oflu Dursun’ lakabıyla anılan Dursun Yıldız, Samsun’un Bedesten Çarşısı’nda yaklaşık 73 yıldan beri esnaflık yapıyor. 92 yaşında, 4 çocuk bab
ası ve ondan fazla torunu olan Yıldız, şemsiye tamirciliğinin kendisi için vazgeçilmez bir zanaat olduğunu belirtti. Mesleğinin adeta emsalsiz bir meslek ve dükkanının kendisine ait olduğunu belirten Yıldız, günde ortalama 5 ila 10 arası şemsiye tamir ettiğini, kış ve sonbahar mevsimlerinde işlerinin daha çok arttığını söyledi.

Askere gidene kadar terzilik yaptığını, askerden sonra ise konfeksiyonların artmasıyla terziliği bırakıp şemsiye tamirciliğine başladığını, 1964 yılından bu yana kadar da şemsiye tamirciliği yaptığını belirten Yıldız, “Vatandaşın işinin görülmesi için çalışıyoruz. Çok şükür geçiniyorum. Çocukları da böyle büyüttük. Hava bozuk olursa çok iş olur, sıcak olursa olmaz. Kaliteli şemsiyelerin tamirini seve seve yaparım. Bazı şemsiye de var ki tamir kaldırmaz. Masraf edilmez. İyi şemsiyeleri yapardık. Kötü şemsiye gelirse onu razı etmek için yine uğraşıyoruz. Çin malı şemsiyelerin tamiri mümkün olmuyor. Ben de tamir etmiyorum çünkü fuzuli para. Bazen tamir ederken elimde kalıyor, onu da ben cebimden veriyorum” dedi.

“İKİ ÇIRAĞIMIN İKİSİ DE ÖLDÜ”

Çocukluğundan bu yana durmadan çalıştığını dile getiren Yıldız, “Köyden şehre geç indik. 15 yaşımda tütün kırmakla başladım işe, ardından hayat bizi buralara kadar sürükledi. Yanımda yetişen iki çırak vardı, ikisi de yaşlıydı ve iki çırağım da öldü. İkisine de işi öğretmiştim. Benim de vücudum sağ oldukça yapmaya, insanların işini görmeye devam edeceğim. Evde çoluk çocuğuma muhtaç olmadan yaşıyorum. Ne onlar bana ne ben onlara muhtaç değilim çok şükür” diye konuştu.

Hiç bir şekilde şemsiye tamirciliğine dair bir ustadan ders ve eğitim almadığını belirten Dursun Yıldız, “92 yaşındayım. Şemsiye tamirini usta yanında öğrenmedim. 17 yaşımda boş gezmek beni daraltıyordu. Heves ederek öğrendim. Bu yaşıma kadar hevesle şemsiye tamir ettim. Samsun’da benden başka şemsiye tamircisi yok. Çırak yok. Ayrıca gençlerde heves yok. Kendi oğlum bile bu işi yapmıyor. Allah’a çok şükür bu işten geçinip gidiyorum. Emekliyim. Kendi kendime yetiyorum” şeklinde konuştu.

Gençlere de tavsiyelerde bulunan Dursun Yıldız, “Gençler çok çalışmalı, bizden sonra onlar gelecek ben hep ümit varım, canım sağ oldukça da onlara karşı ümitli olmaya devam edeceğim. Sürekli okumak, araştırmak gerekiyor. Ve bununla da bitmiyor. Kendilerine bir meslek edinmeliler. Bileklerinde bir altın bilezik olsun. Ancak bu oturulan yerden olmuyor. Emek vermeyene karşılık yok. Şimdiki gençler kendi kendilerini idare etmekte oldukça zorlanıyorlar” ifadelerini kullandı.

(İHA)

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.