Havaya sıkan kahraman olmadı

Share

Yaz aylarının vazgeçilmezleri arasında gelir düğünler, kutlamalar ve eğlenceler.. Hazırlıklar yapılır, davetliler gelir ve orkestra eşliğinde başlar eğlence. İki çiftin yuvasını kurmak için toplanır sevdikleri, eşleri ve dostları. Takısı, pastası, dansı her şey çok güzeldir. Herkes çok mutludur. Düğün evinde hüzün olmaz, olan tek hüzün de tatlı hüzünlerdir. Geçicidir.

Gecenin ilerleyen saatlerinde çocukların torpilleri bırakır yerini büyüklerin silahlarına.. Bir, iki, üç.. Derken silah seslerinden duyulmaz artık erik dalı. Yaşlısı, genci, kadını, erkeği.. Bir bakmışsınız ki etrafınızda her yaşta insanın elinde bir silah..

Erik dalı artık yerini bırakmıştır silah sesine, kına kokusundan daha çok barut kokusu yayılmıştır etrafa. Magandanın silahından çıkan kör kurşun, hedefini şaşırmıştır. Masum, günahsız, henüz hayatının başında olan küçük bir çocuğa denk gelmiştir. Artık ne eğlence kalmış, ne silah. Siren sesleri almıştır davul, zurna sesinin yerini.

Bir yuva kurmak için toplanmıştı hani o kalabalık? İki gencin en mutlu günleriydi hani o gün? Nerden gelmişti o kurşun? Kimsede kalmamıştı ne sevinç ne tebessüm. Yuva kurarken yuva yıkmaya gerek var mıydı, iki kişinin zevki için..

En mutlu günleri bozulan çift mi üzülsün? Evladını, eşini, akrabasını kaybeden aile mi? Yoksa kurşunu sıkarak cezaevine giden magandanın geride bıraktığı evlatları mı üzülsün? Kim sevindi? Kim mutlu oldu?

Tarihte havaya sıkan hiç kimse kahraman olmadı! Adı altın harflerle yazılmadı! Ya mezar taşına hüzün yazdırdı, ya da hakime ceza.. Gelin düğünlerimizi yasa çevirmeyelim. Eğlenceler tadında kalsın. Yıllar sonra anıları gözümüzde canlandırırken, yüzümüzde ki tebessüm yerini gözyaşına bırakmasın.

Yasin Şentürk

İş Güvenliği Uzmanı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*