Heybeliada’da ‘Heybeli Sahaf’ kitapseverleri bekliyor.

Heybeliada’da Nazım Hikmet Erkan tarafından kurulan ‘Heybeli Sahaf’ kitap tutkunlarını bekliyor.

DHA haberine göre, Adalar’da, Nazım Hikmet Erkan tarafından kurulan ‘Heybeli Sahaf’, kitapseverleri bekliyor. Heybeli Sahaf’ta çocuk kitaplarının ücretsiz olduğunu belirten Erkan, “Kitapları sadece adadakilere değil, İstanbul’dan gelen çocuklara da ücretsiz veriyoruz. Bazen aileler bir ay sonra torba hâlinde kitap getiriyor. Çocuklar için kendiliğinden böyle bir zincir kuruldu” dedi.

İstanbul’a kısa sürede ulaşılabilmesi sayesinde pek çok kişinin ziyaret etmeyi tercih ettiği Adalar’daki kültür sanat faaliyetlerine bir yenisi daha eklendi. Adalar’daki tek sahaf dükkanı olan Heybeli Sahaf’ın kuruluş hikâyesini anlatan Nazım Hikmet Erkan, “Sahaflık mesleğini yaklaşık 10 yıldır yapıyorum. Beyoğlu’nda 3 sene bir sahafın yanında çıraklık yaptıktan sonra, 2011’de Beyoğlu’nda kendi dükkanımı açtım. 5 yıllık Beyoğlu macerasından sonra Heybeliada’ya geldim. Kendimi Heybeliada’yla özdeşleştirince iş yerimi de buraya taşıma kararı aldım ve Heybeli Sahaf, 2016 yılının Haziran ayında yola çıktı” dedi.

“HAYALİMDİ AMA GERÇEKLEŞECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORDUM”

Sahaf dükkanı açmasının çocukluk hayali olduğunu söyleyen Erkan, “Çocukken bir kitabevim olsun istiyordum. Sahafın ne olduğunu ben de bilmiyordum. Anadolu’nun küçük bir köyünde yaşıyordum. Babamın kitapları vardı, onları okurdum. İlkokuldayken Yaşar Kemal’in İnce Memed’ini okumuştum. Onlar hep kitap aşkı aşıladı. Hayalimdi; ama ben gerçekleştirebileceğimi hiç düşünmüyordum” ifadelerini kullandı.Sahaflıktan önce kameramanlık yaptığını ifade eden Nazım Hikmet Erkan, “Üniversiteden sonra bir belgesel şirketinde çalıştım. Bir sahafın hayatını çektik. Bu belgesel, çocukluk duygularımın tekrar ortaya çıkmasını sağladı. Kameramanlığı bırakıp, 30 yaşından sonra bir sahafın yanına çırak olarak girdim. Artık hayatımı bundan kazanıyorum”  dedi.

ÇOCUK KİTAPLARI İLK GÜNDEN BU YANA ÜCRETSİZ

Heybeli Sahaf’ın kurulduğu günden bu yana çocuk kitaplarının ücretsiz olduğunu belirten Erkan, “Dükkanımızda çocuk kitapları ilk günden itibaren ücretsiz. Kitaplar ilk önce dükkan içindeydi; ama bazı saatlerde çocuklar sahafı kapalı bulunca, dışarıya bir raf yaptım. Üzerine ‘ücretsiz’ olduğunu yazmaya gerek duymadım. Çünkü çocuklar zaten okuyup getiriyorlar” diye konuştu.

Kitapların sadece adadakilere değil, İstanbul’dan gelen çocuklara da ücretsiz verildiğini kaydeden Erkan, “Televizyon ve internet gibi etkenlerle çocuklar kitaplardan çok uzaklaştı. Aileler evlerde kitap okumuyor. Aile okumayınca çocuk da okumuyor. Bu bir anlamda çocuklara teşvik oluyor. Bazen aileler bir ay sonra torba hâlinde kitap getiriyor. Çocuklar için kendiliğinden böyle bir zincir kuruldu” dedi.

Sahafların kitapları edinme yönltemlerini anlatan Erkan, “Sahaflar kitapları değil, kitaplar sahafları buluyor. Ama çalışmak, dolaşmak da gerekiyor. Bit pazarları, eskiciler, hurdacılar… Bunları rutin olarak ziyaret ederiz. Herkesin çalıştığı birileri vardır. Ben yeni başladığımda, hurdacıya gittiğimde, olumsuz yanıt alırdım ve çok fazla alamazdım. Beni artık ‘birinci baskı arayışçısı’ olarak tanıyorlar ve alabiliyorum” dedi.

Evlerden de çok sayıda kitap, fotoğraf, plak aldıklarını söyleyen Erkan, “İnsanlar taşınıyor, yurt dışına çıkıyor veya daha minimal bir hayatı tercih ediyorlar. Kütüphanelerinden vazgeçiyorlar. İyi bir kütüphaneyse sahafa gelmesi en doğrusudur. Çünkü o evrak ile direkt ilgilisi karşılaşıyor. Sahaf, ciddi bir köprü. Yıllarca baskısı olmayan kitabı veya önemli bir belgeyi günışığına sahaf çıkarıyor. Sahaf onu bulursa, meraklısı da gelip sahafı buluyor .Kitaplar kütüphanede yok oluyor. Buradaki kitaplar benim değil, okurun kitapları. Ben sadece aracılık yapıyorum” diye konuştu.

Sahaflık mesleğini anlatan Erkan, “Basılı olan her kağıt sahafın ilgi alanına girer. Bu bir otobüs bileti, el yazması, ikinci el kitap olabilir. Sahaflıkla ikinci el arasında ince bir çizgi var. Bilgi ve donanım, usta-çırak ilişkisi, en önemlisi de işi sevmeyi gerektirir. Bir sahaf sevmezse, sahaf olamaz. En fazla ikinci el kitapçı olur. Bir sahafta başka dillerde eserler, ilk baskı, imzalı kitaplar” ifadelerini kullandı.
Erkan, “Yaz aylarında ve hafta sonlarında çok kalabalık oluyor. Pikniğe, denize gelenler hayatında ilk kez sahaf gördüklerini söylüyorlar. Çok şaşırıyor bazıları. Paraların çok ucuz olduğunu görenleri ‘bunlar satılıyor mu’ diye soruyorlar” diye konuştu.

Kitap fiyatlarına değinen Erkan, “Pahalı kitaplar da var, ucuz kitaplar da… Güncel kitaplar daha ucuz. Sahafta 20 liralık bir kitabı, 10 liraya alırsınız. Ama Nazım Hikmet’in 1932 yılında basılan bir kitabını 10 liraya alamazsınız. Zaten kaç tane kalmıştır?” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Sahaflara girsinler, kitapları incelesinler. Eski kitap kokusunu hissetsinler. Almak zorunda değiller, dokunsunlar. Hayatlarında çok şey değişecek. Sadece Heybeli Sahaf’a gelin demiyorum, bütün sahaflara girsinler. Kitaplara dokunmaktan korkmasınlar.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz