DOLAR 8,0484
EURO 9,6611
ALTIN 451,698
BIST 1409,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Sağanak Yağışlı

Heybeliada’daki evinde çaldı, kaydetti ve miksledi

23.03.2021
A+
A-

Moğollar’ın bas gitaristi olarak tanıdığımız Taner Öngür “3 Derdim Var” adlı yeni bir albümünü Heybeliada’daki evinde, karantina günlerinde çaldı, kaydetti ve miksledi. Öngör, Cumhuriyet Gazetesi’nden Öznur Oğraş Çolak’a röportaj verdi

Heybeliada’daki evinde çaldı, kaydetti ve miksledi

Moğollar’ın bas gitaristi olarak tanıdığımız Taner Öngür, “3 Derdim Var” adlı yeni bir albüme imza attı. Güçlü sesi ve yorumuyla tanıdığımız Serap Yağız ile birlikte çıkardığı albüm dijital platformlarda yerini aldı.

Dünyanın derdi büyük. İnsanlığın derdi dünyadan büyük. Hak, hukuk, adalet yok, dürüstlük yok, derdini anlatmaya çalışmak düşündüğünü söylemek yok çünkü suç; çocukların gülen yüzü yok, ekmek yok, iş yok, sağlık yok. Yok, yok. yok…

Müzisyen Taner Göngür ise “İnsanlığın 3 derdi var: ayrılık, yoksulluk ve ölüm” diyor.

Tıpkı, “Bir Ayrılık, Bir Yoksulluk, Bir Ölüm” isimli Karacaoğlan şiirinde olduğu gibi…

Moğollar’ın bas gitaristi olarak tanıdığımız Taner Öngür, “3 Derdim Var” adlı yeni bir albüme imza attı. Güçlü sesi ve yorumuyla tanıdığımız Serap Yağız ile birlikte çıkardığı albüm dijital platformlarda yerini aldı. Çek Cumhuriyeti’nde bastırılan 250 plak ise müzikseverlere ulaştı.

Daha önce birlikte üç albüm yapan ikilinin bu albümü diğerlerinden oldukça farklı; bu sefer yıllardır dinledikleri, sevdikleri, etkilendikleri şarkılara sert bir üslup kazandırmışlar.  

“Alageyik Destanı”nı Taner Öngür Moğollar repartuvarına kazandırdığından beri şarkının pek çok değişik düzenlemesi yapıldı. Bu albümdeki ise akustik gitar ve mandolinin ile birleşiyor ve Yağız’ın yorumundan oluşuyor.

Albümde Batucan Işık beş, Kemal Küçükbakkal üç, Ediz Hafızoğlu ise bir şarkının davullarını çalıyor. Haluk Önol’un da iki şarkıda gitar solosu çaldığı albümde geri kalan her şeyi, Taner Öngür, Heybeliada’daki evinde, karantina günlerinde çaldı, kaydetti ve miksledi.

Cumhuriyet Gazetesi’nden Öznur Oğraş Çolak’a röportaj verdi

Öngür, ile albümüm sürecini konuştuk.

– Albümün fikir aşamasından ve oluşum sürecinden bahseder misiniz?

Serap Yağız ile birlikte daha önce üç albüm yaptık. 2007’de “Suların Uğultusu”, 2009’da “ Güneş Şarkıları” ve 2014’te “Tiyatro Şarkıları” isimli albümler… Buna bağlı olarak bu repertuvarı canlı çalabilmek için bir grup oluşturduk, çeşitli zamanlarda bulabildiğimiz konser ortamlarında çaldık. Bu faaliyetler sırasında albümlerde yer almayan ancak sevdiğimiz bazı şarkılar da repertuvarımızda yer bulmaya başladı. 

– Hangileri bu sevdiğiniz şarkılar.

Çok sevdiğimiz Tülay German’ın “Yunus’tan, Nâzım’a” isimli albümündeki “Mapusun İçinde”, “Urganda Gerdan İniler” ve “Yeniliğe Doğru” isimli şarkıların bizim Anadolu rock repertuvarımıza yakışacağını düşünüp bu şarkılara yeni düzenlemeler yaparak konserlerimizde çalmaya başladık. Bunlara ek olarak, Can Yücel’in, ülkemizdeki anti-nükleer kampanyalara hediye ettiği şiiri “Sonsöz”e benim yaptığım beste, yine Can Yücel’in “İşçi Marşı” isimli şiirine 1975’te Cem Karaca & Dervişan ile çalışırken yaptığım beste de repertuvara katıldı. Bu şarkılar konserlerde iyice piştikten sonra bu şarkıların temelini oluşturduğu bir albüm yapma fikri oluştu. Bunlara ek olarak, “Hem Okudum Hem De Yazdım”, “Obur Dünya” gibi bu Anadolu rock tarzımıza uyan şarkıları da ekledik. Son olarakta 1974’de Ersen & Dadaşlar grubu ile birlikte çalışırken yaptığımız, Karacoaoğlan’ın şiirine, Fehiman Uğurdemir’in yaptığı beste “Bir Ayrılık, Bir Yoksulluk, Bir Ölüm” eklendi repertuvara. Böylece albüm severek seçtiğimiz şarkılardan oluşan bir Anadolu rock klasikleri demeti gibi oldu. Albümde hem benim yıllardır bu tarzın oluşması sırasında edindiğim tecrübelerden hem de yeni deneylerden izler duymak mümkün. Son yıllarda Anadolu pop-rock tarzının yurt dışında ve yurtiçinde yeniden ilgi görmesi de yıllardır bu tarz üzerinde çalışan birisi olarak bana cesaret verdi diyebilirim. Bu tarzın yıllar içindeki örneklerine baktığımızda genellikle şarkıların erkek sanatçılar tarafından seslendirildiğini görürüz, bu albümde Serap Yağız’ın güçlü sesi ve yorumuyla bu klişenin dışına çıktık.

– Serap Yağız ile bu çalışma süreciniz nasıldı?

Serap Yağız ile uzun süredir aralıklarla da olsa birlikte çalıştığımız için, aramızda rahat bir iletişim var. Müzik yapmayı, şarkı söylemeyi seven insanlar olarak birlikte çalışmak genellikle yaratıcı ve keyifli oluyor…

– Albüm istediğiniz gibi oldu mu? Karantina süreci kayıtları nasıl etkiledi?

Evet, oldu diyebilirim. Elbette insan her zaman daha iyi olmasını istiyor, karantina süreci biraz zorladı. Müzisyenlerin bir araya toplanması zor hatta bazen imkânsız olduğu için kayıtları teker teker yapmak zorunda kaldık. Bu tarz müzikte topluca çalıp kaydetmek daha makbul ama ne yazık ki pandemi koşulları buna müsaade etmedi. Ancak karantina sürecinin mix aşamasına faydalı olduğunu söyleyebilirim. Çünkü bana daha sessiz bir şehir ortamı ve daha uzun zaman ayırabilme olanağı sağladı.

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin