İlkel bir kabile bulunmuş

İlkel bir kabile bulunmuş

İlkel bir kabile bulunmuş

Ben şehirde doğmuş ve şehirde büyümüş biriyim. Birileri bizim köyümüz var dediğinde içim bir tuhaf olur.

Nasıl bir duygudur?

Güzel olmalı.

Sade, yalın!

Herkes birbirini tanıyordur. Ya akrabasıdır, ya da tanıdığı. Üstelik çocuklukları da bir arada geçmiştir, gençlikleri ve yaşlılıkları.

Acılarında da mutlu günlerinde de birbirlerinin yanında olmuşlardır.

Bir köy, büyük bir aile gibi. Çok güzel.

Çok imreniyorum.

Bende böyle bir yerde yaşamak istiyorum.

Ne zaman bilmiyorum ama mutlaka sessiz bir yeri tercih edeceğim.

Sadece isteklerim var.

Köyde belki yaşayacağım ama şehirli imkânlarım olacak.

Alışkanlıklarımızdan vazgeçemeyiz ki.

Bilgisayarımın olacağı gibi, televizyonum da olmalı. Şehirde yaşadığım gibi yaşamalıyım ama sessiz olmalı. Trafik olmamalı, kargaşa olmamalı diyorum. Ve diyorum ki belki az kimse olacak yanımda ama ben huzurlu olacağım.

Bahçem olmalı, sessizliğin içinde tam sesiz olarak. Ağaçlar, çiçekler ve bitkiler. Ne çok istiyorum bilemezsiniz, sebze yetiştirmeyi! Belki olur neden olmasın.

Okuduğum bir haber beni hayallere daldırdı.

Onlar medeniyeti bilmiyorlarmış.

Şimdi bu nasıl bir şey diye merak ediyorum.

Ben köyde yaşamak istiyorum ama şehirdeki alışkanlıklarımdan da vazgeçmiyorum.

Onların böyle bir alışkanlıkları yok.

Brezilya, Peru arasındaki Amazon Ormanlarında yaşıyorlarmış. Üstelik bu kabile binlerce yıldır buradaymış.

İşin garip kısmı hani bir söz vardır ya ‘senin dünyadan haberin yok’ aynen öyle onların gerçekten dünyadan haberleri yokmuş. Dış dünya ile bağlantıları olmadığından haberleri de olamaz.

İnsanın ilk aklına gelen geçimlerini nasıl sağlıyorlar sorusu?

Bu insanlar avcılık yaparak yaşıyorlarmış.

Bilmemek ne kadar garip bir şey!

Haberi yapan gazetecinin yazdıkları ne kadar düşündürücü… Kabilenin erkekleri fotoğraflarını çeken helikoptere mızrak ve oklarla saldırmışlar. Kim bilir ne kadar korkmuşlardır. Büyük bir sinek sanmışlardır.

Sinek bir canavar.

Bunlar kalabalık değillermiş. 30 kişi olarak sayılmış.

Onlar çalılardan yapılma kendilerince ev olan yerlerde yaşıyorlarmış.

Filmlerde işlenen bir konudur bu, vücutları boyalıdır. Gerçekte de vücutları boyalıymış. Boyayı da çeşitli bitkilerin köklerinden elde ediyorlarmış.

Keşif ekibinin onların yanına gitmelerine bilim adamları izin vermemiş. Sebebi onlara hastalık taşınır düşüncesiymiş.

Modern dünyada o kadar çok hastalık var ki, bence haklılar.

Onlar tertemiz bir hayatı, tüm doğallığı ile yaşıyorlar.

Bunun bence bozulmaması gerekiyor.

Ben onların modern dünyada yaşayanlardan daha mutlu olduklarına inanıyorum.

Nazan Şara Şatana

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz