DOLAR 8,1834
EURO 9,7433
ALTIN 456,572
BIST 1393,24
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 12°C
Çok Bulutlu

MHP: Gönüllü koalisyon ucubeliğine girmeyin

28.08.2013
A+
A-

MHP: Gönüllü koalisyon ucubeliğine girmeyin

 

MHP: Gönüllü koalisyon ucubeliğine girmeyin

 


Bahçeli: Yapılan çalışmaların sonucu alınmalı; peşin yargılarla, ısmarlama tezlerle, dayanıksız iddialarla ve boş bahanelerle savaş çığırtkanlığı yapılmamalı.

ANKARA – Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Suriye’ye yönelik muhtemel müdahale ile ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Bahçeli, “Esad rejiminin devamı veya çökmesi halinde karşılaşılacak tüm imkân ve ihtimaller titizlikle, enine boyuna değerlendirilmelidir. Bunu yapmak için de Batı’nın planlarına harfiyen uymaya gönüllü teslimiyetçi bir anlayıştan kurtulmak esas olmalıdır. Ülkemiz için Suriye’nin kuzeyindeki oldubittiler beka derecesinde önemli sayılmalıdır. Sınırlarımızda kaçakçı görünümlü saldırgan ve teröristlerin hemen hemen her gün sahnelediği provokasyonlar tahammül eşiğini aşmıştır. Başbakan ve hükümetinin birinci görevi Esad ya da muhalifler değil, ülkemizin milli güvenliğini muhafaza altına almak ve sınırların hemen dibindeki tehlikeli oluşumları engellemek olmalıdır” dedi. Bahçeli’nin açıklamasından satırbaşları şöyle:

“BM KİMYASAL SİLAH UZMANLARININ İNCELEMESİ SABIRLA BEKLENMELİDİR”
– Kırmızı çizgi olarak ilanı yapılan kimyasal silah kullanımı bunun başlıca tetikleyicisi ve hızlandırıcısı olarak göze çarpmaktadır. Öncelikli olarak Suriye’de kimyasal silaha kimin başvurduğu, suçsuz ve günahsız canlara kimin kast ettiği tarafsız ve objektif bir şekilde açığa çıkarılmalıdır. Bununla birlikte kimyasal ve biyolojik menşeli silah üreten ve satan çevrelerin deşifre edilmesi de ayrı bir önemdedir. Bölgemizdeki devletleri ve otoriter yönetimleri önce silahlandırıp sonra da barış ve demokrasi nutukları atarak hizaya getirme gayesi güden küresel güçlerin iki yüzlülükleri iyi tanınmalı ve derinlemesine de fark edilmelidir. Birleşmiş Milletler kimyasal silah uzmanlarının Suriye’de yaptıkları inceleme ve soruşturmanın neticesi muhakkak ki sabırla beklenmelidir. Yapılan çalışmaların sonucu alınmadan; peşin yargılarla, ısmarlama tezlerle, dayanıksız iddialarla ve boş bahanelerle savaş çığırtkanlığı yapmak, Suriye’ye yapılacak operasyonun alt yapısını oluşturmak ahlaki olmadığı gibi uluslararası hukuka da aykırılık teşkil edecektir.

“DAVUTOĞLU’NUN ‘GÖNÜLLÜ ÜLKELER KOALİSYONU’NA KATILMAKTAN BAHSETMESİ ACELECİ BİR ANLAYIŞTIR”
– Şüphesiz askeri caydırıcılık kartının devreye sokulması en son seçenek olarak düşünülmelidir. Ayrıca Suriye’de yaşanan içler acısı manzara, Birleşmiş Milletler Genel Kurul’u ve Güvenlik Konseyi’nde ele alınmalı ve verilecek kararın meşru sınırlarında hareket edilmelidir. Bu olaylar karşısında AKP hükümetinin sağlam ve milli menfaatleri öne alan bir tutum ve tavır takınmadığı da net olarak anlaşılmıştır. Üzücü ve bir kadar da düşündürücü olanı ise AKP’nin Suriye’ye yönelik uluslararası müdahalede aşırı istekli oluşudur. Dışişleri Bakanı’nın, Birleşmiş Milletlerin Suriye’ye yaptırım uygulamaması halinde kurulacak ‘Gönüllü Ülkeler Koalisyonu’na katılmaktan bahsetmesi son derece aceleci, kinci, ikircikli ve dayatmacı bir anlayıştır.

“HÜKÜMETİN BİRİNCİ GÖREVİ SINIRLARIN HEMEN DİBİNDEKİ TEHLİKELİ OLUŞUMLARI ENGELLEMEK OLMALIDIR”
– Esad rejiminin devamı veya çökmesi halinde karşılaşılacak tüm imkân ve ihtimaller titizlikle, enine boyuna değerlendirilmelidir. Bunu yapmak için de Batı’nın planlarına harfiyen uymaya gönüllü teslimiyetçi bir anlayıştan kurtulmak esas olmalıdır. Ülkemiz için Suriye’nin kuzeyindeki oldubittiler beka derecesinde önemli sayılmalıdır. Sınırlarımızda kaçakçı görünümlü saldırgan ve teröristlerin hemen hemen her gün sahnelediği provokasyonlar tahammül eşiğini aşmıştır. Başbakan ve hükümetinin birinci görevi Esad ya da muhalifler değil, ülkemizin milli güvenliğini muhafaza altına almak ve sınırların hemen dibindeki tehlikeli oluşumları engellemek olmalıdır.

SURİYE TEZKERESİ
– Suriye kaynaklı tehdit ve saldırılara karşı TBMM tarafından, 4 Ekim 2012 tarihinde bir yıllık süre için yabancı ülkelere Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gönderilme yetkisinin hükümete verildiği ortadadır. Ülkemize yönelebilecek ilave risk ve tehditlere karşı zamanında ve süratle hareket edilerek gerekli tedbirlerin alınması hükümetin taşıdığı sorumluluğun apaçık gereğidir. Vatan topraklarımıza saldırıların artmasına, insanımıza ve egemenlik haklarımıza mütecaviz emellere müsaade edilmemeli ve izin verilmemelidir. Suriye’deki olayların Türkiye’yi artan ölçüde tehdit etmesi halinde tercih edilecek yol ve çare bellidir. Bu konuda 4 Ekim 2012 tarihli Meclis kararının süresi bir yıl daha uzatılarak, askeri güç kullanımı da dahil olmak üzere her alternatif kademeli olarak devreye sokulmalıdır. Suriye’deki son olaylara yaklaşımdaki kapsam ve sınır bu esaslara bağlı olmak durumundadır.

“HÜKÜMET, MİLLET VE TARİH ÖNÜNDE BÜYÜK BİR VEBAL ALTINDADIR”
Hükümet gönüllü koalisyon şakşakçılığı ve çığırtkanlığı yaparak Esad’ı devirme hayallerinden evvel, Türkiye’nin hak ve hukukunu koruma ve sağlama alma hedefine sadakatle odaklanmalıdır. Bilinmelidir ki, Irak ve Libya’dan sonra Suriye’ye de aşırı ve ölçüsüz müdahale bölgesel kaosu daha şiddetlendirecek ve bloklaşmaları daha da keskinleştirecektir. Esad’ı koltuğundan indirmek pahasına Suriye’nin toprak bütünlüğünün bozulması Türkiye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü sarsacaktır. Ve sonuçta El Nusra ya da PYD-PKK’ya Suriye’nin belirli yerlerini peşkeş çekmek, bu terörist oluşumlara destek vermek boyutunun kestirilmesi bugünden zor, ama gerçekleşmesi kaçınılmaz olan facialara yol açacaktır. Bu açıdan Başbakan ve hükümeti millet ve tarih önünde büyük bir vebal altındadır

HÜKÜMETE 8 MADDELİK TEKLİF

Bahçeli açıklamasının sonunda hükümete 8 maddelik bir öneride bulundu:

Milliyetçi Hareket Partisi tüm gelişmeleri yakinen ve dikkatlice izlemektedir. Suriye’ye keyfi, temelsiz, dayanaksız, her neviden sanal gerekçeli gelişigüzel müdahalenin ülkemiz için hayırlı netice doğurmayacağına inanmaktadır. Öz ve özet olarak partimizin, Suriye’ye müdahale ihtimali karşısında AKP hükümetine yönelik teklif ve değerlendirmeleri şu ana başlıklardan ibaret olacaktır:

1 – Türkiye’nin güvenliği ve Türk milletinin bekası her şeyin üstünde görülmeli, belirlenecek politikaların öznesi ve çatısı bu değişmez kural olmalıdır.

2 – Birleşmiş Milletler kimyasal silah uzmanlarının çalışması bitmeden, hazırlayacakları rapor teşekkül etmeden suçlu-suçsuz tasnifine gidilmemeli, savaş tellallığı yapılmamalıdır.

3 – Suriye’deki akan kanın durması, ölümlerin sonlanması ve kimyasal silah hunharlığının bitmesi konusunda Birleşmiş Milletlerin tam ve kesin kararı beklenmelidir.

4 – Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı ve riayet asıl olmalı, Suriye halkının birlik ve dirliği konusunda taviz verilmemelidir. Bilhassa bu ülkede yaşayan Türkmen kardeşlerimizin hayat hakları konusunda samimi ve sonuç alıcı uygulamaların içinde olunmalıdır.

5 – Gönüllü koalisyon gibi ucube yorum ve hazırlıklar uluslararası hukukla uyumlu olmadığından meşru ve ahlaki olmayan yollara tevessül etmekten kaçınılmalıdır.

6 – Olası bir müdahale karşısında Suriye’nin kuzeyinde ve doğusunda ülkemiz için yakın tehdit olabilecek oluşum ve gelişmelere fırsat verilmemeli ve de anında müdahil olunmalıdır.

7 – Bunun için de 4 Ekim 2012 tarihli TBMM’nin Tezkere Kararı uzatılmalı ve Suriye konusundaki yaklaşımlar bu çerçeveyle sınırlı kalmalıdır.

8 – Hükümet tüm gelişmelerle ilgili TBMM’yi anında bilgilendirmeli ve ülkemizi sonu meçhul olacak maceralara sürükleyecek tedbirsizlikten ve teslimiyetçilikten derhal uzaklaşmalıdır” dedi.

Bahçeli açıklamasını, “AKP hükümetinin, binlerce kilometre öteden gelip Ortadoğu’ya silahla ayar vermeyi planlayanlara payanda olmasının milli ahlak ve vicdanla örtüşmediği gün gibi meydandadır. Bu itibarla yakın ve komşu coğrafyaların huzur bulması konusunda taraflı ve yanlı değil; başkent Ankara jeopolitiğinin izdüşümünde milli, sorumlu ve duyarlı hareket etmek hükümetin yegâne tercihi olmalıdır” diyerek bitirdi. (DHA)

ETİKETLER: , , , , , , ,
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin