Ruh Sağlığının Korunması İçin Neler Yapılması Gerekir

Ruh Sağlığının Korunması İçin Neler Yapılması Gerekir

Ruh Sağlığının Korunması İçin Neler Yapılması Gerekir

Ruh sağlığı da beden sağlığı gibi korunabilir. Bunun için kişisel düzeyde alınabilecek önlemler olduğu kadar sağlık kuruluşlarının alabileceği önlemler de vardır.

Kişisel düzeyde alınabilecek önlemlerin ilk aşaması, ruh sağlığını bozan faktörleri bilerek bunları gidermeye çalışmaktır. Bu amaçla, kişi kendini tanımalı, olumlu ve olumsuz yönleriyle kabul etmelidir. Olumlu davranışlarını geliştirmeli, olumsuz olanları azaltmaya çalışmalıdır.

Kişisel özellikler korunarak yaşanılan toplum gerçeklerine göre davranmaya çalışılmalıdır. Böylece kişi hem toplumda yadırganmaz hem de topluma düşünce ve davranışları ile katkıda bulunabilir.

Kişiler, evde, okulda ve iş yerinde çalışarak yaşadığı toplumun ve kendisinin gelişmesine katkıda bulunmalıdır. Çevredeki farklı görüşlere karşı anlayış ve hoşgörü ile yaklaşıp iş birliği yapabilmelidir. Kişiler, hayatta karşılaşabilecekleri zor durumlar ve başarısızlıklar karşısında zorluklarla baş edebilme gücünü kendilerinde görmelidirler. Ruh sağlığını korumak için uyulması gereken ilkelerden bir diğeri de yeni durumlara gerçekçi değerlendirmeler yaparak uyum sağlayabilmektir
.
Ruhen dinlenmeyi sağlayabilmek için kendimize ayırdığımız zamanları, bilgi ve becerileri geliştirecek yararlı uğraşlarla değerlendirmek gerekir. Ruhen dinlenebilmek sağlıklı ve uzun yaşayabilmek için önemlidir. Dinlenirken yapılan yararlı uğraşılar hem becerileri geliştirir hem de ekonomik yararlar sağlayabilir.

Ruh sağlığının tanımında yer alan, kendisi ve çevresi ile uyum içinde olma kavramının günlük hayatta yerine getirilebilmesi için bazı davranışlara uyulması gerekir. Bu amaçla kişiler, kendilerinin ve çevresindekilerin ruh sağlığını korumak üzere aile içinde, okulda ve toplum içinde tutarlı davranmalıdır. Günlük hayatta bazen belli sebeplere bağlı kaygılar ve sıkıntılar yaşanabilir. Bunlar her zaman bir ruhsal bozukluk belirtisi değildir. Sıkıntılar ve kaygıların çok uzun sürmesi ve bir sebebe bağlı olmaması ruhsal bozukluk ihtimalini düşündürmelidir. Her insanın hayatının herhangi bir döneminde, üstesinden gelemeyeceği ruhsal problemleri olabilir. Böyle dönemlerde yardım istemek, yapılacak en uygun davranıştır. Ancak yardım istenecek kişilerin iyi seçilmesi gerekir. Okul hayatı boyunca karşılaşılan problemler ile ilgili olarak sınıf öğretmeni, rehber öğretmen, okul yöneticileri veya sağlık personelinden yardım istenmelidir. Böylece sorunlar büyüyüp çözümü daha güçleşmeden, yerinde ve zamanında müdahale edilebilir ve yardım sağlanabilir. Kişiler, toplumda bu güçlükler karşısında yılmadan, karamsarlığa kapılmadan ve sorumluluklarına uygun davranışlarda bulunmalıdır. Geleceğe yönelik hedef ve tasarıları olan ve buna ulaşmak için çaba gösteren kişiler, ruhsal yönden daha sağlıklı kişilerdir. Geleceğe yönelik hedefler belirlenirken kişisel yetenekler, ilgi alanları göz önünde bulundurulmalıdır. Yeteneklerinin farkında olarak verimli uğraşlar edinmeye istek duyulmalıdır. Kişi, başarılarından mutluluk duyabilmelidir. Böylece hem kendini tanıyan hem de kendi gelişimine yararlı uğraşlar edinen kişi kendi ile barışık bir hayat sürebilir.

Ruh sağlığını koruyabilmek için önemli bir tutum da yeni durumlara uyma esnekliği gösterebilmek ve başarısızlıklar karşısında yılmamaktır. Çevresi ile uyumsuzluk gösteren kişilerin ruh sağlığı olumsuz yönde etkilenir.

Ruh sağlığının korunmasına yönelik sağlık hizmetlerini birincil, ikincil ve üçüncül koruyucu hizmetler olarak inceleyebiliriz.

Birincil koruma, ruh sağlığı bozulmadan önce yapılacak çalışmaları kapsar. Bunlar, ruh sağlığını bozan faktörleri ortaya çıkararak gidermek, uygunsuz şartları belirleyerek düzeltmeye çalışmaktır. Ayrıca toplumun ruh sağlığının korunması konusunda eğitilmesi de birincil korumayı oluşturur. Okulların rehberlik servisleri ve ilçelerdeki rehberlik ve danışma merkezleri birincil korumaya yönelik hizmet veren yerlere örnektir.

İkincil koruma, ruh sağlığı bozulan kişilerin erken tanı ve tedavilerini kapsar. Bu amaçla hastanelerin psikiyatri bölümleri ile birinci basamak sağlık hizmeti veren kuruluşlardan yararlanılabilir. İkincil koruma ilaçlı tedavinin yanı sıra karşılıklı konuşma ve sorunların sebebinin anlaşılması esasına dayanır.

Üçüncül koruma, ruhsal sorunları tespit edilerek tedavi edilen kişilerin esenlendirilmesi, yani yeniden hastalanmalarının önlenmesi ve topluma kazandırılması çalışmalarını içine alan rehabilitasyon hizmetleridir. Bu hizmetler psikiyatri ve ruh sağlığı merkezlerinde, psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve hekimlerin ekip hâlinde yürüttüğü sağlık hizmetleridir.

Sinirlendiğimizde Ne Yapmalıyız?

Ruh Sağlığının Korunması İçin Neler Yapılması Gerekir

Öfke zaman zaman hepimizi etkilemektedir. Özellikle de büyük şehirlerde trafik sıkışıklığı stres artmasına ve oldukça sinirlenmemize neden olmaktadır. Stres ve sinir sağlığı kötü etkileyen duygulardır. Peki, sinirlendiğimizde ne yapmamız gerekir. İşte uzmanlarından sinirlenince sakinleşmek için yapılması gerekenler tavsiyeleri.

 

Sık sık sinir ve stres ile karşılaşıyorsak, “sinirlendiğimizde ne yapmalıyız” diye düşünmeli ve siniri yatıştırmanın yollarını aramalıyız. Siniri kontrol altında tutmak hem kendi sağlığımız açısından yararlı bir davranıştır hem de karşımızdakileri farkına varmadan kırmanın da önüne geçmiş oluruz. Çünkü çoğumuz sinirlendiğimizde kendimizi kaybediyor ve ne yaptığımızın, karşımızdakilere nasıl davrandığımızın farkında bile olmuyoruz. Sinirlendiğimizde yapmamız gerekenler şunlardır:

Uzmanlar, sinirlendiğimiz an bunu fark etmemizi ve fevri bir harekette bulunmadan evvel biraz sakinleşmeyi deneyerek sinirlerimizi yatıştırmamızı sağlayacak aktivitelerde bulunmamızı öneriyor. Sinirlendiğimiz anda en acil olarak başvuracağımız yöntem ise, nefes egzersizleri.

Sinirlenince Nefes Egzersizi Yapın!

Nefes egzersizi yapmak sakinleşmenin en etkili yoludur. Kısa zamanda bizi daha sakin bir hale getirecek olan nefes egzersizleri nasıl yapılır diyorsanız, işte yanıtı:

  • Derin bir nefes alın, nefesinizi tutun ve nefesinizi 10’dan geriye doğru sayarak yavaş yavaş verin. Birkaç kez uygulayın.
  • Daha sonra tekrar derin derin nefes alıp 15 saniye sonra nefesinizin yarısını verin. Birkaç kez uygulayın.

Beyne daha fazla endorfin!

Nefes egzersizi beynin daha fazla endorfin salgılamasını sağlar. Bu da kısa zamanda sakinleşme demektir.

Sinirlerinizi yatıştırmak için kullanabileceğiniz bir diğer nefes egzersizi ise şöyle; derin nefes alın, 10-15 saniye nefesinizi tuttuktan sonra önce nefesinizin yarısını verin, daha sonra yarısının yarısı olarak nefes vermeye devam edin. Tüm bu nefes egzersizleri yatışmanıza yardımcı olacaktır.

Sinirlendiğiniz anlarda kitap okumak, çiçek bakmak, evcil hayvanlar gibi dikkatinizi dağıtmak gibi sizi mutlu edecek, kafanızı dağıtacak aktivitelere yönelmek sakinleşmenizi, sinirlerinizin yatışmasını sağlar. Tüm çabalarınıza rağmen sinirlerinizi yatıştıramıyorsanız, çeşitli olaylar karşısında aniden parlıyorsanız ve bu davranışlarınız hayatınızı olumsuz yönde etkiliyorsa daha etkili bir çözüm için öfke kontrolü konusunda bir uzmandan yardım alabilirsiniz

ÖFKE KONTROLÜNÜ NASIL YAPABİLİRİZ

Öfkeyi doğru ifade etme becerisini “öfke kontrolü” olarak adlandırabiliriz. Peki, bu kontrolü sağlamak kolay mıdır? Öfke kontrolü nasıl sağlanır?

Öfkeyi kontrol etmenin amacı, insanın bu duygusunu saldırgan davranışlara dönüştürmeden, kendisine ve çevresine zarar vermeden doğru olarak ifade etme becerisini kazanabilmesidir. Peki, bu kontrolü sağlamak kolay mıdır?

Yetersizlik, acizlik, kıskançlık, korku, endişe, yalnızlık, itilmişlik ve de anlaşılamamak öfkeyi ortaya çıkaran duygulardır. Öfkenin kaynağı olan bu duyguları paylaşabildiğiniz, anlayabildiğiniz ve doyurabildiğinizde aktarımı da daha olumlu olacaktır.

Amacınız öfkeyi tamamen yok etmek değil, öfkenin aktarımında çevrenize zarar vermesini önlemektir. Öfke, doğal ve geçici bir duygudur, her insan yaşar. Önemli olan sinirinizin ve öfkenizin saldırgan davranışlara ve kine dönüşmemesidir.

HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞEBİLİRSİNİZ

Öfkenizi kontrol edemezseniz, haklı olduğunuz durumda bile haksız duruma düşebilirsiniz. Sinirinizi doğru bir şekilde ifade edememeniz, geri dönülmesi imkansız durumlara ve pişmanlıklar yaşamanıza sebep olabilir. Öfkenizi sağlıklı bir biçimde aktarabilmek için önce kendinizi tanımanız ve isteklerinizi bilebilmeniz gerekir. Duygularınızı açıkça ifade edebiliyor ve sorumluluklarınızı biliyorsanız, olumsuz duygularınızı da karşı tarafa sağlıklı bir biçimde aktarabiliyorsunuz demektir.

ÖFKENİZİ KONTROL ETMENİN YOLLARI

  • Öfkenin sağlıklı bir şekilde ifade edilebilmesi için öncelikle bazı farkındalıkları kazanmanız gerekir. Ne istediğini bilen, duygularını tanıyan ve düşüncelerini tespit eden insan, hislerini de doğru bir şekilde ifade eder.
  • Öfkeli olan insan, olayları istemeden abartılı ve çarpıtılmış olarak algılar. Öfkenin hangi düşünceyle arttığını ve azaldığını gözden geçirin.
  • Olumsuzluk ifade eden ve öfke uyandıran “Asla” ya da “Her zaman” gibi sözcükleri zihninizde yakalamaya çalışın. Bu sözcüklerle başlayan cümleler kurmak, öfkelendiğinizde haklı olduğunuzu düşünmenize yol açar. Durumla ilgili yargıyı koyduğunuz için de problemin çözümüne katkıda bulunmaz.
  • Öfkeli insanlar genellikle düşünmeden yargılama ve bu yargıları yönünde davranma eğilimindedirler. Öfkeli olduğunuzda önce yavaşlayın, gösterdiğiniz tepkileri gözden geçirin, aklınıza gelen ilk şeyi söylemeyin, asıl söylemek istediğiniz şeyi düşünün, karşınızdaki kişinin söylemeye çalıştıklarını dinlemeye ve anlamaya çalışın, hemen cevap vermeyin.
  • Öfkenizin altında yatan gerçek düşünceyi bulmaya çalışın. O ortamdan bir süre uzaklaşıp, sakinleşmeye çalışın. Kendinizin ve karşınızdakinin öfkesinin kontrolden çıkmasına izin vermeyin.
  • Derin nefes alıp verme egzersizleri yapıp, sakinleştirici durumlar hayal etmeye çalışın. Bu sıra da kendinize “Sakin ol!” ya da “Gevşe!” diyerek telkinlerde bulunun.

Unutulmamalıdır ki, öfke duygusunu yok edemeyiz, mutlaka öfkelenmenize sebep olacak olaylar yaşanacaktır. Yaşamda her zaman için engellerle, kayıplarla ve istemediğiniz durumlarla karşılaşma olasılığınız vardır. Bunu değiştirmek imkansız. Olaylara bakış açınızı değiştirmek sizin elinizdedir. Bakış açınızın değişmesi, olayların sizde yarattığı öfke duygusunu taşınabilir boyuta indirgemenize ve doğru biçimde ifade etmenize yardımcı olacaktır.

 Adalar İlçe Sağlık Müdürlüğü/Toplum Sağlığı Merkezi

Eğitim Şubesi
 

Tel&Faks:(0216) 382 60 61-382 62 10    

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz