Sana ne bize ne

Amerikan Psikologlar Derneği APA incilerini dökmüş ve internet kullanıcılarının yaptıkları paylaşım şeklinden kişinin ne tür psikolojik sorunları olduğunu tespit etmiş. Sanki başarı kaydetmiş. Amerikan halkının ne denli dengesiz, depresif ve psikolojisinin bozuk olduğu artık dünyaca kabul edilmiş bir gerçektir. Bu psikologlar internetten müşteri arayacaklarına keşke hazır sokaklarda gezen hastaları tedavi etselerdi.

Facebook’ta fotoğraf paylaşanlara adeta ateş püskürtülmüş oysa çekilen fotoğraflarda bir ustalık bir emek var. Tabii deklanşöre basmayı, hayatta merak nedir, heyecan nedir, renk uyumu-form nedir bilmeyeni fotoğraf ne yapsın. Bir doğa olayını, bir güzelliği, bir canlıyı kadraja alabilmek veya bir anıyı ölümsüzleştirmek hiç mi keyif, hiç mi heyecan vermez insana. Uzaklar fotoğraflarla yakınlaşıyor dolayısı ile bir ölçüde özlem gideriliyor. Uzaklarda yaşayanları yanımızda hissedebiliyoruz. Engelliler var, hastalar, keza yaşlılar, fotoğraflarla mutlu oluyorlar. Tabii bunlar yazmakla değil, hissetmekle anlatılabilir.

Çağımızın teknolojik imkânları, amatörlere de bu zevki tattırdığı için mutluluk duyuyoruz. Farklı yaratılmış, sanatçı ruhu ile beslenen insanların değişik zevkleri vardır ve hayata renk ve espri katmasını bilirler. Siz, sayın psikologlar, kendinize zevkli bir uğraş yaratın, içiniz ferahlasın. Başkasının keyfinden size ne?

Yiyecek içecek paylaşmamaya gayret ediyoruz. Mutfağımıza giren değişik tatlar gerçekten iştah açıcı. APA, her insan bu yiyeceklerle doymuyor diye düşünmüş olabilir, haklıdır fakat bir bayram, bir seyran, mutlu bir beraberlik genelde sofra başında kutlanır. İşte o anın ölümsüzleştirilmesi yıllar sonra insana “Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer” söyletir. Aile fertlerinin, dostların yan yana gelmesini veya özel günlerde anıların ön plana alınarak fotoğraf çekilmesini önerebiliriz. El âlemin ne yediğinden bana ne fakat hanımlar emek vererek hazırladıkları bir yemeğin fotoğrafını paylaşmışsa ne çıkar ondan afiyet olsun derim. Neticede internette tarifler de paylaşılıyor.

Bu derneğe göre mal varlığı paylaşımı da yapılıyormuş. Siz öyle bir şey gördünüz mü? Sırtı pek olan zaten ağlar. Cehalet para ile taçlanmışsa o insan da kendini süper zengin ve ulaşılmaz zanneder. Birçok insan paradan başka bir şeyden konuşamaz hale geldi. Bazı insanlar da eli açık ve yalnız kalmış insanları kollarlar, onlardan geçinirler. Eğer bunlar internet kanalı ile yapılıyorsa, bırakın mallarına sahip çıksınlar veya pazarlasınlar canım, bize ne, sana ne.

İnternet çeşitli amaçlarla kullanılır ama facebook bir haber kaynağı, eş-dost yakınlaşması, günceli yakalama, düşünceleri dağıtma, arada güzel paylaşımlar, yazılar okumak için vardır. Kimse kimsenin ne yaptığını nereye gittiğini paylaşması için silah çekmiyor fakat paylaşımlar pek çok kişinin ilgisini çekiyor ve paylaşım yapılması için rica ediyorlar. Ayrıca, belki artık raflarda eskiyen albümleri bilgisayara taşıyoruz, hatıralarımızı o şekilde muhafaza ediyoruz, istediğimiz fotoğrafları da paylaşıyoruz. Belli ki facebook’u sanal arkadaş seçmişiz. Bizi tanımayan sizlere soruyorum,  mahsuru mu var, kime ne?

Bu derneğin suçlamalarından biri de insanların üstünlük duygusuna kapılma hevesi oluyor.  Fotoğraf paylaşmayıp da sürekli farklı konularda insanların beynini yıkamaya yarayan paylaşımlarda bulunanlar, nezaketten uzak bir üslup kullananlar, kendilerini üstün sanmıyorlar mı? Soruyorum çünkü herkesi aynı kefeye de koymuyorum ama sizler tanımadığınız insana sıfat yapıştırıyorsunuz. İnsanların birbirlerine karşı saygılı olmalarına, ilişkilerinde açık kapı bırakmalarına yardımcı olmanız lazım.

Facebook sayfana sakın özen gösterme, sakın bir renk katma, asosyal ol, aktüaliteden uzak tut profilini, ne bir renk, ne bir koku, ne bir anı, ne bir pati, ne bir şarkı, ne bir yazı olsun, ne de sanat. Çakma siyaset bilimcilerini zaten okumuyorsun, protestoculardan zaten uzak tutuyorsun sayfanı, sakın fotoğraf da paylaşma sonra adın empati den noksana çıkar.  İnsanlar tanımadıkları kişilere bu tür sıfatlar eklemeden önce kendileri empati yapıyorlar mı acaba?

APA nın verdiği karara göre demek ki Facebook profiline fotoğraf koymayanlar kendilerini özel hissetmiyorlarmış. Bence herkes özeldir. Özellik megalomani ile değil de kişinin güzel vasıfları ile olsun. Fotoğraflar neden bu kadar rahatsız ediyor? Yeter ki paylaşımlar sınırları zorlamasın.

Bir de fotoğraf paylaşanların hayranlık bekleyen, beğenilmeye ihtiyacı olan hasta kişiler olduğunu öğrendik. Kişi beğenildiğini zaten bilir, beğenilmeye doymuştur fakat bunun hiçbir işe yaramadığının da bilincindedir, virüs zaten ihtiyacı olanlara çoktan ulaşmıştır.

APA psikologlarına soruyorum. Başkaları ile ilgilenmek hangi ruh hastalığı kategorisine giriyor? Ben fotoğraf çekmeyi beceremeyen insana da rastladım. Hayatı sırtlamak için kendisine uğraş yaratan, zevklerini tatmin eden, klikleşmiş bir hayatta herkesin kopyası olmayan, belki özellikleri belki yetenekleri ile hayatına renk katan insanlarla uğraşarak mı gelişiyor mesleğiniz?

APA Derneğinin bu çok önemli açıklamalarını hemen sayfalarında paylaşan arkadaşlar, bugün psikolog beyleri çok iyi tanıdığını yazan  O.J.T. nin  bir yorumunda kendilerinin de her ay ortalama bir kez meslektaşlarına göründüklerini öğrendim. Bu işte bir Amerikan dümeni var, ortaya çıkar.

Sosi Cındoyan

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz