Şer’le başlamış, hayırla bitmiş

Bir yangından söz etmek istiyorum bu gün yazımda.

Yangın benim çocukluğumdaki büyük kâbuslarımdan biriydi. Babamın memuriyetinden dolayı, Anadolu’da küçük bir kasabada daha ilkokula bile gitmediğim zamanlarda bir evin yandığını görmüştüm. Yanan evden can havliyle çıkanları, mal canın yongasıdır düşüncesi içinde evin annesinin içeri girip birkaç parça eşya kurtarmak için çabaladığına şahit olmuştum.

 

O SICAKLIĞI NET HATIRLIYORUM.

KORKUNÇ BİR ŞEY!

 

Yangından ondan sonra hep korkmuşumdur. Yangınları araştırınca yangının nasıl büyük bir illet olduğunu bir kez daha anlamasına anlıyorsunuz da, yapılacak hiçbir şeyin olmadığının da farkına varıyorsunuz. Çok çabuk ve çok hızlı oluyor ve hiçbir şey bırakmıyor kalan sadece kül.

 

Bir fırında çıkan yangının bir şehri nasıl sardığını anlatacağım bu yazımda… Bu yangında hani bir tabir vardır ya taş taş üstünde kalmadı aynen öyle olmuş. O dönemlerde ahşap ağırlıkta olan evlerde ve kentlerde yangınlar hızla yayılıyormuş. Tabi bu yangında yetkililerin de acizliği yangının çok büyük bir hal almasına sebep olmuş.

 

Uzun yıllar önce Londra’daki yangının şerri olağan üstü büyük.

Hayrı da çok büyük.

Bu büyük felakette nasıl hayır olur diyorsunuz ama evet hayırda olmuş.

 

Yangın 2 Eylül 1666 Pazar günü Londra‘nın orta kesimlerinde başlamış, 5 Eylül Çarşamba gününe kadar sürmüş.

 

Bu yangında 13.200 ev, 87 mahalle kilisesi, 44 şirket binası, Royal ExchangeSt Paul KatedraliBridewall Sarayı, şehir hapishaneleri, postane binası genel merkezi ve şehrin batı giriş kapılarının üçünün de bulunduğu birçok yapı kül etmiş.

 

Dahası 80.000 kişinin 70.000’i evini kaybetmiş. Büyük bir kıyım gibi… Ölenler kesin tespit edilememiş.

 

Zararın parasal boyutları:

 

100.000.000 £ olarak tahmin edilmiş daha sonra kesin olmayan bir rakama, 10.000.000 denilmiş.

 

(2005 yılı piyasasında bu oran 1.000.000.000 £’a denk gelmekteymiş.)

 

Bu büyük felaketteki hayrı incelediğimizde elbette şaşırıyoruz.

“Nasıl yani?” diyoruz.

Böyle bir şey olabilir mi dememek gerek. Bazen gerçekten öyle oluyor. Yangın Londra’da daha ziyade fakir mahallerde olmuş. Dar sokaklar, ahşap evler ve temiz olmayan her yer. Dolayısı ile ciddi bir veba salgını varmış. Bu yangından bir yıl önce 80.000 kişinin vebadan öldüğü biliniyormuş.

Yangınla birlikte vebada yok olmuş. Veba pislikten, fareden, pirelerden ve bazı böceklerden oluşan ve bulaşan amansız bir hastalık… Bu yangında temiz olmayan her yer, veba hastalığını yayan hayvanlarda ölünce hastalıkta bitmiş olmuş.

 

Bazı olanların yok olması için ne yazık ki bazen acı olayların olması gerekiyor demek ki.

 

Allah böyle hastalıklardan da, böyle yangınlardan da bizleri korusun.

Elbette temizlik çok önemli…

Sağlık için birinci şartın temizlik olduğunu artık bütün dünya biliyor

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz