Şükür kavuşturana Ramazan Bayramı

Şükür kavuşturana Ramazan Bayramı

Şükür kavuşturana Ramazan Bayramı

Bir bayrama daha merhaba.

Bir bayrama daha hoş geldin.

Bir Ramazan’ı daha uğurladık, hamdolsun.

Ne güzeldin sen Ramazan.

Her şey, herkes farklıydı.

Birlikte aynı saatlerde sahurlarımızı yaptık.

Aynı saatlerde iftarlarımızı açtık.

Aynı anlarda aynı duyguları hissettik.

Nefsimizin terbiye edildiğini, açlığın ne olduğunu, şükretmenin mutlak olduğunu bir kez daha hatırladık. Hamt ettik.

Allah’ım binlerce kere hamdolsun.

Namazlarımızı kıldık, yalan söylemedik, kalp kırmaktan uzak kaldık, hoş görmeyi öğrendik, sinirlenmemeye çalıştık. Dedik ki:

Mübarek Ramazan günü yapılmaz ki, öyle de denilmez ki, kalpleri kırılır. Yazıktır oruçlular.”

Yok, yazık demeyeceğiz.

Ne mutlu onlar oruçlu diyeceğiz…”

Oruç on iki ay mı olsaydı?

Mademki, Ramazan diye kalp kırmaktan uzak durduk, yalandan riyadan hepten kaçtık, karanlıklarda değil de aydınlık sabahlarda olmayı yeğledik. Yarenlik nedir bildik, dost meclislerinde olduk. O zaman;

Güzel ahlaklı hallerimizi Ramazanda uygulamışsak.

Her tür şerden uzak kalmaya dikkat etmişsek.

Hatta sevmediklerimizi bile anlamışsak.

Empatiyi en çok bu ayda yapmışsak,

En çok bu ayda Allah’a yakınlaşmışsak,

Çalışırken hak yememeye dikkat etmişsek,

Kimsenin malına, canına, namusuna göz atmamışsak,

Eşlerimize, çocuklarımıza, kardeş ve bacılarımıza özellikle ana ve babalarımıza her zamankinden çok daha iyi davranmışsak,

Camileri, erenleri evliyaları anmışsak,

Sünnettir dediğimiz misafirlerimizi iftarlara davet ettiysek,

Ramazan öncesi tüm hazırlıklarımızı yaptıysak,

Sofralarımıza daha bir özen gösterdikse…

Yaptığımız kutsal olaydan dolayı kendimize de saygı duyduysak,

Yatağa başımızı koyduğumuzda huzurla uyumuşsak,

O zaman keşke Ramazan on iki ay olsaydı.

Bu gün arife. Ne güzel bir sözdür arife.

Arife yani öngün. Bir güzelliğin, bir kutsallığın bir gün öncesi.

Güzellikte bütün haşmetiyle geliyor.

Bayram geliyor.

Birlik ve beraberliğimizin olması gereken bayram.

Gülümsediğimiz, selamlaştığımız, büyüklerimizi bizzat hatırladığımız, dost ve arkadaşlarımızı zamansızlığımızdan ihmal ettiğimizi hatırlayıp seslerini duymak için telefonlarımızı elimize aldığımız, bir alo derken dost sesiyle ruhumuzu yükselttiğimiz, tanıdık bildiklerimize bayram ziyareti yaptığımız. Şekerimizi çikolatamızı hazır ettiğimiz, tatlılarımızı ikram edilmek üzere beklettiğimiz, sevinçle gelen güzel günlerimiz değil midir bayram?

Hoş geldin Bayram. Sefalar getirdin.

Sen güzelliklerle gelirsin.

Güzelliklerle gel Bayram.

Bizlere sağlık, esenlik, dirlik, düzen getir.

Bayramı bayram gibi yaşamayı nasip Yarabbi’m.

Adına ego dediğimiz aslında kendimizi bilmezliğimizi görme, utandırma bizi.

Yapamadıklarımızdan affet.

Bu bayram kimseye mesaj atmayacağız, bizzat arayacağız.

Bu bayramı tatil için kullanmayacağız.

Bayram bereketi ile gelir, evimizde onun bereketi ile gelmesini bekleyeceğiz.

Misafirliğe gideceğiz ki, bu makbul buluşmaları televizyon karşısında, zamanlarımızı heba ederek çoktan yok etmişken, bayramda hatırlayacağız.

Misafirlerimiz için evimizi temizleyeceğiz, çocuklarımızı, bir çeşit sıhhat suları olsun diye tıpkı analarımızın bize yaptığı gibi arife gecesi yıkayacağız yâda banyo yapmaları için yönlendireceğiz.

Böreklerimizi de, baklavalarımızı da arife gününden yani bu günden hazır edeceğiz.

Her iki tarafın büyükleri atalarımızdır diyeceğiz, onlara gideceğiz, ellerini öpeceğiz.

Olması şart olan, olmadan olmayacağını bildiğimiz hayır dualarını alacağız.

Onların sevinçlerini paylaşırken biz mutlu en çok da huzurlu olacağız.

Bayramın ne demek olduğunu bu vesile ile bayram namazı ile oğlumuza ve camiye gittiğimizi gören kızımıza öğreterek başlayacağız.

Bayramı, bayram telaşını, bayram hazırlıklarını, bayramın örf adetlerini çocuklarımıza öğreteceğiz ki, onlarda kendi çocuklarına öğretsinler.

Bu muhteşem günler tatil olarak bilinmesin.

Bu kutsal günleri bütün tatları ile yaşayalım.

Bayram hepimize hayırlı ve uğurlu olsun.

Hoş geldin mübarek Ramazan Bayramı, sefalar getirdin.

Seni bekliyorduk, hamdolsun ki kavuştuk.

Nazan Şara Şatana

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz