logo

üsküdar evden eve nakliyat sex izle seks izle

18 Şubat 2015

Torunlar İnşaat’ın avukatıdan reddi hakim talebi

Torunlar İnşaat'ın avukatıdan  reddi hakim talebi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imam hatipten sınıf arkadaşı Aziz Torun’un şirketi Torunlar GYO’nun Mecidiyeköy’de yıkılan Ali Sami Yen Stadı’nın arazisine inşa ettiği Torun Center’da işçileri taşıyan asansör 32. kattan zemine düşmesi sebebiyle 10 işçinin hayatını kaybettiği olayda Torunlar İnşaatın avukatı Yıldız İmrek reddi hakim talebinde bulundu.

 

Kazada,  Tahir KARA, Hıdır Ali GENÇ,  İsmail SARITAŞ,  Bilal BAL, Cengiz TATOĞLU,  Murat  USTA, Menderes MEŞE,  Vahdet BİÇER,  Ferdi KARA,  Cengiz BİLGİ isimli işçiler hayatını kaybetmişti…

 

Av. Yıldız İMREK mahkeme heyetine verdiği reddi hakim talebinde,

 

İSTANBUL (  14 .) AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

sunulmak üzere

İSTANBUL (13). AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

 

DOSYA NO : 2014/253 E.

HAKİMİN REDDİNİ

İSTEYEN KATILAN: Mustafa GENÇ, Dilan GENÇ, Songül DOĞAN

VEKİLİ : Av. Yıldız İMREK. Dosyada mübrez adreste.

KONUSU : İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkan ve üyeleri Hakim Ahmet CİVELEK, Hakim Murat ÖZADENÇ ve Hakim Zehra DEMİRTAŞ’ın reddi talebi.

 

OLAYLAR VE RED NEDENLERİ : Yukarıda esas nosu belirtilen dava dosyasının 11.02.2015 tarihli duruşması esnasında yaşanan gelişmelerde Mahkeme başkan ve üyelerinin tarafsızlığını yitirdiği ortaya çıkmış olup,  AİHS 6/1 maddesi, 5271 s. CMK’nın 25/2 ve devamı maddeleri uyarınca reddi gerekmiştir. Şöyle ki:

Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı hâkimin reddi isteminin süresi

Madde 25 –   (1) Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı bir hâkimin reddi, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusu başlayıncaya; duruşmalı işlerde bölge adliye mahkemelerinde inceleme raporu ve Yargıtayda görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından yazılmış olan rapor üyelere açıklanıncaya kadar istenebilir. Diğer hâllerde, inceleme başlayıncaya kadar hâkimin reddi istenebilir.

(2) Sonradan ortaya çıkan veya öğrenilen sebeplerle duruşma veya inceleme bitinceye kadar da hâkimin reddi istenebilir. Ancak bu istemin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde yapılması şarttır.

Mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimin tarafsızlığı, AY 90. Maddesi uyarınca iç hukuk hükmündeki AİHS 6. Maddesi uyarınca adil yargılanma hakkının temel şartları arasındadır.

1)11.02.2015 tarihli duruşma günü geldiğinde, Mahkeme hakimlerinin HSYK kararı ile değiştirildiğini öğrendik. Bu bilgi, gazetelerin internet sitelerinde yer almıştır. Değişimin çerçevesine bakıldığında, önceki Mahkeme başkanı ve hakimlerinin yer değişikliğinin aynı adliyede, başka mahkemelerde görevlendirmek şeklinde oluşu, siyasi iktidarın ilgi alanında olan Çarşı, Şike davası ve Torunlar davası olarak bilinen davaların görüldüğü mahkemeye müdahale olarak yorumlanmıştır.

 

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/116187/Aziz_Torun__Erdogan_ile_yan_yana.html

Aziz Torun, Erdoğan ile yan yana

Torunlar İnşaat’ın sahibi Tayyip Erdoğan’ın imam hatipten arkadaşı Aziz Torun. Şirketin yönetim kurulunda da AKP’de Belediye Başkanlığı yapan Aziz Yeniay yer alıyor. AKP’nin eski Bakanlarından Ali Coşkun da uzun bir süre şirketin yönetiminde bulundu.

 

Her ne kadar, 13. AĞCM önceden kurulmuş bir mahkeme ise de, anlaşılır olağan bir hukuki nedeni olmadan hakimlerin tamamının bu duruşmalar devam ederken değiştirilmiş olması; “doğal hakim” ilkesinin zedelenmesine neden olmuştur. HSYK seçimlerinde kazanan listenin, Hükümete yakın isimler olduğu kamuoyuna yansıyan bir bilgi olmuştur.

 

http://www.milliyet.com.tr/hsyk-da-8-asil-uye-yargida-gundem-1953614/

Kemal Göktaş / ANKARA

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) adli ve idari yargıdan 10 asıl ve 6 yedek üyelik için yapılan seçimden hükümetin desteklediği Yargıda Birlik Platformu zaferle çıktı. Platform, 10 asıl üyeliğin 8’ini alırken, 2 üyeliği de Gülen cemaatine yakın isimler aldı. Yargıçlar Sendikası ve YARSAV’ın varlık gösteremediği seçimler sonunda Platformun 22 üyeli HSYK içindeki temsil gücünü 15 üyeye çıkarmayı garantilemesiyle hükümet derin bir nefes aldı.

Keza, Torunlar GYO Müdürü ve patronu Aziz Torun’un siyasi iktidar partisi ve kişilerine olan yakınlığına dair kamuoyuna bilgiler yansımıştır. HSYK’nın oluşumu ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine, hukuksal temele dayanmayan, olağan olmayan atamalar nedeniyle;  reddini istediğimiz hakimlerin tarafsızlığı konusunda,  objektif bir kuşku oluşmuştur.  HSYKnın idari nitelikteki bu kararlarının yargısal denetime tabi olmaması da, adil yargılama hakkına aykırı olup, HAKİMİN REDDİ mekanizmasında gerekçelerin titizlikle incelenmesi özel bir önem kazanmaktadır.

 

http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/28135254.asp

Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından dün gece yayınlanan kararname ile Şike ve Çarşı davalarına bakan mahkemenin başkanı ve üyesi değiştirildi.

HSYK dün gece yetki kararnamesi yayınladı, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde de birçok hakimin görev yeri değişti.

Kararname ile Şike ve Çarşı davalarına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin başkan ve üye hakiminin görev yeri değişti. Mahkeme Başkanı Metin Tamirci 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görevlendirilirken, bu mahkemenin üye hakimi Fatma Altun Şahin de 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne üye yapıldı. Başkan Tamirci’nin yerine bir dönem Beşiktaş Adliyesi’nde özel yetkili hakim olarak da görev yapan 11. Asliye Ceza Hakimi Ahmet Civelek başkan olarak görevlendirildi.

Bu nedenlerle, 11 Şubat 2015 tarihli duruşmada hakimlerin çekilmesini talep etmiş olduk, ancak bu talebimiz reddedildi.

 

Emsal AİHM Campbell ve Fell v. Birleşik Krallık davasında “ Yargılama makamı mensuplarının, görevleri süresince yürütme tarafından görevden alınmaya karşı güvenceye sahip olmaları bağımsızlıklarının doğal bir sonucudur” kanatine varmıştır.

2) Reddini istediğimiz hakimlerin duruşma sırasındaki tavırları, objektif tarafsızlık kuşkusunun yanında, sübjektif tarafsızlık konusunda da kuşku yaratmıştır.

a-Duruşma sonunda, ara kararlar oluşturulmadan, sanık vekilleri ve C. Savcısının beyanı alınmış, ancak müdahil tarafın beyanı alınmadan heyet müzakereye çekilmiştir. Müdahil vekilleri olarak beyanımızın alınmadığını hatırlattık. Bu sırada sanık Murat AYTİMUR vekili “sizin söz hakkınız yok” şeklinde müdahale etmiştir. Mahkeme başkan ve üyeleri de ayağa kalkarak, son derece kaba bir tutumla, “dinlemelerinin gerekmediği” ve “salonu boşaltın” cevabı verilerek salondan ayrılmışlardır.

Bu tutumla açıkça, CMK 33. Maddenin ihlalidir.

Kararların verilmesi usulü

Madde 33 –  (1) Duruşmada verilecek kararlar, Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten; duruşma dışındaki kararlar, Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü görüşü alındıktan sonra verilir.

Reddini istediğimiz hakimler, açıkça yasaya aykırı davranarak, müdahil tarafı yargılamanın dışına iterek sanık ve iddia makamı dışında süje bırakmayarak taraflı davranmışlardır. Yasa metnindeki “vekil” tanımının, müdahil temsilcisi olduğu, “ilgililer” arasında müdahillerin de bulunduğu izahtan varestedir.

b-İddia makamı da davada, sanıklara “susma hakkını kullanabileceklerini” hatırlatmaya varacak kadar bir kısım sanıklar vekili gibi hareket etmesi ve müdahil tarafın haklarını gözardı ettiği dikkate alındığında; müdahil tarafın söz hakkının engellenmesi ile fiilen ve hukuken davada müdahil tarafın temsili yok edilmiştir.

İlk celse, müdahil vekilleri olarak “BİLİRKİŞİ RAPORUNA GÖRE Torunlar Yapı Ortaklığı ile asansör firması Geda Majör idari ve teknik sorumlularının asli kusurlu olduğu tespitinin yapılması, dinlenen sanık beyanları çerçevesinde sorumluluğunun olduğu açığa çıkan Torunlar Genel Müdür Yardımcısı Remzi Aydın ile Geda Majör yetkilisi Orhan Demirel’in tutuklanmasını talep ettik. C. Savcısı ise geçen celse Torunlar GYO Proje Müdürü Murat Aytimur’un tahliyesini; diğer tutukluların tutuk halinin devamını ve Geda MAJÖR yetkilisi Orhan Demirel’in tutuklanmasını istemiş, bu talep reddedilmiştir. Mahkemenin ara kararında, Adem Akyıldız’in tahliyesine, Remzi Aydın ve Orhan Demirel’in tutuklanma talebinin reddine ve Erkan Okur dışındaki tüm tutuksuz sanıklar için yurt dışına çıkmama ve duruşmada bizzat bulunma yönünde adli kontrol kararı uygulanmasına karar verilmiştir.

  1. Savcısı, 11.02.2015 tarihli duruşmada kısmen yanlış beyanda bulunarak, “bilirkişi raporuna göre asli kusurlu olup, geçen celse tutuklanmasını talep ettiği Remzi Aydın ve Orhan Demirel’in tutuklama talebinin reddedilmiş olmasını ve eşitlik ilkesini gerekçe göstererek tüm sanıkların tahliyesini” istemiştir. Bu beyan kısmen yanlıştır. Zira, geçen celse Remzi Aydın’ın tutuklanmasını isteyen taraf C. Savcısı değil, müdahil vekilleridir. İddia makamında görev yapan C. Savcısının iki celsedeki tutukluluk sebeplerine dair görüşleri birbirinin aksi istikamettedir. Ancak  istikrarlı olarak Torunlar GYO idari yetkili personeli Murat AYTİMUR’un tahliyesini istemekte ve Remzi Aydın’ın tutuklanma ihtimaline karşı görüş geliştirmektedir.

Savcılığın Budapeşte ilkelerine aykırı bu tutumu yanında; Mahkeme hakimlerinin karar oluştururken sadece sanık vekilleri ve iddia makamından görüş almakla yetinmesi, müdahil taraf ve vekillerinin BEYANDA BULUNMASINI ENGELLEYEREK karar oluşturması, sanıklar lehine hareket ettiklerine dair ciddi kuşkulara neden olmuştur.

c-Mahkeme başkan ve hakimleri, duruşma günü tayin edilirken sarfettikleri sözlerle de sanıklar lehine hareket ettiklerine dair kuşkuyu pekiştirmiştir. 10 gün sonraya duruşma günü verilmiş, bir kısım müdahil vekilinin o gün başka yerde duruşması olması nedeniyle duruşmanın ileri bir güne verilmesini istemesine karşılık Mahkeme başkanı “bu dava önemli bir dava, tutuklu sanıklar mağdur” şeklinde cevap vermiştir.

Duruşmanın görüntülü ortamda kaydedildiği, yazılı zabıtların dahi o tarihe yetişemeyeceği hatırlatılmış, hiç değilse 27 Şubat tarihine ertelenmesi istenmiştir. Ancak karar veren hakimler, müdahil tarafın itiraz ve uyarılarına kulak vermemiş, sadece Murat AYTİMUR müdafilerinin beyan ve duruşma günü istemlerini dikkate alarak, aynı duruşma gününü vermekte ısrar etmişlerdir.

Mahkeme başkan ve üyelerinin, bu tutum ve sözleri, sanıkları bir an önce tahliye etmek istediklerine dair ciddi kuşku oluşturmuştur. Hakimlerin değiştirilmesinin hukuken açıklanamaz oluşu ile hakimlerin duruşmadaki davranışları, bu yargılama bakımından hakimlerin tarafsızlığına ve adil yargılama yapılacağına dair güveni ciddi olarak sarsmıştır.

AİHM’nin emsal Saravio de Carvalho ( Portekiz ) davasında   “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. Maddesinin 1. Fıkrasındaki tarafsızlık, subjektif bir değerlendirmeden geçirilmeli, hakimin baktığı davada herhangi bir önyargı taşıyıp taşımadığı temeli araştırılmalıdır. Diğer taraftan da objektif değerlendirme yapılmalı, yani hakim davaya bakmada herhangi bir meşru şüpheye yer bırakmayacak şekilde yeterli garantileri sağlıyor olmalıdır.” değerlendirmesi yapılmıştır.

 

3)İş cinayetlerinin önlenememesinin en önemli nedenlerinden biri de yargılama aşamasında, cinayetlerin asıl sorumlusu, iş güvenliği koşullarını sağlamayan işveren ve temsilcileri hakkında etkili soruşturma yapılmaması, cezasızlık pratiğinin işletilmesidir.

 

İşçi, çalışırken işsizlik baskısı altında iş güvenliksiz koşullarda ve düşük ücretlerle,  insanlık dışı koşullarda çalışmaya mecbur bırakıldığı için bunun sonuçlarından biri ve en acısı ne yazık ki ölüm olmaktadır. Katılan müvekkillerin oğlu, kardeşi 19 yaşındaki Hıdır Ali Genç, çalışarak öğrenim masrafını karşılamak isteyen yoksul bir üniversite öğrencisi iken, yaşamının henüz başında, daha fazla kar uğruna can vermiştir. 10 işçi, kar uğruna, hızlı inşaat üretme ve hızlı kar sağlama uğruna, göz göre göre, arızalı/güvenliksiz asansörlerle çalışmaya zorlanarak öldürülmüştür.

 

Adil yargılamanın bir engeli yasama boyutundaki eksiklikler ise önemli bir boyutu da yargılama usul ve esasları, yargılama pratiğidir. İşçinin ölümünden sonra, yargılama aşamasında dahi eşitsizliğe kurban gitmesi; müdahil tarafın yargılamaya katılmasının, hakim tutumu ile engellenmesi kabul edilemez. Eğer ölen Torun’lardan biri olsa idi, acaba müdahil taraf ve vekillerinin beyanda bulunması bu şekilde engellenebilir miydi?

 

Bilirkişi raporunda asli sorumlular tespit edilmiştir. Kazaya sebebiyet veren güvenliksiz koşulların asıl planlayıcısı, sürdürücüsü ve bu durumdan maddi çıkar sağlayıcısı Torunlar Yapı Ortaklığının patronu ve müdürü Aziz Torun, Mehmet Torun ve Yunus Emre Torun hakkında kamu davası açılmayarak cezasızlık pratiği başlatılmıştır. Hakkında dava açılan sanıkların ise, bir an önce tahliye edilmek istenmesi, bunun için beyanına dahi tahammül edilmemesi, müvekkillerin vicdanını ve kamusal vicdanı da derinden yaralamış; Hakimlerin tarafsızlığına dair güvenini kaybetmiştir.

 

11.02.2015 tarihli celsede ortaya çıkan red sebepleri nedeniyle, CMK 25/2 maddesi uyarınca İstanbul 13. AĞCM başkan ve üye hakimleri hakkında RED talebinde bulunmak zorunluluğu doğmuştur.

 

DELİLLER :Duruşma zaptı, görüntülü kayıtları ve ilgili internet haber siteleri.

 

TALEP SONUCU : Sunulan ve resen gözetilecek nedenlerle, CMK 27. Maddesi uyarınca İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi başkan ve üye hakimlerinin REDDİNE karar verilmesini vekaleten dilerim. 18.02.2015

İfadelerine yer verdi…

Etiketler: » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

5+2 = ?