Son Dakika

logo

10 Şubat 2018

Tuğkan Gönültaş “Karınca Çiftliğim”

Tek ve en büyük hedefinin “hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu” belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu.

Tuğkan Gönültaş “Karınca Çiftliğim”

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca “Karınca Çiftliğim” kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin “hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu” belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu.

 

Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?

Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.

Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerinden yapmanın yanı sıra, bir kaç oyunda profesyonel seviyede kurucusu olduğum kanalımla birlikte online yayınlar yapmaktayım.

 

Karınca Çiftliğim kanalını açarken neyi amaçlamıştınız?

Karınca Çiftliğim kanalını açmamda ki ilk sebep; Türkiye’de hayvanlara, egzotik canlılara oluşan ön yargıları, doğru bilgilerle azaltmak ve insanlara aslında dünya çapında çok yaygın olan bu güzel uğraşları, hobileri ve en önemlisi sorumluluk duygusunu kazandırma hedefiydi.

 

Karınca Çiftliğim kanalıyla geniş kitlelere ulaştınız ve başarılı olduğunuzu düşünüyorum. Sizi takip edenlerin insanların iç dünyalarında hangi düşünceleri değiştirdiğinize inanıyorsunuz?

Ülkemizde birçok genç, Youtube gibi büyük platformlarda fazlasıyla zaman geçiriyor. İzledikleri kanallar ve içerikleri, açık konuşmam gerekirse hayatlarına elde tutulur bir katkı sağlamamakta. İnsanların iç dünyalarında neyi değiştirdim bilmiyorum fakat bu stresli ve zor yaşam sürecinde kafalarını dağıtabilecekleri, boş zamanlarında ilgilenebilecekleri bir hobinin varlığını duyurduğumu çok iyi görebiliyor ve hissedebiliyorum.

 

Ne tür canlıları evinizde besliyorsunuz?

Başta karınca türleri olmak üzere, yasal ve CITES belgesini alabildiğim tehlike arz etmeyen ve tecrübe sahibi olduğum canlılara bakmaktayım.

 

Ülke olarak evde alışık olmadığımız “Karınca, kertenkele, yılan, fare, akrep, tarantula, kurbağa” gibi hayvanları besliyorsunuz. Bu tür canlıları beslemeye nasıl karar verdiniz?

Bu karar verdiğim bir uğraş değildi. Daha ufacık çocukken yaşıtlarım toplarla, oyuncaklarla haşır neşirken ben bağ bahçede böcek, hayvan ve sürüngenlerin peşindeydim. Bu süreç hiçbir zaman duraksamadı.

 

“Karınca, kertenkele, yılan, fare, akrep, tarantula, kurbağa” gibi canlı türlerinden maddi bir gelir elde ediyor musunuz?

Tabii ki hayır. Bu canlıların satışı zaten yasak, yasakta olmalı. Çünkü sırf “para kazanmak” amacıyla dünyanın birçok yerinde bu canlılara gerekli ilgi verilmiyor ve alıcının ne seviyede tecrübeli olup olmadığını araştırmaksızın satışlar gerçekleşiyor. Bu durumda durduk yere bu güzel canlıların ölümüne sebep oluyor, bu çok üzücü ve kesinlikle takip edilmesi gereken bir durum…

 

Besleme konusunda yardım alıyor musunuz?

Beslediğim tüm canlılarla kendim ilgilenmekteyim.

 

Türkiye’nin ilk ve tek egzotik canlı kanalını sunuyorsunuz. Dikkat ettiğiniz noktalar neler?

Türkiye’de benim gibi insanlar yok değil. Benim bu yola çıkarken çizdiğim yol, beni izleyen veya izleyecek her bir bireyin yakın dostummuş gibi hissetmesini sağlamaktı. Bu tarz hobileri gözlerde çok büyüten,  komplikeleştiren bir çok hobici arkadaşımız var. Aslında bu ezbere bilgilerden oluşan üzücü bir nokta. Ben bunun önüne geçmeyi hedefledim ve elime kameramı aldım. Serüvenimde böyle başladı.

 

Peki, evde yaşamaya uygun olmayan canlıları kısıtlı bir alanda yaşatmakla eziyet etmiş olmuyor musunuz?

Hayvan aşkı bu kadar çokken eziyet kelimesi tüylerimi diken diken yapmadı değil. Canlıların ihtiyaçlarını karşıladığınız, yeterli boyutlarda yaşam alanlarını oluşturduğunuz takdirde; çiftlik üretimi olan bu güzel varlıkların esaret altında yaşam süreleri iki hatta bazen 3 katına çıkıyor. Hobicilerin dünyaya çok büyük katkıları olduğunu düşünüyor ve savunuyorum. Nesli tükenen birçok egzotik canlı, bahsi geçen hobiciler sayesinde hayat buluyor ve varlıklarını sürdürüyorlar. Ama unutulmaması gereken en önemli noktalardan bir tanesi, doğal yaşamından alınmayan çiftlik üretimi canlıların bakımını üstlenmek. Ben hiçbir sürüngeni veya benzeri canlıları doğadan alıp evime sokmam. Yaşatamazsınız, eziyet etmiş olursunuz…

 

120.000 aşan takipçilerinizden ne gibi yorumlar alıyorsunuz?

Açıkçası çok korktuğum bir noktaydı, ön yargılar. Ancak orantıya baktığımızda, 19 güzel yorumdan 1 tane kötü yorum alıyorum. Buda beni çok mutlu ediyor. Genelde aldığım yorumların hepsi önyargılar üzerine. Terlikle örümcek öldüren insanlar, sopayla fare kovalayan insanların pişmanlıklarını ve artık doğaya geri bıraktıklarını söylemeleri beni çok mutlu ediyor.

 

Egzotik canlılara evde bakmak için belli bir kuruluştan izin almak gerekiyor mu?

Yasal olan canlıların hepsi ev ortamında bakılabilir. CITES belgesi gerektiren canlılar da, belgeye sahip olduğunuz takdirde sorun teşkil etmiyor. Örneğin ben zehri öldürücü hiçbir canlıyı barındırmıyorum.

 

Kısa süre önce çekilişle bazı canlı türlerini sahiplendirdiniz, uzun süredir bakıp beslediğiniz canlılarla vedalaşmak zor olmadı mı? Sahiplendirme yaptırırken nelere dikkat ettin?

Ben hobinin yaygınlaşmasını isteyen birisiyim. Açıkçası bu bahsi geçen çekilişte ağırlıklı olarak malzemeler verildi. Ayrıca birkaç karınca kolonisi, bebek örümcek ve birde meşhur fare yavruları yeni sahiplerine verildi. Açıkçası üzülmedim, çünkü çok alışık olduğum bir durum ve sağ salim güvenilir ellerdeler. Dikkat ettiğim noktalar ise; yaş sınırlaması, aile onayı ve maddi açıdan altından kalkabilecek insanları çekilişe dâhil etmekti. Çekilişten canlı türlerini sahiplenen ailelerin ulaşabileceğim telefon numaraları bile var.

 

Karınca Çiftliğim kanalı ailesi olarak hedefleriniz nedir?

Tek ve en büyük hedefim hayvan sevgisini insanlara aşılamak. İnsana göre neredeyse hiç zarar vermeyen bu canlıları tanıtmak, göstermek ve sevdirmekten başka hiç bir hedefim yok.

 

Karınca Çiftliğim kanalı takipçileri ve sevenlerinize neler söylemek istersin?

Her birinin tutumu, yaklaşımı ve yorumları benim için çok özel. Ortalama 50.000 adet yorum var ve ben de her birini okudum. İyi ki varlar…

 

Evinde hayvan beslemek isteyenlere ne gibi tavsiyelerde bulunuyorsun?

Hayvan beslemek sorumluluktur. Can sorumluluğudur! Her zaman söylüyorum; sırf dikkat çekmek ve farklı hissetmek için bu sorumluluğun altına girilmez, girilemez. Eğer bir pet besliyor, sahipleniyorsanız, tüm sorumluluklarınızı yerine getirmeniz gerekmekte; maddi ve manevi olarak. Ola ki deneme yanılma yöntemiyle bunu görmek istiyorsanız, evet kaçmayın ve deneyin. Ama kesinlikle ve kesinlikle yapamayacağınızı anladığınız an bu işte gerçekten tecrübeli hobicilere ulaşıp, sorumluluğunu üstlendiğiniz canlınızı veya canlılarınızı teslim edin.

 

Karınca Çiftliğim kanalına gelen yorumlara göz attığım da “Tuğkan bey sayenizde en büyük korkumu yendim, bir hayvan sahibi oldum” tarzında yorumlar okudum. Bunu başarmış olduğunuz için tebrik ederim, düşüncelerinizi dinlemek isteriz?

Korkuyu yenmek. Hayatımda beklide haz aldığım en büyük his. Özel hayatımda çocukluğumdan beri naçizane çevremde, buna öncülük etmekteydim ve çok keyif alıyordum. Şimdi ise binlerce insanın, bu korkularını sırf videolarımı izleyerek yenmelerine şahit olmak müthiş bir his, teşekkürler.

 

Toplum olarak alışık olmadığımız canlı türleri sevebilmek için neler yapmalıyız?

Videolarımı izlemekle başlayabilirsiniz. Gerisi gelecektir. (Gülüyor)

 

Hayvanlara karşı “Eziyet ve Tecavüzler” gün geçtikçe artmaya devam ediyor… Bu acımasız olayları toplum olarak nasıl önleyebiliriz?

Bilgi ve eğitim çok standart kelimeler değil mi? Ama çok doğru, hepimiz bu tarz durumlarda kaldığımızda ve yorum yapma ihtiyacı duyduğumuzda “cehalet”ten veya “bilgisizlik”ten bahsedip duruyoruz. Peki, kaçımız bunun için adım atıyor veya çözüm üretiyoruz? Devlet büyüklerimize ve bizlere çok iş düşüyor. Mesela ben kendi imkânlarımla bu aşılamayı yapıyorum ve kendi çapımda belki de 120.000 kişiye, hatta toplamda 15 milyon izlenmem olduğunu varsayarsak milyonlarca kişiye bir tık dahi olsa hayvanların ne kadar değerli olduklarını gösterebilmişim. Ben veya başkaları fark etmez. Bu tarz insanların desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Hayvanlara karşı “Eziyet ve Tecavüzler” konusunda yasalar veya cezalar yeterli mi?

Denetleme konusunda çok daha iyi yerlere gelebileceğimizi düşünüyorum. Yasalara veya cezalara ne kadar yorum yapma hakkım var bilemiyorum. Ancak duyduğumuz, gördüğümüz, izlediğimiz ve manzaralar bu sorunun cevabı değil mi?

 

Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim… Son olarak neler söylemek istersiniz?

Ben teşekkür ederim. Hayvanları sevin, kendinizi sevin. Sağlıklıca kalın.

 

TUĞKAN GÖNÜLTAŞ

 

Röportaj: MURAT FIRAT

 

Facebook Yorumlar

Etiketler: »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

9+2 = ?