Türkiye’de çocuğun adı yok

Türkiye'de çocuğun adı yok

Türkiye’de çocuğun adı yok

AKP İLE 23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMININ DA TADI YOK

  • Türkiye’de 1 milyon dolayında çocuk işçi var. Çocuk istismarı, çocuklara şiddet ve çocuk gelinler olgusu yaşanıyor…
  • Eğitime ayrılan kaynak yetersiz. 228 bin derslik açığı var, 50-60 çocuk bir sınıfta okuyor. Türkiye, matematik, fen ve okuma becerisinde OECD’de hep sınıfta kalıyor.
  • Çocuklarımız ve gençlerimize, bilgi çağının gerektirdiği donanımı vermekten uzaklaşan eğitim sisteminin onlara sunduğu şey ise “geleceksizlik”.
  • Bu koşullarda 23 Nisan’ı gerçek anlamıyla bir çocuk bayramı olarak kutlamak güçtür.
  • CHP iktidarında tüm çocukların, aileleri ile birlikte eğitim ve sağlık hakkından eşit koşullarda yararlandığı, çocukluğunu yaşadığı; gelecek kaygısı duymadığı barış, kardeşlik ve dayanışma duygularıyla yetiştiği güvenli bir ortam yaratacağız; 23 Nisan gerçek anlamına uygun olarak kutlanabilecek.
  • AKP’yi bugünün çocukları yarının gençleri siyaset tarihinden sileceklerdir. Geleceği AKP’nin anlamak istemediği  “ergen siyaseti” belirleyecek.
  • Gençlerin en büyük kaygıları: Geleceksizlik, İşsizlik, Güvencesizlik, Umutsuzluk, Meritokratik kültür, Toplumsal faydasızlık.

 

 

Bu yıl, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 95’inci yılını kutluyoruz. Ancak ne yazık ki AKP döneminde izlenen politikalarla Türkiye, 23 Nisanları gerçek anlamıyla bir çocuk bayramı olarak kutlama noktasından uzaklaşmıştır. Eğitim sistemimizin ve geleceğimiz olan çocuklarımızın sorunları her geçen gün katlanarak büyümüş, çözüm için adım atılmamıştır.  Ülke ve toplum olarak çağa ayak uydurabilmek, dünyada önemli bir yere gelebilmek için eğitimin kalitesini yükseltmemiz gerekirken, “4+4+4” ile dinselleştirilen eğitim sistemi, çocuklarımız ve gençlerimize, bilgi çağının gerektirdiği donanımı vermekten uzaklaşmıştır. Siyasi iktidar çocuklarımıza, sosyal devletin ortadan kalktığı, nüfusun büyük bölümünün açlık sınırının altında yaşadığı, yoksulluk kıskacına alınmış bir gelecek sunmaktadır. Eğitim sisteminin çocuklarımıza verdiği ne yazık ki “geleceksizlik” tir.

 

OECD’DE SINIFTA KALDIK…

 

Milli Eğitim müfredatında zorunlu ve seçmeli din derslerinin haftalık sayısı, matematik ve fen derslerini geçmiştir. OECD tarafından 3 yılda bir orta öğretim öğrencilerinin matematik, fen ve okuma bilgi ve becerilerini ölçmek amacıyla gerçekleştirilen Ulus­la­ra­ra­sı Öğ­ren­ci De­ğer­len­dir­me Prog­ra­mı (PI­SA) sınavında ise Türkiye OECD ortalamasının çok altında kalmaktadır. Türkiye, 65 ül­ke ara­sın­dan ma­te­ma­tikte ancak 44, oku­ma be­ce­ri­sinde 41 ve fen ala­nın­da 43. sı­ra­ ile sonlarda yer alabilmektedir. PISA sonuçları ülkemizin geleceğine ilişkin bir erken uyarı niteliğindedir. Bu sonuçlara göre, eğitim sistemi çocuklarımızı, gençlerimizi yarınlara hazırlayamamaktadır; ülkemizin geleceği sıkıntılıdır. Bu eğitim sistemi ile gençlerimizin ve ülkemizin geleceği karartılmaktadır.

 

228 BİN DERSLİK AÇIĞI VAR…

 

Eğitim sisteminin kalitesi yanında fiziki altyapısında da büyük yetersizlikler bulunmaktadır. 4+4+4 dayatması ile okulöncesi çağdaki binlerce çocuğun ilkokula başlatılması, ciddi bir derslik açığı ortaya çıkarmıştır. OECD ülkelerinde 21 olan derslik başına düşen öğrenci sayısı, AB ülkelerinde 19,8’e kadar düşerken, bizde ise bazı Doğu ve Güneydoğu illerinde çocuklar 50-60 kişilik sınıflarda eğitim görmektedir. Yapılan bir araştırmaya göre milli eğitimde 228 bin derslik açığı bulunmaktadır.  Yeni yapılan binalar bu ihtiyacı karşılamaktan uzaktadır. Bu açığın kapatılabilmesi için 8 derslikli küçük okullar yapılması halinde 100 milyar, 40 derslikli okullar yapılması halinde 50 milyar lira yatırım gerektiği belirtiliyor. Bu fatura, yılların ihmalinin bir sonucudur.

 

EĞİTİME AYRILAN KAYNAK YETERSİZ…

 

Türkiye, toplam kamu harcamaları içinde eğitimin payında yüzde 10.9’la OECD ortalamasının altında kalıyor. Bu oran, Yeni Zelanda’da yüzde 21.6, Endonezya ve Meksika’da yüzde 20.5,  Brezilya’da yüzde 19.2 düzeyindedir. Yani bu ülkeler tüm kamu harcamalarının beşte birini eğitim alanına yapıyorlar. Eğitim harcamalarının GSYH’deki payında da Türkiye, yüzde 3.8 oranı ile OECD ülkeleri içinde en son sırada yer alıyor. Sadece ilk ve ortaöğretim baz alındığında ise Türkiye’nin kamu harcamasının milli gelirdeki payı yüzde 2.7’ye düşüyor.

 

ÇOCUK İŞÇİLİK KANAYAN YARAMIZ…

 

Zor geçim koşulları nedeniyle küçük bedenlerin ağır yükler yüklendiği ülkemizde, çocuk işçiliği kanayan yara olmaya devam ediyor. AKP, çocuklarımıza daha iyi bir gelecek hazırlamak yerine, uyguladıkları ekonomi politikaları ile her yıl binlerce çocuğu eğitimden kopararak, çalışmak zorunda bırakmıştır. Türkiye’de 1 milyon dolayında çocuk işçi bulunmaktadır. Yasak olmasına rağmen çocuk işçiliği artarak devam etmiştir.  TÜİK’in 2012 Çocuk İşgücü Anketine göre, Türkiye genelinde 6-17 yaş grubundaki 15.3 milyon çocuğun yüzde 8.5’i, yani 1.3 milyon çocuk okula gitmemektedir. 4+4+4 dayatması ile temel eğitim yaşının 5-13 yaş aralığına çekilmesiyle, ortaokulun bitiş yaşı, yani çocuk işçiliğin yaygınlaşma yaşı fiilen 13’e düşmüştür.  Çocuk işçiliğinin her geçen yıl artması, binlerce çocuğun eğitimin dışına zorla itilmesi ülkenin geleceği için büyük tehlikedir. Çalışma Bakanı’nın verdiği bilgiye göre Türkiye’de son13 yılda 127 çocuk işçi, iş kazalarında hayatını kaybetmiştir. Kayıtlara yansımayanlar da dikkate alındığında gerçekte iş cinayetlerde yaşamını yitiren çocuk işçi sayısı resmi istatistiklerdekinden çok daha fazladır.

 

TÜRKİYE’DE ÇOCUK OLMAK ZOR…

 

Ülkemizde çocukların sorunu eğitim ve çocuk işçilikten de ibaret değildir. AKP zihniyeti çocuklarımıza, gençlerimize üçüncü dünya değerleri aşılamaktadır. Yıllarca halka “en az üç çocuk” baskısı uygulayan, lise öğrencilerine evlilik vizesi veren AKP Türkiye’sinde kızların genç yaşta evlendirilme oranı, dünyanın en geri toplumlarındaki düzeylere çıkmıştır. Kız çocuklarının yüzde 14’ü erken yaşta evlendirilmekte; her yıl ortalama 40 bin kız çocuğu “çocuk gelin” olmaktadır.

 

AKP, yaygın çocuk istismarı ve çocuklara şiddet olgusuyla da mücadele edememiştir. Her 100 çocuktan 80’i şiddet görmektedir. Her yıl binlerce çocuğumuz bonzai vb. uyuşturucu madde bağımlılığının pençesine düşürülmektedir. Yetişme yurtlarında kalan, yani devletin koruması altındaki çocuklarımız her türlü istismartaciz ve tecavüze uğramaktadır. AKP, çocukları ve gençleri spora, sosyal, kültürel faaliyetlere yöneltecek, onları kötü alışkanlıklardan alıkoyacak politikalar izlememiştir. Artan genç nüfusa bu tür etkinlikler için sunulan imkânlar son derece yetersiz kalmıştır. Araştırmalar gençlerin beşte birinin fazla kilolu ya da obez olduğunu göstermektedir. İnternet kullanım oranının yüzde 80’leri aştığı çocuk ve gençlerimize, kitap okuma sevgisi aşılanmamaktadır.

 

CHP İKTİDARINDA 23 NİSANLAR, GERÇEK ANLAMINA UYGUN KUTLANACAK…

 

Türkiye, dünyada çocuklara bayram hediye eden tek ülkedir. Ancak eğitimin çağın gerisinde kalması, okul çağındaki çocukların güvencesiz koşullarda çocuk işçi olarak çalışmak zorunda bırakılması, binlercesinin uyuşturucu ve kötü alışkanlıkların pençesine düşmesi, çocuk gelin olgusu gibi birçok kanayan yara, 23 Nisan’ın gerçek anlamıyla bir çocuk bayramı olarak kutlanmasını güçleştirmektedir. Çocuklarımıza sağlıklı ve umut dolu bir gelecek hazırlamadıkça 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gerçek anlamına uygun kutlanamaz.

 

CHP iktidarında çocuklara yönelik olarak ciddi ve köklü politikalar geliştirip bunu kalıcı hale getireceğiz. Çocuklara yaşama ve gelişme;  sağlık hizmetlerine, eğitime, insana yakışır bir yaşam standardına erişim; eğlence, dinlenme ve kültürel etkinlikler için zamana sahip olma; istismar ve ihmalden, uyuşturucu bağımlılığından ve ekonomik sömürüden korunma hakkı sağlayacağız. Özel gereksinimleri olan engelli çocukların hakları devlet tarafından öncelikli olarak sağlanacak.

 

CHP iktidarında tüm çocukların, aileleri ile birlikte eğitim ve sağlık hakkından eşit koşullarda yararlandığı, çocukların çocukluğunu yaşadığı; gelecek kaygısı duymadığı barış, kardeşlik ve dayanışma duygularıyla yetiştiği güvenli bir ortam yaratacağız. İşte o zaman 23 Nisan gerçek anlamına uygun olarak kutlanabilecek. Türkiye, çocuklar için gerçek anlamda bayramlık bir ülke haline gelecek.

 

GELECEĞİ ERGEN SİYASETİ BELİRLEYECEK

 

AKP’yi bugünün çocukları yarının gençleri siyaset tarihinden sileceklerdir. Bu seçimlerde 2.500.000 genç ilk kez oy kullanacak. 2000 yılı ve sonrasında doğanların sayısı yaklaşık 20 milyon ve bu gençler 2018 den itibaren yeni seçmen olacaklar. Bu gençlere zorla dayatılan AKP’nin yaşam tarzı artık iflas etmiştir.Geleceği AKP’nin anlamak istemediği  “ergen siyaseti” belirleyecektir, yani dayatılan yoksulluk-yasak-yoksunluk-yalan-talan-rant-beton siyaseti artık iflas etmiştir. Çünkü hukukun üstünlüğünü savunan, kuvvetler ayrılığına inanan, fırsat eşitliğini benimseyen, çalışan her kesime eşit temel sosyal hakları sağlayan, temel insan haklarını benimsemiş içselleştirmiş siyaset anlayışı  ve de “beton” yerine “ağaç”ı  savunan siyaset anlayışı kazanacaktır. Kazananlar, bugünün çocukları ve yarının ergenlerini olacak.

umut ORAN

TBMM Tel: (0312) 420 61 88-89

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz