DOLAR 8,1984
EURO 9,7506
ALTIN 458,601
BIST 1393,24
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 12°C
Çok Bulutlu

Türkiye’de siyaset sosyolojisi

06.11.2012
A+
A-

Çok partili demokratik sistemde, siyasi partiler iktidar gelmek amacıyla halkın taleplerine uygun siyaset üretmek zorunda.

Türkiye’de bazı siyasi partiler halkın taleplerinden ziyade korku yaratarak kendilerine siyasi zemin kazanma peşinde.

Cumhuriyet yöneticilerinin oluşturduğu kadro hareketi iktidarını sürekli kılmak için ” İrticai faaliyetleri” düşman ilan etti. Mütedeyyin inanca sahip kişilerin bu sınıflandırmaya dahil edilmesi sonunda geniş halk kitleleri ile kadro hareketi birbirine yabancılaştı.

CHP içerisinde kümelenen elitist kadro artıkları bu yabancılaşmayı bu güne kadar devam ettirdiler. Topluma ”irtica var” diyerek korku saldılar. Siyasetlerini bu korku üzerine inşa etmeyi tercih ettiler.Böyle bir tercih CHP’nin demokratik yöntemler ile iktidara gelmesini önledi.

1950 den itibaren yeni düşman ”komünizm” idi. 1980 darbesi ”komünist düşmanları yok etmeyi” amaç edinmişti. ABD’nin oluşturduğu ”Yeşil Kuşak” politikası ile komünizme karşı din kullanılmaya başlanınca ”dini gruplara” karşı siyasetin toleranslı yılları başladı.

1984 yılından itibaren ”Türkiye’nin bölüneceği korkusu” siyasal sisteme hakim oldu. 50 bin Türk vatandaşının ölmesi pahasına bu korku devam ediyor. BDP tehdit siyasetini anarşist faaliyetlere dayandırıyor. PKK ölüm korkusu ile Kürt siyasetine yön veriyor.

1990 yılında Sovyetler Birliğinin dağılması ile ” yeşil kuşak teorisini” destekleyen dini liderler sorun olarak görülmeye başlandı. Topluma ”İrtica” korkusu yaymak tekrar gündeme geldi.

Yükselmeye başlayan milli görüş ile irtica atanmışlar tarafından özdeş hale getirildi. Bu korku ile atanmışlar seçilmişleri baskı altında tuttu.

Bugün Cumhuriyetin kazanımları kayboluyor korkusu yayılmaya çalışılıyor.Yıllarca korku siyaseti üretenler iktidar olamadı. Bu gerçek göz ardı ediliyor.

Çok partili demokratik siyasal toplumda iktidar olmanın yolu halkı korkutmaktan değil ikna etmekten geçiyor.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
Abone ol
Bildir
guest
1 Yorum
En Çok Oy Verilen
En yeni En eski
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin
irtica

Mürteci, birtakım düşünceleri zihninde taşımakla kalmaz onları hayata geçirmeye çalışır. Örneğin Cumhuriyet’ten geri gidersek, siyasi irtica var demektir. Cumhuriyet’in 2006’da zenginleşme bakımından yegane nokta olduğunu varsayarsak, “tutuculuk” yapmış oluruz.

İrtica ne demek? Geriye gitmek. Bir arpa boyu ilerlememek.

İstanbul Üniversitesi rektörü “Bu vatanı bölmeye kimsenin gücü yetmez. Samimi olarak İslamiyet’i yaşayanlar başımızın tacıdır ancak Atatürkçülüğü veya İslamiyet’i siyasi amaçla menfaat sağlamak için kullanmak isteyenlere asla müsaade etmeyeceğiz” diye beyanat vermişti. Üniversitelerde son 10 yılda arpa boyu yol alınmadı. Yine açılışlar, yine siyasi mesajlar. Ankara’da öğrenciler yurt paralarını, İstanbul’dakiler üniversitedeki soruşturmaları protesto ededursun, kimsenin üniversite sorunlarıyla ilgilendiği yok.

Peki bu nedir?

Efendim? Yoksa irtica mı dediniz?