VAR mı? Yok mu?

VAR mı? Yok mu?
Share

Ülkemizde 2019-2020 “Cemil Usta Sezonu”  ile rayına oturan Video Hakem Uygulaması Türk futboluna yeni bir perspektif getirmeye başladı.

Akademisyenlerin de araştırmalarına konu olan Hâkim – Hakem kıyaslaması, adalet dağıtan mekanizmanın işlerliğini sorgulayan ve dijital çağın sonlarına yaklaştığımızda karar vericileri koşullandırmada ne kadar fayda sağlayacak hep birlikte göreceğiz. Amaç odur ki insan hatasını asgari seviyeye indirirken, verilen kararların adaletli, eşitlikçi ve sonuca etki etmeyecek düzeyde tutabilmektir. Aranan sonuçlar ortak olunca VAR kameralarını Adalar Belediyesi üzerine çevirmenin vakti geldi kanısındayım. Kamuoyuna aslında pozisyonda kimlerin olduğunu, kimin aldatmaya yönelik hareketler içine girdiği, kimin elle oynadığı, kimin arkadan çelme taktığını hepsini göreceğiz. Erman Toroğlu’nun deyimiyle “pozisyon içinde pozisyon icabı pozisyon” tamda durumu anlatan vecize gibi söz.

         Daha önceki yazılarımı okumuşsanız ki, şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum, Adaları yönetmeye aday olup da o makamlara gelenlere bir nebze olsun hatalarını göstermek, adaletli olmaları için uyarmak, hukuk ve insan hakları zemininde kalmaya davet etmek, en başta ise bu makamların halka hizmet etme, halkın refahını artırma, kamu vicdanını el üstünde tutması gereken makamlar olduğunu hatırlatmak istedim. Geldiğimiz duruma bakacak olursak bir adım bile ileriye gidememişiz. Maalesef eskisinden de beter durumdayız.

         “Oynat Uğurcuğum” diyerek başlayalım.

         Kıyıları halka açacağım dediniz Erdem Gül. Açılan kıyı değil de denize giren vatandaşın cebi açıldı. Ücretsiz denize girme umuduyla Adalara gelen vatandaşı plaj denilen ucube yerlerde halk sağlığını hiçe sayan insanların eline bıraktınız. Utanmadınız Heybeliada Çam Limanı denen yere elektrik-su bağlattınız.

         Adalar Belediyesini kamu kurumu olmaktan çıkarıp girişine zorunlu olan Türk Bayrağını astırmaktan imtina ettiniz. Siyasi Başkan Yardımcınızı şaibeli birim müdürünüzün ayağına düşürdünüz. Sanmayın ki bu durumdan Başkan yardımcınız zarar görecek, tüm adalılar biliyor ki İstiklal Marşını okumayanın bayrağa hiç saygısı da olmaz.

         Selefiniz Atilla Aytaç bir seyyarın bıçaklı saldırısına maruz kalacak olsa da sizin kadar seyyara izin vermedi. Tüm yaz boyunca sayenizde Büyükada da adım atacak köşe/sahil bırakmadınız. Sadece seyyar mı, sokakları caddeleri restoranların işgaline sizin kadar kimse göz yummadı. Her gece sizin kadar kimse alkollü restoranları ziyaret etmedi. Etse bile Atilla Aytaç gibi kredi kartını çıkardı babalar gibi hesap ödedi. Size birileri Adalar da başkan hesap ödemez diye mi fısıldadı Bay Başkan.

         Şeffaflık belgesine imza attınız, halkla aranızdaki tekhaber vasıtası olan internet sayfanızda kim kimin yerine müdür, kim vekil, kim başkan yardımcısı, kim nereden sorumlu her şeyi çorbaya çevirdiniz. Sıkılmadınız ben imza atmam dediniz, yapılan tüm usulsüz harcamalara ortak oldunuz. Sizi tehdit edeni başkan yardımcılığına atadınız. Hakkında bir dizi şaibe, şikâyet, yolsuzluk şüphesi olan, daha da vahimi asaleten zabıta müdürü olanı göreve iade edip, uyduruk olanın emrine verdiniz.

         Kamu görevlisi olmanıza rağmen hizmet aracı olan tekneleri şahsi emelleriniz için kullandınız. Geceleri hangi kamu yararını gözeterek bu araçları gece taksisine çevirdiniz. Kamuya ait araçlara koyacak yakıt bulunamaz iken, bu tekne gezilerine bu kadar mazotu nerden bulabildiniz.       

         Atölyenizde kamyon yüklü hurdaları işletme müdürlüğünüze ait çıkarma gemisiyle anakaraya satmaya götürenlere göz yumdunuz. Büyükada Atatürk meydanına çadır kurdurtup, panayıra çevirip birilerinin nemalanmasına fırsat verdiniz.

         Encümeninize karar aldırmadınız. Ruhsatsız işyerlerinin kapanmasına zabıta müdürünüzle mani oldunuz. Vergisini veren esnafının günahına girdiniz. İşgallerden kamuyu zarara uğrattınız. Adalar ilçesinin tüm geri dönüşüm işini birilerine peşkeş çektiniz çekmeye devam ediyorsunuz.

         Açıklamadığınız Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Biriminizin ödeneği ile Temsil ödeneğinizin nasıl faturalandığı ortaya çıkacaktır. Temsil ettiğiniz ama üyesi olmadığınız bir partinin 96 yıllık onurunu ayaklar altına aldınız. Özel hayatınızla kamu görevinizi birbirine karıştırdınız. Adalarda yaşayan halk değil, siz aile hayatınızı ve özel seçimlerinizi Adalara taşıdınız. Aleni bir şekilde aile kavgalarınızı, ayrılık rüzgârlarınızı, yeni beklentilerinizi herkesin gözü önünde yaşamaktan sıkılmadınız.

         Belediye Başkanlığı makamını konut tutamayacak, birilerinin evinde kalacak kadar ayağa düşürdünüz. Mesailerinize alkolü karıştırarak hata üzerine hata yaptınız.

         Personelleriniz arasında kayırmacı davranarak liyakati öldürdünüz. Önünüze gelen resmi yazılara işlem yapmadınız. Haksız kazanç sağlayanlara kamu kaynağını kullandırdınız. Vatandaşın size emanet ettiği, vergilerinden oluşan Belediye bütçesini nasıl kullandığınızı halktan gizlediniz, Kent Konseyi seçimlerine akıl almaz şekilde müdahale edip, kişisel yetkimi kullanıyorum diyerek seçimlere hile bulaştırdınız.

         Başkan yardımcınız sizin yerinize aday olacak iken tüm siyasi kariyerini partisi adına sizinle çalışmayı kabul ederek riske atmış oldu. Karşılığında zabıta müdürlüğünü ondan alarak mı verdiniz. Yoksa ne yaptığını bilmez, 5 yıldır ile açığa alınmış bir başkan yardımcına bağlayarak mı cezalandırdınız. Şimdilerde zabıtayı kime bağlayacağınız meçhul değil de, kendini müdür zanneden zevat, akçeli işleri çok iyi bilene bağlanmak için kulis yapadursun siz buna da imza atarsınız. Artık kuşku duymuyoruz. Meclis üyenizi siyasi başkan yardımcınızdan üstün tutmakla kalmayıp, her işi onunla yapmaya kalkarsanız, kör ile yatan şaşı kalkar deyimi tam da size uyar. İlçe Başkanı sizin adınıza aylarca çalıştı, halkı ikna edebilmek için tüm imkânlarını seferber etti ancak siz onu dikkate dahi almayacak kadar kibirli hale geldiniz. Sahi hangi ara siyaseti öğrendiniz de bu insanları bir kalem de silebilecek cesareti buldunuz. Aktivist Greta Thunberg’in sözlerini uyarlayarak

Adaların hayallerini, halkın geleceğini, umudunu çaldınız. Siyasi yok oluşumuzun, kamunun kaynaklarının çarçur edilmesinin başındayız. Siz ise sadece paradan konuşuyorsunuz. Nasıl cüret edersiniz?” tamda size karşı bir cümle.

         Adalar Belediyesini siz mi yönetiyorsunuz Sayın Erdem Gül, yoksa Basın Yayın ve Halkla İlişkilerinin usulsüz müdürü mü? Bunu ben demiyorum kim diyor, 275/2017.02 sayılı araştırma raporunu hazırlayanlar ve yakında da Sayıştay diyecek. Organize suç örgütü diyorlar açıp okudunuz mu? Okumadığınızı çok iyi biliyorum. Gazetemizin yorumlarına, haberlerine konu olan şahsiyetlerin yüzleri dahi kızarmıyor, sizin de mi?

 Attığınız tweetlerin (siz atıyorsanız eğer) altına yazılanları biraz okuyun da kendinize gelin. Şu ana kadar kimseyi umursamayan, halkı hor gören bir nevi Cotard Sendromu yaşıyor olabilirsiniz, ancak zamanı geldiğinde dikkate almadığınız halktan medet umar hale geleceksiniz. Size en çok güvenen insanları yollarda terk ettiniz, yalanlarınızla kandırdığınızı zannetme yanılgısına düştünüz. Asıl kaybeden siz oldunuz, sayenizde de tüm Adalar.

Geriye yaptıklarınızın Fair-Playe mi yoksa hukuka karşı mı olduğunun kararını vermek kaldı.

         Hesap sorulmayacağını mı düşünüyorsunuz. Tüm bunları gören de, önünde şikayet dilekçeleri olanda savcısı da kaymakamı da gerekeni yapacaktır. Kanunlar er yada geç tecelli edecek, hak yerini bulacak, kamu vicdanı rahatlayacaktır. Gerçi Kaymakam Bey size yazmış 26 Haziranda, en geçte 8 Temmuzda ayrıntılı cevap istemiş, Siz ne yaptınız size karşı kaymakam ne yaptı göreceğiz. Re’sen soruşturma nedir ne değildir hep beraber göreceğiz.

Evet, sevgili Adalılar VAR kameraları önünüzde karar da, yetkide, düdükte sizde. Varın kararı siz verin. Kalın sağlıcakla.

N.A.

5 yorum

  1. N.A isimli yazarı tespitlerinden dolayı kutluyorum. Yazısının çoğuna katılırım. Altına imzamı atarım. Ama bir pragrafı varki orda takıldım kaldım. Döndüm döndüm tekrar tekrar okudum. Başım döndü, beynim yandı. Dedim ki yahu bu güzel yazıyı yazan yazar, selef Atilla AYTAÇ’ı neden böyle yazar.
    “Selefiniz Atilla Aytaç bir seyyarın bıçaklı saldırısına maruz kalacak olsa da sizin kadar seyyara izin vermedi.” İşte kocaman bir yanlış. Halefiyle, selefi arasındaki tek fark Atatürk meydanına panayır çadırlarının kurulmasıydı. Selefe zamanında teklif gelseydi varya selef olanı, balıkçılar lokantasının sokağından Belediye binasına kadar çadır kurdururdu hiç şüphen olmasın. Birde demişin ya “Atilla Aytaç gibi kredi kartını çıkardı babalar gibi hesap ödedi.” Külliyen palavra. Nerde görülmüştür, duyulmuştur, Atilla AYTAÇ’ın hesap ödediği. Yemek yemeğe gidildiğinde, lokantadan koşar adım çıkan ilk kişidir selef olanı. Hatta selef olanının cebinde akrep var derler ama senin haberin olmamış. Sakın bir daha sefil mi, selef mi belli olmayanı övüp te, halefe vurmayasın, yanlış yaparsın. Selefi harbi beter böcekti. Kendini ne aynasında, görüyorsa, o şekli ile, bir beğenmişlik, bir üstün görme tavırları, aslında altında yatan aşağılık kompleksinin tezahürü olduğunu söyler işi bilen hekimler. Belli ki Haleften beklentilerin yüksek, karşılanmayınca keçiyi bile Abdurrahman Çelebi yapmışsın ama değil. O keçi bidiğin gibi keçi değil teke. Adalılara sor bak, çeyrek adalı Selefi göreceğimize, adasız Erdemi görelim derler sana. Erdem en azından tepeden bakmaz, karşısındakini dinler, makamından kovmaz, hakaret etmez, insani yönü vardır, konuşma üslubunu da, haddini de bilir. İster kabul et ister tam gaz veriştirmeye devam et. Halef siyaseti bilmez, yöneticilikten anlamaz, adadaki kumpaslardan bi haber gelmiş, kaşar memurlar arasında kime güveneceğini bilmez halde. Ancak 4 sene sonra işi çözer, son senesinde belki Belediye başkanlığı yapar. Çabalayıp daha önce kavrarsa her yıl için adalıların kazancına. Belediyedeki uç vermiş çıbanları sıkıp, cerahatlerini dışarı akıtıp tedavi etmedikçe o hastalık tüm belediyeyi saracak, kendisini de ateşli humma gibi hasta edecek. Meclis üyesine teslimatı kötü. Ama düşünkü tek bir güvenilir adamın olmadığı yerdesin konuşacak dostun bile yok. Ne halt yersin. Ortam rant ortamı. Gelen giden tufaya getirmenin peşinde. Alkolü sevince karar mekanizmasıda negatif etkileniyor. Tehditlere açık kalıyor. Tehditle başkan yardımcılığını vermek en kötüsü. İzahıda, savunmasıda yok. Bir diyet yüzünden verdiyse zorunlu olarak o makamı, gururu, şahsiyetine,itibarını düşünüp Ömer SEYFETTİN’in Diyet Hikayesindeki, Koca Ali gibi davranmasını, şimdiye kadar başkanlık yapamasa da,bari şahsiyet olarak adalıların gözünde Koca Erdem lakabını hak etmesini tavsiye ederim. Aynı tehdit devam ediyor, zabıta müdürlüğünü bana bağla kulislerinde müdürmü başkan yardımcısımı belli olmayan zat. Baş cerahat o. Araştırma raporunu okusa belediyenin tümünü değiştirecek. Okumaması daha iyi. Moralmanı ayakta kalsın bari. Yapacağı iki üç değişiklik içerisinde kendini müdür zanneden zevatı, gerçek olması gereken yere yani memur yapması ile bayağı bir rahatlar. Her an kendisini kötülüyor çünkü. “Oynat Uğurcuğum” diyerek halefin kafasını oynatmasınada vesile olmamak lazım. Değilmi ama . İstemesekte 4,5 yıl daha bozuk pusulalı gemide kaptan o. Çımacılar kaptanı devirmeye çalışıyor, kaptan umursamıyor, karaya oturmaz, devrilip batmazsa diye dua etmek yolculara düşüyor.Yani bize. Oynat uğurcuğum,

  2. NA demişki nah sana. Yazının özeti bu. İsim vermeden herkese colgeyt yapmış. Kadınmıdır erkekmidir anlamadım ama sanki kadınmış gibi. İtina ile isimsiz bir yazı. Araştırma raporuna kadar bilgi sahibi. Acaba erdoş bukadar olayların farkındamı. Hiç sanmıyorum. Saldım çayıra hadi koş engin beni kayıra diyor. Enginde kayırırmı kayarmı belli değil. Sonu hayırlı olsun desemde çok hayır gözükmüyor. Yani buraya müfettişler bir gelmeye başlarsa varya havluyu atar erdoş benden söylemesi.

  3. Akpli kalem silahşörleri dökülmüş. Salvolara başlamışlar. Adala Adalar olalı bukadar hakkaniyetli başkan görmüşmü acaba. Adam her şeyin başında insan. Atilla makamında çorapla dolaşırdı. Çobanlık yapamayacak adamı başkan yapanda kılıçdaroğlu değilmiydi.Ama ne dedik genel başkan uygun görmüştür bize uymak gerekir dedik. Sevdikmi, içimizemi sindi yok hiç sevmedik. Sevilecek adam değildi zaten. Megolaman kişiliğe sahip kendisini bir anda başkanlık makamında bulunca ne yapacağını bilememişti. Saygısızdı. Şimdi başkanlık gitti ya efendileşti azcık. Sudan çıkmış balığa döndü Erdem Başkanı beğenmez. Ondan başkan falan olmaz diyede utanmadan konuşur. Partili olmasak ona diyeceğimiz laf çokta zarar vermemek için susuyoruz. Ama Erdem Başkanın şimdiye kadar ne saygısızlığı görüldü. Ne makamı ne de şahsını küçük düşürecek hareketi olmamıştır. İnsanlar içki içebilir. Özellerinin konu edilmeside aşağılık bir davranış. Yok karısıyla kavgaları falan kaleme alınması, konu yapılması, belden aşagıya vurulup yazı hazırlanması, anlaşılıyorki bir kin nefret ile kaleme alınmış. Erdem Başkanın icraatlarını eleştirebilirsiniz saygı duyar doğrumu yanlış mı okurum ama aile ilişkilerine girmek yazılara malzeme yapmak N.A isimli kişinin hırsının, nefretinin yazıya vurulmuş şekli diye düşünüyorum. Çok ayıp. İnsanların içki içmesi kendisini ilgilendirir, özel yaşamına kimse karışamaz, aile ilişkilerine falan vurmak zavallılık. Bunları yazan kişi zavallıdır. Merak ederim yazan evlimidir bekarmıdır yoksa eşinden ayrımıdır diye. Sıkıntıları olan biri besbelli ve kalemi ister istemez bilinç altı kendi durumunu özetlemiş gibi.Yazık bir köşe yazarı edalarında falan. Yazısının her satırı öfke ve kin kusmuş Allah ıslah etsin

  4. Adalıyı, Adalıdan ayırıyorlar,
    Bu parasız, bu paralı deyip kayırıyorlar
    Yapmayın etmeyin desekte anlamıyorlar
    Ortalık karıştı, düzen bozuldu
    Yetiş ya savcım, yetiş ya Kaymakamım

    Yolunuz düştü mü Belediyenin memur madrabazlarına
    Kaderde olan değil, kurgulanan tezgah gelirmiş başa
    Mevzu rantiye olunca, can düşman olmuş yardımcıları, başkana
    Yetiş ya savcım, yetiş ya Kaymakamım

    Devlet babaya saygı kalmamış
    Adaletin sopasından nasiplerini almamış
    Hep bana, daha da bana diyerek gözleri doymamış
    Bi çare Adalılar, Belediyenin kaşalotlarını, şikayet edecekleri makamı şaşırmış
    Yetiş ya savcım, yetiş ya Kaymakamım

    Öyle bir Adalar ki çarpan çarpana
    Gariban Adalıların sirtindan, vuran vurana
    Askolsun, gerçekten dürüst bir memur bulana
    Adalet yaralı, Adalar pazarinda
    Parası olmayan, imar aykırılığında, yargı karşısında
    Paralı olan, imarın bacaklarını alsa da omuza
    Hikaye yazan kaşalot memurlarla
    Adalet yaralı, Adalar pazarinda
    Adalıyı, Adalıdan ayırıyorlar,
    Bu parasız, bu paralı deyip kayırıyorlar
    Yapmayın etmeyin desekte anlamıyorlar
    Ortalık karıştı, düzen bozuldu
    Yetiş ya savcım, yetiş ya Kaymakamım

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*