DOLAR 7,3989
EURO 8,9762
ALTIN 419,977
BIST 1465,74
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Parçalı Bulutlu

Yaramaz çocuk yoktur, sınırlarını öğrenmemiş çocuk vardır!

29.01.2021
A+
A-

Yaramaz çocuk yetişkinlerin tanımı ile hareketli, söz dinlemeyen ve uslu durmayan çocukları ifade etmektedir.

Yaramaz çocuk yoktur, sınırlarını öğrenmemiş çocuk vardır!

Uzman Klinik Psikolog Müjde Yahşi konu hakkında önemli bilgiler verdi.

Uslu olmayan çocuk aslında o sırada ilgisini çeken başka bir şeyle uğraşmaktadır. Çocuk, merakını giderebilecek biçimde davranışlar sergiliyorsa bu güvende olduğunun işaretidir ve ebeveyn olarak bu güveni sağlayabilmek çocuk için önem taşır. Eğer çocuk kendini rahat hissetmezse ebeveynin yanından ayrılmaz ve her daim yaptıklarından öte bir davranış sergilemez. Buda çocuk için çevrenin güvenli halde olması ebeveynin dikkat etmesi gereken önemli bir durumdur. Yaramazlık yapan çocuğun içinde bulunduğu durum onun sınırları belirleyemiyor oluşundan kaynaklıdır. Yani aslında yaramaz çocuk yoktur, sınırları öğretilmemiş çocuk vardır.

Peki çocuklar neden böyle davranırlar ?


Çocuğun kendini güvende hissetmesi ve nerede duracağını bilmesi, sınırlarını öğrenmesiyle ilgilidir. Sınırlarını bilmeyen çocuk; öfke krizleri yaşar, söz dinlemez, hakaret eder, yalan söyler, başını sürekli derde sokar, uyum problemleri gösterir, usul âdâb bilmez, başına buyruk davranır, sürekli inatlaşır yani davranış problemleri gösterir. Sınır, herşey demektir çünkü sınır, bir ihtiyaçtır. Duygusal ihtiyaçlarımızın dengesidir. Çok müsamaha göstermek ve çok baskı göstermek arasındaki belirgin çizgidir. Bu çizgide olan çocuk kendini, çevresini keşfeder ve olumlu benlik algısı oluşturur.  Çocuklar sınırları bilmeden dünyaya gelir, sınırları öğretecek olan ebeveynlerdir. 

Peki sınırları nasıl öğretebiliriz, bunun dengesi ne olmalıdır?

Çocuklar duygularını, davranış tepkileri ile yansıtır ve bu yolla iletişim kurarlar. Mesela kendi oyuncağını vermeyen ağabey karşısında kardeş öfkelenebilir, ağlayabilir ve öfkesini çevresindeki oyuncaklara zarar vererek gösterebilir. Bu durumda ağlayan çocuğa şöyle söyleyebiliriz: “Ağabeyin sana kendi oyuncağını vermediği için çok öfkelisin ve şuanda etrafındaki oyuncaklara zarar veriyorsun. Oyuncaklar yerlere fırlatmak için değil, onlarla oyun oynamak için var. Dilersen senin odana geçip hacıyatmazı yumruklayarak öfkemizi atabiliriz.” diyerek öncelikle duygu ve davranış yansıtması yapmalıyız sonra sınır cümleleri kullanmalıyız ve hemen akabinde alternatif sunmalıyız. Çocuğumuzun öfkesi hala yatışmıyorsa ve oyuncaklara zarar vermeye devam ediyorsa bu durumda: “Oyuncaklara zarar vermeye devam ettiğinde uzun bir süre oyuncak almamamı da seçmiş olursun” diyerek yanlış davranışın bedelini ödemesini öğreterek seçim hakkını çocuğa vermeliyiz.

ETİKETLER:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.