Yılbaşında mutlaka birilerinin hikâyeleri vardır

Yılbaşında mutlaka birilerinin hikâyeleri vardır

Yılbaşında mutlaka birilerinin hikâyeleri vardır

 

Yılbaşında hepimizin hikâyeleri vardır. Nedeni özeli hatırlamamızdan kaynaklanır. Bayram hikâyelerimiz yok mudur vardır. Hatırlamaz mıyız hatırlarız buda onun gibi bir şey işte!

Belli akşamın bayağı bir geç vakti. Belki de gece olmuş bile. Kış sizi şaşırtır. Güneş üşür herhalde erkenden kaçar. Akşamlar erken, geceler çok erken olur. Erken olunca da uzun olur. Yine gecelerden bir gece akşamın kaçıp gecenin geldiği vakitlerden bir vakit… Yoldayız. Kar yağmış ama adam akıllı. Her yer bembeyaz. Siz kara bata çıka yürüyorsunuz. Hani gırç diye ses çıkartır ya kara bastığınız zaman sıkışmış kar zerrecikleri… Aynen o sesler içinde ilerliyorsunuz. Gideceğiniz yer oysa uzak değildir ama mesafeyi kar uzatmıştır.

 

Hızınız az kısa olan yol uzundu. Yürürken çok enerji harcamanız gerekiyordu. Yorgun bitkin ilerliyorsunuz. Gittiğin yeri düşününce heyecanlanıyorsunuz. Selamet var orada. Sizi bekleyenler var.

Bir süre daha gittiniz. Yoruluyorsunuz ama kızgın değilsiniz. Yoruluyorsunuz ama vaz geçmişliğiniz yok. Bitkinsiniz ama bıkkınlığınız yok. Yollardasınız kar hala devam ediyor, farkındasınız. Yağıyor. Her bir kar tanesi yumuşak havada nasıl yağıyor diye şaşkınsınız. Öyle ya kar yağıyorsa hava bayağı bir soğuktur diye düşünüyorsunuz. Oysa sizin aldanmanız sadece serin havanın esmemesinden kaynaklanıyor. Estiği anda soğuk sanılıyor. Eseceği kadar esmiş, soğutacağı kadar soğutmuş. Sizin bedeniniz zaten alışmış. Yürüyorsunuz. Haydi, biraz daha gidin. Sizin birde elinizde yükünüz var. Allah – allah ağır mı geliyor taşıdıklarınız. Atın omuzunuza evet gördünüz mü şimdi daha rahatsınız. İlerleyin.

Gördünüz nihayet gideceğiniz evi gördünüz Aslında önce ışıkları gördünüz. Sarı beyaz karışımı ışıklar bir yanıp bir sönüyor gibi karışlamıştı sizi. Yaklaştıkça daha bir belirgin olmaya başladı. Evi görünce nasıl olduysa üşüdüğünüzü hissettiniz. Bu uzaktan görülen evin bacasının dumanından kaynaklana bilinir mi? Bir anda aklınızın fotoğraf makinesi, çekilen resim beyin huzmesi ve size aktarılan içerinin sıcak oluşu… Şömine yanıyordu ki duman çıkıyordu.  Hafif bir titreme halinden sonra daha hızlı ilerlemek için daha çıka bata oluyor adımlarınız kar muhabbetinde.

Eve yaklaşınca evin çok sevimli olduğunu görüyorsunuz. Nasıl ya diyorsunuz. Dışarıdan bakıyor ve evin çok sevimli olduğuna karar veriyorsunuz. Verirsiniz tabi. Kar her taraf beyaz. Işıklar var. Bahçe çitinin her tarafına Noel süsleri yapılmış. Evin hemen yanında büyük bir çam ağacı var. Ev sahibeleri evin içinde değil de dışındaki ağacı süslemişler. Ta uzaklardan ışıklandırılmış olduğu görülüyor. Ağaç kesilmemiş. Bahçedeki çam ağacı Noel ağacı olmuş. Bu gülümsetiyor sizi. Ne çok pencere var bu güzel bahçe içindeki evin.

Eve doğru yaklaştığınızda yeni bir keşifte daha bulunuyorsunuz. Bu evin önünden küçük çok küçük çayımsı bir su akıyor olmalı ki eve yaklaştığınızda fark ettiğiniz küçük bir köprü var. Biraz daha yaklaştığınızda doğru bu köprü olmasına köprüde altından akan su değil buz. Buz tutmuş minik derecik. Pırıl -pırıl parlıyor. Bu ne muhteşem bir görüntü… Bu kadar aydınlık olabilir mi hava. Peki, yıldızların ne işi var. Yukarıda yıldızlar aşağıda kar tanelerinin üzerine vuran evin ışıklarından süzülen yeniden renk huzmeleri halinde! Bu muhteşem bir görüntü… Bu muhteşem bir an. Durmalı derin bir nefes almalı. Buhar üflerken, gözlerden yaşlar gelirken dinlenmeli. Bu havanın tadına bakılmalı. Lezzetinin farkına varılmalı…

Biraz daha yaklaşıyorsunuz. Işıklar daha yakın, sarıların içinde hafif turuncular mı var siz mi öyle geliyor. Bu evin duvarları da kahverenginin bej ile aralarında pay ettikleri aynı tonlamalardaki renkler. Biraz daha yaklaşın köprüyü zaten geçtiniz. Soğuk artık belirgin… Hissediyorsunuz. Gözleriniz yaşarıyor. Bu belli. Ayaklarınız da hissiyiteni yavaşça terk etmek üzere. Biraz daha hızlı olmakta yarar olmalı. Hızlanın zaten içerisi çok davetkâr. Biraz daha ilerleyin. Ne kadar güzel eve yaklaştıkça yüzünüze bir sıcaklık mı vuruyor size mi öyle geliyor. İçeriden dışarıya gelen müzik içinizi mi titretmeye başladı. Neden gülümsüyorsunuz. Ne oldu? Ne olacak müzik geldi. Daha ne olsun. Üstelik onun en sevdiği ikili okuyor. Andrea Bocelli ve Sarah Brightman birlikte Canto Della Terra’yı okuyorlar… Aman Yarabbi. Tüyleri diken – diken oluyor. Bu onun şarkısıydı. Bu onun özlemiydi. Ne kadar uzun zamandır dinlememişti bu şarkıyı. Adımlarını hızlandırdı. Çitlerin arasındaki kapıyı açtı. Kalp atışları hızlanmıştı. Adımları hızlanmıştı. Heyecanı hızlanmıştı. Kapıya yaklaştığı anda sırtında taşımakta zorlandığı kocaman çuval modeli çantaya baktı.

“Hayır, buraya kadar içeri giremezsiniz. Siz benim dertlerim, sıkıntılarımdınız. Geçen yılda bıraktım sizleri. Bu yıl içeri de sevdiklerim, güzelliklerim, sağlığım, mutluluğum, huzurum, başarım beni bekliyor. Biliyorum sizle de çok güzeller oldu. Ama bakın içeriden sıcak hava geliyor, mis gibi güzel lezzetlerin kokuları geliyor. Benim sevdiğim müziğim geliyor. İçerisi yeni yıl. Sizlerle vedalaşma zamanı. Sizlerle görüşmeyeceğiz artık. Sizlere güle – güle.”

 

Sırtındakileri indirdi. Kapıya elini uzattı.

İşte tam o sırada havai fişekler patladı.

İşte tam o sırada tüm sevdiklerini karşısında gördü.

İşte tam o sırada ısındı.

İşte tam o sırada güldü.

İşte tam o sırada şükür etti…

İşte tam o sırada sevinçten ağladı.

Yeni yıla hoş geldim”

 

Kapıyı açılmıştı. İki adım attı ve içeri girdikten sonra kapıyı kapattı.

Hoş geldin yeni yıl…

 

Nazan Şara Şatana

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz